Yargıtay Kararları › Yargıtay 9. Hukuk Dairesi › Kasım 2025 › 2025/7765 E., 2025/9044 K.

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2025/7765 E., 2025/9044 K. (20.11.2025) – Tazminat

Mahkeme
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/7765
Karar No
2025/9044
Karar Tarihi
20.11.2025
Konu
Tazminat

9. Hukuk Dairesi 2025/7765 E. , 2025/9044 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1293 E., 2025/1347 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Gebze 6. İş Mahkemesi SAYISI : 2021/29 E., 2023/31 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin Mayıs 2010-Şubat 2017 tarihleri arasında davalı işyerinde çalıştığını, davalı Şirketin Dilovası'nda bulunan tesisinin Konya'ya taşındığını, dava dışı sendika ile davalı Şirket yetkililerince Konya'ya gitmek istemeyen çalışanlara işten ayrılmaları için baskı yapıldığını, davalı Şirketin asıl amacının sendikalı personelin maliyetinden kurtulmak olduğunu, Konya'da ikale ile işten çıkarılan çalışanlara daha fazla ödeme yapıldığını, eşitlik ilkesine aykırı davranıldığını, kendisiyle ikale yapılmadığını, bu nedenle ikale gereği yapılması gereken ek ödemelerin kendisine yapılmadığını, işten çıkış esnasında karşılıklı imzalanan protokol bulunduğunu, tazminatlarının ödenmeyeceği tehdidi ile iradesinin baskılandığını, Konya'da Şubat 2019 ve Ağustos 2019 tarihlerinde iki ayrı teşvik paketi açıklandığını, 65 haftalık ihbar tazminatının ikiye çıkarıldığını ayrıca 140.000,00 TL iş bulma ikramiyesi ödendiğini, ayrıca 60.000,00 TL konut yardımının geri alınmayacağının bildirildiğini, Kocaeli'de emekli olanlardan söz konusu yardımın kesilmediğini ancak kendisinden kesildiğini ileri sürerek sendikal tazminat, 65 hafta ihbar ikramiyesi, iş bulma ödeneği ve konut yardımı alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; zamanaşımı def'inde bulunduklarını, davacının 05.05.2010-03.02.2017 tarihleri arasında üretim mühendisi olarak çalıştığını, müvekkili Şirketin Gebze Dilovası'nda bulunan fabrikasının Konya'ya taşınması nedeniyle davacı asıla ve tüm çalışanlara Konya'da aynı şartlarla çalışmalarına devam edebileceklerinin bildirildiğini, davacının yeni görev yerine gitmeyi kabul etmemesi sebebiyle tüm yasal hakları ödenerek iş sözleşmesinin sona erdirildiğini, davacının Konya ilinde çalışmaya başlamadığı için protokol uyarınca ödenen 60.000,00 TL alacak hakkının bulunmadığını, müvekkili Şirketin Konya'ya taşınmasının yönetim hakkı kapsamında bulunduğunu, Konya'ya gitmek istemeyen tüm çalışanlara eşit davranıldığını, ayrım yapılmadığını, aksi hâlde işe yeni giren işçiye ödenen yüksek ücretin farkının da talep edilebileceğini, eşit davranma yükümlülüğünün mutlak eşitlik olmayıp, aynı nitelikteki veya benzer durumdaki işçiler için söz konusu olabileceğini, tüm sürecin sendika ile götürüldüğünü, tayin teklifini kabul etmeyen tüm çalışanların iş sözlemelerinin aynı şekilde feshedildiğini, bu hususun sendika üyeliği ile hiçbir ilgisinin bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının Konya'ya gitmeyi kabul etmemesinde iradesinin sakatlandığını iddia ettiği anlaşılmakta ise de dosya kapsamında davalının davacının iradesini etkileyecek bir davranışta bulunduğunu ortaya koyan somut bir delilin mevcut olmadığı, davalının Konya'ya gitmeyi kabul eden ve orada işten ayrılan işçilerle davacının işten ayrılmasından çok sonra yaptığı anlaşmaları gerekçe gösterilerek iradesinin sakatlandığını kabul etmenin mümkün olmadığı, davalının Konya'ya giden ve orada bir müddet çalıştıktan sonra işçilerle yaptığı protokoller nedeniyle eşitliğe aykırı davrandığının kabul edilemeyeceği, davacının sendikal ayrımcılığa uğradığını gösteren somut ve güçlü bir delilin bulunmadığı bu hâlde davacının iradesinin sakatlandığı, eşitlik ilkesine aykırı davranıldığı, sendikal ayrımcılığa uğradığı iddialarının ispat edilemediği kanaatine varılarak davacının 65 hafta tutarında ihbar ikramiyesi, iş bulma ödeneği, sendikal tazminat taleplerinin reddine