Yargıtay Kararları › Yargıtay 9. Hukuk Dairesi › Mayıs 2025 › 2025/2003 E., 2025/4561 K.

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2025/2003 E., 2025/4561 K. (20.05.2025)

Mahkeme
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/2003
Karar No
2025/4561
Karar Tarihi
20.05.2025

9. Hukuk Dairesi 2025/2003 E. , 2025/4561 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/982 E., 2024/2755 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 2. İş Mahkemesi SAYISI : 2021/198 E., 2023/77 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı .. Büyükşehir Belediyesi ... Elektrik, Su, Havagazı, Otobüs ve Troleybüs (..) Genel Müdürlüğü vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 30.03.2005 tarihinden bu yana davalı ... Büyükşehir Belediyesinde şoför olarak çalıştığını, davalı ... Genel Hizmet Otopark ... ve Sağlık Hizmetleri Ticaret AŞ (.. Şirketi) bünyesinde sigortalı olarak gösteriliyorsa da aslında ... Genel Müdürlüğü bünyesinde çalışanlarla aynı işi yaptığını, davalılar arasındaki ilişkinin muvazaalı olduğunun yerleşik yargı kararları ile kabul edildiğini, davacı ile ... Genel Müdürlüğü kadrolu işçileri arasında ücret farklılıkları olduğunu, davalılar arasındaki ilişkinin muvazaalı olmasının sonucu olarak kadrolu işçiye ödenen ücrete göre müvekkiline daha düşük ücret ödendiğini ileri sürerek davalılar arasındaki ilişkinin muvazaalı olması nedeniyle işe giriş tarihinden itibaren ... Genel Müdürlüğünün işçisi sayılmasına karar verilmesini; ayrıca müvekkilinin gün içerisinde çalışmalarının parçalara bölündüğünü, 05.30'da aracı alıp 08.00, 09.00 gibi teslim ettiğini, ikinci kez 16.30, 17.00 gibi aracı alıp tekrar 20.30, 21.00 gibi bıraktığını ancak bu şartlara çoğu zaman uyulmayarak arada kalan sürelerde de görev yazıldığını ve göreve çağrıldığını, gün içerisinde 15 veya 16 saat hizmete amade şekilde beklediklerini, her an işe çağrılacakları düşüncesi ile bekledikleri bu sürelerin de fazla çalışma sayılması gerektiğini, sendika ile ... Şirketi arasında akdedilen toplu iş sözleşmesinin fazla çalışmayı düzenleyen maddesi göz önünde bulundurularak müvekkilinin fazla çalışma ücreti alacağının davalıdan tahsili ile işe giriş tarihinden bu yana davalı ... Genel Müdürlüğü işçisi sayılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP 1. Davalı ... Genel Müdürlüğü vekili cevap dilekçesinde; taleplerin zamanaşımına uğradığını, belirsiz alacak davası açılamayacağını, davalılar arasındaki ilişkinin muvazaalı olmadığını, İdarenin norm kadro sayısının yetersiz belirlenmesi nedeniyle ihtiyaç duyulan hizmetin ihale yoluyla karşılandığını, müvekkilinin imzaladığı toplu iş sözleşmesinden davacının faydalanmasının mümkün olmadığını, davacının fazla çalışma ücretine hak kazanamadığını savunarak davanın reddini istemiştir. 2. Davalı ... Şirketi vekili cevap dilekçesinde; davacı taleplerinin zamanaşımına uğradığını, muvazaa iddiasının yerinde olmadığını, müvekkili Şirketin işçilik alacaklarının eksiksiz ödendiğini, emsal davalarda aynı işi yapan işçilerin fazla çalışma ücreti taleplerinin reddine karar verildiğini savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalı ... Genel Müdürlüğü ile ... Şirketi arasında asıl işveren alt işveren ilişkisinin işçi teminine yönelik olması sebebiyle muvazaalı olduğu ve davacının başlangıçtan itibaren ... Genel Müdürlüğünün işçisi olarak kabul edilmesi gerektiği; davacının Belediye-İş Sendikasına