Yargıtay Kararları › Yargıtay 9. Hukuk Dairesi › Mayıs 2025 › 2025/2997 E., 2025/4866 K.

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2025/2997 E., 2025/4866 K. (27.05.2025)

Mahkeme
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/2997
Karar No
2025/4866
Karar Tarihi
27.05.2025

9. Hukuk Dairesi 2025/2997 E. , 2025/4866 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/49 E., 2025/171 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İzmir 19. İş Mahkemesi SAYISI : 2024/181 E., 2024/364 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının ... Hastanesinde 4/D kadrosunda klinik destek elemanı olarak çalıştığını, %60 oranında engelli olan annesinin tekerlekli sandalye kullandığını ve kendi bakımını sağlayamadığını, davacının 16.01.2023 tarihinde doğum yaptığını ve bebeğinin bakımıyla da yükümlü olduğunu, bu nedenlerle 11.08.2023 tarihinde, ... Devlet Hastanesine atanma talebinde bulunduğunu, ancak haklı talebinin mevzuat gerekçe gösterilerek reddedildiğini, davalı İdarenin tutumunun hukuka aykırı olduğunu, davacının hem annesine hem bebeğine bakmakla yükümlü olduğunu belirterek Gördes Devlet Hastanesine tayinine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı taraf kanuni süresi içinde cevap dilekçesi vermemiş, davalı vekili yargılama aşamasındaki beyanlarında davalı Kurum işleminin mevzuata uygun olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının öncesinde Kamu Denetçiliği Kurumuna başvurduğu ve bunun üzerine talebin imkânlar dâhilinde değerlendirilmesi gerektiği hususunda davalı Bakanlığa tavsiyede bulunulduğu, dava dilekçesinin ekinde benzer uyuşmazlıklarda iş mahkemelerinin görevli olduğuna dair Danıştay Dava Daireleri Kurulu kararının sunulduğu, benzer bir uyuşmazlığı karara bağlayan İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 19. Hukuk Dairesinin 2020/515 Esas, 2021/411 Karar sayılı ilâmında, "... uyuşmazlığın çözüm yerinin idari yargı olması, adli yargı yolunun caiz olmaması nedeniyle davanın HMK'nin 115/2. maddesi uyarınca usulden reddine karar verilmesi, ayrıca idari yargı yerinin de vermiş olduğu kesin karar bulunduğundan, görevli yargı yolunun belirlenmesi için dosyanın talep halinde Uyuşmazlık Mahkemesine gönderilmesi yönünde hüküm kurulması gerektiğinden, davacının istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nin 353/1-a.4 maddesi uyarınca mahkeme kararının kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir." şeklinde değerlendirmelere yer verildiği, tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; yukarıda değinilen istinaf ilâmında da ayrıntılı olarak açıklandığı üzere, davacının talebinin yer değişikliğine yönelik olduğundan dava konusu işlemin idari nitelikte olduğu, nitekim davacının eş mazereti nedeniyle davalı Kuruma yaptığı talebin 4857 sayılı İş Kanunu'ndan (4857 sayılı Kanun) kaynaklanan bir talep ve işlem olmadığı, bu yöndeki taleplerin tartışılması ve değerlendirmesi görev ve yetkisinin idari yargı makamlarında olduğu, kaldı ki Danıştay Dava Daireleri Kurulu'nun karşı yönde bir kararı var ise de bu yönde alınmış bir uyuşmazlık mahkemesi kararının da bulunmadığı gerekçesiyle davanın 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 114/1-(b) hükmü gereğince yargı yolunun caiz olmaması nedeniyle usulden reddi gerektiği ancak davacı aleyhine vekâlet ücreti takdirine yer olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına taraf vekillerince ayrı ayrı istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; uyuşmazlığın çözüm yeri idari yargı olduğundan davacı tarafın istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı, bununla birlikte davalı Bakanlığın vekille temsil edildiği ancak 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'na aykırı şekilde davalı vekili lehine vekâlet ücretine hükmedilmemesinin hatalı olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun ise vekâlet ücreti bakımından kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü ortadan kaldırılarak yeniden hüküm kurulmak suretiyle davanın usulden reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ Davacı vekili temyiz başvurusunda; 1. Müvekkilin ... Devlet Hastanesine tayin talebinin üyesi olduğu sendika ve davalı Kurumun tarafı olduğu toplu iş sözleşmesinin 19. maddesine dayalı olarak yapıldığını, talebin reddi üzerine Kamu Denetçiliği Kurumuna başvurulduğunu ve müvekkili lehine tavsiye kararı verildiğini, bu kararda da iş mahkemelerinin işaret edildiği 2. Gerek İlk Derece Mahkemesi gerekse Bölge Adliye Mahkemesince yanlış bir değerlendirmede bulunulduğunu, zira talebin hukuki dayanağının toplu iş sözleşmesi olduğunu, davanın toplu iş sözleşmesinden kaynaklana eda talebine ilişkin olduğu için iş mahkemelerinin görevli olduğunu , 3. Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'nun 01.06.2022 tarihli ve 2022/19 Esas, 2022/24 Karar sayılı kararı ile Bölge İdare Mahkemesi kararları arasındaki aykırılığın, davada adli yargıyı görevli gören Ankara Bölge İdare Mahkemesi 1.İdari Dava Dairesinin 29.04.2021 tarihli ve 2020/4764 Esas, 2021/1628 Karar sayılı kararı doğrultusunda giderilmesine kesin olarak karar verildiğini, 4. 696 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin (696 sayılı KHK) geçici 23. maddesinde her ne kadar sürekli işçilere açıkça bir tayin hakkı tanımamış olsa da, tayin hakkını yasaklayan emredici bir düzenleme de bulunmadığını, anayasal güvence altında olan sözleşme özgürlüğü ilkesi gereği toplu iş sözleşmeleriyle tayin hakkına ilişkin düzenlemelerin hukuken geçerli olduğunu, kaldı ki dosyada tayin talep edilen Hastanede boş kadro bulunduğuna dair resmî yazı mevcut olup tayin talebi için tüm koşulların elverişli olduğunu, 5. Bekâr bir anne olup küçük bir bebeği olan davacının aynı zamanda yatalak annesine de bakmakla yükümlü olduğunu, artık yaşlanan babasının dahi bakıma muhtaç olduğundan, annesine ve babasına bakacak başka çocuğu da bulunmadığından, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'na göre de bakım yükümlülüğü bulunduğundan tayin talebinde haklı olan davacının talebinin reddedilmesiyle mağdur olduğunu, zira müvekkilinin her hafta sonu annesi ve çocuğunu görmek için üç saat yolculuk yapmak zorunda kaldığını ve bu durumun müvekkiline hem maddi hem manevi açıdan büyük bir yük getirdiğini, 6. Müvekkilinin yargı yolunun belirlenmesi konusunda herhangi bir kusuru bulunmadığından aleyhine vekâlet ücretine hükmedilmesinin haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu beyanla kararın bozulması gerektiğini ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, görevli yargı yerinin adli yargı mı yoksa idari yargı mı olduğu noktasındadır. Mahkemenin görevi gibi yargı yolu da kamu düzenine ilişkindir. Bu sebeple, yargılamanın her aşamasında yargı yolunun caiz olup olmadığının Mahkemece resen gözetilmesi gerekir. Görülmekte olan bir davada iş mahkemesinin görevli olmadığının belirlenmesi hâlinde adli yargı görevli ise davanın göreve ilişkin dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine ve dosyanın görevli hukuk mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekir. Buna karşılık idari yargının görevli olması durumunda, davanın yargı yoluna ilişkin dava şartının mevcut olmaması sebebiyle nedeni ile usulden reddi kararı ile yetinilir; ayrıca gönderme kararı verilemez. 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun 5. maddesi uyarınca 4857 sayılı Kanun'a göre işçi sayılan kimselerle işveren veya işveren vekilleri arasında, iş sözleşmesinden veya kanuna dayanan her türlü hak iddialarından doğan hukuk uyuşmazlıklarının çözüm yeri iş mahkemeleridir. Somut davada davalı Bakanlığın işveren, davacının ise işçi olduğu uyuşmazlık dışıdır. 696 sayılı KHK gereği davalı Bakanlık nezdinde sürekli işçi kadrosuna geçen davacının görev yeri değişikliği talebinin dayanağını iş sözleşmesi, toplu iş sözleşmesi ve iş hukukuna ilişkin kanun hükümleri oluşturmaktadır. Buna göre uyuşmazlığın çözümünde adli yargı yeri görevli olduğundan davanın, yargı yolunun caiz olmaması nedeniyle dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmesi usul ve kanuna aykırı olmuştur. Benzer taleplerle açılan davalarda Dairemizce verilen kararlarda da görev yeri değişikliği veya nakil taleplerine ilişkin uyuşmazlıklar bakımından adli yargının görevli olduğu kabul edilmiştir (Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, 2022/11584 Esas, 2022/14571 Karar; 2022/18455 Esas, 2023/4061 Karar ve 2023/138 Esas, 2023/3177 Karar sayılı kararları). Mahkemece işin esasına girilerek davacının talebi hakkında bir karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle davanın usulden reddine karar verilmesi usul ve kanuna aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının usulden BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde davacıya iadesine, Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 27.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 992741186a1273d8 08a1622ef129d0ae

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi – Mayıs 2025 kararlarının tamamı