Yargıtay Kararları › Yargıtay 9. Hukuk Dairesi › Aralık 2025 › 2025/3947 E., 2025/4285 K.

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2025/3947 E., 2025/4285 K. (05.12.2025) – 6100 sayılı Kanun

Mahkeme
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/3947
Karar No
2025/4285
Karar Tarihi
05.12.2025
Konu
6100 sayılı Kanun

9. Hukuk Dairesi 2025/3947 E. , 2025/4285 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/292 E., 2025/506 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Kocaeli 4. İş Mahkemesi SAYISI : 2024/214 E., 2024/338 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı Bakanlığın 16.07.2024 tarihli ve 386690 sayılı olumlu yetki tespiti yazısının 22.07.2024 tarihinde davacıya tebliğ edildiğini, davalı Sendika üye listesinin müvekkiline gönderilmediğini, yetki tespitinde dikkate alınan işçilerin gerçek işvereninin dava dışı Sağlık Bakanlığı olduğunu, işçilerin işe alınması ve çıkarılmasında müvekkili Şirketin yetkisi olmadığını, özlük haklarını belirleme yetkisinin dava dışı Sağlık Bakanlığında olduğunu, Bakanlıkça yetkiye esas alınan işçi sayısının hatalı olduğunu, Şirket merkezinde çalışan hiçbir işçinin sendika üyesi olmadığını, davalı Sendikanın yetki tespiti için gerekli olan çoğunluğa sahip olmadığını ileri sürerek davalı Bakanlığın 16.07.2024 tarihli ve 386690 sayılı yetki tespitinin iptaline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP 1. Davalı Sendika vekili cevap dilekçesinde; davacı tarafın iddialarına ilişkin somut ve maddi bir delil sunulmadığını, müvekkili Sendikanın toplu iş sözleşmesi yapma yetkisini haiz olduğunu, dosya kapsamına göre duruşma yapılmaksızın davanın reddi gerektiğini belirterek ve dilekçesinde yazılı diğer sebeplerle davanın reddini istemiştir. 2. Davalı Bakanlık vekili cevap dilekçesinde; davalı Sendikanın kurulu bulunduğu 17 sıra numaralı sağlık ve sosyal hizmetler işkolunda davacı işverene ait 12 işyeri olduğunu, söz konusu işyerlerinde 59 işçinin çalıştığını, davalı Sendikanın 38 üyesi olduğunun belirlendiğini ve olumlu yetki tespit yazısının taraflara gönderildiğini, davacı işverenin, asıl işverenin işlerini yürütmüş olsa da asıl işverenden farklı bir tüzel kişiliği olduğunu, dava dilekçesinde bahsi geçen merkez işyerinin farklı bir işkolunda yer almasından dolayı tespite dâhil edilmediğini, yetki tespit başvuruları karşılanırken, işverenler tarafından Sosyal Güvenlik Kurumuna (SGK) yapılan işyerlerine ilişkin tescil ve işçi bildirimlerinin esas alındığını, sendika yetki sistemine SGK kayıtlarından otomasyon sistemiyle yansıyan bilgiler doğrultusunda işlem yapıldığını, yetki tespitinin usul ve kanuna uygun olduğunu belirterek ve dilekçesinde yazılı diğer sebeplerle davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; 1.Bilirkişi raporuna itirazlarını karşılayacak ek rapor alınmasına gerek görülmeksizin hatalı bir karar tesis edildiğini, 2. Müvekkili Şirketin işçisi gibi görünen işçilerin gerçek işvereninin dava dışı Sağlık Bakanlığı olduğundan her bir işçinin gerçek işvereninin çalıştığı işyerindeki sendikalılık durumu ve oranının tespiti gerektiğini ve dilekçesinde yazılı diğer sebepleri ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu'nun 41 ve devamı maddeleri kapsamında yetki tespitine itiraz istemine ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Somut uyuşmazlık hâkimlik mesleğinin gerektirdiği hukuki bilgiyle çözümlenmesi gereken nitelikte olduğundan 6100 sayılı Kanun’un 266. maddesine aykırı olarak İlk Derece Mahkemesince bilirkişi raporu alınması hatalı ise de bu durum sonuca etkili görülmediğinden eleştiri ile yetinilmiştir. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeple; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 12.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 13533fe1a9b8794e 882c2f181976e3f8

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi – Aralık 2025 kararlarının tamamı