Yargıtay Kararları › Yargıtay 10. Hukuk Dairesi › Mart 2025 › 2024/6203 E., 2025/3965 K.

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2024/6203 E., 2025/3965 K. (11.03.2025)

Mahkeme
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/6203
Karar No
2025/3965
Karar Tarihi
11.03.2025

10. Hukuk Dairesi 2024/6203 E. , 2025/3965 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ: Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi SAYISI: 2024/63 E., 2024/119 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının, 2012 yılında ...Mülteci Kampı bünyesinde tercümanlık ve muhtarlığı olarak göreve başladığını, mahalle muhtarının görevinin kamp alanında evrak işlemleri ile ilgilenen kamp alanından sorumlu olmak olduğunu, bu kapsamda davacının 2012-2018 yılları arasında çalışma alanında bu görevleri yaptığını, sonrasında 01.01.2018 tarih ve 30288 sayılı resmi gazetede yayımlanan Kamu Kurum ve Kuruluşlarında Personel Çalıştırılmasına Dayalı Hizmet Alımı Sözleşmeleri Kapsamında Çalıştırılmakta Olan İşçilerin Sürekli İşçi Kadrolarına veya Mahalli İdare Şirketlerinde İşçi Statüsüne Geçirilmesine İlişkin 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin Geçici 23 ve Geçici 24. maddelerinin Uygulanmasına Dair Usul ve Esaslar yasası kapsamında personelin yaptığı görev üzerinden kadroya geçişinin sağlanacağının belirtildiğini, bu sebeple davacıya doldurması için "sürekli işçi kadrolarına başvuru formu" verildiğini, davacının bu başvuru formunda "mesleğin niteliği" kısmını doldurmayı unuttuğunu, yani başvuru formu kısmında "mesleğin niteliği" kısmının boş olduğunu ancak her nasılsa sigorta işlemleri sırasında sigorta meslek adı ve kodunun hatalı bir şekilde "temizlik personeli" olarak girildiğini, davacının uzun yıllardır bilgi işlem ve tercümanlık alanında kendini geliştirdiğini, iş ve işlemlerini başarı ile tamamladığını ve bu alanda uzun süre boyunca çalışma yaptığını ancak idarenin sehven yaptığı meslek kodunun hatalı girişi sebebiyle farklı bir meslek grubundan kadroya alındığını, bu durumun davacıyı yıprattığını, çalışma hayatı boyunca hiçbir zaman temizlik personeli olarak görev yapmadığını, meslek kodunun yanlış girildiği ve düzeltilmesi talebiyle ... İl Göç İdaresi Müdürlüğüne başvuruda bulunduklarını, ancak ... İl Göç İdaresi Müdürlüğünce başvuruya olumsuz cevap verildiğini, ayrıca Sosyal Güvenlik Kurumu'na da başvuruda bulunduklarını ancak henüz sonuçlanmadığını, davacının 2020 yılından itibaren ... Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfında tercüman olarak çalıştığını ve çalışmaya halen devam ettiğini, davacının 2012-2022 yılından günümüze kadar görev yaptığı meslek adının ve kodunun tespitini, idare tarafından personeli kadroya alım sırasında sehven yapılan meslek kodunun hatalı girişinin asıl meslek adı olan "tercüman" ve meslek kodu olan "2643.03" olarak düzeltilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP 1-Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde; davacının işçi alacağına ilişkin müvekkil Kurumun herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığını, davacının davalı işverenin bordro kayıtlarında 26.07.2018 - 10.10.2018 tarihlerinde herhangi bir kaydına rastlanmadığını, hizmet tespitine yönelik davaların kamu düzenini ilgilendirdiğini, buna göre araştırma yapılması gerektiğini belirterek davanın reddini istemiştir. 2- Davalı ... Başkanlığı tarafından davaya cevap verilmemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile uyuşmazlığın çözüm yerinin idari yargı olması nedeniyle 6100 sayılı HMK'nın 114/1b ve 115. maddeleri uyarınca yargı yolunun caiz olmaması nedeniyle davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile eldeki dava da HMK'nın 114. maddesi uyarınca yargı yolunun caiz olmaması nedeniyle dava şartı yokluğundan aynı Kanun'un 115. maddesine göre davanın usulden reddine ve yargılama gideri ve bu kapsamda vekalet ücreti yönünden de karar verilmesi gerekirken HMK'nın 331. maddesinin 2. fıkrasının