üye olmadığı, hâlihazırda ... Sendikasına üye olduğu anlaşılmakla ... Sendikası ile ... Şirketi arasında bağıtlanan toplu iş sözleşmesinden yararlandığı, ilgili toplu iş sözleşmesinin 34/8 hükmünde gerekli görülen hâllerde işyerlerinde parçalı çalışma yaptırılabileceğinin düzenlendiği, ayrıca iş süresinden sayılan hâller içerisinde parçalı çalışma süresi arasında kalan sürelerin çalışma süresinden sayılacağına dair hüküm bulunmadığı, tanık beyanlarından da davacının parçalı çalışma sürelerinin arasında kalan boş sürelerde işyerinde bulunmak ve ihtiyaç duyulduğunda çağrılması hâlinde gelmek zorunda olmadığının anlaşıldığı, parçalı çalışma süreleri arasında kalan boşlukta davacının fiilen hangi saatler arasında çalıştığının somut olarak ispat edilmediği, dolayısıyla fazla çalışma yönünden davacının düşen ispat külfetini yerine getirmediği, davacının işyeri ve puantaj çizelgeleri doğrultusunda çalışma yaptığı ve bu kayıtlara göre fazla çalışma tahakkuku yapılan zamanlarda da karşılığının davalı tarafça ödendiği gerekçesiyle davacının başlangıçtan itibaren ... Büyükşehir Belediye Başkanlığı ... Genel Müdürlüğünün işçisi olarak kabul edilmesi gerektiğinin tespitine, fazla çalışma ücreti alacağının ise reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; Yargıtay incelemesinden geçen emsal Mahkeme kararları göz önüne alındığında davacının yaptığı iş yönünden davalı ... Genel Müdürlüğünün işçi teminine gittiği, bu nedenle de davacının gerçek işvereninin davalı ... Genel Müdürlüğü olduğu, Mahkemece davalılar ... Genel Müdürlüğü ve ... Şirketi arasındaki asıl işveren alt işveren ilişkisinin muvazaalı olduğunun tespiti ile davacının baştan itibaren davalı ... Genel Müdürlüğü işçisi sayılması gerektiğinin tespitine ilişkin hükmün yerinde olduğu, kararın gerekçe içermesi nedeniyle hukuki dinlenilme ve adil yargılanma hakkının ihlalinin söz konusu olmaması, delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve kanuna aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davalılar vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı ... Genel Müdürlüğü vekili temyiz dilekçesinde; 1. Tespit davasında hukuki yarar bulunmadığını, 2. Müvekkili İdare ile ... AŞ arasındaki ilişkinin muvazaalı olmadığını ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, öncelikle davacının somut tespit davasını açmakta davacının hukuki yararının bulunup bulunmadığı, davalı ... Genel Müdürlüğü ile ... Şirketi arasındaki ilişkinin muvazaalı olup olmadığı noktalarında toplanmaktadır. Mahkemeden istenilen hukuki korunmaya göre davalar; eda davaları, tespit davaları ve inşai davalar olarak ayrılmaktadır. Eda davalarında, bir şeyin yapılması, bir şeyin verilmesi veya bir şey yapılmaması istenmekte iken inşai (yenilik doğuran) davalar ile de var olan bir hukuki durumun değiştirilmesi, kaldırılması veya yeni bir hukuki durumun yaratılması istenir. İnşai (yenilik doğurucu) davanın kabulü ile yeni bir hukuki durum yaratılır ve hukuksal sonuç genellikle bir yargı kararı ile doğar. Tespit davaları ise bir hakkın veya bir hukuki ilişkinin var olup olmadığının yahut bir belgenin sahte olup olmadığının tespitine ilişkin davalardır. Tespit davası kendine özgü davalardan olup dava sonucunda verilen kararın icra ve infaz kabiliyeti yoktur. Tespit davalarında davacının amacı, bir hak veya hukuki ilişkinin varlığının ya da yokluğunun veyahut içeriğinin belirlenmesi olup hak veya hukuki