Yargıtay Kararları › Yargıtay 10. Hukuk Dairesi › Mayıs 2025 › 2024/13666 E., 2025/7697 K.

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2024/13666 E., 2025/7697 K. (08.05.2025)

Mahkeme
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/13666
Karar No
2025/7697
Karar Tarihi
08.05.2025

10. Hukuk Dairesi 2024/13666 E. , 2025/7697 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/2065 E., 2024/2433 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İzmir 14. İş Mahkemesi SAYISI : 2014/412 E., 2017/86 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ve feri müdahil Kurum vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili; müvekkilinin davalıya ait .... plaka sayılı takside 2001 yılından 10.01.2010 tarihine kadar şoför olarak çalıştığını, aynı tarihlerde davalının eşine ait ..... plaka sayılı takside de çalışmasının bulunduğunu ancak çalışmasının yoğun olarak davalıya ait takside geçtiğini, ayrıca 24.03.2006-31.10.2008 tarihleri arasında çoğunlukla davalıya ait takside çalışmasına rağmen davalının eşine ait ..... plaka sayılı takside çalıştığına dair Kuruma bildirim yapıldığını ileri sürerek 24.03.2006-31.10.2008 tarihleri arasındaki dönem dışında 2001 yılından 10.01.2010 tarihine kadar davalı nezdinde geçen ve Kuruma bildirilmeyen hizmetlerinin tespitine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP 1. Davalı vekili; hak düşürücü sürenin geçtiğini, davacının davalıya ait takside işçi olarak değil kira sözleşmesi ile kendi nam ve hesabına çalıştığını belirterek davanın reddini savunmuştur. 2. Fer'î müdahil Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK/Kurum) vekili; davacının 24.03.2006 tarihinden önceki talebi yönünden hak düşürücü sürenin geçtiğini, Kurum kayıtlarında davalı adına kayıtlı işyerinin bulunmadığını, dava dışı ..... adına kayıtlı işyerinden davacı adına 24.03.2006-31.10.2008 tarihleri arasında bildirim yapmış olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 30.03.2017 tarihli ve 2014/412 Esas, 2017/86 Karar sayılı kararı ile ... ve .... plaka sayılı araçların aralarında organik bağ bulunan davalı ve davalının dava dışı eşine ait olması nedeniyle blok çalışmanın varlığı karşısında hak düşürücü sürenin geçmediği, tanık beyanları, İzmir 1. İş Mahkemesinin 2010/702 Esas ve İzmir 12. İş Mahkemesinin 2012/60 Esas sayılı dosyaları, 31.01.2017 tarihli bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı dikkate alındığında davacının davalıya ait Kuruma tescili bulunmayan .... plakalı takside şoför olarak 24.03.2006-31.10.2008 tarihleri arasındaki süre hariç olmak üzere 01.04.2001-10.01.2010 tarihleri arasında toplam 2223 gün asgari ücretle çalıştığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ve feri müdahil Kurum vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 19.07.2018 tarihli ve 2017/1444 Esas, 2018/1311 Karar sayılı kararı ile davalı işyerinden bildirimi bulunmayan davacının dava dışı .. ..’a ait işyerinden 24.03.2006-31.10.2008 tarihleri arasında bildirimi mevcut olmakla çalışma süresinin kesintiye uğradığı, davalı ile dava dışı .....’ın işlettiği araçların farklı olduğu ve davalı adına kayıtlı araçla ilgili işyeri tescili bulunmadığı, kaldı ki 05.11.2009 tarihinde boşandıkları, bu durumda blok çalışma kabul edilmeyeceği, 24.03.2006 tarihinden önceki talep yönünden hak düşürücü sürenin geçtiği, davacının 31.10.2008 tarihinden sonraki talep yönünden ise hizmet akdinin unsurlarının ispatlanamadığı ayrıca hem davalıya hem de dava dışı .....’a dava açmakla çelişkili beyan ve yaklaşımda bulunduğu gerekçesiyle davalı ve fer’î müdahil Kurum vekillerinin istinaf başvurularının kabulü ile İlk Derece Mahkemesinin kararı kaldırılıp düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.

