8. Hukuk Dairesi 2025/691 E. , 2025/5768 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/239 E., 2024/133 K. KARAR : Asıl ve birleşen davanın reddine, Taraflar arasındaki tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen karar, temyiz incelemesi sonunda Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesince bozulmuştur. İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkeme kararı, davacılar ... ve arkadaşları vekili, davacı ... ve arkadaşları vekili, davacı ... vekili ile katılma yoluyla davalılar Hazine ile Orman İdaresi vekilleri tarafından ayrı ayrı temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R Davacılar ..., ..., ... ve ... vekili dava dilekçesinde özetle; ... Mahallesi 3 74... parsel ile kuru dere arasında kalan taşınmazın 46 cilt, 69 sayfa ve 47 sırada kayıtlı tapu ile ...'nın babasına iskanen verildiğini, bu yerin murisin ölümü ile oğlu ...'e kaldığını ve ...'in bu yerin 95 dönümünü ...'a, 98 dönümünü ...'na, 100 dönümünü ...'e sattığını, 100 dönümünü de halen kendisinin kullandığını ileri sürerek, dava konusu taşınmaz bölümlerinin 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 713. maddesi uyarınca müvekkili davacılar adına tescilini talep etmiştir. Birleşen (2002/336 Esas) davada ... mirasçıları dava dilekçesinde; 46 cilt, 69 sayfa ve 47 sırada kayıtlı tapu kaydı ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak, dava konusu taşınmazın hisseleri oranında ... mirasçıları adına tescilini talep etmişlerdir. İlk Derece Mahkemesince dava dosyaları birleştirilerek yapılan yargılama sonucunda, "..., ... ve ...'in davasının reddine, ... mirasçılarının açtığı davanın kabulü ile (B) ile gösterilen 17.203,28 metrekare, (C) ile gösterilen 607,17 metrekare, (D) ile gösterilen 59.570,94 metrekare, (F) ile gösterilen 2.689,44 metrekare olmak üzere toplam 86.169,83 metrekarelik kısmın ... mirasçıları adına tapuya tesciline" dair ilk karar, davacılar ..., ..., ... ve ... vekili ile davalılar Orman İdaresi ve Hazine vekillerinin temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 01.05.2008 tarihli ve 2008/3585-6739 sayılı sayılı ilamıyla; "... ... mirasçılarının, ..., ... ve ...’in temyiz itirazlarının reddi ile davalarının reddine dair hükmün onanmasına; Hazine ve Orman İdaresinin temyiz itirazlarının kabulü ile (B), (C), (D) ve (F) ile işaretli bölümlere yönelik olarak, davacıların tutundukları Mart 19 65... numaralı tapu kaydının yüzölçümüne değer verilerek çekişmeli taşınmazların kuzeyinde bulunan 3 74... numaralı parsele revizyon gördüğü ve bu parselin 37255 metrekare yüzölçümü ile tapu malikleri ... ve ... adına tespit edilip kesinleştiği belirtilerek, yöntemine uygun şekilde orman ve zilyetlik araştırması yapılması ..." gereğine değinilerek bozulmuştur. İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde verilen, "asıl dosya yönünden davanın reddine, birleşen dosya yönünden kısmen kabulüne, ... İli ... İlçesi ... Deresi Mevkiinde kain taşınmazın 25.12.2015 havale tarihli bilirkişi raporuna ekli krokide belirtilen (B1) harfi ile gösterilen 12.340,03 metrekare kısmın, (C) harfi ile gösterilen 6.641,20 metrekare kısmın, (D1) harfi ile gösterilen 20.723,34 metrekare kısmın, (F) harfi ile gösterilen 2.689,38 metrekare kısmının veraset ilamındaki hisseleri oranında ...adına tapuya kayıt ve tesciline, fazlaya ilişkin istemin reddine" dair ikinci karar, davacılar ... ve arkadaşları vekili ile davalılar Hazine, Orman İdaresi ve ... vekillerinin temyizi üzerine, Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 17.06.2021 tarihli ve 2020/4101 Esas, 2021/5401 Karar sayılı ilamı ile "davacılardan ... mirasçıları ile ... vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde; önceki hükümle bu davacıların davalarının reddine karar verilmiş olup, hükmün