uygulanması ve bu kapsamda 15.11.2023 tarihli ek karar ile davanın açılmamış sayılmasına, yargılama gideri ev vekalet ücretine hükmedilmesi yerinde olmadığı değerlendirilerek "Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, 2-Davada yargı yolunun caiz olmaması nedeniyle davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine, -Mahkemenin 15.11.2023 tarihli açılmamış sayılma, yargılama gideri ve vekalet ücretine yönelik ek kararının kaldırılmasına, -Alınması gereken 269,85 TL karar harcından peşin olarak alınan 80,70 TL harcın mahsubu ile eksik 189,15 TL harcın davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, -Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, -Karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre belirlenen 17.900,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, -HMK’nın 333. maddesi gereğince taraflarca yatırılmış olan avanslardan kullanılmayan kısmının hükmün kesinleşmesinden sonra ilgilisine iadesine" reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; yargı yolu nedeniyle usulden reddin yerinde olmadığını, adli yargıda görülmesi gereken dava türü olduğunu beyan etmektedir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, meslek kodunun düzeltilmesine ilişkin Kurum işleminin iptali istemine ilişkindir. 1- 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun 5/b maddesi uyarınca ise "İdari para cezalarına itirazlar ile 5510 sayılı Kanunun geçici 4. maddesi kapsamındaki uyuşmazlıklar hariç olmak üzere Sosyal Güvenlik Kurumu veya Türkiye İş Kurumunun taraf olduğu iş ve sosyal güvenlik mevzuatından kaynaklanan uyuşmazlıklara iş mahkemesinde bakılacağı belirtilmiştir. 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 101. maddesi uyarınca “Bu Kanunda aksine hüküm bulunmayan hallerde, bu Kanun hükümlerinin uygulanmasıyla ilgili ortaya çıkan uyuşmazlıklar iş mahkemelerinde görülür”. 5510 sayılı Kanun’un 102. maddesinin birinci fıkrasının (n) bendinde ise “... ve prim hizmet beyannamesinde, sigortalıların işyerlerinde fiilen yaptıkları işe uygun meslek adı ve kodunu, gerçeğe aykırı bildiren her bir işyeri için aylık asgari ücreti geçmemek üzere meslek adı ve kodu gerçeğe aykırı bildirilen sigortalı başına asgari ücretin onda biri tutarında idari para cezası uygulanacağı" hükmüne yer verilmiştir. Çalışma hayatında işçilerin mesleklerine göre sınıflandırılması ve Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) kayıtlarının doğru bir şekilde tutulması için meslek kodları kullanılır. SGK meslek kodları, çalışanların hangi meslek dalında çalıştığını gösteren numaralardan oluşur. Bu kodlar, işçilerin faaliyet alanlarını tanımlamak ve işverenlerin çalışanlarını doğru bir şekilde bildirmesi için kullanılır. İşverenlerin, çalışanların işyerinde fiilen yapmış olduğu işe uygun meslek kodunu prim hizmet beyannamesinde gerçeğe aykırı biçimde bildirir ise idari para cezası ödemek zorunda kalacağı düzenlenmiştir. Belirtmek gerekir ki söz konusu idari para cezası işyeri bazında ve her bir beyanname dönemi için tatbik edilmekte olup uygulama 2018 yılına ait Ocak ayına ilişkin beyannamelerden itibaren zorunlu olarak uygulanmaktadır. Meslek kodlarının girişi sırasında, sigortalının bitirmiş olduğu okuldaki mesleği veya uzmanlık alanı değil, işyerinde fiilen yapmış olduğu işe ilişkin meslek kodunun girilmesi yasal zorunluluktur. 5510 sayılı Kanun’un 59 uncu maddesi uyarınca işveren tarafından çalışanın fiilen çalıştığı işe ait meslek adının ve kodunun gerçeğe aykırı olup olmadığı hususu SGK’nin denetim ve kontrol amacıyla görevlendirmiş olduğu memurlar aracılığıyla denetlenmektedir. Sonuç olarak 5510 Sayılı Kanun’da yapılan düzenleme uyarınca işverenler, çalışanları işe alırken işyerinde fiilen yapacakları veya yapmakta oldukları işe uygun meslek kodunu SGK’ya bildirmekle yükümlü hale gelmiş olup işbu yükümlülüğü yerine getirmemeleri halinde idari para cezası yaptırımı ile karşılaşmaları söz konusudur. Her meslek grubuna özel