Yargıtay Kararları › Yargıtay 9. Hukuk Dairesi › Haziran 2025 › 2025/2025 E., 2025/5139 K.

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2025/2025 E., 2025/5139 K. (17.06.2025) – Tazminat

Mahkeme
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/2025
Karar No
2025/5139
Karar Tarihi
17.06.2025
Konu
Tazminat, Kıdem Tazminatı

9. Hukuk Dairesi 2025/2025 E. , 2025/5139 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 48. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/4298 E., 2024/1977 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 17. İş Mahkemesi SAYISI : 2017/24 E., 2020/189 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verilmiştir. Davalı vekilince temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasının istenilmesi üzerine, işin duruşmaya tabî olduğu anlaşılmış ve duruşma için 17.06.2025 Salı günü tayin edilerek taraflara tebligat gönderilmiştir. Duruşma günü davacı vekili Avukat ........... ile davalı vekili Avukat.................... geldiler. Duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verildi. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı Şirketin ................Türkmenistan’daki Olimpiyat Stadyum Projesinde 13.12.2012-30.07.2016 tarihleri arasında idari amir olarak çalıştığını, iş sözleşmesinin haksız olarak feshedildiğini, davacının haftanın 7 günü 07.30-20.00 saatleri arasında normal mesai olarak çalıştığını, haftada en az 4 gün normal mesaiden sonra 00.00'a kadar çalıştığını, ayda iki kez hafta tatili gününde çalışmaya devam ettiğini, hafta tatili kullanmadan çalıştığı zamanların da olduğunu, davacı işçinin aylık net 2.100,00 USD ücret aldığını, bu miktarın bir kısmının elden avans olarak verildiğini, kalanının bankaya kısım kısım yatırıldığını, ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalıştığını, kıdem tazminatının eksik ödendiğini, davacıya bir ihbar öneli verilmediğini, davacının kullanmadığı yıllık izin hakkının bulunduğunu belirterek kıdem ve ihbar tazminatı ile fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ile yıllık ücretli izin alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının 13.12.2012-31.07.2016 tarihleri arasında taraflar arasında imzalanan yurt dışı iş sözleşmesi uyarınca davalı Şirket nezdinde şantiye idare amiri olarak aylık 1.000,00 USD ücret ile çalışmaya başladığını, davacı işçinin son ücretinin 1.167,00 USD olduğunu, davacı işçinin tüm hak edişlerinin ödendiğini, çalıştığı süreler boyunca aldığı ücret ve işçilik alacaklarına karşı hiçbir ihtirazı kayıt ileri sürmediğini, davacı işçinin işyerindeki çalışma süresinin dikkate alınıp kıdem ve ihbar tazminatının eksiksiz şekilde ödendiğini, davacının üst düzey yönetici pozisyonunda çalıştığını, idari amir olması dolayısıyla mesaisini kendisinin tayin ettiğini, davacı işçinin hiçbir alacak ve hak edişinin bulunmadığını, izinlerini kullandığından izin alacağının bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının davalı Şirkete ait işyerinde 13.12.2012-30.07.2016 tarihleri arasında çalıştığı, fesih tarihindeki aylık ücretinin net 2.100,00 USD olduğu, davacının iş sözleşmesinin işveren tarafından haksız olarak feshedildiği, bakiye yıllık ücretli izin alacağının bulunmadığı, tanık beyanlarına göre fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil alacaklarının ispatlandığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili ve katılma yoluyla davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dava dilekçesinde kıdem ve ihbar tazminatları açıkça TL, fazla çalışma alacağı, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ile yıllık ücretli izin alacağının ise USD üzerinden talep edildiği, dava dilekçesinde kur belirtilmesinin dava tarihinde ödenmesi gereken harcın hesabı bakımından kaynaklandığı, zira dava tarihinde harca esas dava değeri 1.640,00 TL olarak belirtilmiş olup kur değerine göre yapılan dava değeri hesabını doğruladığını, davalının bu yöne ilişkin istinaf itirazının yerinde olmadığını, ancak dava dilekçesinde TL üzerinden talep edilen, artırım dilekçesinde aynı şekilde TL üzerinden 1. bilirkişi ek raporuyla belirlenen