temyiz edilmesi üzerine yukarıda değinilen Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin ilamı ile temyiz itirazlarının reddine karar verilmiş, karar düzeltme taleplerinin reddi üzerine davanın reddine dair hüküm kesinleşmiş olup eldeki temyiz incelemesine tabi davada aleyhlerine yeni bir hüküm de kurulmamış olduğundan temyiz istemlerinin reddine, davalılar Hazine, Orman İdaresi ve ... vekillerinin temyiz itirazları yönünden ise, yetersiz araştırma ve inceleme karar verildiği, inceleme ve uygulamada kullanıldığı bildirilen 1957 tarihli hava fotoğrafının taşınmazı kapsamadığı bildirilerek 1993 tarihli hava fotoğrafı esas alınarak inceleme ve uygulama yapıldığı ne var ki, bozma ilamında değinilen hususların araştırılması ve incelenmesi için eski tarihli hava fotoğraflarının getirtilerek incelenmesinin gerekli olduğu, Harita Genel Müdürlüğünün internet sayfasında yöreye ait olan 1957 tarihli hava fotoğrafları dışında 1964-19 72... tarihli hava fotoğraflarının da bulunduğunun tespit edildiği, hal böyle olunca sağlıklı sonuca ulaşabilmek için taşınmazın yöreye ait tüm hava fotoğrafları ile bu fotoğraflardan üretilen memleket haritası ve varsa ortofoto haritalarının getirtilmesi, taşınmaz başında yeniden keşif yapılması, getirtilen belgelerin keşifte uygulanması, yöntemince orman araştırması yapılması, taşınmazın orman sayılan yerlerden olup olmadığının ve ayrıca zilyetlikle kazanma koşullarının oluşup oluşmadığının yöntemine uygun biçimde araştırılması gerektiği ..." gereğine değinilerek bozulmuştur. İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde, "... Yapılan keşif sonrasında alınan bilirkişi raporlarına göre B1, C, D1 ve F harfleri ile gösterilen kısımlarının orman sayılan yerlerden olduğu, ancak imar ihya şartlarının gerçekleşmediği , öncesinin de tanık beyanları ve mahalli bilirkişi beyanları ile aynı şekilde olduğu, emek ve masraf harcanarak imar ihya işleminin yapılmadığı, kesintisiz ve sürekli olarak tarım alanı olarak kullanılmadığı, bir kısım ağaçların çok yakın zamanda dikildiği, bazı kesimlerde de yer yer deliceden aşılanma ağaçların olduğu, bakımsız ve çalı çırpı ile dolu olduğu, gerek muris gerekse de mirasçılar tarafından kesintisiz ve sürekli kullanıldığının kanıtlanamadığı, zilyetlik şartlarının oluşmadığı, F harfi ile gösterilen bölümün ise öncesinin makilik ve fundalık niteliğinde olduğu, yerleşik Yargıtay kararlarına göre imar ihya için sarfedilen emek ve masrafın yoğun olmasının gerektiği, sadece meyve ağacı dikmek, delice aşılamanın imar ihya olarak kabul edilemeyeceği, zira taşlık, çalılık ve fundalıklar, ancak para ve emek harcamak suretiyle ve ihya yoluyla kültür arazisi durumuna getirilebileceği, her ne kadar bilirkişi raporunda dava konusu taşınmazlar için "uzun yıllardır imar ihya çalışmalarının yapıldığı" şeklinde ifadeler kullanılmışsa da, yukarıda da belirtildiği gibi imar ihyanın bilirkişilerce yanlış değerlendirildiği, mahkemece yapılan gözlemde imar ihyanın yapılmadığı, kaldı ki dava konusu daha önce reddilen kısımlar ile son keşifte bozma kararı gerği incelenen yerler sıra sıra peşpeşe birbiri ile bağlantılı yerlerde olup bitişik aynı özellikteki yerlerin bir kısmın orman sayılan yerlerden olduğunun, bir kısmının ise orman sayılmayan yerlerden olduğunun kabul etmenin hayatın olağan akışına aykırı olduğu, taşınmazların dört bir yanının da orman içerisinde kaldığı yapılan mahkeme gözleminde görüldüğü, mahalli bilirkişi ve tanıkların da bu yönde beyanda bulundukları, bunun yanında zirai tespitlerin yapıldığı raporun 13. sayfanın son paragrafında imar ihyanın devam ettiği belirtilmiş olup; imar ihya tamamlanmamış ise zaten taşınmazın kazanılmasının söz konusu olamayacağı ..." gerekçesiyle, asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı ... ve arkadaşları vekili, davacı ... ve arkadaşları vekili, davacı ... vekili ile katılma yoluyla davalılar Hazine ile Orman İdaresi vekilleri tarafından temyiz edilmiştir. Asıl ve birleşen dava, 4721 sayılı Kanun'un 713. maddesi uyarınca tescil istemine ilişkindir. Dava konusu taşınmazların bulunduğu yörede 1957 yılında kesinleşen genel arazi kadastrosu bulunmaktadır. Dava konusu taşınmazlar bu çalışmada fundalık/çalılık olarak tapulama harici bırakılmıştır. Ayrıca yörede, 1967 yılında yapılıp kesinleşen seri bazda Orman Kadastrosu bulunmaktadır. 