Yargıtay Kararları › Yargıtay 9. Hukuk Dairesi › Haziran 2025 › 2025/1973 E., 2025/5136 K.

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2025/1973 E., 2025/5136 K. (17.06.2025)

Mahkeme
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/1973
Karar No
2025/5136
Karar Tarihi
17.06.2025

9. Hukuk Dairesi 2025/1973 E. , 2025/5136 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 30. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/3339 E., 2024/3871 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 24. İş Mahkemesi SAYISI : 2024/324 E., 2024/449 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildi. Davacı vekilince temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasının istenilmesi üzerine, işin duruşmaya tâbi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 17.06.2025 Salı günü tayin edilerek taraflara tebligat gönderilmiştir. Duruşma günü davacı vekili Avukat .................... ile davalı vekili Avukat .........................geldiler.Duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verildi. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı Şirketin Suudi Arabistan'da bulunan şantiyesinde çalıştığını, iş sözleşmesinin davalı tarafça haksız olarak feshedildiğini, çalıştığı süreye ait tüm ücretlerin eksik ödendiğini, haftanın 7 günü 07.00-18.00 arasında çalıştığını, ayrıca haftada en az 4 gün de 22.00'a kadar fazla çalışma yaptığını, ayda en az 2 hafta tatili çalışma yaptığını, tüm dinî, resmî ve ulusal bayramlarda çalıştığını belirterek fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ücreti ile yıllık izin ücreti alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının iş sözleşmesinin iş yoğunluğunun azalmasından dolayı hizmetine ihtiyaç duyulmaması nedeniyle sonlandırıldığını, davacının ücretinin USD cinsinden ödendiği iddiasının gerçeği yansıtmadığını, davacının çalıştığı süre boyunca hak ettiği tüm ücretlerinin ödendiğini, sözleşme uyarınca kendisine ödenen ücretin hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil çalışmaları ile fazla çalışma ücretleri dâhil tüm çalışmalarının karşılığını içerdiğini, davacının çalışmış olduğu Suudi Arabistan'da; bu Ülkenin dinî ve millî bayramlarında ve cuma günlerinde çalışma yasağı olduğunu, Türkiye'de geçerli olan dinî bayramların Suudi Arabistan'da aynen geçerli olduğunu, bu nedenle bu dönemlerde işyerinde çalışma kesinlikle yapılmadığını, yıllık izinlerini kullandığını savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalı tarafından cevap dilekçesinde ve ön inceleme duruşmasında Türk hukukunun uygulanmasına yönelik herhangi bir savunmasının bulunmadığından uyuşmazlığa Türk hukuku uygulandığı, davacının SAR üzerinden ücret aldığı ve en son olarak kendisine net 5.135,87 SAR ödendiği, Bölge Adliye Mahkemesi kararında belirtildiği üzere davacının ayda 2 hafta 6, 2 hafta da 7 gün 07.00-18.00 saatleri arasında 1 hafta 15 saat, 1 hafta 17,5 saat çalıştığı göz önüne alınarak fazla çalışma alacağının hesaplandığı, bilirkişinin Bölge Adliye Mahkemesi kararına uygun düzenlemiş olduğu ek rapor kapsamında davacının fazla çalışmasının hesaplanarak hüküm altına alındığı, tanıkların davacının resmî bayramlarda ve dinî bayramların birinci günü hariç diğer ulusal bayram ve genel tatil günlerinde ve ayda iki hafta tatilinde çalıştığını beyan ettikleri, davacının hafta tatili ve bir kısım ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalıştığını tanık beyanı ile ispatladığı, ödenmeyen ücret alacağının bulunduğu, yıllık ücretli izin alacağının feshe bağlı bir alacak olduğu, işe iade davası ile aynı anda talep edilebilecek bir alacak olmadığı, dolayısıyla bu alacak yönünden davanın usulden reddine karar verildiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili ve katılma yoluyla davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; Mahkemece ücretin en son 5.135,87 SAR olarak tespitinde isabetsizlik görülmediği, gönderme kararına uygun olarak davacının bir hafta 15 saat, 1 hafta 17,5 saat fazla çalışma yatığı kabulüne göre yapılan fazla çalışma alacak hesabının yerinde