ilişkinin varlığı yahut yokluğu tespit davası açılabilmesi için tek başına yeterli değildir. Bundan başka, tespit davasının dinlenebilmesi için konusunu oluşturan hak veya hukuki ilişkinin var olup olmadığının mahkemece hemen tespit edilmesinde davacının korunmaya değer güncel bir hukuki yararının bulunması gerekir. Tespit davasının konusunun hak veya hukuki ilişki olması ve davacının tespit davası açmakta güncel hukuki yararının bulunması dava şartıdır. Açılan tespit davasında, bu iki şartın birlikte bulunup bulunmadığı, diğer dava şartlarında olduğu gibi davanın her aşamasında mahkemece kendiliğinden gözetilmelidir. Bu şartların bulunmaması hâlinde, mahkemece davanın esas hakkında inceleme yapılmaksızın dava şartı yokluğundan usulden reddi gerekmektedir. Tespit davaları eda davalarının öncüsüdür; bu nedenle eda davası açılmasının mümkün olduğu hâllerde, tespit davası açılmasında hukuki yararın bulunmadığı kabul edilmektedir. Hukuki yararın bulunması dava şartı olup yargılamanın her aşamasında taraflarca ileri sürülebileceği gibi hâkim tarafından da resen gözetilir. Hukuki yararın bulunmadığının tespiti hâlinde davanın 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 115. maddesine göre dava şartı yokluğu gerekçesiyle usulden reddine karar verilmelidir. Somut uyuşmazlıkta; davacı vekili dava dilekçesinde muvazaa iddiasında bulunarak bu iddianın ispatına yönelik maddi vakıaları ortaya koymuş ancak tespit davası açmaktaki güncel hukuki yararına ilişkin herhangi bir açıklama yapmamıştır. Nitekim davacı tarafça fazla çalışma ücreti alacağı talep edilmiş ise de söz konusu talebin davacının üyesi olduğu sendika ile kayıtlı bulunduğu ... Şirketi arasında akdedilen toplu iş sözleşmesinin parçalı çalışmaya ilişkin hükümlerine dayandığı, söz konusu talep reddedilmiş olmasına rağmen davacı tarafça buna itiraz edilmediği anlaşılmıştır. Tespit davalarında davacı, eda davasından ve inşai davadan farklı olarak bu davayı açmakta korunmaya değer bir menfaatinin bulunduğunu, kendisi için söz konusu olan tehlikeli veya tereddütlü durumun ortaya çıkaracağı zararın, ancak tespit davası ile giderilebileceğini kanıtlamalıdır (.. .., .. ..., S. .. .., Medeni Usul Hukuku, Ankara, Üçüncü Baskı, 2017, s. 296-297). Davacı taraf muvazaanın tespitini talep ederken bu davayı açmaktaki güncel hukuki yararını ortaya koymadığı gibi diğer dava çeşitlerine nazaran neden tespit davası açmak zorunda kaldığına yönelik bir gerekçe de ileri sürmemiştir. Bu durumda davacının muvazaanın hemen tespit edilmesinde korunmaya değer bir menfaatinin, yani hukuki yararının bulunduğunu ortaya koyup ispat edemediği ortadadır. Diğer yandan, yargılama devam ederken iş sözleşmesinin sona erdiği anlaşılmakla bu durumda davacı işçi eda davası açarak muvazaanın varlığını ileri sürebilir. Yukarıda da belirtildiği üzere eda davası açılmasının mümkün olduğu hâllerde tespit davası açılmasında hukuki yarar bulunmamaktadır. Bu durumda davacının başlangıçtan itibaren ... Büyükşehir Belediye Başkanlığı ... Genel Müdürlüğünün işçisi olarak kabul edilmesi gerektiğinin tespitine dair talebinin, hukuki yarar dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile kabulüne karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirir.

VI. KARAR Açıklanan sebeple; 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 20.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi – Mayıs 2025 kararlarının tamamı