1. Davacılardan ... mirasçıları, ... mirasçıları ve ... vekili ile ... mirasçısı ... vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde; önceki hükümle bu davacıların davalarının reddine karar verilmiş olup, hükmün temyiz edilmesi üzerine yukarıda değinilen Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin ilamı ile temyiz itirazlarının reddine karar verilmiş, karar düzeltme talebinin de bulunmaması üzerine davanın reddine dair hüküm kesinleşmiş, eldeki temyiz incelemesine tabi davada aleyhlerine yeni bir hüküm de kurulmamış olduğundan temyiz istemlerinin REDDİNE, 2. Birleşen davada davacı ... ve arkadaşları vekilinin 03.01.2024 tarihli bilirkişi raporunda (B1), (D1) ve (F) harfleri ile gösterilen bölümlere yönelik temyiz itirazları ve davalılar Hazine ve Orman İdaresi vekillerinin katılma yoluyla temyiz itirazlarına gelince; tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) Geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428. maddesi ile 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı ... ve arkadaşları vekili ve davalılar Hazine ve Orman İdaresi vekillerinin temyiz dilekçelerinde ileri sürdükleri nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. 3. Davacı ... ve arkadaşları vekilinin 03.01.2024 tarihli bilirkişi raporunda (C) harfi ile gösterilen bölüme yönelik temyiz itirazlarına gelince; İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda (C) harfiyle gösterilen taşınmaz bölümünün orman sayılan yerlerden olduğu ve bunun gerçek kişiler yararına zilyetlik yoluyla mülk edinme koşullarının da oluşmadığı kabul edilerek davanın reddine karar verilmiş ise de, dosya içeriği ve toplanan delillerden, varılan sonucun doğru olduğunu söyleyebilme imkanı yoktur. Şöyle ki; jeodezi ve orman mühendisi bilirkişiler tarafından hava fotoğrafları ve memleket haritalarına dayalı olarak yöntemine uygun biçimde yapılan uygulama ve araştırmada; (C) harfiyle gösterilen taşınmaz bölümünün en eski 1957 tarihli hava fotoğrafında üzerinde bitki örtüsü bulunmayan açık renkli alanda kaldığı, 1963 tarihli en eski memleket haritasında da hava fotoğrafıyla uyumlu olacak şekilde herhangi bir bitki örtüsü rumuzu bulunmayan beyaz renkli alanda kaldığı, 1964 tarihli hava fotoğrafında ise üzerinde sıralı olarak dikilmiş ağaç formu bulunan açık renkli alanda kaldığı, yapılan tespitlere göre (C) harfiyle gösterilen taşınmaz bölümünün orman sayılmayan yerlerden olduğu tespit edilmiştir. Aynı raporun zirai değerlendirme kısmında ise (C) harfiyle gösterilen taşınmaz bölümünde 2024 yılı itibariyle 35-45 yaşlarında deliceden aşılama zeytin ağaçları bulunduğu belirtilmiş ise de, dinlenen yerel bilirkişi ve tanık beyanlarından delice zeytinlerin başka yerlerden köklenmek suretiyle buraya taşındığı anlaşıldığından ve tam olarak hangi tarihte taşındığı da belirlenemediğinden aşı yaşları ile zeytin yaşlarının uyumlu olduğu belirtilmiştir. Bu durumda, (C) harfiyle gösterilen taşınmaz bölümünde yer alan deliceden aşılama zeytin ağaçlarının başka yerlerden köklenmek suretiyle buraya taşındığı anlaşıldığında, söz konusu ağaçların aşı yaşları, imar ihyanın yapılıp yapılmadığı, yapılmış ise başlangıç tarihini belirlemede yeterli olmayacağı kuşkusuzdur. Ne var ki; bozmadan önce