karar verilmesi gerektiği, emeklilik nedeniyle işten ayrılan personelden daha düşük miktarda konut kredisi adı altında daha düşük miktarlarda kesinti yapıldığı, konut yardımının Konya fabrikasına da fiilen çalışmaya başlayacak işçiler için öngörüldüğü, ödemelerin önceden yapıldığı, fiilen Konya'daki fabrikada çalışmaya başlanmaması hâlinde iadesinin gerekeceği ancak emsal dosya ve istinaf kararlarından benzer durumdaki işçilerden bir kısmında kesinti yapılmadığı, bazı işçilerden ise çok daha az kesinti yapıldığı, davalının dosya arasında alınan emsal dosyalarda sendika ile sözlü olarak anlaşma yapıldığını belirterek bu durumu doğruladığı, emeklilik nedeniyle ayrılanlar yönünden bunun yapıldığı belirtilmiş ise de davacının bu kapsam dışında tutulmasının objektif olarak ortaya konulamadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; Konya ilinde çalışmaya başlayan işçilerin burada bir iki yıl çalıştıktan sonra işten çıkartılıp yerine sendikasız işçi alımı yapılması doğru olsa bile bu durumun davacının iş sözleşmesine sendikal nedenle son verildiğine delil sayılamayacağı; zira, sendikal nedenle fesih yapılıp yapılmadığı olgusunun iş sözleşmesinin fesih tarihindeki sürece göre değerlendirilmesinin gerektiği, bu durumda davacının iş sözleşmesinin sendikal nedenle feshedildiği hususunu ispat edemediği, davacının iş sözleşmesinin feshinden sonra davalı işverenin yeni işyerinde ve fesihten iki yıl sonraki süreçte, çalışanlar ile yeni protokol imzalanıp bu kapsamda çalışanlara ilave ödemeler yapılmasının eşit işlem borcuna aykırılık sayılamayacağı, davacının protokolün imzalanmasının üzerinden 2 yıla yakın bir sürenin geçmesinden sonra iş sözleşmesine kendi rızası ile son verdiği, bu durumda davacının kararlaştırılan 5 yıllık süre içerisinde çalışmasının bulunmadığı dönemler için konut yardımı almasının yerinde olmayacağı, ancak çalıştığı süre ile orantılı olarak geri ödeme talep edebileceği gerekçeleriyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; 1. Davalı Şirket tarafından davacının işten çıkış kodunun (04) belirsiz süreli iş sözleşmesinin işveren tarafından haklı neden bildirmeden feshi olarak kuruma bildirildiğini, işten çıkış evrakında davacının fazlaya ilişkin haklarını saklı tuttuğunu, bu şekilde ihtirazı kayıt bulunduğunu, 2. Müvekkilinin iş sözleşmesinin işveren tarafından hiçbir gerekçe gösterilmeksizin ve irade beyanı alınmadan acele bir şekilde usul kurallarına uymaksızın feshedildiğini, 3. Davalı Şirket ile davacı arasında yasada belirtilen şekil ve şartlara uygun herhangi bir ikale sözleşmesi bulunmadığını, ikale sözleşmesinin içeriğine göre yapılması gereken ek ödemelerin davacıya yapılmadığını, işverence imzalatılan ibranamenin davacının işten çıkış tarihi ile aynı gün olması nedeniyle geçerli bir ibranamenin kabul edilemeyeceğini, 4. Davalı Şirketin yönetim hakkı sınırlarında kalan değişiklik yapma yetkisini dürüstlük kurallarına uygun kullanmadığını, davacının iş sözleşmesinin feshinin asıl sebebinin sendikal neden olduğunu, bu hususun tüm dosya kapsamı ve tanık beyanlarıyla ispatlandığını, 5. İş sözleşmesinin feshi sırasında müvekkili işçinin şahsi iradesinin davalı tarafından baskı altında tutulduğunu, bu nedenle düzenlenen ikale sözleşmesinin ve ibranamenin baskı ve korku sonucu imzalandığını, davacı ile emsal gösterilen işçilerin aynı konumda olmadıklarına dair Mahkeme tespitinin doğru olmadığını ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık; feshin geçerli nedene dayanıp dayanmadığı, işverenin eşit davranma borcuna aykırı davranıp davranmadığı ve sendikal fesih iddiasının yerinde olup olmadığı ile davacının talep edilen alacaklara hak kazanıp kazanmadığı hususlarına ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeple; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 20.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 026ac49a1835a66d 4a4a2cf059bd9f0b

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi – Kasım 2025 kararlarının tamamı