V. BOZMA VE BOZMADAN SONRA YARGILAMA SÜRECİ Bölge Adliye Mahkemesinin 19.07.2018 tarihli kararının süresi içerisinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 10.02.2020 tarih 2018/6315 Esas 2020/884 Karar sayılı ilamı ile "...1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre, davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddi gerekir. 2-Dava, 506 sayılı Kanun'un 79/10. (5510 sayılı Kanun’un m. 86/9.) maddesi uyarınca açılmış hizmet tespiti davasıdır. Maddeye göre, “Yönetmelikle tespit edilen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalıştıkları Kurumca tespit edilemeyen sigortalılar, çalıştıklarını hizmetlerinin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıl içerisinde mahkemeye başvurarak alacakları ilam ile ispatlayabilirlerse, bunların mahkeme kararında belirtilen aylık kazanç toplamları ile prim ödeme gün sayıları nazara alınır.” Hizmet akdi ile bir veya birden fazla işveren tarafından çalıştırılanların hizmetlerin tespitine ilişkin davalar, kamu düzenine ilişkindir. Bu nedenle özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmesi zorunludur. Bu çerçevede hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, bu tür davalarda tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyerek, gerekli araştırmaların re'sen yapılması ve kanıtların toplanması gerektiği göz önünde bulundurulmalıdır. 6100 sayılı HMK m. 119/1-e gereğince davacının, iddiasının dayanağı olan bütün vakıaların sıra numarası altında açık özetlerini bildirmek, m. 194 gereğince de taraflar, dayandıkları vakıaları, ispata elverişli şekilde somutlaştırma yükümlülüğü vardır. Tarafların, dayandıkları delilleri ve hangi delilin hangi vakıanın ispatı için gösterildiğini açıkça belirtmeleri zorunludur. Bir davada haklı çıkabilmek için soyut veya genel hatlarıyla bir iddiayı ortaya koymak yeterli değildir. Aynı zamanda bu iddiaların, ispata elverişli hale getirilerek zaman, mekân ve içerik olarak somutlaştırılması gerekir. En azından iddianın araştırılabilmesine yönelik somut bilgi ve açıklamaların sunulması gerekir.İddia somutlaştırıldıktan sonra hâkim ve karşı taraf, bunun üzerinden savunma ve yargılama yapabilecektir. Soyut iddialar ve vakıalar üzerinden değerlendirme yapılması mümkün değildir. Somutlaştırma yükü, genel anlamda tarafların açıklama ödevinin bir parçası ve layihalar teatisi aşamasındaki tezahür şeklidir. Somutlaştırma yükü, basit yargılama ve kendiliğinden araştırma ilkesinin uygulandığı davalarda da geçerlidir. HMK m. 31 gereğince, Hâkim, uyuşmazlığın aydınlatılmasının zorunlu kıldığı durumlarda, maddi veya hukuki açıdan belirsiz yahut çelişkili gördüğü hususlar hakkında, taraflara açıklama yaptırabilir; soru sorabilir; delil gösterilmesini isteyebilir. Davaya konu talebin somutlaştırılmaması halinde önce hâkim, m. 31 ve 119/1-e gereğince davayı aydınlatma ödevi ve ön incelemedeki görevi gereği, somut olmayan hususların belirlenmesini davacıdan istemeli, gerekirse tarafa açıklattırma yaptırmalı, bu eksiklik giderildikten sonra yargılamaya devam etmelidir. Hizmet tespiti davalarının amacı hizmetlerin karşılığı olan sosyal güvenlik haklarının korunmasıdır. Hizmet akdine dayalı çalışma olgusunun ispatında delil sınırlandırması yoksa da davacının Kurum sicil dosyası, işyeri özlük dosyası temin edilip işyerinin Kanunun kapsamında veya kapsama alınacak nitelikte bulunup bulunmadığı eksiksiz bir şekilde belirlendikten sonra iddia edilen çalışmanın başlangıç ve bitiş tarihleri, hangi işyerinde ne iş yapıldığı, işyerinin kapsam, kapasite ve niteliği, prime esas kazanca tabi ücretin ne olduğu, çalışmanın sürekli, kesintili, mevsimlik olup olmadığı eksiksiz bir şekilde açıklığa