yapılan keşif sonrasında alınan 22.12.2015 tarihli ziraat bilirkişi raporunda, (C) harfi ile gösterilen kısım üzerinde ekonomik verim alınan ve kültürel bakımı düzenli yapılan 35-50 yaşlarında yaklaşık 40 adet incir ile 90 adet zeytin ağacının olduğu, bu alanda gerekli bakım ve kültürel işlemlerin zamanında düzenli olarak yapılması nedeni ile mera bitkilerinin azınlıkta olduğu ve her hangi bir çalı emaresine rastlanmadığı, söz konusu alan uzun yıllar bir emek ve masraf harcamak suretiyle imar ve ihya yapılarak kültür arazisi olarak kullanıldığı, imar ve ihya çalışmalarının 35-50 yıl önce tamamlandığı, emek ve masraf harcamak sureti ile kültür arazisi haline getirildiği tespit edilmiştir. Gerçekten de dinlenen yerel bilirkişi ve tanık beyanlarından da dava konusu taşınmaz bölümüne muris ... tarafından ilk önce incir ağaçlarının dikildiği, sonradan başka yerlerden köklenerek getirilen deliceden aşılama zeytin ağaçlarının dikildiği anlaşılmaktadır. Ziraat bilirkişi tarafından tespitin yapıldığı 2015 yılı itibariyle incir ağaçlarının 50 yaşında olduğu belirtilmiş olup, bu husus jeodezi ve orman mühendisi bilirkişiler tarafından 1964 tarihli hava fotoğrafında yer alan sıralı olarak dikilmiş ağaç formu tespiti ile de uyumluluk göstermektedir. Hal böyle olunca; uzman bilirkişiler tarafından yapılan tespitler, dinlenen yerel bilirkişi ve tanık beyanları ile gerçeğin kendisi olan hava fotoğrafı incelemeleri hep birlikte değerlendirildiğinde, 03.01.2024 tarihli bilirkişi raporuna ekli krokide C harfi ile gösterilen bölüm yönünden birleşen davada davacılar lehine zilyetlikle kazanım koşulların oluştuğu sonuca varıldığından, anılan bölüm yönünden davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken davanın reddine karar verilmesi isabetsizdir. İlk Derece Mahkemesince, bu hususlar gözden kaçırılarak karar verilmesi isabetsiz olduğundan, davacılar ... ve arkadaşları vekilinin 03.01.2024 tarihli bilirkişi raporunda C harfi ile gösterilen bölüme yönelik temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir. S O N U Ç : Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacılardan ... mirasçıları, ... mirasçıları ve ... vekili ile ... mirasçısı ... vekilinin temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı ... ve arkadaşları vekilinin 03.01.2024 tarihli bilirkişi raporunda B1, D1 ve F harfleri ile gösterilen bölümlere yönelik temyiz itirazları ile davalılar Hazine ve Orman İdaresi vekillerinin temyiz itirazlarının reddi ile 03.01.2024 tarihli bilirkişi raporunda B1, D1 ve F harfleri ile gösterilen taşınmaz bölümlerine ilişkin kararının ONANMASINA, (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacı ... ve arkadaşları vekilinin 03.01.2024 tarihli bilirkişi raporunda C harfi ile gösterilen bölüme yönelik temyiz itirazların kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un Geçici 3 üncü maddesi yollaması ile 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesi uyarınca 03.01.2024 tarihli bilirkişi raporunda C harfi ile gösterilen bölüm yönünden BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgililere ayrı ayrı iadesine, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 18.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 13c062794ec3bd49 f2934cc636536353 This XML file does not appear to have any style information associated with it. The document tree is shown below. 