Yargıtay Kararları › Yargıtay 10. Hukuk Dairesi › Mart 2025 › 2023/4778 E., 2025/4027 K.

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2023/4778 E., 2025/4027 K. (11.03.2025) – Tazminat

Mahkeme
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/4778
Karar No
2025/4027
Karar Tarihi
11.03.2025
Konu
Tazminat

10. Hukuk Dairesi 2023/4778 E. , 2025/4027 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın davacılar ve davalı ... ve .... İml. .... ve Tic. A.Ş. vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacıların istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı şirketin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın, davacılar vekili ve davalı ... ve .... İml. .... ve Tic. A.Ş. vekili tarafından temyiz edilmesi ve de davacılar vekili tarafından duruşma talep edilmesi üzerine dosya incelenerek temyiz istemlerinin süresinde olduğu, işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 11.10.2022 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmiştir. Duruşma günü duruşmalı temyiz eden davacılar adına Av. ... ... ile davalı ... ve ... İmalat .... ve Tic. A.Ş. adına Av. ...geldiler. Diğer davalı adına gelen olmadı. Gelenlerin yüzlerine karşı duruşmaya başlanarak, gelenlerin sözlü açıklamaları dinlendikten sonra aynı gün dosyanın mahalline geri çevrilmesine karar verilmiştir. Dosyanın tekrar Dairemize gönderilmesi ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.

I. DAVA Davacılar vekili özetle; müvekkillerinin murisinin iş kazasında vefat etmesinden dolayı eş için 65.972,50 TL maddi, 400.000,00 TL manevi, çocuk ... için 5.902,89 TL maddi, 400.000,00 TL manevi, çocuk ... için 5.000,00 TL maddi, 400.000,00 TL manevi tazminatın davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir.

II. CEVAP Davalılar özetle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuşlardır.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle davacılar murisinin vefatı ile sonuçlanan iş kazasının meydana gelişinde ... sigortalının %25, davalı ...’ın %15, davalı şirketin ise %60 oranında kusurlu olduğu kabulünden hareketle davacılar eş ve çocuk ...’ın maddi tazminat istemlerinin kabulüne, çocuk ... lehine 4.590,18 TL maddi, eş lehine 150.000,00 TL manevi, çocuklar lehine 120.000,00'er TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili ile davalı şirket vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince davacıların istinaf istemlerinin esastan reddine, davalı şirketinin istinaf başvurusunun hüküm altına alınan manevi tazminatların fazla olduğundan bahisle kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına,iş kazasının meydana gelişinde ... sigortalının %25, davalı ...’ın %15, davalı şirketin ise %60 oranında kusurlu olduğu kabulünden hareketle davacılar eş ve çocuk ...’ın maddi tazminat istemlerinin kabulüne, çocuk ... lehine 4.590,18 TL maddi, eş lehine 90.000,00 TL manevi, çocuklar lehine 50.000,00'er TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A.Temyiz Sebepleri Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle, hükmedilen manevi tazminatların azaltılmasının hatalı olduğunu, müteveffanın kusur oranının fazla belirlendiğini ve adam çalıştıranın kusursuz sorumluluğunun gözetilmediğini, davalı işverenin %100 oranında kusurlu olduğunun kabul edilmesi gerektiğini, müteveffanın bulunduğu konum ile yaptığı iş arasında illiyet bağının kesildiği gerekçesiyle hazırlanan bilirkişi raporunun hatalı olduğunu, müteveffanın iş makinelerine koltuk montajı yapmakla görevli olduğunu ve kazanın meydana geldiği yerde bulunmasının işin niteliği gereği olduğunu, bu sebeple müteveffaya kusur verilmesinin yanlış olduğunu, davalı şirketin hem kendi kusurundan