miktara arttırılan ihbar tazminatının USD olarak hüküm altına alınmasının doğru olmadığı, davacının nitelikli bir iş yapması karşısında ücretin 2.100,00 USD olarak kabul edilmesinin yerinde olduğu, tanık beyanlarına göre fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil alacaklarının kabulünün yerinde olduğu, davanın açıldığı tarih gözetildiğinde belirsiz alacak davası şeklinde dava ikâme edilmesinin önünde bir engel olmadığı, dava açılmakla tüm alacaklar için zamanaşımının dava tarihi itibarıyla kesilmiş olacağı, davalı tarafça artırıma karşı ileri sürülen zamanaşımı def'inin davaya bir etkisi olmayacağı, Mahkeme tarafından gerekçede davanın niteliğine ilişkin bir değerlendirme yapılmadan ıslah zamanaşımı gözetilerek hazırlanan 02.10.2019 tarihli bilirkişi raporuna göre karar verilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle tarafların istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; 1. Somut uyuşmazlığa Türkmenistan hukukunun uygulanması gerektiğini, dava dilekçesinde alacakların TL olarak talep edildiğini, 2. Ücret tespitinin hatalı olduğunu, davacının tüm dönem aynı ücretle çalışmasının mümkün olmadığını, 3. Kıdem ve ihbar tazminatının ödendiğini, 4. Kabul edilen fazla çalışma süresinin hatalı olduğunu, tanıkların daha az çalışma süresinden bahsettiklerini, 5. Davacının hafta tatili bakımından ıslah dilekçesindeki talebinin aşıldığını, 6. Faiz oranı ve faiz başlangıç tarihinin hatalı olduğunu, 7. İndirim oranının düşük olduğunu ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, iş sözleşmesine uygulanacak hukuk, husumet, davacının aylık ücret miktarı, iş sözleşmesinin feshi, fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil alacaklarının ispatı ve hesaplanması ile faiz noktalarındadır. 1.5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkındaki Kanun'un 24/1 hükmüne göre hukuk seçimi, taraflarca açıkça yapılabileceği gibi zımnî olarak da yapılabilir. Yabancılık unsuru taşıyan bir iş sözleşmesinin varlığı karşısında, Türk hukukuna göre açılmış bir davada, davalı tarafça en geç cevap dilekçesi ile yabancı hukukun uygulanması gerektiği yönünde itirazda bulunulmaması yahut en geç ön inceleme duruşmasında tarafların hukuk seçimi konusunda anlaşmamış olmaları durumunda uyuşmazlığa uygulanacak olan hukukun Türk hukuku olarak zımnen seçilmiş olduğunun kabulü gerekir. Buna göre somut uyuşmazlığa Türk hukukunun uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmamaktadır. 2. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına, temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 3. Fazla çalışma yaptığını iddia eden işçi bu iddiasını ispatla yükümlüdür. Ücret bordrolarına ilişkin kurallar burada da geçerlidir. İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp kanıtlanmadıkça imzalı bordroda görünen fazla çalışma alacağının ödendiği varsayılır. Fazla çalışmanın ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş ve işyerinden çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları delil niteliğindedir. Ancak fazla çalışmanın yazılı belgelerle kanıtlanamaması durumunda tanık beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. Bunun dışında herkesçe bilinen genel bazı vakıalar da bu noktada göz önüne alınabilir. İşçinin fiilen yaptığı işin niteliği ve yoğunluğuna göre de fazla çalışma olup olmadığı araştırılmalıdır. İmzalı ücret bordrolarında fazla çalışma ücreti ödendiği anlaşılıyorsa işçi tarafından gerçekte daha fazla çalışma yaptığının ileri sürülmesi mümkün değildir. Ancak işçinin fazla çalışma alacağının daha fazla olduğu yönündeki ihtirazı kaydının bulunması hâlinde, bordroda görünenden daha fazla çalışmanın ispatı her türlü delille yapılabilir. Bordroların imzalı ve ihtirazı kayıtsız olması durumunda, işçinin bordroda belirtilenden daha fazla çalışmayı yazılı belge ile kanıtlaması gerekir. İşçiye bordro imzalatılmadığı hâlde, fazla çalışma ücreti tahakkuklarını da içeren her ay değişik miktarlarda ücret ödemelerinin banka kanalıyla yapılması durumunda ise işçinin ihtirazı kayıt ileri sürmesi beklenemeyeceğinden, ödenenin üzerinde fazla çalışma