kavuşturulmalıdır. Taraf tanıklarının sözleri değerlendirilirken bunların inandırıcılığı üzerinde durulmalı, verdikleri bilgilere nasıl vakıf oldukları, işveren ve işçiyle, işyeriyle ilişkileri, bazen uzun yılları kapsayan bilgilerin insan hafızasında yıllarca eksiksiz nasıl taşınabileceği düşünülmeli ve tanıklar buna göre dinlenilmeli, re’sen araştırma kapsamında sadece taraf tanıkları ile yetinilmeyip mümkün oldukça işyerinin müdür, amir, şef, ustabaşı ve postabaşı gibi görevlileri ve o işyerinde çalışan öteki kişiler ile o işyerine komşu ve yakın işyerlerinde bu yeri bilen ve tanıyanlar dahi dinlenerek tanık beyanlarının sağlığı denetlenmeli ve çalışma olgusu böylece hiç bir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak biçimde belirlenmelidir. Yukarıda belirtilen maddi ve hukuki olgular ışığında 31.10.2008-10.01.2010 dönemi yönünden, ... plakalı araçta davacı hakkında tanzim edilen 04.02.2009 tarihli ceza tutanağı da gözetilmek suretiyle, komşu işyerleri ile bunların bordroda kayıtlı tanıkları tespit edilerek; davacının çalıştığı süre ve çalışmanın kapsamı konusunda bilgilerine başvurulmalı, çalışmanın var olup olmadığı, sürekli veya kesintili olup olmadığı, hiçbir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak biçimde çözümlenip; deliller hep birlikte değerlendirilip takdir edilerek, çalışma olgusu böylece hiç bir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak biçimde belirlenmelidir. Mahkemenin, yukarıda belirtilen hususlar gözetilmeksizin eksik araştırma ve inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. O hâlde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesince verilen hüküm bozulmalıdır..." gerekçesiyle karar bozulmuştur. Bozma üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 08.07.2020 tarih 2020/765 Esas, 2020/1015 Karar sayılı kararı ile 31.10.2008-10.01.2010 tarihleri arasındaki çalışma dönemi yönünden taraflar arasında hizmet akdinin unsurlarını taşıyan bir çalışma ilişkisinin varlığının ispatlanamadığı, kira sözleşmesine dayalı olarak davalıya ait aracı kullanan davacı adına trafik ceza tutanağının düzenlenebileceği, davacının davalıya ait aracı kullandığına dair taraflar arasında çekişme bulunmadığından bu olgunun ayrıca araştırılmasının gerekli olmadığı, uyuşmazlığın kira sözleşmesine değer verilip verilmeyeceği noktasında toplandığı, yazılı kira sözleşmesinin aksine hizmet akdinin varlığını ortaya koyacak nitelikte bir delil sunulmadığı gibi davacının aynı çalışma dönemine ilişkin olarak birden fazla kişi hakkında açtığı davalarla iddiasının gerçekliği konusunda şüphe ve çelişki oluşturduğu gerekçesiyle direnme kararı verilmiştir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 03.05.2023 tarihli kararı " Somut olayda taraflar arasında ... plaka sayılı ticari taksinin iki yıl süreyle kiralanmasına dair 25.12.2008 tarihli kira sözleşmesi düzenlendiği, ceza tutanaklarına göre uyuşmazlık konusu dönemde trafik para cezalarının davacı adına önceki ve sonraki dönemde davacı, davalı ve dava dışı ... adına düzenlenmiş olduğu, taraf tanıklarının davacının başka şoför çalıştırdığını beyan ettikleri, davacının uyuşmazlık konusu dönemde davalıya ait işyerinden veya başka bir işyerinden Kuruma 4/1-a kapsamında bildirilen çalışmasının bulunmadığı, davacının 24.03.2006-31.10.2008 tarihleri arasında davalının eski eşi dava dışı ...'a ait ...plaka sayılı taksiye ilişkin işyerinde çalıştığı anlaşılmıştır. 