hem de çalıştırdığı diğer kişinin kusurundan sorumlu olduğunu, bu durumda kusur oranının %75 olarak kabul edilmesi gerektiğini, çocukların 25 yaşına kadar destek alacaklarının dikkate alınmadığını, müteveffanın maaşının fazla mesai ile birlikte 6.000,00 TL civarında olduğunu ancak bilirkişi raporunda bu kazancın eksik hesaplandığını, günlük kazanç tutarının da hatalı belirlendiğini, müvekkili davacı eşin yeniden evlenme ihtimalinin %7 olarak kabul edilmesinin yüksek olduğunu, müteveffanın yaşasaydı elde edeceği gelirin hatalı şekilde sabit varsayıldığını, 20 yıl boyunca hiçbir gelir artışı olmayacağı kabulüyle hesaplama yapılmasının gerçeklikle bağdaşmadığını, hesaplama yapılırken enflasyon ve maaş artışlarının dikkate alınmadığını, net kazanç değişmesine rağmen müvekkillerin alacaklarının eksik hesaplandığını belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. Davalı şirket vekili temyiz dilekçesinde özetle, bilirkişi kusur raporunun salt alanında uzman bilirkişilerce tanzim edilmesinin veya rapordaki tespitlerin başka bir yargılama süreci çerçevesinde alınan rapordaki tespitlerle paralel olmasının, söz konusu raporun denetime elverişli ve hükme esas alınabilir nitelikte olduğunu göstermeyeceğini, zira Mahkeme tarafından hükme esas alınmış olan 25.11.2017 tarihli bilirkişi raporu ile 13.03.2018 tarihli bilirkişi raporunun hükme esas alınabilecek nitelikte olmadığını, raporlarda kazanın meydana gelmesine ilişkin tanımlamanın doğru yapılmadığını, raporlarda müteveffanın iş makinasının tekeri ile forkliftin sol ön tekeri arasında sıkışması neticesinde öldüğünün yazıldığını ancak olayın müteveffanın forkliftin altında kalması neticesinde gerçekleştiğini, olayın meydana geliş biçiminin dahi doğru belirtilmediği bir raporun güvenilirliğini yitirdiğini, forklift üzerinde bulunan koltuğun ... tarafından forklift ile prototip stüdyosundan alınarak iş makinasının yanına getirilmesine ilişkin davranışlarının olayın meydana gelmesinde etkili olup olmadığı yönünde bilirkişilerce herhangi bir değerlendirme yapılmadığını, müteveffanın forklift kullanma ehliyetinin bulunmadığını, herhangi bir yetkili tarafından prototip atölyesine girip koltuğu taşımasına yönelik bir talimat verilmediğini, SGK müfettişine verilen ifadelerde müteveffanın ehliyeti olmadan forklift kullandığının belirtildiğini, bu davranışın kazaya neden olan birincil faktör olduğunu, bu hususun esas bilirkişi raporunda yer almadığını, ek raporda da bu itirazların göz ardı edildiğini, bu davranışların yürürlükteki mevzuata ve dosyada yer alan Toplu İş Sözleşmesinin 35. maddesinin ilgili alt bentlerine aykırı olduğunu, Ankara Batı Cumhuriyet Başsavcılığı dosyasında alınan bilirkişi raporunda da müteveffanın forkliftin dar alanda kullanılmasını kendisinin talep ettiğinin belirtildiğini, müteveffanın iş sağlığı ve güvenliği mevzuatına ve düzenlemelere aykırı davranışlarının kusur tespitinde dikkate alınmadan kusur raporunun esas alınarak hüküm kurulmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, her ne kadar kusur raporunda müteveffanın hareketli forkliftin yanında durması nedeniyle %25 kusurlu olduğu belirtilmişse de kazanın esas nedeninin bu davranışı olduğunu, müteveffaya eksiksiz iş güvenliği eğitimi verildiğini, bu eğitimlerin dosyada ibraz edildiğini, eğitimlerde hareketli makinaların etrafında durulmaması gerektiğinin özellikle vurgulandığını, benzer bir kazada forklift etrafında güvensiz şekilde duran çalışana disiplin cezası verildiğini ve buna ilişkin belgelerin dosyada yer aldığını, SGK müfettişine verilen ifadelerde forkliftin altında ve yakınında durulmaması gerektiğinin vurgulandığını, iş yeri hekimi tarafından da eğitimlerde