Yargıtay Kararları › Yargıtay 9. Hukuk Dairesi › Aralık 2025 › 2025/6703 E., 2025/9438 K.

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2025/6703 E., 2025/9438 K. (03.12.2025) – Tazminat

Mahkeme
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/6703
Karar No
2025/9438
Karar Tarihi
03.12.2025
Konu
Tazminat

9. Hukuk Dairesi 2025/6703 E. , 2025/9438 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/1089 E., 2025/1663 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Bursa 10. İş Mahkemesi SAYISI : 2024/136 E., 2025/40 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda gereği düşünüldü: Miktar veya değeri temyiz kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366. maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352/1-(b) hükmü uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir. Dosya içeriğine göre davalı ... ... Hizmetleri San. ve Tic. AŞ (... ... Şirketi) aleyhine hüküm altına alınan ve davalı tarafça temyize konu edilen toplam miktar, Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibarıyla yürürlükte olan 04.06.2025 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7550 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 20. maddesi ile değiştirilen 6100 sayılı Kanun'un ek madde 1/2 hükmü uyarınca dava tarihi itibarıyla kesinlik sınırı olan 47.530,00 TL'nin altında kaldığı anlaşılmakla; davalı ... ... Şirketi vekilinin temyiz dilekçesinin miktardan reddine karar vermek gerekmiştir. Davalı ... ... ... Hizmetleri AŞ (... ... ... Şirketi) vekilinin gerekli şartları taşıdığı anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalılardan ... ... Şirketi tarafından işletilen ... Hastanesinde 09.03.2010 tarihinde genel cerrahi branşında doktor olarak çalışmaya başladığını, taraflar arasında hekim iş sözleşmesi imzalandığını, Hastanenin 01.02.2015 tarihinde diğer davalı ... ... ... Şirketine devredildiğini, müvekkilinin ara vermeksizin 05.06.2018 tarihine kadar çalışmaya devam ettiğini, iş sözleşmesinin davalı işveren tarafından haksız olarak feshedildiğini, işçilik alacaklarının ödenmediğini ileri sürerek kıdem, ihbar ve kötüniyet tazminatları ile ücret ve yıllık ücretli izin alacaklarının davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP 1. Davalı ... ... ... Şirketi vekili cevap dilekçesinde; görev itirazında bulunduklarını, davacının yersiz ve hukuki menfaatten yoksun davası ile haksız taleplerde bulunduğunu, davacı ile diğer davalı Şirket arasında 20.01.2010 tarihli hekim iş sözleşmesi imzalandığını, davacının çalışmasını bu sözleşme çerçevesinde yürüttüğünü, davacının kendi adına kurulu olan ... Hizmetleri Tanı ve Tedavi Merkezi Ltd. Şti. bulunduğunu, davacının müvekkil Şirkette doktorluk hizmeti verdiğini, hiçbir zaman bir işçi statüsünde olmadığını, taraflar arasındaki sözleşmeden de bu hususun anlaşıldığını, davacının kıdem ve ihbar tazminatı hakkının bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. 2. Davalı ... ... Şirketi cevap dilekçesi sunmamıştır.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dosya içeriğine göre davacının 09.03.2010 tarihinde ... ... Şirketinde çalışmaya başladığı, 01.02.2015 tarihinden itibaren ise işyeri devri ile ... ... ... Şirketinde 05.06.2018 tarihine kadar çalıştığı, 20.01.2010 tarihli hekim iş sözleşmesinin 6. maddesinde aylık sabit ücret + muayene ücreti ve hastadan alınan fark ücretin %30’unun hak ediş ücreti olmak üzere davacıya ödenecek ücretin kararlaştırıldığı, sözleşme hükmü dikkate alınarak ücret alacağının hesaplandığı, iş sözleşmesinin tazminata hak kazanamayacak şekilde sona erdiği hususunda ispat yükünün işverene ait olduğu, dosya kapsamı ve tanık beyanları değerlendirildiğinde davacının 4857 sayılı İş Kanunu'na tâbi olarak çalıştığı, kıdem ve ihbar tazminatına hak kazandıracak şekilde davalı ... ... ... Şirketi tarafından iş sözleşmesinin feshedildiği, bakiye yıllık ücretli izinlerin kullandırıldığı ya da ücretinin ödendiğinin davalı tarafça yazılı delil ile ispat edilemediği gerekçesiyle kötüniyet tazminatı reddedilmek diğer talepler kabul edilmek suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; somut olayda ispat yükü üzerinde olan davalı işverence davacının iş sözleşmesinin haklı olarak