olduğu, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücret alacak hesabının korunmasının isabetli görüldüğü, Mahkemece hükme esas alınan 22.08.2024 tarihli bilirkişi raporunda davacının hak ettiği alacak miktarlarının iş hukuku ilkeleri çerçevesinde usulünce ve gerekçeleri de belirtilerek gösterildiği, mevcut raporun hüküm vermeye yeter nitelikte olduğu gerekçesiyle tarafların istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde; a. Davacının ücretinin USD üzerinden olduğunu, b. Davacı tanık beyanlarına göre fazla çalışmanın değerlendirilmesi gerektiğini, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından hangi gerekçe ile ortak çalışma saatlerinin ayda iki hafta 6, iki hafta 7 gün 07.00-18.00 saatleri arasında (bir hafta 15 saat bir hafta 17,5 saat) olduğunun kabulü gerektiğini belirtmesinin anlaşılamadığını, c. Fazla çalışmanın ücrete dâhil olmadığını ileri sürmüştür. 2. Davalı vekili temyiz dilekçesinde; a. Davacının isticvap edilmesi gerektiğini, b. İşverene karşı davası bulunan tanık beyanlarına itibar edilemeyeceğini, c. Ücret bordroları ve iş sözleşmesinin dikkate alınması gerektiğini, d. Davacının tüm alacaklarının ödendiğinin imzalı bordrolar ile sabit olduğunu ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, davacının aylık ücret miktarı, fazla çalışma, ulusal bayram ve genel tatil ile hafta tatili alacaklarının ispat ve hesaplanması noktalarındadır. Mahkeme kararında yazılacak hususlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 297. maddesinde belirtilmiştir. Maddeye göre, hüküm sonucu kısmında gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, isteklerin her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların sıra numarası altında açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekir. Kanunun aradığı anlamda oluşturulacak kısa ve gerekçeli kararın hüküm fıkralarının, açık, anlaşılır, çelişkisiz ve uygulanabilir olması gerekmekle birlikte, kararın gerekçesinin de sonucu ile tam bir uyum içinde, o davaya konu maddi olguların Mahkemece nasıl nitelendirildiğini, kurulan hükmün hangi sebeplere ve hukuksal düzenlemelere dayandırıldığını ortaya koyacak, kısaca maddi olgular ile hüküm arasındaki mantıksal bağlantıyı gösterecek nitelikte olması gerekir. Zira tarafların o dava yönünden, hukuk düzenince hangi sebeple haklı veya haksız görüldüklerini anlayıp değerlendirebilmeleri ve Yargıtayın hukuka uygunluk denetimini yapabilmesi için ortada usulüne uygun şekilde oluşturulmuş, hükmün hangi sebeple o içerik ve kapsamda verildiğini ayrıntılarıyla gösteren, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıktaki bir gerekçe bölümünün ve buna uyumlu hüküm fıkralarının bulunması zorunludur. Gerekçe hüküm çelişkisi, Yargıtay İçtihatları Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 10.04.1992 tarihli ve 1991/7 Esas, 1992/4 Karar sayılı kararı gereğince bozma sebebidir. Somut olayda İlk Derece Mahkemesi gerekçesinde; davacının 1 hafta 15 saat, 1 hafta 17,5 saat fazla çalıştığı, bilirkişinin Bölge Adliye Mahkemesi kararına uygun düzenlenmiş olduğu ek rapor kapsamında davacının fazla çalışmasının hesaplanarak hüküm altına alındığını belirtilmiştir. İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi raporunda fazla çalışma alacağının haftalık 15 saat üzerinden hesaplanmış olduğu dikkate alındığında gerekçe hüküm çelişkisi oluşmuştur. 6100 sayılı Kanun'un 297, 298 ve 321. maddelerine aykırı davranılması nedeniyle hükmün bozulması gerekmiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının usulden BOZULMASINA, Bozma sebebine göre taraf vekillerinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, Davacı yararına takdir edilen 28.000,00 TL duruşma vekâlet ücretinin davalıya, davalı yararına takdir edilen 28,000,00 TL duruşma vekâlet ücretinin davacıya yükletilmesine, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgililere iadesine, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 17.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 91d070fede13fdff 6c937756b8f7ef44

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi – Haziran 2025 kararlarının tamamı