Yargıtay Kararları › Yargıtay 10. Hukuk Dairesi › Mayıs 2025 › 2024/13490 E., 2025/7523 K.

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2024/13490 E., 2025/7523 K. (06.05.2025) – Tazminat

Mahkeme
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/13490
Karar No
2025/7523
Karar Tarihi
06.05.2025
Konu
Tazminat

10. Hukuk Dairesi 2024/13490 E. , 2025/7523 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1945 E., 2022/2835 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Burdur 1. Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi SAYISI : 2015/148 E., 2022/72 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, sigortalının 19.06.2012 tarihinde meydana gelen iş kazasında sürekli iş göremezliğe uğradığını iddia ederek maddi ve manevi tazminat isteminde bulunmuştur.

II. CEVAP 1.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; olay nedeniyle davalı hakkında yapılan şikayet neticesinde davalı ... aleyhine Burdur 3.Asliye Ceza Mahkemesinin 2014/407 E. Sayılı ceza dava dosyasıyla yargılama yapıldığı, ceza yargılaması sürecinde şüpheli olan davalı ...'ın kaza olayındaki sorumluluğu ve kusuruna ilişkin olarak 3 kez bilirkişi incelemesi yaptırılmış ve incelemeler neticesinde tüm alınan bilirkişi raporları ve son olarak Mahkemeye sunulan 30.06.2014 tarihli bilirkişi heyeti raporuyla ...'ın alt işveren ve/veya asıl işveren sıfatı bulunmadığından yaralamalı iş kazasının gerçekleşmesinde herhangi bir tedbirsizlik veya ihmalinden bahsedilemeyeceği ve kusurlu olmadığı kanaatine varılmıştır” şeklinde bir tespit yapıldığı davacı aslında bir bakkal işletmecisi olduğu inşaat işleriyle alakası bulunmayan bir kişi olduğu önceye dayalı olarak da kazaya konu inşaat çalışanı olmadığı davacının davalıya karşı açtığı davasının ve taleplerinin reddine karar verilmesini talep etmiştir. 2.Diğer davalılar cevap dilekçesi sunmamıştır.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "1-Davanın kısmen kabul kısmen reddi ile 2-Maddi tazminat yönünden; 06.01.2021 tarihli raporla tespit olunan 454,83 TL maddi tazminatın kaza tarihi olan 19.06.2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve ...'dan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı tarafa ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, 3-Manevi tazminat yönünden; 2.500,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 19.06.2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve ...'dan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı tarafa ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, 4-Davalı ... yönünden açılan davanın reddine " şeklinde karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının, davalı işyerinde çalıştığı sırada 19.06.2012 tarihinde iş kazası geçirdiği, SGK tarafından olayın iş kazası olarak kabul edildiği birbirini doğrulayan kurum, SGK-YSK ve ATK raporlarıyla davacının kaza sonrasında kalıcı maluliyetinin olmadığı tespit edildiği, Mahkemece, dosya içeriğindeki tüm deliller takdir olunarak ve maddi olgular doğrultusunda iş kazasının nasıl meydana geldiği, kusur oranı ve aidiyet konusunda bilirkişi incelemesi yaptırıldığı, bu hususta iş güvenliği uzmanı bilirkişi heyetinden aldırılan 12.12.2019 tarihli raporun dosya kapsamına uygun olarak düzenlendiği, davacı yararına ödenmesi gereken maddi tazminat miktarının usul ve yasaya uygun olarak aktüerya uzmanı bilirkişi tarafından hesaplandığı, hesaplamaya temel alınan ücretin davacının yaptığı işin niteliğine, kıdemine ve TUİK verilerine uygun olduğu, manevi tazminata yönelik itirazların değerlendirilmesinde; davacının olay sırasında ve sonrasında çektiği elem, acı, ızdırap, tarafların kusur durumu, tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde hüküm altına alınan manevi tazminat miktarının Dairece az bulunduğu, bu nedenle takdiren 5.000,00 TL manevi tazminata hükmetmek gerektiği, AAÜT nin 13/3. maddesine göre maddi tazminat talebinin kısmen reddi durumunda karşı taraf vekili yararına hükmedilen ücret davacı vekili lehine belirlenen ücreti geçemeyeceği, bu nedenle Mahkemece hükmedilen vekalet ücretinin düzeltilerek davalı vekili lehine 454,83 TL ye hükmedilmesi gerektiğinin anlaşıldığı gerekçesiyle; 1- Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, 2- Davanın kısmen kabulü ile 3-Maddi tazminat yönünden; 06.01.2021 tarihli raporla tespit olunan 454,83 TL maddi tazminatın kaza tarihi olan 19.06.2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve ...'dan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı tarafa ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, 4-Manevi tazminat yönünden; 5.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 19.06.2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve ...'dan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı tarafa ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, 5-Davalı ... yönünden açılan davanın reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; a. Manevi tazminat miktarının çok düşük hükmedildiğini, b. Kazanın oluşunda müvekkilinin hiçbir kusurunun olmadığını, davacıya atfedilen kusur oranını ve maluliyet oranını kabul etmediklerini belirterek kararın temyizen bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, iş kazasında iş göremezliğe uğrayan sigortalının maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. 1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere, temyiz edenin sıfatına, temyiz kapsam ve nedenlerine göre davacı vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. Dosyadaki bilgi ve belgelerin incelenmesinden; kaza olayı sonucu davacı sigortalının % 0 oranında iş göremezliğe uğradığı, olayın meydana gelmesinde bir kısım davalıların %80 oranında, davacı kazalının %20 oranında kusurlu olduğu anlaşılmıştır. 3. Gerek mülga BK’nun 47. ve gerekse yürürlükteki 6098 sayılı TBK’nın 56. maddesinde hakimin bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verebileceği öngörülmüştür. Hakimin manevi zarar adı ile ölenin yakınlarına verilmesine karar vereceği para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 26.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir. 4.Manevi tazminatın tutarını belirleme görevi hakimin takdirine bırakılmış ise de hükmedilen tutarın uğranılan manevi zararla orantılı, duyulan üzüntüyü hafifletici olması gerekir. 5.Hakimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları tarafların sosyal ve ekonomik durumları paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu olayın ağırlığı olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması, bunun yanında olayın işverenin işçi sağlığı ve güvenliği önlemlerini yeterince alınmamasından kaynaklandığı da gözetilerek gelişen hukuktaki yaklaşıma da uygun olarak tatmin duygusu yanında caydırıcılık uyandıran oranda manevi tazminat takdir edilmesi gerektiği açıkça ortadadır. ( HGK 23.6.2004, 13/291-370) 6.Somut olayda davacı lehine hükmedilen 5.000,00 TL manevi tazminat bir miktar az olmuştur. 7.Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin, eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. 8. O halde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve Bölge Adliye Mahkemesince verilen hüküm bozulmalıdır.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1.Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, 2. Dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 06.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! f86356862a2c64c8 2fc778af10c32072

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi – Mayıs 2025 kararlarının tamamı