ve önel verilerek feshedildiğinin ispat edilemediği, dolayısıyla kıdem ve ihbar tazminatı taleplerinin hüküm altına alınmasında isabetsizlik bulunmadığı, bakiye yıllık ücretli izinlerin kullandırıldığı ya da fesihle ücrete dönüşen karşılığının ödendiğinin davalı işverence ispat olunamadığı, dosyadaki bilgi ve belgeler doğrultusunda davacının çalışma süresince bir kısım ücretlerinin ödenmediği denetime elverişli bilirkişi raporunda tespit edildiğinden bakiye ücret alacağının hüküm altına alınmasının yerinde olduğu, davalı ... ... Şirketi lehine hükmedilen vekâlet ücretinin eksik ve hatalı olduğu gerekçesiyle davalı ... ... Şirketinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı ... ... Şirketinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davalı ... ... Şirketi vekili temyiz dilekçesinde; a. İlk Derece Mahkemesinin davalıların sorumluluğuna ilişkin gerekçesi ve hükmünün hatalı olduğunu, b. Bilirkişi raporunun hangi seçeneğinin neden hükme esas alındığının gerekçelendirilmediğini, c. Davacının hesaplanan ücret miktarının denetime elverişli olmadığını, d. Davacının kıdem ve ihbar tazminatı hakkı bulunmadığını, e. Davacının yıllar öncesine ilişkin izinlerini kullanmadığını beyan etmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, f. Davacının ücret ve hak ediş alacağı konusundaki taleplerinin reddi gerektiğini, g. Uyuşmazlıkta Ticaret Mahkemelerinin görevli olduğunu, h. Zamanaşımı def'i gözetilmeden karar verildiğini ileri sürmüştür. 2. Davalı ... ... Şirketi vekilinin temyiz dilekçesi miktardan reddedildiğinden, temyiz sebeplerine yer verilmemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık; görev, aylık ücret miktarı, davacının dava konusu alacaklara hak kazanıp kazanmadığı, alacakların hesaplanması ve zamanaşımına ilişkindir. 1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı ... ... ... Şirketi vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. Taraflar arasında davacının aylık ücretinin miktarı konusunda uyuşmazlık bulunmaktadır. Davacı vekili dava dilekçesinde, davacının iş sözleşmesine göre sabit ücret + hak ediş ücreti alarak çalıştığını iddia etmiş, davalı taraf ise davacının ücrete ilişkin iddialarını kabul etmediklerini beyan etmiştir. Taraflarca imzalanan 20.01.2010 tarihli iş sözleşmesine göre; ayakta tedavi gören hastalarda Sosyal Güvenlik Kurumunun (Kurum) ödediği muayene ücreti + hastadan alınan fark ücretin %30’u ile yatarak tedavi gören hastalarda Kurumun ödediği paket ücret + hastadan alınan fark ücretin %30’unun hak ediş ücreti olarak hesaplanması gerektiği kararlaştırılmıştır. Bölge Adliye Mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi raporunda; Kurum tarafından gönderilen kayıtlara göre davacı doktorun ayakta veya yatarak hasta bakımlarında yaptığı işler/verdiği hizmetler için Kurum tarafından davalı Şirketlere ödenen tutarların %30’u hak ediş ücreti olarak kabul edilmiş, davacı tarafından yapılan hasta tedavilerine ilişkin Kurum ödemesi dışında hastalardan ilave (fark) ücret alındığını gösterir herhangi bir kayıt dosya içerisinde bulunmadığından bu hastalardan ne kadar fark ücret alındığının tespit edilemediği belirtilerek davacı tarafın beyanının yerinde görülmesi ihtimaline göre Kurum ödemelerinin iki katı tutarında hastalardan fark ücret alındığı kabul edilmiş ve buna göre belirlenen aylık ücret miktarı üzerinden dava konusu alacaklar hesaplanmıştır. Dosya kapsamı, taraflar arasında imzalanan iş sözleşmesi ve taraf beyanları dikkate alındığında davacının yapmış olduğu hasta tedavileri kapsamında çalıştığı Hastane tarafından hastalardan fiilen tahsil edilen fark ücretlerin somut olarak belirlenmesinden sonra hesaplamalara esas aylık ücret miktarının tespit edilmesi ve dava konusu alacakların hesaplanması gerekirken, varsayımsal ve denetime elverişli olmayan bilirkişi raporundaki hesaplamaya itibarla yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; A. Davalı ... ... Şirketi Temyizi Yönünden Davalı vekilinin temyiz dilekçesinin miktardan REDDİNE, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, B. Davalı ... ... Şirketi Temyizi Yönünden Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 03.