yapıldığının her türlü delil ile ispatı mümkündür. Fazla çalışmanın yazılı delil ya da tanıkla ispatı imkân dahilindedir. İşyerinde çalışma düzenini bilmeyen ve bilmesi mümkün olmayan tanıkların anlatımlarına değer verilemez. Aynı ispat kuralları hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücret alacakları için de geçerlidir. Çalışma sürelerinin ispatı noktasında işverene karşı dava açan tanıkların beyanlarına ihtiyatla yaklaşılması gerekir. Fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil alacaklarının ispatında salt davacı ile menfaat birliği içinde bulunan veya işverene karşı davası bulunan tanık beyanlarıyla sonuca gidilemez. Bununla birlikte başkaca delil ya da olgularla desteklenen bu tanık beyanlarına itibar edilmelidir. Bu çerçevede; işin ve işyerinin özellikleri, davalı tanıklarının anlatımları, iş müfettişinin düzenlediği tutanak veya raporlar ve aynı çalışma dönemi ile ilgili olarak söz konusu alacakların varlığına ilişkin kesinleşmiş mahkeme kararları gibi hususlar delil ya da olgular olarak değerlendirilebilir. Somut uyuşmazlıkta davacının tanık beyanlarına göre bir hafta haftanın 6 günü 07.30-20.00 saatleri arası çalıştığı, ortalama 3 gün 22.00'a kadar çalışmanın devam ettiği, buna göre haftalık 25,5 saat fazla çalışma yaptığı kabul edilerek fazla çalışma alacağı hesaplanmıştır. Fazla çalışmanın ispatı konusunda, dosya içerisinde işyerindeki çalışma düzenini gösterir işyeri kayıtları bulunmadığından, davacının fazla çalışmalarının davacı tanık beyanlarına göre kabulünde isabetsizlik bulunmamaktadır. Dosya kapsamında dinlenen tanıkların beyanları, yapılan işin niteliği ve özellikle davacı tanıkları............ ve ......................'nin beyanları birlikte değerlendirildiğinde; Mahkemece kabul edilenin aksine davacının saat 19.00’dan sonra sürekli yaptığı kabul edilen çalışmanın tanık beyanları ile tam olarak ispatlanamadığı anlaşılmıştır. Tüm dosya içeriğindeki bilgi ve belgeler, yapılan işin niteliği, dosya kapsamında dinlenen tanıkların beyanları hep birlikte değerlendirildiğinde; davacının haftanın 6 günü 08.00-19.00 saatleri arası ve ayda iki hafta tatilinde de aynı saatlerde çalıştığını ispatladığı kabul edilmelidir. Yukarıda yapılan açıklamalara göre davacının; ispatlanan çalışma düzeni ile kanuni ara dinlenme sürelerine göre ayın iki haftasında haftanın 6 günü çalıştığı ve 15 saat fazla çalıştığı, kalan iki hafta, haftanın 7 günü çalıştığı ve 17,5 saat fazla çalışma yaptığı gözetilmeksizin yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulması hatalı olup bozmayı gerektirmiştir. 4. Yabancı para borcuna hangi faizin uygulanacağı 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun'un "Yabancı para borcunda faiz" kenar başlıklı 4/a hükmüne göre düzenlenmiş olup ilgili düzenlemede; “Sözleşmede daha yüksek akdi veya gecikme faizi kararlaştırılmadığı hallerde, yabancı para borcunun faizinde Devlet Bankalarının o yabancı para ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranı uygulanır.” kuralına yer verilmiştir. Somut uyuşmazlıkta davacı tarafça USD cinsinden talep edilen alacaklara, kural olarak Devlet bankalarının USD ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranı uygulanması gerekir. Bölge Adliye Mahkemesince, fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil alacaklarına Devlet bankalarınca USD üzerinden açılmış bir yıllık vadeli mevduata uygulanan en yüksek faiz oranı uygulanması gerekirken, bankalarca USD mevduatına uygulanan en yüksek faiz oranına karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir. 5. Dava dilekçesinde kıdem tazminatı bakımından dava tarihinden itibaren faiz talep edilmesine rağmen Bölge Adliye Mahkemesince talep aşılarak fesih tarihinden itibaren faize hükmedilmesi de hatalıdır.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Davalı yararına takdir edilen 28.000,00 TL duruşma vekâlet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 17.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 6dd9f74051243a41 b38d2f60534e8bb9

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi – Haziran 2025 kararlarının tamamı