bu konunun özellikle anlatıldığını, forklift gibi hareketli makineler çalışır haldeyken etraflarında durulmamasının katı bir kural olduğunu, bu davranışa rağmen müteveffanın davranışının sıradan bir kusur gibi değerlendirilip düşük oranda kusur verilmesinin hatalı olduğunu, kazanın meydana gelmesinde iki ... sebebin müteveffanın koltuğu ehliyetsiz şekilde forkliftle taşıması ve hareketli forkliftin önünde durması olduğunu, buna rağmen kusur oranının düşük tutulmasının kabul edilemeyeceğini, hükme esas alınan bilirkişi raporlarında iş yerinde yük kaldırma işlerinin uygun planlanmadığının belirtildiğini, bu uygun olmayan planlamaya gerekçe olarak müteveffanın tehlikeli bölgede durmasının gösterildiğini, rapora göre müteveffanın davranışının müvekkili şirkete kusur olarak yansıtıldığını, ancak bu davranışın iş yeri tarafından talimatlandırılmadığını, yük altında durulmasına dair herhangi bir uygulama olmadığını, yük altında durulmamasına ilişkin eğitimlerin dosyada yer aldığını, bilirkişi heyetinin iş yerinde bu davranışın mutad uygulama olup olmadığını incelemediğini, diğer çalışanların beyanları ve dosyadaki belgelerden iş yerinde hareketli makine önünde durmanın yasak olduğunun sabit olduğunu, tüm bu olgular göz ardı edilerek olağan bir çalışma biçimi gibi değerlendirme yapılmasının hatalı olduğunu, hükme esas alınan kusur raporunda montaj işlerinin uygun planlanmadığının, forkliftin yetkili kişilerce kullanılmadığının, iş güvenliğinin çalışanların dikkatine bırakıldığının belirtildiğini, bu değerlendirmelerin soyut ve dayanaksız olduğunu, müvekkil şirketin Türkiye'nin en büyük iş ve ... üreticisi olduğunu, montaj prosedürlerinin mevcut olduğunu, prototip makinelerin üretim ve revizyon alanlarının belli olduğunu, kazanın meydana geldiği alanın da bu şekilde belirlendiğini, bu sistemde işlerin uygun planlanmadığı sonucuna varılmasının hatalı olduğunu, şirketin montaj prosedürlerinin açıklanması için keşif talep ettiklerini ancak bu talebin reddedildiğini, istinaf mahkemesinin kazanın üzerinden zaman geçtiği gerekçesiyle keşfe gerek olmadığı yönündeki değerlendirmesinin de hatalı olduğunu, somut olayda keşif yapılmasının gerekli olduğunu, bilirkişi raporunda forklifti yetkili kişilerin kullanmadığı, iş güvenliğinin çalışanın dikkatine bırakıldığı gibi soyut ifadelerin yer aldığını, müvekkil şirketin iş güvenliği tedbirlerini eksiksiz olarak verdiğini, disiplin uygulamalarını da hayata geçirdiğini, kazanın neticesine doğrudan etkisi olmayan bu soyut gerekçelerle kusur atfedilmesinin kabul edilemeyeceğini, raporda müvekkili şirkete yönelik aleyhe değerlendirmeler yapılırken somut kusur isnadı bulunmadığını, soyut varsayımlarla kusur takdiri yapıldığını, öte yandan forklifti kullanan ...’in ehliyetinde iş makinesi kullanımına ilişkin ibare bulunduğunu, bilirkişi heyetinin bu ibareyi hatalı değerlendirdiğini, bu belgelerin geçerli olduğunu, kazanın nedeninin müteveffanın iş yeri talimatlarına aykırı davranışları olduğunu, bu nedenle dosyada mevcut bilirkişi raporuna göre hüküm kurulmasının mümkün olmadığını, aksi yöndeki Bölge Adliye Mahkemesi kararına itiraz ettiklerini ve ayrıca hükmedilen manevi tazminatların fazla olduğunu beyan etmişlerdir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir. Dosya kapsamından, Kurum tarafından düzenlenen inceleme raporunda sigortalının %35, davalı ...'ın %40, davalı şirketin %25 oranında kusurlu olduğu yönünde görüş bildirildiği, Mahkemece hükme esas alınan kök ve ek kusur raporlarında ise ... sigortalının %25, davalı ...’