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 28a529019b4966671605a45adee45562 a0d89850610e3b64 This XML file does not appear to have any style information associated with it. The document tree is shown below. 9. Hukuk Dairesi 2025/6703 E. , 2025/9438 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/1089 E., 2025/1663 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Bursa 10. İş Mahkemesi SAYISI : 2024/136 E., 2025/40 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda gereği düşünüldü: Miktar veya değeri temyiz kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366. maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352/1-(b) hükmü uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir. Dosya içeriğine göre davalı ... ... Hizmetleri San. ve Tic. AŞ (... ... Şirketi) aleyhine hüküm altına alınan ve davalı tarafça temyize konu edilen toplam miktar, Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibarıyla yürürlükte olan 04.06.2025 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7550 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 20. maddesi ile değiştirilen 6100 sayılı Kanun'un ek madde 1/2 hükmü uyarınca dava tarihi itibarıyla kesinlik sınırı olan 47.530,00 TL'nin altında kaldığı anlaşılmakla; davalı ... ... Şirketi vekilinin temyiz dilekçesinin miktardan reddine karar vermek gerekmiştir. Davalı ... ... ... Hizmetleri AŞ (... ... ... Şirketi) vekilinin gerekli şartları taşıdığı anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalılardan ... ... Şirketi tarafından işletilen ... Hastanesinde 09.03.2010 tarihinde genel cerrahi branşında doktor olarak çalışmaya başladığını, taraflar arasında hekim iş sözleşmesi imzalandığını, Hastanenin 01.02.2015 tarihinde diğer davalı ... ... ... Şirketine devredildiğini, müvekkilinin ara vermeksizin 05.06.2018 tarihine kadar çalışmaya devam ettiğini, iş sözleşmesinin davalı işveren tarafından haksız olarak feshedildiğini, işçilik alacaklarının ödenmediğini ileri sürerek kıdem, ihbar ve kötüniyet tazminatları ile ücret ve yıllık ücretli izin alacaklarının davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP 1. Davalı ... ... ... Şirketi vekili cevap dilekçesinde; görev itirazında bulunduklarını, davacının yersiz ve hukuki menfaatten yoksun davası ile haksız taleplerde bulunduğunu, davacı ile diğer davalı Şirket arasında 20.01.2010 tarihli hekim iş sözleşmesi imzalandığını, davacının çalışmasını bu sözleşme çerçevesinde yürüttüğünü, davacının kendi adına kurulu olan ... Hizmetleri Tanı ve Tedavi Merkezi Ltd. Şti. bulunduğunu, davacının müvekkil Şirkette doktorluk hizmeti verdiğini, hiçbir zaman bir işçi statüsünde olmadığını, taraflar arasındaki sözleşmeden de bu hususun anlaşıldığını, davacının kıdem ve ihbar tazminatı hakkının bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. 2. Davalı ... ... Şirketi cevap dilekçesi sunmamıştır.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dosya içeriğine göre davacının 09.03.2010 tarihinde ... ... Şirketinde çalışmaya başladığı, 01.02.2015 tarihinden itibaren ise işyeri devri ile ... ... ... Şirketinde 05.06.2018 tarihine kadar çalıştığı, 20.01.2010 tarihli hekim iş sözleşmesinin 6. maddesinde aylık sabit ücret + muayene ücreti ve hastadan alınan fark ücretin %30’unun hak ediş ücreti olmak üzere davacıya ödenecek ücretin kararlaştırıldığı, sözleşme hükmü dikkate alınarak ücret alacağının hesaplandığı, iş sözleşmesinin tazminata hak kazanamayacak şekilde sona erdiği hususunda ispat yükünün işverene ait olduğu, dosya kapsamı ve tanık beyanları değerlendirildiğinde davacının 4857 sayılı İş Kanunu'na tâbi olarak çalıştığı, kıdem ve ihbar tazminatına hak kazandıracak şekilde davalı ... ... ... Şirketi tarafından iş sözleşmesinin feshedildiği, bakiye yıllık ücretli izinlerin kullandırıldığı ya da ücretinin ödendiğinin davalı tarafça yazılı delil ile ispat edilemediği gerekçesiyle kötüniyet tazminatı reddedilmek diğer talepler kabul edilmek suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; somut olayda ispat yükü üzerinde olan davalı işverence davacının iş sözleşmesinin haklı olarak ve önel verilerek feshedildiğinin ispat edilemediği, dolayısıyla kıdem ve ihbar tazminatı taleplerinin hüküm altına alınmasında isabetsizlik