olarak atanan bu kodlar, işçilerin SGK’ya bildirilen bilgilerini doğrulamak ve işverenlerin çalışanlarını doğru bir şekilde sınıflandırmasını sağlamak amacıyla kullanılır. Meslek kodları, çalışanların yaptığı işin niteliğini belirler ve onları doğru bir şekilde sınıflandırır, işçilerin prim, vergi ve diğer yasal kesintilerinin doğru bir şekilde hesaplanmasında önemli bir rol oynar, yapılan işin risklerini ve iş güvenliği önlemlerini belirlemek için de kullanılır ve sigortalıların yasal haklarının korunmasına yardımcı olur. Meslek kodunun sosyal güvelik hukuku, kamu hukuku, bireysel ve toplu iş hukuku yönünden önemli etkileri vardır. Sosyal güvenlik hukuku yönünden prime esas kazancı, fiili hizmet süresi zammını ve ayrıca hizmetin geçtiği gerçek işverenin belirlenmesinde etkisi vardır. Bireysel ve toplu iş hukukunu etkileyen yönleri olsa da 2018 yılında yasal düzenleme ile denetimi Sosyal Güvenlik Kurumuna verilmiş olup, uyuşmazlığın artık 5510 sayılı Kanun kapsamında kaldığı tartışmasız hale gelmiştir. 5510 sayılı Kanununda 2018 tarihinde yapılan değişiklikle meslek kodu, işe giriş bildirgesinin önemli unsurlarından biri olmuştur. Zira bu eksiklik cezai yaptırıma bağlandığına göre hukuki yaptırımı da olmalıdır. 5510 sayılı yasal düzenleme gereğince meslek kodu düzeltilmesi istemi, sigortalı sicil kaydının düzeltimi ve geniş anlamda fiili çalışmanın varlığının araştırılması nedeni ile hizmetin tespit kapsamında değerlendirilmesi gerekir. Sonuç olarak meslek kodunun değiştirilmesi istemi 5510 sayılı Kanundan kaynaklanan bir uyuşmazlık olup Kurum tarafından işlem yapılmasını gerektirdiğinden, uyuşmazlıkta 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun 5/b ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 101 nci maddeleri uyarınca iş mahkemeleri görevlidir. Mahkemece işin esasına girilerek karar verilmesi gerekirken, yargı yolu caiz olmadığı gerekesi ile usulden reddine karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir. 2- Diğer taraftan 11.09.2014 tarihli Mükerrer Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6552 sayılı Kanunun 64 üncü maddesi ile 5521 sayılı Kanun'un 7 nci maddesinin üçüncü fıkra olarak “31.05.2006 tarihli ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ile diğer sosyal güvenlik mevzuatından kaynaklanan uyuşmazlıklarda, hizmet akdine tabi çalışmaları nedeniyle zorunlu sigortalılık sürelerinin tespiti talepleri hariç olmak üzere dava açılmadan önce Sosyal Güvenlik Kurumuna müracaat edilmesi zorunludur. Diğer kanunlarda öngörülen süreler saklı kalmak kaydıyla yapılan müracaata altmış gün içinde Kurumca cevap verilmezse talep reddedilmiş sayılır. Kuruma karşı dava açılabilmesi için taleplerin reddedilmesi veya reddedilmiş sayılması şarttır. Kuruma başvuruda geçirilecek süre zamanaşımı ve hak düşürücü sürelerin hesaplanmasında dikkate alınmaz.” eklenen hüküm 7036 sayılı Kanun'un 4. maddesinin 1. fıkrasında da aynen zikredilmiştir. Dava şartları, Mahkemenin davanın esası hakkında yargılamanın devamı için gerekli olan şartlardır. Diğer bir anlatımla; dava şartları, dava açılabilmesi için değil Mahkemenin davanın esasına girebilmesi için aranan kamu düzeni ile ilgili zorunlu koşullardır. 6100 sayılı Kanun'un 115. maddesinin 2. fıkrasındaki “Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir. Ancak, dava şartı noksanlığının giderilmesi mümkün ise bunun tamamlanması için kesin süre verir. Bu süre içinde dava şartı noksanlığı giderilmemişse davayı dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddeder.” düzenleme gereğince, eksik olan bir dava şartı, belirli bir süre verilerek giderilebilecek ise hâkim tarafından eksikliğin giderilmesi için kesin süre verilmesi gerekir. Bu süre içinde dava şartı eksikliği tamamlanmaz ise dava, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddedilmelidir. Eldeki davanın 06.12.2022 tarihinde açıldığı anlaşılmakla, yukarıda belirtilen açıklamalar ışığında, 11.09.