8. Hukuk Dairesi 2025/691 E. , 2025/5768 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/239 E., 2024/133 K. KARAR : Asıl ve birleşen davanın reddine, Taraflar arasındaki tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen karar, temyiz incelemesi sonunda Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesince bozulmuştur. İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkeme kararı, davacılar ... ve arkadaşları vekili, davacı ... ve arkadaşları vekili, davacı ... vekili ile katılma yoluyla davalılar Hazine ile Orman İdaresi vekilleri tarafından ayrı ayrı temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R Davacılar ..., ..., ... ve ... vekili dava dilekçesinde özetle; ... Mahallesi 3 74... parsel ile kuru dere arasında kalan taşınmazın 46 cilt, 69 sayfa ve 47 sırada kayıtlı tapu ile ...'nın babasına iskanen verildiğini, bu yerin murisin ölümü ile oğlu ...'e kaldığını ve ...'in bu yerin 95 dönümünü ...'a, 98 dönümünü ...'na, 100 dönümünü ...'e sattığını, 100 dönümünü de halen kendisinin kullandığını ileri sürerek, dava konusu taşınmaz bölümlerinin 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 713. maddesi uyarınca müvekkili davacılar adına tescilini talep etmiştir. Birleşen (2002/336 Esas) davada ... mirasçıları dava dilekçesinde; 46 cilt, 69 sayfa ve 47 sırada kayıtlı tapu kaydı ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak, dava konusu taşınmazın hisseleri oranında ... mirasçıları adına tescilini talep etmişlerdir. İlk Derece Mahkemesince dava dosyaları birleştirilerek yapılan yargılama sonucunda, "..., ... ve ...'in davasının reddine, ... mirasçılarının açtığı davanın kabulü ile (B) ile gösterilen 17.203,28 metrekare, (C) ile gösterilen 607,17 metrekare, (D) ile gösterilen 59.570,94 metrekare, (F) ile gösterilen 2.689,44 metrekare olmak üzere toplam 86.169,83 metrekarelik kısmın ... mirasçıları adına tapuya tesciline" dair ilk karar, davacılar ..., ..., ... ve ... vekili ile davalılar Orman İdaresi ve Hazine vekillerinin temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 01.05.2008 tarihli ve 2008/3585-6739 sayılı sayılı ilamıyla; "... ... mirasçılarının, ..., ... ve ...’in temyiz itirazlarının reddi ile davalarının reddine dair hükmün onanmasına; Hazine ve Orman İdaresinin temyiz itirazlarının kabulü ile (B), (C), (D) ve (F) ile işaretli bölümlere yönelik olarak, davacıların tutundukları Mart 19 65... numaralı tapu kaydının yüzölçümüne değer verilerek çekişmeli taşınmazların kuzeyinde bulunan 3 74... numaralı parsele revizyon gördüğü ve bu parselin 37255 metrekare yüzölçümü ile tapu malikleri ... ve ... adına tespit edilip kesinleştiği belirtilerek, yöntemine uygun şekilde orman ve zilyetlik araştırması yapılması ..." gereğine değinilerek bozulmuştur. İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde verilen, "asıl dosya yönünden davanın reddine, birleşen dosya yönünden kısmen kabulüne, ... İli ... İlçesi ... Deresi Mevkiinde kain taşınmazın 25.12.2015 havale tarihli bilirkişi raporuna ekli krokide belirtilen (B1) harfi ile gösterilen 12.340,03 metrekare kısmın, (C) harfi ile gösterilen 6.641,20 metrekare kısmın, (D1) harfi ile gösterilen 20.723,34 metrekare kısmın, (F) harfi ile gösterilen 2.689,38 metrekare kısmının veraset ilamındaki hisseleri oranında ...adına tapuya kayıt ve tesciline, fazlaya ilişkin istemin reddine" dair ikinci karar, davacılar ... ve arkadaşları vekili ile davalılar Hazine, Orman İdaresi ve ... vekillerinin temyizi üzerine, Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 17.06.2021 tarihli ve 2020/4101 Esas, 2021/5401 Karar sayılı ilamı ile "davacılardan ... mirasçıları ile ... vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde; önceki hükümle bu davacıların davalarının reddine karar verilmiş olup, hükmün temyiz edilmesi üzerine yukarıda değinilen Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin ilamı ile temyiz itirazlarının reddine karar verilmiş, karar düzeltme taleplerinin reddi üzerine davanın reddine dair hüküm kesinleşmiş olup eldeki temyiz incelemesine tabi davada aleyhlerine yeni bir hüküm de kurulmamış olduğundan temyiz istemlerinin reddine, davalılar Hazine, Orman İdaresi ve ... vekillerinin