Yargıtay Kararları › Yargıtay 9. Hukuk Dairesi › Ekim 2025 › 2025/6865 E., 2025/8071 K.

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2025/6865 E., 2025/8071 K. (20.10.2025) – Tazminat

Mahkeme
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/6865
Karar No
2025/8071
Karar Tarihi
20.10.2025
Konu
Tazminat

9. Hukuk Dairesi 2025/6865 E. , 2025/8071 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/1179 E., 2025/1460 K. İLK DERECE MAHKEMESİ: İstanbul 27. İş Mahkemesi SAYISI : 2023/205 E., 2025/56 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin o dönem ... Havalimanında davalının sahibi olduğu 34... plakalı ticari takside şoför olarak çalıştığını, davacının 2012 Haziran döneminde işe girdiğini, daha sonra 06.03.2015 tarihinde başka bir işyerinde işe başladığını, akabinde ise 13.03.2015 tarihinde işe girdiğini, havalimanında işe devam ettiğini, pandemi sonrası işten çıkartıldığı 29.06.2020 tarihine kadar aralıksız şekilde çalıştığını, davacının davalı işyerinde 150 TL günlük yevmiye, yemek yol haklarıyla çalıştığını, iş sözleşmesinin haksız olarak feshedildiğini ileri sürerek kıdem ve ihbar tazminatı, fazla çalışma ücreti, hafta tatili ücreti, ulusal bayram ve genel tatil ile yıllık izin alacağının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının talebi bakımından belirsiz alacak davasının açılmasının mümkün olmadığını, davacının sözleşmesinin haklı nedenle feshine dair somut bir delil ileri sürmediğini, davada görevli mahkemenin iş mahkemeleri olmadığını, Sosyal Güvenlik Kurumu kayıtları da incelendiği üzere davacının kıdemi 1 yıldan az olduğunu, söz konusu taksi işletmesinin bir esnaf faaliyeti olduğunu, ilgili mevzuat gereğince takside çalışan kişi sayısı 3'ün altında kaldığından işbu davada görevsizlik kararı verilmesi gerektiğini savunarak davanın reddini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalının “taksi ile yolcu taşımacılığı” kaydıyla vergi mükellefiyetinin bulunduğu, davalının esnaf odası kaydının bulunmadığı, Mahkemece yazılan müzekkerelere araçta hasar olduğunda kimin tarafından ödendiğinin veya vergilerin, trafik cezalarının kim tarafından ödendiğinin tespit edilemediği şeklinde cevap verildiği, Bölge Adliye Mahkemesinin kaldırma kararı sonrasında dinlenen tanık anlatımlarına göre de davacının davalıya ait ticari taksinin sigorta bedellerini ödeyerek davalıdan çalışma saatlerine ve şekline ilişkin talimat almadan çalıştığı ve günlük olarak elde edilen hasılattan davalıya bir tutar ödemekle yükümlü olduğu, trafik cezalarından da sürücü olan davacının sorumlu tutulduğu birlikte göz önünde bulundurulduğunda taraflar arasında 4857 sayılı İş Kanunu kapsamında bir iş ilişkisi bulunmayıp söz konusu ilişkinin 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 299 vd. maddelerinde düzenlenen kira ilişkisi olarak ele alınması gerektiği, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 114/1-(c) hükmü uyarınca mahkemenin görevinin dava şartlarından olduğu, ancak somut uyuşmazlığın hukuki niteliği itibarıyla Mahkemenin görevli olmadığı gerekçeleriyle davanın usulden reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Mahkemece istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; Taraflar arasındaki ilişkinin işçi işveren ilişkisi olduğunu bu nedenle iş mahkemesinin görevli olduğunu ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, taraflar arasındaki ilişkinin işçi işveren ilişkisi olup olmadığı ve iş mahkemelerinin görevli olup olmadığı hususlarına ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeple; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 20.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi – Ekim 2025 kararlarının tamamı