Yargıtay Kararları › Yargıtay 9. Hukuk Dairesi › Kasım 2025 › 2025/7140 E., 2025/8623 K.

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2025/7140 E., 2025/8623 K. (06.11.2025) – Tazminat

Mahkeme
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/7140
Karar No
2025/8623
Karar Tarihi
06.11.2025
Konu
Tazminat, Kıdem Tazminatı

9. Hukuk Dairesi 2025/7140 E. , 2025/8623 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 48. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/783 E., 2025/1244 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 9. İş Mahkemesi SAYISI : 2016/395 E., 2020/726 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 01.03.1995-18.06.2016 tarihleri arasında davalı Şirkete ait işyerinde çalıştığını, iş sözleşmesinin davalı Şirket tarafından haksız olarak feshedildiğini, aylık ücretinin net 4.000,00 TL olduğunu, aylık ücretinin 3.160,00 TL'sinin banka kanalıyla, kalanının elden ödendiğini ileri sürerek kıdem ve ihbar tazminatları ile yıllık ücretli izin, fazla çalışma ücreti ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının 01.06.1998-18.06.2016 tarihleri arasında müvekkili Şirkete ait işyerinde üretim planlama memuru olarak çalıştığını, ilkokul mezunu olan davacının müvekkili Şirkette müdürlük gibi bir görevinin olmadığını, davacının aylık ücretinin brüt 4.320,33 TL olduğunu ve aylık ücretlerin tamamının banka kanalıyla ödendiğini, davacının işyerinde üretim sonrasında açığa çıkan hurda paslanmaz çelik ürünlerini müvekkilinin haberi olmaksızın piyasaya sattığının tespit edildiğini ve iş sözleşmesinin 4857 sayılı İş Kanunu'nun 25/II-(e) hükmü uyarınca feshedildiğini, davacıya 2011 yılından işten ayrıldığı tarihe kadar muhtelif tarihlerde kıdem tazminatına mahsuben 65.051,00 TL ödeme yapıldığını, ayrıca davacının müvekkili Şirketin ortağı ... adına Şirket hesaplarından çektiği 45.000,00 TL'yi de elinde bulundurduğunu ve müvekkili Şirkete iade etmediğini savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; yargılamanın devamında kıdem ve ihbar tazminatlarına ilişkin davanın talep tefrik edildiği ve ayrı bir dosya üzerinden yargılamasına devam edildiği, dava tarihi itibarıyla davanın belirsiz alacak davası olarak açılabileceği, İlk Derece Mahkemesince, salt organik bağın varlığı gerekçe gösterilerek davacının davalı işyerinde 01.03.1995-18.06.2016 tarihlerinde çalıştığının kabulüyle sonuca gidilmiş ise de tanık beyanlarının bu yönde açıklayıcı bilgi içermediği gibi bahse konu Şirket ile davalı işveren Şirket arasında organik bağ bulunduğu ve davacının birlikte istihdam edildiğine yönelik dosyada bilgi ve belge bulunmadığı, kayıtlardaki gibi davacının çalışma süresinin 01.06.1998-18.06.2016 tarihleri olarak kabul edildiği dikkate alındığında hizmet süresinin yazılı şekilde kabulünün isabetli olmadığı, davacı tanıklarının elden ödeme iddiasını doğruladıkları, bu hâliyle tanık beyanları, emsal ücret araştırmaları, davacının yaptığı iş, çalışılan sektör dikkate alındığında hesaplamalara esas alınan ücret miktarının dosya kapsamına uygun olduğu, yıllık ücretli izin alacağı hesabında imzalı belgelerin dikkate alınmasının yerinde olduğu, ancak davacının hizmet süresi 01.06.1998-18.06.2016 tarihleri olarak kabul edildiğinde bilirkişi kök raporunda 50 gün üzerinden hesaplanan ikinci seçeneğe göre hüküm tesisi gerektiği, davalı işverence kullandırıldığı kanıtlanamayan izinlerin karşılığının ödendiğine ilişkin ödeme belgesinin sunulmadığı, kıdem ve ihbar tazminatlarına ilişkin talepler işbu dosyadan tefrik edildiğinden eldeki davada hizmet süresinin etkisinin sadece yıllık ücretli izin yönünden olacağının anlaşıldığı, yıllık ücretli izin alacağının kök rapordaki ikinci seçeneğe göre hüküm altına alınması gerektiği, taraflarca özellikle kayıt tutma yükümlülüğü bulunan işverenin davalılarca çalışma gün ve saatlerine ilişkin kayıt sunulmadığı, sunulan bir kısmı imzalı bordrolarda talep konusu alacaklara ilişkin tahakkuk bulunmadığının anlaşıldığı, buna göre alacakların hesaplanmasında tanık beyanları ile sonuca gidilmesinde isabetsizlik bulunmadığı, davalılar tarafından davacı ile menfaat birliği içinde olduğu belirtilen tanık E.A.'nın beyanının zaten hükme esas alınmadığının anlaşıldığı, fazla çalışma ile ulusal bayram ve genel tatil alacaklarına ilişkin hesaplamalarda beyanı esas alınan tanık F.B'nin SGK giriş-çıkış kayıtlarında 2009-2011 arasında çalıştığının görüldüğü, buna göre İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan 01.01.2009-31.12.2012 tarihleri arasına ilişkin hesaplamanın dosya içeriğine uygun düştüğü kanaatine varıldığı belirtilerek davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine; davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü yıllık ücretli izin alacağı yönünden kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; 1. Bölge Adliye Mahkemesince organik bağ kurulmadığı gerekçesi ile davacının .../... isimli işyerindeki çalışma döneminin hizmet süresinden dışlanmasının hatalı olduğunu, ortakları, adresleri, faaliyet konuları aynı olan şirketler arasında organik bağ bulunduğunu, 2. Fazla çalışma ücreti ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti hesabında beyanı esas alınan davacı tanığının çalışma süresinin hatalı belirlendiğini, 3. Davacının çalıştığı süre boyunca yıllık izin kullanmadığını, yıllık izin belgeleri esas alınarak yıllık izin ücretinin hesabının hatalı olduğunu, 4. Kıdem ve ihbar tazminatları yönünden tefrik kararı verilmiş ise de ceza davası beraatle sonuçlandığından bu alacaklar yönünden de karar verilmesini talep ettiklerini ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, davacının hizmet süresi, fazla çalışma ücreti, ulusal bayram ve genel tatil ücreti ile yıllık ücretli izin alacaklarının ispatı ve hesabı hususlarına ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Somut uyuşmazlıkta yıllık ücretli izin alacağı bakımından, koşulları bulunmadığı hâlde belirsiz alacak davası olarak açılan davanın esasına girilerek karar verilmesi hatalıdır (Dairemizin 26.09.2023 tarihli ve 2023/6195 Esas, 2023/12941 Karar sayılı kararı). Diğer taraftan söz konusu alacak bakımından daha önce verilen kararlarda hukuki yarar yokluğu sebebiyle dava şartı yokluğuna bağlı davanın reddi kararları verilmediğinden, Dairenin önceki görüşüne güvenilerek belirsiz alacak davası şeklinde açılan bu davada belirtilen husus Dairemizin aynı doğrultudaki kararları (Dairemizin 14.09.2020 tarihli ve 2016/26476 Esas, 2020/7547 Karar; 31.05.2022 tarihli ve 2022/5909 Esas, 2022/6892 Karar; 09.02.2022 tarihli ve 2022/829 Esas, 2022/1542 Karar sayılı kararları) da gözetilerek bozma nedeni yapılmamıştır. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 06.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi – Kasım 2025 kararlarının tamamı