ın %15, davalı şirketin ise %60 oranında kusurlu olduğu yönünde görüş bildirildiği, anılan raporlarda Kurum inceleme raporunun irdelenmediği, çelişkinin giderilmesi noktasında irdeleme yapılmadığı, aynı kaza olayına ilişkin Ankara Batı 8. Asliye Ceza Mahkemesinin 2017/376 Esas sırasında kayıtlı ceza dava dosyasında murisin tali, forklifti kullanan diğer işçi ...'ın ..., şirketin iki müdürünün tali kusurlu oldukları kabulünden hareketle tüm sanıkların mahkumiyetlerine karar verildiği, müdürler hakkındaki hükümlerin açıklanmasının geri bırakıldığı, diğer işçi ...'ın adli para cezasına mahkum edildiği, kararların kesinleştiği, Mahkemece bir adet hesap raporu alınıp bu rapora itibar edildiği, 03.05.2018 tarihli bu hesap raporunda davacı çocukların 18 yaşlarına kadar destekten yararlandıkları varsayılarak hesaplama yapıldığı anlaşılmaktadır. İş kazalarından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davalarında zararlandırıcı olaya neden oldukları ileri sürülen kişi veya kişilerin kusur oranlarının kesin olarak tespiti önem taşımaktadır. Zira maddi tazminat davalarında sigortalının kazanç kaybının hesaplanmasında davacının kendi kusuru oranında tespit olunan kazanç kaybından indirim yapılacağı gibi yine manevi tazminat davalarında hükmedilecek manevi tazminat miktarının takdirinde tarafların kusur durumu Mahkemece öncelikle dikkate alınacaktır. Bunun yanında meydana gelen zarardan müteselsilen sorumlu olanların kendi aralarındaki kusur dağılımı, kendi payına düşenden fazla ödeme yapan müteselsil borçlunun diğer müteselsil borçlu veya borçlulara karşı yönelteceği rücu alacağının miktarını da etkilemektedir. Öte yandan Yargıtayın yerleşmiş uygulamalarına göre de 18 yaşından küçük kız veya erkek çocuklarının ilk veya orta öğrenimlerine devam ediyor olmaları durumunda, üniversite eğitiminin yaygınlaşması dikkate alındığında üniversiteye de devam etmeleri kuvvetle muhtemel olduğundan, 25 yaşlarına kadar destek zararı hesabı yapılmalıdır. Somut olayda, Kurum inceleme raporu ile mahkemece hükme dayanak alınan kusur raporları arasındaki çelişki giderilmeksizin sonuca gidilmesi hatalı olduğu gibi maddi zarar hesaplanırken davacı çocukların 18 yaşlarına kadar destekten faydalandırılmaları da isabetsizdir. Bunlar yanında dosya kapsamına göre süreklilik arz eden fazla mesai ödemelerinin ücrete dahil edilerek maddi zarar hesaplaması yapılması gerektiği göz ardı edilerek sonuca gidilmesi de yerinde görülmemiştir. Makemece yapılacak iş; açılmış ise aynı olaydan kaynaklanan rücuan tazminat dava dosyasının onaylı bir örneğini celp ettikten sonra iş güvenliği uzmanlarından oluşan farklı bir bilirkişi heyetinden eldeki dosyada alınan kusur raporlarını, ceza dava dosyasında hükme esas alınan kusur raporunu, Kurum inceleme raporunu ve varsa rücuan tazminat dava dosyasında alınan raporları karşılaştırıp irdeleyerek çelişkileri gideren yeni bir kusur raporu almak, ... sigortalının ücretini fazla mesailerin dahil edildiği şekliyle yeniden belirlemek, davacı çocukların 25 yaşlarına kadar destekten faydalandırıldıkları yeni bir hesap raporu alarak çıkacak sonuca göre bir karar vermekten ibarettir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle, Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Temyiz eden tarafların sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde temyiz eden ilgililere iadesine, Davacı avukat yararına takdir edilen 28.000,00 TL duruşma avukatlık parasının davalılara, davalı ... ve .... ve ... A.Ş. avukat yararına takdir edilen 28.000.00 TL duruşma avukatlık parasının davacıya yükletilmesine, Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 11.03.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 4b95542986194f1b e466c780d0904fe2

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi – Mart 2025 kararlarının tamamı