bulunmadığı, bakiye yıllık ücretli izinlerin kullandırıldığı ya da fesihle ücrete dönüşen karşılığının ödendiğinin davalı işverence ispat olunamadığı, dosyadaki bilgi ve belgeler doğrultusunda davacının çalışma süresince bir kısım ücretlerinin ödenmediği denetime elverişli bilirkişi raporunda tespit edildiğinden bakiye ücret alacağının hüküm altına alınmasının yerinde olduğu, davalı ... ... Şirketi lehine hükmedilen vekâlet ücretinin eksik ve hatalı olduğu gerekçesiyle davalı ... ... Şirketinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı ... ... Şirketinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davalı ... ... Şirketi vekili temyiz dilekçesinde; a. İlk Derece Mahkemesinin davalıların sorumluluğuna ilişkin gerekçesi ve hükmünün hatalı olduğunu, b. Bilirkişi raporunun hangi seçeneğinin neden hükme esas alındığının gerekçelendirilmediğini, c. Davacının hesaplanan ücret miktarının denetime elverişli olmadığını, d. Davacının kıdem ve ihbar tazminatı hakkı bulunmadığını, e. Davacının yıllar öncesine ilişkin izinlerini kullanmadığını beyan etmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, f. Davacının ücret ve hak ediş alacağı konusundaki taleplerinin reddi gerektiğini, g. Uyuşmazlıkta Ticaret Mahkemelerinin görevli olduğunu, h. Zamanaşımı def'i gözetilmeden karar verildiğini ileri sürmüştür. 2. Davalı ... ... Şirketi vekilinin temyiz dilekçesi miktardan reddedildiğinden, temyiz sebeplerine yer verilmemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık; görev, aylık ücret miktarı, davacının dava konusu alacaklara hak kazanıp kazanmadığı, alacakların hesaplanması ve zamanaşımına ilişkindir. 1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı ... ... ... Şirketi vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. Taraflar arasında davacının aylık ücretinin miktarı konusunda uyuşmazlık bulunmaktadır. Davacı vekili dava dilekçesinde, davacının iş sözleşmesine göre sabit ücret + hak ediş ücreti alarak çalıştığını iddia etmiş, davalı taraf ise davacının ücrete ilişkin iddialarını kabul etmediklerini beyan etmiştir. Taraflarca imzalanan 20.01.2010 tarihli iş sözleşmesine göre; ayakta tedavi gören hastalarda Sosyal Güvenlik Kurumunun (Kurum) ödediği muayene ücreti + hastadan alınan fark ücretin %30’u ile yatarak tedavi gören hastalarda Kurumun ödediği paket ücret + hastadan alınan fark ücretin %30’unun hak ediş ücreti olarak hesaplanması gerektiği kararlaştırılmıştır. Bölge Adliye Mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi raporunda; Kurum tarafından gönderilen kayıtlara göre davacı doktorun ayakta veya yatarak hasta bakımlarında yaptığı işler/verdiği hizmetler için Kurum tarafından davalı Şirketlere ödenen tutarların %30’u hak ediş ücreti olarak kabul edilmiş, davacı tarafından yapılan hasta tedavilerine ilişkin Kurum ödemesi dışında hastalardan ilave (fark) ücret alındığını gösterir herhangi bir kayıt dosya içerisinde bulunmadığından bu hastalardan ne kadar fark ücret alındığının tespit edilemediği belirtilerek davacı tarafın beyanının yerinde görülmesi ihtimaline göre Kurum ödemelerinin iki katı tutarında hastalardan fark ücret alındığı kabul edilmiş ve buna göre belirlenen aylık ücret miktarı üzerinden dava konusu alacaklar hesaplanmıştır. Dosya kapsamı, taraflar arasında imzalanan iş sözleşmesi ve taraf beyanları dikkate alındığında davacının yapmış olduğu hasta tedavileri kapsamında çalıştığı Hastane tarafından hastalardan fiilen tahsil edilen fark ücretlerin somut olarak belirlenmesinden sonra hesaplamalara esas aylık ücret miktarının tespit edilmesi ve dava konusu alacakların hesaplanması gerekirken, varsayımsal ve denetime elverişli olmayan bilirkişi raporundaki hesaplamaya itibarla yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; A. Davalı ... ... Şirketi Temyizi Yönünden Davalı vekilinin temyiz dilekçesinin miktardan REDDİNE, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, B. Davalı ... ... Şirketi Temyizi Yönünden Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 03.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 28a529019b4966671605a45adee45562 a0d89850610e3b64 ... ...

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi – Aralık 2025 kararlarının tamamı