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6552 sayılı Kanun'un 64. maddesi ile 5521 sayılı Kanun'un 7. maddesine 3. fıkra olarak eklenen ve giderek 7036 sayılı Kanun'un 4. maddesinin 1. fıkrasındaki düzenleme gereği, dava açılmadan önce Sosyal Güvenlik Kurumuna müracaatın olması ve Kurumca müracaata konu istemin zımnen ya da açıkça reddedilmesi gerektiği dava şartı olarak düzenlenmiş olup, davacı tarafından 7036 sayılı Kanun'un 4. maddesine uygun bir şekilde, davaya konu istem hakkında, Sosyal Güvenlik Kurumuna müracaat ve Kurum tarafından bu müracaata konu istemin reddine ilişkin bir işlem veya eylem bulunmadığı görülmekle, Bölge Adliye Mahkemesince, davacı tarafa davaya konu istemi hakkında Sosyal Güvenlik Kurumuna müracaat etmesi ve bu müracaat hakkında anılan yasal düzenleme uyarınca Kurumun ret iradesini gösterir işlem veya eyleminin olduğunun belgelenmesi için kesin süre ihtaratlı önel verilmeli, bu süre içerisinde dava şartı eksikliğinin tamamlanmaması halinde, dava, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddedilmeli, Kuruma müracaat ve müracaatın reddine dair Kurum işlem veya eylemine ilişkin dava şartının tamamlanması halinde ise davanın esasına girilerek, varılacak sonuca göre karar verilmelidir. 3- Kabule göre de Anayasa m.123/3'e göre kamu tüzel kişilikleri ancak kanun ya da kanunun verdiği yetkiye dayanılarak kurulurlar. Bakanlıklar, Devlet kamu tüzel kişiliğinin bir davada taraf ehliyetine sahip organlarıdırlar. Bunun dışında bazı genel müdürlüklerin, il özel idarelerinin, köylerin, belediyelerin ve kamu iktisadi teşebbüsleri ile bunlara bağlı müesseselerin de tüzel kişilikleri vardır. ... makamının ise tüzel kişiliği bulunmadığından, bu yönüyle ...'nün bağlı bulunduğu tüzel kişilik davaya dahil edilip, husumetin ilgili tüzel kişiliğe yöneltilmesi gerekirken ... temsili ile yargılama yapılıp hüküm kurulması da hatalı olmuştur. Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin, eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve kanuna aykırı olup bozma nedenidir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin yatırılan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, Üyeler ... ve ...'ın muhalefetine karşı, Başkan ... ve Üyeler ... ve ...'nun oyları ve oy çokluğuyla 11.03.2025 tarihinde karar verildi. KARŞI OY Dava meslek kodununu işveren tarafından Sosyal Güvenlik Kurumuna yanlış bildirildiği, fiilen yapığı işe uygun olmadığı, bu hatanın düzeltilmesini talep ve dava etmiştir. Yargılama sonunda mahkemece davanını davaya bakmanını idari yargının görevine girdiğinden yargı yolu caiz olmaması nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmiştir. Temyiz edilen kararın meslek kodu uyuşmazlığının sosyal güvenlik mevzuatını ilgilendirdiği gerekçesiyle Dairemize gönderildiği, Dairemizin sayın çoğunluğu tarafından da davanın gönderme kararındaki gibi sosyal güvenlik hukukunu ilgilendirdiği kabul edilmek sureyle işin esasının incelenmesi gerektiği kanaatiyle kararın öncelikle görevin iş mahkemesine ait olduğu, taraf teşkili ve Kuruma müracaat koşulunun sağlanması gerektiği belirterek mahkeme kararı bozulmuş ise de aşağıdaki gerekçelerle say��n çoğunluğun görüşüne iştirak edilmemiştir. Meslek kodu; çalışanların işyerindeki mesleki pozisyonlarını belirlemek için kullanılan işveren tarafından SGK bildirilen numaralardan oluşan bir sistemdir. İlk defa 5510 saylı Kanunun 102. maddesine 15.7.2016 tarih 6728 sayılı Kanunun 51. maddesi ile getirilmiştir. “ ... ve prim hizmet beyannamesinde, sigortalıların işyerlerinde fiilen yaptıkları işe uygun meslek adı ve kodunu, gerçeğe aykırı bildiren her bir işyeri için aylık asgari ücreti geçmemek üzere meslek adı ve kodu gerçeğe aykırı bildirilen sigortalı başına asgari ücretin onda biri tutarında idari para cezası uygulanır” şeklinde düzenlenmiştir. Meslek kodunun ne amaçla getirildiği ne işe yaradığı hususu üzerinde durulmalıdır. Buna göre çıkan uyuşmazlıkların niteliği ve uyuşmazlığın çözümünde görevli olan yargı yeri ve