temyiz itirazları yönünden ise, yetersiz araştırma ve inceleme karar verildiği, inceleme ve uygulamada kullanıldığı bildirilen 1957 tarihli hava fotoğrafının taşınmazı kapsamadığı bildirilerek 1993 tarihli hava fotoğrafı esas alınarak inceleme ve uygulama yapıldığı ne var ki, bozma ilamında değinilen hususların araştırılması ve incelenmesi için eski tarihli hava fotoğraflarının getirtilerek incelenmesinin gerekli olduğu, Harita Genel Müdürlüğünün internet sayfasında yöreye ait olan 1957 tarihli hava fotoğrafları dışında 1964-19 72... tarihli hava fotoğraflarının da bulunduğunun tespit edildiği, hal böyle olunca sağlıklı sonuca ulaşabilmek için taşınmazın yöreye ait tüm hava fotoğrafları ile bu fotoğraflardan üretilen memleket haritası ve varsa ortofoto haritalarının getirtilmesi, taşınmaz başında yeniden keşif yapılması, getirtilen belgelerin keşifte uygulanması, yöntemince orman araştırması yapılması, taşınmazın orman sayılan yerlerden olup olmadığının ve ayrıca zilyetlikle kazanma koşullarının oluşup oluşmadığının yöntemine uygun biçimde araştırılması gerektiği ..." gereğine değinilerek bozulmuştur. İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde, "... Yapılan keşif sonrasında alınan bilirkişi raporlarına göre B1, C, D1 ve F harfleri ile gösterilen kısımlarının orman sayılan yerlerden olduğu, ancak imar ihya şartlarının gerçekleşmediği , öncesinin de tanık beyanları ve mahalli bilirkişi beyanları ile aynı şekilde olduğu, emek ve masraf harcanarak imar ihya işleminin yapılmadığı, kesintisiz ve sürekli olarak tarım alanı olarak kullanılmadığı, bir kısım ağaçların çok yakın zamanda dikildiği, bazı kesimlerde de yer yer deliceden aşılanma ağaçların olduğu, bakımsız ve çalı çırpı ile dolu olduğu, gerek muris gerekse de mirasçılar tarafından kesintisiz ve sürekli kullanıldığının kanıtlanamadığı, zilyetlik şartlarının oluşmadığı, F harfi ile gösterilen bölümün ise öncesinin makilik ve fundalık niteliğinde olduğu, yerleşik Yargıtay kararlarına göre imar ihya için sarfedilen emek ve masrafın yoğun olmasının gerektiği, sadece meyve ağacı dikmek, delice aşılamanın imar ihya olarak kabul edilemeyeceği, zira taşlık, çalılık ve fundalıklar, ancak para ve emek harcamak suretiyle ve ihya yoluyla kültür arazisi durumuna getirilebileceği, her ne kadar bilirkişi raporunda dava konusu taşınmazlar için "uzun yıllardır imar ihya çalışmalarının yapıldığı" şeklinde ifadeler kullanılmışsa da, yukarıda da belirtildiği gibi imar ihyanın bilirkişilerce yanlış değerlendirildiği, mahkemece yapılan gözlemde imar ihyanın yapılmadığı, kaldı ki dava konusu daha önce reddilen kısımlar ile son keşifte bozma kararı gerği incelenen yerler sıra sıra peşpeşe birbiri ile bağlantılı yerlerde olup bitişik aynı özellikteki yerlerin bir kısmın orman sayılan yerlerden olduğunun, bir kısmının ise orman sayılmayan yerlerden olduğunun kabul etmenin hayatın olağan akışına aykırı olduğu, taşınmazların dört bir yanının da orman içerisinde kaldığı yapılan mahkeme gözleminde görüldüğü, mahalli bilirkişi ve tanıkların da bu yönde beyanda bulundukları, bunun yanında zirai tespitlerin yapıldığı raporun 13. sayfanın son paragrafında imar ihyanın devam ettiği belirtilmiş olup; imar ihya tamamlanmamış ise zaten taşınmazın kazanılmasının söz konusu olamayacağı ..." gerekçesiyle, asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı ... ve arkadaşları vekili, davacı ... ve arkadaşları vekili, davacı ... vekili ile katılma yoluyla davalılar Hazine ile Orman İdaresi vekilleri tarafından temyiz edilmiştir. Asıl ve birleşen dava, 4721 sayılı Kanun'un 713. maddesi uyarınca tescil istemine ilişkindir. Dava konusu taşınmazların bulunduğu yörede 1957 yılında kesinleşen genel arazi kadastrosu bulunmaktadır. Dava konusu taşınmazlar bu çalışmada fundalık/çalılık olarak tapulama harici bırakılmıştır. Ayrıca yörede, 1967 yılında yapılıp kesinleşen seri bazda Orman Kadastrosu bulunmaktadır. 