Yargıtay Kararları › Yargıtay 10. Hukuk Dairesi › Mayıs 2025 › 2025/468 E., 2025/7766 K.

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2025/468 E., 2025/7766 K. (08.05.2025)

Mahkeme
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/468
Karar No
2025/7766
Karar Tarihi
08.05.2025

10. Hukuk Dairesi 2025/468 E. , 2025/7766 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/943 E., 2024/3099 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Kırşehir 1. Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi SAYISI : 2022/256 E., 2022/463 K. Bölge Adliye Mahkemesinin kararı davacı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü;

I. DAVA Davacı Kurum vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili Kurum tarafından, ...Ürünleri Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti.'nin pirim borçları nedeniyle hakkında icra takibi başlatıldığını, davalı şirketin 22.02.2018 tarihi itibariyle günü geçmiş 210.064,36 TL borcu bulunduğunu, borçluya ödeme emirlerinin gönderildiğini, 23.02.2016 ve 19.09.2017 tarihinde tebliğ olunduğunu ancak borçlu tarafından mal beyanında bulunulmadığını, şirket faaliyetinde kullanılmak üzere işyerinde yağ dolum tankları ve yağ dolum makinalarının mevcut olduğunu, Kuruma olan borcun ödenmemesi üzerine 12.10.2017 tarihinde söz konusu işyeri adresine Kurum icra memurları tarafından fiili haciz işlemi yapılmak üzere gidildiğini, şirkette hazır bulunan 49 adet yağ tankından şirket görevlisi Sefa Kaya tarafından ortalama değerleri belirtilen çeşitli hacimlerde 40 adet yağ depolama tankı, 3 adet yağ dolum makinasi (manuel) ve 1 adet yağ dolum makinesinin (otomatik) haczedilerek ...'ya yed-i emin ihtaratı yapılarak teslim edildiğini, söz konusu borcun taksitlendirilmemesi ve ödenmemesi üzerine işyerine 2. kez fiili haciz işlemi için gidildiğini, daha önce haczedilen yağ dolum tanklarının yerinde olmadığının görüldüğünü, akabinde çevrede yapılan araştırma sonucunda işyerinde daha önce 40 adet yağ dolum tankının haricinde bulunan 11 adet yağ dolum tankından 9 adetinin OSB yol ayrımında bulunan boş araziye, 2 tanesinin de ... Sanayi Sitesinde boş araziye ... tarafından taşındığının, ayrıca ...'nin sosyal paylaşım sitesi üzerinden yağ dolum tanklarını 7.000 TL ve 9.000 TL bedelle satışa çıkattığının tespit edildiğini, söz konusu yağ dolum tanklarının haczedilerek yedi-i emin deposuna teslim edilmek üzere taşıma işlemleri sırasında davalı ...'in gelerek söz konusu malların kendisine ait olduğunu beyan ettiğini ve bu beyanın haciz tutanağına geçirildiğini, davalı ...'in 21.02.2018 tarihinde müdürlüklerine gelerek söz konusu satışa ilişkin faturayı ibraz ettiğini, faturanın incelenmesi sırasında fatura tarihinin 12.10.2017 tarihli fiili haciz işleminden sonra olduğunu ve faturadaki mal bedellerinin değerinin çok altında olduğunun görüldüğünü, davalılar tarafından yapılan bu satış işleminin muvaazalı ve kötüniyetli olduğunun açık olduğunu, gerçek değer ile faturadaki değer arasındaki fahiş farkın muvazaanın açık kanıtı olduğunu, borçlunun tasarruf amacının icra takibini etkisiz hale getirmek olduğunu, bu nedenlerle davalılar arasındaki satış işleminin iptali ile söz konusu malların 3. kişilere devrinin önlenmesi için ihtiyati tedbir kararı verilerek malların yediemine teslimine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