50. Yukarıda yapılan açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde davacının vergi ve taksiciler odası kaydı ile 5510 sayılı Kanun'un 4/1-b maddesi kapsamında kayıt ve tescilinin bulunup bulunmadığı araştırılmalı, ... plaka sayılı ticari taksiye ait kasko poliçesi ve ilgili belgeler getirtilmeli ve bahsi geçen aracın zorunlu malî mesuliyet sigortasının kim tarafından yapıldığı, aracın vergilerinin, trafik cezalarının, bakım giderlerinin ve sigorta primlerinin kim tarafından ödendiği tespit edilmeli, İzmir Şoförler ve Otomobilciler Odasından ticari taksi kiralanma usulü ve şoför kaydı tutulup tutulmadığı sorulmalı, şoför kaydı bulunduğunun anlaşılması hâlinde tespit edilen kişilerin tanık olarak beyanları alınmalı ayrıca taksinin bağlı bulunduğu taksi durağında uyuşmazlık konusu dönemde çalıştığı anlaşılan şoförler ile taksi sahipleri ve taksi durağının çevresinde davacının çalışmaları konusunda bilgi sahibi olabilecek komşu işyeri (varsa taksi durağı) tanıkları ile taraf tanıklarının davacının şoför olarak çalıştırdığını belirttikleri aynı zamanda trafik ceza tutanağında ismi geçen ... dinlenmeli ayrıca 04.02.2009 tarihli trafik ceza tutanağı da gözetilmek suretiyle toplanan deliller ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilerek davacının taraflar arasında hizmet akdi mi yoksa kira sözleşmesi mi bulunduğu kuşkuya yer verilmeyecek şekilde belirlendikten sonra sonucuna göre bir karar verilmelidir." gerekçesi ile karar bozulmuştur. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen tarih ve sayılı kararı ile Yargıtay Hukuk Genel Kurulu tarafından direnme kararının bozulması üzerine dosyanın yargılaması yapılmış ve re'sen yapılan araştırma sonucunda elde edilebilecek deliller toplanmış olup, bu kapsamda, davacı asil isticvap edilmiş, bir kısım tanıklar dinlenmiş, özellikle bozma kararında ifade edilen tanık ... dinlenmiş, davacının çalıştığını ileri sürdüğü taksi durağında ticari taksisi bulunan araç sahiplerine ve çalışanlarına ulaşılmaya çalışılmış, tespit edilen kişilerin tanık sıfatıyla beyanları alınmış, davalıya ait aracın kasko ve sigorta bilgileri celp edilmiş, vergi ödemeleri ile trafik cezası ödemelerinin kim tarafından yapıldığı hususları araştırılmış ve elde edilen bilgi ve belgeler neticesinde her ne kadar davacı ile davalı arasında kira sözleşmesi imzalanmış ise de söz konusu belgenin fiili durumu yansıtmadığı, davacının kendi adına taksi işletecek nitelikte maddi gücünün bulunmadığı, davalının aracın şoför olarak çalıştığı, davacının gün içerisinde yapmış olduğu kilometre hesabına göre davalıya belirli bir miktar para ödediği, artan tutarın davacıya ücret olarak verildiği, aracın bakım, arıza gibi masraflarının, vergi ödemelerinin, muayene işlemlerinin davalı tarafından karşılandığı, aracın yakıt masrafının da davalı tarafından karşılandığı, davacının sadece, hakkında trafik ceza tutanağı düzenlenmesi halinde bu cezai tutarı ödemekle yükümlü olduğu, bu suretle davacının hizmet akdine dayalı olarak, davalının emir ve talimatları altında çalıştığı kanaatine varıldığından 31.10.2008 - 10.01.2010 tarihleri arasında hizmetin tespitine karar verilmiştir, TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davalı vekili temyiz dilekçesinde; usul ve yasaya aykırı kararın bozulmasını gerektiğini, beyan etmektedir. 2. Feri müdahil Kurum vekili temyiz dilekçesinde; usul ve yasaya aykırı kararın bozulmasını gerektiğini, beyan etmektedir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, hizmet tespiti istemine ilişkindir. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmamasına göre temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının ilgilisinden alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesi Başkanlığına gönderilmesine, 08.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 9edf28711696a320 fb41cf5b28898114

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi – Mayıs 2025 kararlarının tamamı