1. Davacılardan ... mirasçıları, ... mirasçıları ve ... vekili ile ... mirasçısı ... vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde; önceki hükümle bu davacıların davalarının reddine karar verilmiş olup, hükmün temyiz edilmesi üzerine yukarıda değinilen Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin ilamı ile temyiz itirazlarının reddine karar verilmiş, karar düzeltme talebinin de bulunmaması üzerine davanın reddine dair hüküm kesinleşmiş, eldeki temyiz incelemesine tabi davada aleyhlerine yeni bir hüküm de kurulmamış olduğundan temyiz istemlerinin REDDİNE, 2. Birleşen davada davacı ... ve arkadaşları vekilinin 03.01.2024 tarihli bilirkişi raporunda (B1), (D1) ve (F) harfleri ile gösterilen bölümlere yönelik temyiz itirazları ve davalılar Hazine ve Orman İdaresi vekillerinin katılma yoluyla temyiz itirazlarına gelince; tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) Geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428. maddesi ile 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı ... ve arkadaşları vekili ve davalılar Hazine ve Orman İdaresi vekillerinin temyiz dilekçelerinde ileri sürdükleri nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. 3. Davacı ... ve arkadaşları vekilinin 03.01.2024 tarihli bilirkişi raporunda (C) harfi ile gösterilen bölüme yönelik temyiz itirazlarına gelince; İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda (C) harfiyle gösterilen taşınmaz bölümünün orman sayılan yerlerden olduğu ve bunun gerçek kişiler yararına zilyetlik yoluyla mülk edinme koşullarının da oluşmadığı kabul edilerek davanın reddine karar verilmiş ise de, dosya içeriği ve toplanan delillerden, varılan sonucun doğru olduğunu söyleyebilme imkanı yoktur. Şöyle ki; jeodezi ve orman mühendisi bilirkişiler tarafından hava fotoğrafları ve memleket haritalarına dayalı olarak yöntemine uygun biçimde yapılan uygulama ve araştırmada; (C) harfiyle gösterilen taşınmaz bölümünün en eski 1957 tarihli hava fotoğrafında üzerinde bitki örtüsü bulunmayan açık renkli alanda kaldığı, 1963 tarihli en eski memleket haritasında da hava fotoğrafıyla uyumlu olacak şekilde herhangi bir bitki örtüsü rumuzu bulunmayan beyaz renkli alanda kaldığı, 1964 tarihli hava fotoğrafında ise üzerinde sıralı olarak dikilmiş ağaç formu bulunan açık renkli alanda kaldığı, yapılan tespitlere göre (C) harfiyle gösterilen taşınmaz bölümünün orman sayılmayan yerlerden olduğu tespit edilmiştir. Aynı raporun zirai değerlendirme kısmında ise (C) harfiyle gösterilen taşınmaz bölümünde 2024 yılı itibariyle 35-45 yaşlarında deliceden aşılama zeytin ağaçları bulunduğu belirtilmiş ise de, dinlenen yerel bilirkişi ve tanık beyanlarından delice zeytinlerin başka yerlerden köklenmek suretiyle buraya taşındığı anlaşıldığından ve tam olarak hangi tarihte taşındığı da belirlenemediğinden aşı yaşları ile zeytin yaşlarının uyumlu olduğu belirtilmiştir. Bu durumda, (C) harfiyle gösterilen taşınmaz bölümünde yer alan deliceden aşılama zeytin ağaçlarının başka yerlerden köklenmek suretiyle buraya taşındığı anlaşıldığında, söz konusu ağaçların aşı yaşları, imar ihyanın yapılıp yapılmadığı, yapılmış ise başlangıç tarihini belirlemede yeterli olmayacağı kuşkusuzdur. Ne var ki; bozmadan önce yapılan keşif sonrasında alınan 22.12.2015 tarihli ziraat bilirkişi raporunda, (C) harfi ile gösterilen kısım üzerinde ekonomik verim alınan ve kültürel bakımı düzenli yapılan 35-50 yaşlarında yaklaşık 40 adet incir ile 90 adet zeytin ağacının olduğu, bu alanda gerekli bakım ve kültürel işlemlerin zamanında düzenli olarak yapılması nedeni ile mera bitkilerinin azınlıkta olduğu ve her hangi bir çalı emaresine