Yargıtay Kararları › Yargıtay 10. Hukuk Dairesi › Mayıs 2025 › 2024/10535 E., 2025/7745 K.

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2024/10535 E., 2025/7745 K. (08.05.2025) – Tazminat

Mahkeme
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/10535
Karar No
2025/7745
Karar Tarihi
08.05.2025
Konu
Tazminat

10. Hukuk Dairesi 2024/10535 E. , 2025/7745 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1371 E., 2024/1321 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 25. İş Mahkemesi SAYISI : 2017/574 E., 2023/164 K. Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalı Şirket adına kayıtlı “...” isimli özel deniz motorunda çalıştığını, müvekkilinin 04.06.2015 tarihinde yattta ...'te çalışırkerı, sahile yata kumanya almak için söz konusu motora ait lastik bota binerek sahile hareket ettiğini ve bu sırada lastik botun yakıt tankının patlaması üzerine kaza meydana geldiğini ve bu kazada yaralandığını belirterek maddi ve manevi tazminat isteminde bulunmuştur.

II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; zamanaşımı itirazlarının bulunduğunu, davacının geçirmiş olduğu kazada müvekkili şirketin kusurunun bulunmadığını, davacının 04.06.2015 tarihinde aniden tutuşan benzin deposunun yol açtığı bir patlama nedeniyle bu kazayı geçirdiğini, davacının kaza nedeniyle oluşan tüm sağlık giderlerinin müvekkili şirket tarafından karşılandığını, davacının kaza sonrasında iyileştiğini ve halen müvekkili şirkette çalıştığını, davanın sigorta şirketlerine ihbarının da gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle, davaya konu kazanın meydana gelmesinde işverenin %100 kusurlu olduğu, dava konusu kaza nedeniyle davacının %22 oranında sürekli iş göremezliğe maruz kaldığından hareketle; "1- Davacının maddi tazminat kabulüne; 1.103.132,17 TL maddi tazminatın, kaza tarihi olan 13.06.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 2- Davacının manevi tazminat talebinin kabulüne, 5.000 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 13.06.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan davalıdan alınarak davacıya verilmesine, " şeklinde karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; kararın gerekçesiz olduğunu, zamanaşımı itirazı yönünden karar verilmediğini, kusur raporuna ilişkin itirazların reddedildiğini, hesap raporuna itiraz yönünden usuli kazanılmış hak doğduğuna yönelik itirazların değerlendirilmediğini, bilirkişi heyeti konusunda uzman elektrik mühendisi ve gemi makine mühendisi bulunan heyetten rapor alınması gerektiğini, kaza yönünden üretim hatası hususuna ilişkin eksik inceleme yapıldığını, hesap raporunun hatalı olduğunu, gerçek zarar hesabının varsayımlara dayalı olduğunu, bakiye ömür süresinin hatalı tespit edildiğini, hesap hususunda hakkaniyet indirimi yapılması gerektiğini, davacının dava dilekçesinde faiz talebinde bulunmadığını, kısmi dava olarak açtığını, tüm taleplerinin zamanaşımına uğradığını, sonrasında ıslah dilekçesi ile faiz yönünden ıslah ettiğini, davacının faiz ve nakdi tazminatın artırılmasına yönelik ıslah talebinin reddine karar verilmesi gerektiğini, maddi manevi tazminata ilişkin hesap raporunda davalı lehine usuli kazanılmış hak doğduğunu, aynı davada sadece bir kez ıslah hakkı bulunduğunu, davacı ilk rapora itiraz etmemesine rağmen ikinci rapora göre karar verildiğini, davacının yargılama sırasında hiçbir rapora itiraz etmediğini, ikinci raporun davalı itirazı üzerine alındığını, bu durumda da kazanılmış hak doğduğunu, ayrıca ikinci raporun iki yıl sonra verildiğini ve adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini belirterek istinaf kanun yoluna başvurmuştur. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne dair İlk Derece Mahkemesi kararının tarafların iddia ve savunmalarına, dosya kapsamına, hükmün dayandığı deliller ve kanuni gerektirici sebeplere, delillerin taktirinde isabetsizlik görülmemesine göre HMK 355.maddesi kapsamında kamu düzenine de aykırı bir husus bulunmadığının anlaşıldığı gerekçesiyle davalı tarafından yapılan istinaf taleplerinin esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itirazlarını yineleyerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, iş kazasından kaynaklanan maddi tazminat ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369. maddesinin birinci fıkrası ile 371. maddesi, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 13, 16, 20 ve 21. maddeleri ile 4857 sayılı İş Kanunu'nun 77. maddesi 3. Değerlendirme Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre, davalı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışındaki sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Dosya kapsamından; Mahkemece davacının maddi zarar tespiti amacıyla 03.04.2020 tarihli hesap bilirkişi raporu aldırıldığı, aldırılan raporda Kurum Sağlık Kurulu kararı ile belirlenen %19 oranının esas alındığı ve davacının bakiye ömür süresinin tespitinde PMF-1931 tablosunun kullanıldığı zararın 297.716,45 TL olarak hesap edildiği, davacı vekilince anılan rapora itiraz edilmediği, davalı vekilince rapora beyan süresi içerisinde 26.06.2020 tarihli celsede raporda esas alınan Kurumca belirlenen sürekli iş göremezlik oranının kabul edilmediğinin beyan edildiği, Mahkemece sırasıyla YSK, ATK3.İhtisas Kurulu ve ATK 2. Üst Kurulundan rapor aldırıldığı, ATK 2.Üst Kurulunun 07.07.2022 tarihli kararı ile davacının sürekli iş göremezlik oranının geçici iş göremezlik süresi sonundan itibaren % 28 olarak belirlendiği, Mahkemece yeniden hesap raporu aldırıldığı, 19.09.2022 tarihli hesap raporunda davacının sürekli iş göremezlik oranı %28 olarak esas alınmakla bakiye ömür süresinin tespitinde TRH-2010 tablosunun esas alınması suretiyle zararın daha fazla 1.108.132,17 TL olarak hesaplandığı, davacı vekilince anılan rapora itiraz edilmeksizin raporda belirtilen miktar üzerinden 30.10.2023 tarihli talep arttırım dilekçesi ile maddi tazminat talebini arttırdığı, Mahkemece davacı lehine 19.09.2022 tarihli hesap raporunun hükme esas alınması suretiyle 1.108.132,17 TL maddi tazminata karar verildiği anlaşılmıştır. Usuli kazanılmış hak davaların uzamasını önlemek, hukuki alanda istikrarı sağlamak ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay uygulamaları ile geliştirilmiş, öğretide kabul görmüş ve usul hukukunun vazgeçilmez ana ilkelerinden biri haline gelmiştir. Usulü müktesep hak, anlam itibariyle, bir davada, Mahkemenin ya da tarafların yapmış olduğu bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve uyulması zorunlu olan hakkı ifade etmektedir. Mahkemenin, Yargıtayın bozma kararına uyması ile bozma kararı lehine olan taraf yararına bir usulü kazanılmış hak doğabileceği gibi, bazı konuların bozma kararı kapsamı dışında kalması yolu ile de usulü kazanılmış hak gerçekleşebilir. Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir. Bozma kararına uymuş olan mahkeme kesinleşen bu kısımlar hakkında yeniden inceleme yaparak karar veremez. Bir başka anlatımla, kesinleşmiş bu kısımlar, lehine olan taraf yararına usulü kazanılmış hak oluşturur (04.02.1959 gün ve 13/5 sayılı YİBK). Kazanılmış haklar “Hukuk Devleti” kavramının temelini oluşturan en önemli unsurlardandır. Kazanılmış hakları ortadan kaldırıcı nitelikte sonuçlara yol açan yorumlar Anayasa'nın 2.maddesinde açıklanan “Türkiye Cumhuriyeti sosyal bir hukuk devletidir” hükmüne aykırılık oluşturacağı gibi toplumsal kararlılığı, hukuksal güvenceyi ortadan kaldırır, belirsizlik ortamına neden olur ve kabul edilemez. Yargıtay İçtihatları ile kabul edilen “usulü kazanılmış hak” olgusunun, bir çok hukuk kuralında olduğu gibi yine Yargıtay İçtihatları ile geliştirilmiş istisnaları bulunmaktadır. Örneğin Mahkemenin bozmaya uymasından sonra yeni bir içtihadı birleştirme kararı (09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı YİBK) ya da geçmişe etkili yeni bir kanun çıkması karşısında, Yargıtay bozma ilamına uyulmuş olmakla oluşan usulü kazanılmış hak hukukça değer taşımayacaktır. Usulü kazanılmış hakkın hukuki sonuç doğurabilmesi için bir davada ya taraflar ya mahkeme ya da Yargıtay tarafından açık biçimde yapılmış olan ve istisnalar arasında sayılmayan bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş uyulması zorunlu olan bir hakkın varlığından söz edilebilmesi gerekir. (HGK.'nın 12.07.2006 T., 2006/4-519 E., 2006/527 K, 03.12.2008 T., 2008/10-730 E., 2008/732 K.) Zira usulü kazanılmış hak ilkesi kamu düzeniyle ilgilidir. (09.05.1960 T., 21/9; 04.02.1959 gün 13/5 sayılı İçtihadı Birleştirme kararı) Somut olayda Mahkemece hükme esas alınan 19.09.2022 tarihli hesap raporunda davacı vekilince Kurum Sağlık Kurulu kararı ile belirlenen sürekli iş göremezlik oranına itiraz edilmemesine rağmen davalı vekilince ileri sürülen itirazlar sonucu ATK 2.Üst Kurulunca belirlenen daha yüksek oranda sürekli iş göremezlik oranının kabulü ile yine davacı vekilince 03.04.2020 tarihli rapora itiraz edilmemesi sonucu davacı kazalının bakiye ömür süresinin tespitinde PMF -1931 tablosunun esas alınması gerekirken TRH-2010 tablosunun esas alınması ile bakiye ömür süresinin daha uzun süre olarak tespiti sonucu maddi zarar hesabı yapılmış olup anılan rapor doğrultusunda tesis edilen karar davalı lehine oluşan usuli kazanılmış hakkın ihlali neticesine yol açmakla hatalı olmuştur. Ayrıca davacı vekilince dava dilekçesinde talep olunan maddi ve manevi tazminat talepleri yönünden faiz talebinde bulunmadığı 30.01.2023 tarihli dilekçesi ile ilk kez ıslah talebinde bulunulduğu halde Mahkemece dava dilekçesinde talep olunan manevi tazminata ve maddi tazminatın tümüne kaza tarihi itibariyle yasal faiz işletilmesi de hatalı olmuştur. O halde Mahkemece yapılacak iş; yeniden hesap raporu aldırmak, alınacak raporda davacı kazalının bakiye ömür süresinin tespitinde PMF -1931 tablosunun uygulanması ile davacı kazalının sürekli iş göremezlik oranının %19 olarak esas alınması gerektiği hususlarını gözetmek ve davacı vekilinin temyiz isteminin bulunmadığı da dikkate alınarak hükme esas alınan 19.09.2022 tarihli hesap raporundaki bilinen (iskontosuz), bilinmeyen (iskontolu) dönem başlangıç ve bitiş tarihlerini değiştirmemek suretiyle davacı kazalının maddi zararını belirlemek ve taraflar lehine oluşan usuli kazanılmış hakkı da gözeten dava dilekçesinde faiz talebi bulunmadığından dava dilekçesinde talep edilen alacak miktarları yönünden faiz işletilmemesi suretiyle bir karar vermekten ibarettir. KARAR : Açıklanan sebeplerle, Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgilisine iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 08.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 5b87c9e28994ad3c 5b7adb7576a7ff7f

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi – Mayıs 2025 kararlarının tamamı