II. CEVAP Davalı şirket cevap dilekçesi sunmamıştır. Davalı ... duruşmada vermiş olduğu beyanında özetle; kimyasal ürünler ürettiğini, davaya konu tankları büyük olduğu için kendisinin kullanmak üzere satın aldığını, davalı şirket temsilcilerini tanıdığını, davaya konu tankları fatura tarihinden bir gün önce satın aldığını, davalı şirket ile daha önceden alışverişinin olduğunu, onlardan alacağı olduğunu, kendisinin davalı şirkete 8 adet formül sattığını, yaklaşık 45.000 TL alacağının olduğunu, hacizden haberinin olmadığını, satın aldığı tankların organize sanayiye gelirken yol kenarına konulduğunu, şirket temsilcileri ile görüştüğünü, o tankları sorduğunu, şirket temsilcilerinin tankların kendilerine ait olduğunu söylediklerini, neden orada olduklarını sorduğunda onlarda yağ fiyatlarının yükseldiğini işi idare edemeyecek duruma geldiklerini, maliyeye ve SGK'ya borçlarının olduğunu söylediklerini, işyerinde bulunan tankların haczedildiğini söylediklerini, kendisinin de yol kenarında bulunan tankların hacizli olup olmadığını sorduğunu, onların da o tankların hacizli olmadıklarını söylediklerini, kendisinin de o tankları satın alabileceğini söylediğini, satışın bu şekilde gerçekleştiğini beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın reddine, karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı Kurum vekilinin istinaf başvurusunda bulunması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile " 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 106. maddesi ile mülga 1479 sayılı Kanun’un 70. ve mülga 506 sayılı Kanun’un 134. maddesinde, bu Kanunların uygulamasından doğan uyuşmazlıkların yetkili iş mahkemelerinde görüleceği, 5510 sayılı Kanun’un 101. maddesinde de, aksine hüküm bulunmayan hallerde, 5510 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanmasıyla ilgili ortaya çıkan uyuşmazlıkların iş mahkemelerinde görüleceği düzenlenmiştir. Tasarrufun iptaline ilişkin davanın yasal dayanağı olan 6183 sayılı Kanun'un 24. maddesi; “Amme borçlusunun bu Kanun’un 27, 28, 29 ve 30. maddelerinde yazılı tasarruf ve muamelelerinin iptali için umumi Mahkemelerde dava açılır ve bu davalara diğer işlere takdimen umumi hükümlere göre bakılır” hükmünü içermektedir. Muvazaalı tasarrufun iptali davalarının 6183 sayılı Kanun'un 24. maddesine göre genel Mahkemelerde görülüp sonuçlandırılması gerekmekte ise de (Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 28.09.2020 tarih ve 2020/890 Esas, 2020/4978 Karar sayılı; 14.11.2022 tarih ve 2022/9081 Esas, 2022/14121 Karar sayılı ilamları da bu yöndedir) eldeki tasarrufun iptali davasının Asliye Hukuk Mahkemesinde açıldığı, Kırşehir 1. AHM'nin 2018/92E, 2018/615K sayılı, 24.10.2018 tarihli kararının, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 16. HD'nin 2020/204 E., 2022/761 K. sayılı, 21.04.2022 tarihli kararı ile İş Mahkemesinin görevli olduğu belirtilerek kaldırılmasına karar verildiği, söz konusu kararın kesin nitelikte olması sebebiyle Dairemiz tarafından ... 1. Asliye Hukuk (İş) Mahkemesinin eldeki kararına yönelik değerlendirme yapılması gerekmiş olup toplanan deliller ve tüm dosya kapsamından Mahkeme kararının vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı" gerekçesiyle davacı Kurum vekili tarafından yapılan istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı Kurum vekili özetle; 1.Mahkemenin gerekçeli kararında, 15.01.2018 tasarruf tarihi itibariyle toplam borç miktarı olan 206.328,71 TL’yi karşılar 263.000,00 TL'lik davalı şirkete ait hacizli malın bulunduğu, hacizli malların satışı yapılmadan eldeki davanın açılmasının yerinde olmadığı, hacizli malların satışından sonra Kurumun tahsil edemediği bakiye alacağının bulunması halinde eldeki davayı açabileceğinin belirtildiğini, oysa bilirkişi raporunda haczedilen yağ tanklarının piyasa değerinin 263.000,00 TL olduğu belirtilse de söz konusu malların satış kabiliyeti olmayan ve sipariş üzerine üretilen mallar olduğundan haczedilen malların amme alacağına yetecek miktarda olmadığının açık olduğunu, 2.Nitekim müvekkili Kurumun haczettiği malların borca yetecek miktarda olmadığının tespit edildiğini, satılan malların borcu ödemeye yeterli gelmediğini, 6183 sayılı Kanun'un 24 vd. maddeleri anlamında işbu davanın şartlarının oluştuğunu, Yerel Mahkemece doğrudan bilirkişi raporundaki değerlere itibar edilerek verilen kararın usul ve kanuna aykırı olduğunu, 3.Yine Mahkemece tasarrufun iptali davasına konu işbu tankların davalı tarafından ediniminde davalının kötüniyetli olduğunun ve hacizli olarak edindiğinin kabulü halinde 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 86/2 ve 3. fıkraları kapsamında müvekkili Kurumun hacizli malların satışını isteyebileceği, uyuşmazlığın cebri icra ile ilgili olduğu belirtilerek davanın reddine karar verildiğini, oysa bu maddelerin işbu davada uygulama alanı bulunmadığını, zira müvekkili Kurumun alacaklarının 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsili Usulü Hakkında Kanun hükümlerine göre tahsilinin öngörüldüğünü, 4.Ayrıca satış işlemindeki muvaazanın varlığı bu kadar aşikâr iken ve Yerel Mahkemece de kabul edilmişken 23.02.2018 tarihli ihtiyati haczin hükümsüzlüğünün tespiti kararının da usul ve kanuna aykırı olup müvekkili Kurumun zararına sebep olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık tasarrufun iptali istemine ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, davacı Kurum vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 08.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! da4d953963f76ca6 098103f32a918365

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi – Mayıs 2025 kararlarının tamamı