rastlanmadığı, söz konusu alan uzun yıllar bir emek ve masraf harcamak suretiyle imar ve ihya yapılarak kültür arazisi olarak kullanıldığı, imar ve ihya çalışmalarının 35-50 yıl önce tamamlandığı, emek ve masraf harcamak sureti ile kültür arazisi haline getirildiği tespit edilmiştir. Gerçekten de dinlenen yerel bilirkişi ve tanık beyanlarından da dava konusu taşınmaz bölümüne muris ... tarafından ilk önce incir ağaçlarının dikildiği, sonradan başka yerlerden köklenerek getirilen deliceden aşılama zeytin ağaçlarının dikildiği anlaşılmaktadır. Ziraat bilirkişi tarafından tespitin yapıldığı 2015 yılı itibariyle incir ağaçlarının 50 yaşında olduğu belirtilmiş olup, bu husus jeodezi ve orman mühendisi bilirkişiler tarafından 1964 tarihli hava fotoğrafında yer alan sıralı olarak dikilmiş ağaç formu tespiti ile de uyumluluk göstermektedir. Hal böyle olunca; uzman bilirkişiler tarafından yapılan tespitler, dinlenen yerel bilirkişi ve tanık beyanları ile gerçeğin kendisi olan hava fotoğrafı incelemeleri hep birlikte değerlendirildiğinde, 03.01.2024 tarihli bilirkişi raporuna ekli krokide C harfi ile gösterilen bölüm yönünden birleşen davada davacılar lehine zilyetlikle kazanım koşulların oluştuğu sonuca varıldığından, anılan bölüm yönünden davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken davanın reddine karar verilmesi isabetsizdir. İlk Derece Mahkemesince, bu hususlar gözden kaçırılarak karar verilmesi isabetsiz olduğundan, davacılar ... ve arkadaşları vekilinin 03.01.2024 tarihli bilirkişi raporunda C harfi ile gösterilen bölüme yönelik temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir. S O N U Ç : Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacılardan ... mirasçıları, ... mirasçıları ve ... vekili ile ... mirasçısı ... vekilinin temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı ... ve arkadaşları vekilinin 03.01.2024 tarihli bilirkişi raporunda B1, D1 ve F harfleri ile gösterilen bölümlere yönelik temyiz itirazları ile davalılar Hazine ve Orman İdaresi vekillerinin temyiz itirazlarının reddi ile 03.01.2024 tarihli bilirkişi raporunda B1, D1 ve F harfleri ile gösterilen taşınmaz bölümlerine ilişkin kararının ONANMASINA, (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacı ... ve arkadaşları vekilinin 03.01.2024 tarihli bilirkişi raporunda C harfi ile gösterilen bölüme yönelik temyiz itirazların kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un Geçici 3 üncü maddesi yollaması ile 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesi uyarınca 03.01.2024 tarihli bilirkişi raporunda C harfi ile gösterilen bölüm yönünden BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgililere ayrı ayrı iadesine, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 18.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 13c062794ec3bd49 f2934cc636536353 ... ...
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/691 E., 2025/5768 K. (18.09.2025) – Tapu
- Mahkeme
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/691
- Karar No
- 2025/5768
- Karar Tarihi
- 18.09.2025
- Konu
- Tapu, Miras
Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.
SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.
Emsal karar araAynı daireden yakın tarihli kararlar
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2023/6567 E., 2025/5761 K. 18.09.2025
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2023/6566 E., 2025/5765 K. 18.09.2025
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/4032 E., 2025/5766 K. 18.09.2025
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/1269 E., 2025/5769 K. 18.09.2025
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/5302 E., 2025/5775 K. 18.09.2025
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2022/4748 E., 2025/5782 K. 18.09.2025