9. Hukuk Dairesi 2025/6821 E. , 2025/7607 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 29. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/1402 E., 2025/1894 K. İLK DERECE MAHKEMESİ: Ankara 51. İş Mahkemesi SAYISI : 2023/498 E., 2025/71 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı Bakanlığa bağlı olarak sürekli işçi kadrosunda istihdam edildiğini, kadroya geçişinin 02.04.2018 tarihinde 696 sayılı Kanun Hükmünde Kararname (696 sayılı KHK) ile sağlandığını, hâlen davalı Bakanlığın kadrolu işçisi olarak çalışmaya devam ettiğini, alt işveren bünyesinde çalışmakta iken ücretinin asgari ücretin belirli bir oran fazlası olarak belirlendiğini ve ödendiğini, kadroya geçerken bireysel iş sözleşmesi imzaladığını ve ücretinin yine asgari ücretin belirli bir oran fazlası olarak belirlendiğini ancak davalı Bakanlık tarafından eksik ödeme yapıldığını, daha önce yalnızca Nisan 2018-12.09.2020 arası ödenmeyen fark ücret alacağı için ... İş Mahkemesinde açılan davanın kabul edildiğini ileri sürerek 12.09.2020 tarihinden itibaren hesaplanacak fark ücret alacağı ile Nisan 2018 tarihinden itibaren hesaplanacak ikramiye, ilave tediye, fazla çalışma ücreti ve gece zammı fark alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; zamanaşımı def'inde bulunduklarını, belirsiz alacak davası türünde açılan davanın hukuki yarar yokluğundan reddi gerektiğini, davacının aynı alacak kalemlerine ilişkin ... İş Mahkemelerinde açılmış başkaca davasının olup olmadığı hususunun araştırılmasını talep ettiklerini, kadroya alınmasından sonra davacı ile yapılan sözleşmelerin ikale sözleşmesi niteliğinde olduğunu, alt işveren firmalarla yapılmış olan sözleşmelerin toplu iş sözleşmesi ile bütünüyle ortadan kalkmış olduğunu, davacının ücretinin 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname (375 sayılı KHK) hükümlerine göre belirlendiğini, Bakanlığın genel uygulamasının hukuka uygun olduğunu, davacının bir yandan bireysel iş sözleşmesindeki günlük brüt ücretin esas alınmasını bir yandan da toplu iş sözleşmesi ile öngörülen ücret kriterlerinin uygulanmasını istemesinin mümkün olmadığını, bu durumda işçilere hem asgari ücrete yapılan zammın hem de toplu iş sözleşmesinden kaynaklı zammın yapılması gibi (çifte zam) bir durum oluşacağını ve ücretlerin fahiş bir hâl alacağını, iddia edilenin aksine davacının ücretinin 2019 yılı asgari ücret seviyesine çekilerek bu ücrete %4 oranında ücret zammı uygulanmadığını, ücret bordrolarından anlaşılacağı üzere davacının 2018 yılı ücreti korunarak bu ücret üzerine %4 oranında ücret zammı yapıldığını, davacının sendika üyeliğinin onaylandığı tarihten sonraki dönem için toplu iş sözleşmesinden faydalanabileceğinin gözetilmesi gerektiğini, bireysel sözleşmelere oran yazılı olsa dâhi geçerli sayılmayacağını, davacının tüm alacak taleplerinin haksız bulunduğunu, talep edilen faiz oranı ile faiz başlangıç tarihlerinin de hatalı olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacı ile davalı İdare arasında imzalanan belirsiz süreli iş sözleşmesinde davacının ücretinin her ay asgari ücretin belirli bir oran fazlası olacağına dair açık düzenleme olduğu, hizmet alım sözleşmeleriyle yüklenici tarafından istihdam edilen işçilerin ücretlerinin asgari ücretin katları ya da asgari ücretin belirli bir oran fazlası şeklinde belirlenmesi uygulamasının hizmet alım sözleşmesinin devam ettiği döneme ilişkin olduğu, sürekli işçi kadrolarına geçişle birlikte ücret ile diğer mali ve sosyal hakları asgari ücretle irtibatlandıran uygulamalara son verildiği, dava tarihi itibarıyla 25.07.2018 tarihinden önceki alacakların zamanaşımına uğradığının belirlendiği, ıslah edilen miktarlar dikkate alındığında ıslah tarihi itibarıyla zamanaşımına uğrayan alacağın söz konusu olmadığının anlaşıldığı gerekçesiyle bilirkişi raporunda yapılan hesaplamalar doğrultusunda davacının fark alacak taleplerine ilişkin davasının kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacı ve davalı İdare arasında sürekli işçi kadrosuna geçenlere özgü yapılan belirsiz süreli iş sözleşmesinin 7. maddesinde davacının ücretinin geçişin yapıldığı 02.04.2018 tarihinden itibaren asgari ücretin belli oranda fazlası olarak tespit edildiği, asgari ücret değiştiğinde davacının ücretinin de oransal olarak değişecek olması sebebiyle davacının fark alacaklarının bulunduğunun anlaşıldığı, hüküm altına alınan alacak dönemleri ve bir kısmının daha önce dava konusu edilmemiş olması dikkate alındığında derdestlik ve kesin hüküm itirazının yerinde olmadığı, hesaplama dönemi, faiz türü ve başlangıç tarihlerinde isabetsizlik olmadığı gerekçesiyle davalının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; 1. Davacının kadroya alınması sonrası ikale yapıldığını, 2. Davacının herhangi bir alacağı bulunmadığını, 3. Faiz türü ile başlangıç tarihlerinin hatalı olduğunu, 4. Davacı ile imzalanan bireysel iş sözleşmesi ve toplu iş sözleşmesi hükümleri karşılaştırıldığında işçilere bireysel iş sözleşmesinden fazla olarak toplu iş sözleşmesinden kaynaklı ödeme yapıldığını, toplu iş sözleşmesi hükümlerinin daha lehe olduğunu, davacının bir yandan bireysel iş sözleşmesindeki artış hükmünden, diğer yandan toplu iş sözleşmesi hükümlerinden aynı anda yararlanmasının mümkün olmadığını, 5. Davacının ücretinin İdare tarafından mevzuata uygun bir şekilde belirlendiğini ve işleminde hukuka aykırılık bulunmadığını, 6. İşçilerin sözleşmelerinde belirli bir oran yazılmış olsa da oranın geçersiz olduğunu, 7. Derdestlik ve kesin hüküm itirazlarının incelenmediğini ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, 696 sayılı KHK kapsamında sürekli işçi kadrosuna geçirilen davacı işçiye kadroya geçişte düzenlenen belirsiz süreli iş sözleşmesi hükümlerine göre ödenmesi gereken ücretin tespiti ile ücret, ikramiye, ilave tediye, fazla çalışma ücreti ve gece zammı fark alacaklarının bulunup bulunmadığına, faiz ile derdestlik ve kesin hükme ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeple; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Davalı ... harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 09.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.