mahkemeler belirlenecektir. Bireysel iş hukuku açısından meslek kodu bildirimi işçinin yaptığı iş, çalışma koşulları, sendika açısından tabi olduğu iş kolu ve yetkili sendika tespiti için önemli olup; sosyal güvenlik hukuku açısından ise, prime esas kazanç tespiti ile fiili hizmet zammı konusunda önemlidir. Bu ayırımı doğru belirlemek uyuşmazlığın hangi mahkeme, hangi yargılama hukuku uygulanarak hangi delillerle çözüleceği bakımından önemlidir. Sayın çoğunluk bu ayırımı yapmaksızın meslek kodunun yanlış bildirilmesinin 5510 sayılı Kanunun 102. Maddesinde idari para cezasına tabi tutulmasını sosyal güvenlik hukuku uygulaması için yeterli görmüş, hizmet tespiti davalarından uygulanan resen araştırma ilkesini uygulama yoluna gitmiştir. Bu hatalı bir değerlendirmedir. İşveren tarafından eksik veya zamanında yapılmayana bir işleme, idari para cezası uygulanması onun sosyal güvenlik kapsamına alınmasını gerektirmez. Kaldı ki idari para cezasının iptaline yönelik davalar idari işlem olarak idari yargıda çözümlenmektedir. Bir işleme yaptırım uygulanması onu sosyal güvenlik davasını gerektirecek bir sonuç doğurmaz. İşverenlerin Kuruma karşı sorumluluklarının belirli zamanlarda ve belirli şekilde yerine getirilmesini amaçlamaktadır. Bireysel iş hukukunu ilgilendiren meslek kodu davalarında ise; işveren işçiyi çalıştırdığı işe uygun ücret ödememekte, işveren bu işe uygun ücret, sendikalı ise bu işe uygun toplu iş sözleşme hükümlerinin uygulanması talep edilmektedir. Bu gibi durumlarda ödenen bir ücret değil işe uygun bir ücret talebi ve meslek kodu talebi bulunmaktadır. Bu uyuşmazlıklarda verilen kararların temyiz incelemesi Dairemizin görevinde olmayıp Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin görevinde olup; yıllarca da bu şekilde uygulanmıştır. Sosyal güvenlik hukuku açısından, sadece eksik bildirilen prime esas kazançların tespitini amaçlayan meslek kodu düzeltme taleplerinde veya itibari hizmeti içeren meslek kodu düzeltme taleplerine ilişkin davalarda, işveren yanında Kurumda davaya dahil edilmek suretiyle yargılama yapılacak, temyiz incelemesi de Dairemiz tarafından yerine getirilecektir. Prime esas kazancın tespiti davasında, işveren tarafından sigortalıya yapılan ücret ödemelerinin tamamı Kuruma bildirilmeyip, eksik miktarda yapılan fiili ödemelerin gerçek miktarda olduğunun tespiti ile ücret üzerinden sigorta primi kesilmesi, dolaysıyla daha fazla aylık alınması amaçlanmaktadır. İtibari hizmete yönelik meslek kodu ise sigortalıya fazladan pirim ödeme gün sayısı kazandırmakta olup sigortalının sigortalılık durumlarını doğrudan etkilemektedir. Yoksa sadece meslek kodunun değiştirilmesi prime esas kazancın değiştirilmesini sonucunu doğurmayacaktır. Çünkü 5510 sayılı Kanunda veya başkaca bir kanunda meslek koduna göre ücret belirleneceği ve buna bağlı olarak prime esas kazanç bildirileceğine yönelik hiçbir düzenleme bulunmamaktadır. Somut olayımızda davacı davalı Bakanlık işyerinden Kuruma bildirilen temizlik işçisi meslek kodunu hatalı olduğunu belirterek hatanın düzeltilmesini buna göre meslek kodunun değiştirilmesini talep etmiştir. Uyuşmazlık konusu tamamen bireysel iş hukukunu ilgilendirmektedir. Davacı işverenin hasım gösterildiği bir davada bu iddialarını ispat ettiğinde kesinleşen karar işveren veya davacı tarafından Kuruma intikal ettirildiğinde Kurum tarafından herhangi bir araştırma yapılmadan meslek kodu değiştirilecektir. Sosyal güvenlik hukukunu doğrudan ilgilendiren bir dava olmadığı açık olup davada Sosyal Güvenlik Kurumuna husumet yöneltilmesi hatalıdır. Temyiz incelemesinin de Dairemizce değil 9. Hukuk Dairesi tarafından yapılması gerekmektedir. Sayın çoğunluk tarafından davanın sosyal güvenlikle ilgili kabul edilerek esası incelenip buna yönelik oluşturulan bozma kararına katılmıyoruz. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! d5d5e3b39d4b7097 cbb936a22865113e

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi – Mart 2025 kararlarının tamamı