8. Hukuk Dairesi 2025/439 E. , 2025/3940 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2024/59 E., 2024/183 K. KARAR : Davanın reddine Taraflar arasındaki kullanım kadastrosuna itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonunda Yargıtay 8. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı davalı ... vekili ve davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R Kullanım kadastrosu sonucunda,.............................. köyü çalışma alanında bulunan 126 ada 63 parsel sayılı 900,18 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, kadastro tutanağının beyanlar hanesine, 6831 sayılı Orman Kanunu'nun (6831 sayılı Kanun) (2/B) maddesi uyarınca orman sınırları dışına çıkarıldığı ve ...’in kullanımında olduğu şerhi yazılarak, 126 ada 66 parsel sayılı 1.051,44 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, kadastro tutanağının beyanlar hanesine, 6831 sayılı Kanun'un (2/B) maddesi uyarınca orman sınırları dışına çıkarıldığı ve ...’un kullanımında olduğu şerhi yazılarak Hazine adına tescil edilmiş, bilahare 2010 yılında yapılan güncelleme çalışmaları sonucunda taşınmazlardaki kullanıcı şerhleri aynen korunmuştur. Davacı ... dava dilekçesinde; taşınmazın 2006 yılından itibaren kullanımın kendisine ait olduğunu öne sürerek davalılar adına olan kullanıcı şerhinin silinmesi ve kendi adının yazılmasını istemiştir. Mahkemenin verdiği karar Yargıtay tarafından bozulmuş olup, uyulan bozma ilamında özetle; "önceki tarihli hükmün Dairenin 08.12.2022 tarihli kararı ile bozulması üzerine İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sırasında, Kadastro Müdürlüğü ve Tapu Müdürlüğünden 1999 tarihli güncelleme üzerine 3402 sayılı Kanun'un 11 inci maddesinde öngörülen askı ilanlarının yapılıp yapılmadığının sorulduğu, gelen cevaplarda bu hususta bir açıklamanın bulunmadığı, İlk Derece Mahkemesinin gerekçesinde hangi yazı cevabına göre ve hangi tarihlerde yapıldığı açıklanmaksızın davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verildiğinin anlaşıldığı, hükmün temyiz incelemesi sırasında Dairece bu hususta eksiklik görülmesi üzerine 26.09.2023 tarihli geri çevirme kararı ile eksikliklerin tamamlanmasının istenildiği, Tapu Müdürlüğü tarafından verin cevapta; Müdürlüklerinde askı ilanına ilişkin bir belge olmadığı, çalışmayı yapan Kadastro Müdürlüğünden sorulması gerektiği belirtildiği, Kadastro Müdürlüğü tarafından verilen 07.12.2023 tarihli cevabi yazıda; "............Mahallesinde yapılan 2/B kullanım kadastrosu çalışmalarında, Kadastral sınırlandırma ve ölçü krokisi ve Kadastro Tutanağı düzenlenmediği, dava konusu parsellerin geldisi olan 126 ada 2 nolu parsel içerisindeki kullanıcıların kullanım durumlarının ölçülerek 126 ada 2 nolu parselin ifrazen 126 ada 57 ila 126 ada 76 nolu parsellere gittiği ve bu işleme ait tescil bildirimi eki olarak ölçü krokisi düzenlendiği ve aynı çalışma kapsamında Muhtar ve bilirkişiler ile birlikte ölçüsü yapılan parsellerin kullanıcılarının belirlenmesine yönelik liste düzenlendiği ve Tapunun beyanlar hanesine yazılmak üzere düzenlenen değişiklik beyannamesi ile birlikte tescil için Ortaca Tapu Müdürlüğüne gönderildiği ve Tapu Müdürlüğünce 15.02.1999 tarih ve 240 yevmiye ile tescil edilerek listede belirtilen zilyed isimlerin parsellerin tapu kütüğünün beyanlar hanesine yazıldığı tespit edildiği, yapılan bu çalışma da 2/B kullanım kadastro tutanağı düzenlenmediği ve Kadastro Kanununun 11. Maddesi uyarınca askı ilanı yapılmadığı tespit edildiği" bildirildiği, 3402 sayılı Kanun'un 11 inci maddesinde; "Kadastro Müdürünün, kadastro tutanaklarına göre yapılan tespitlere dayanarak, askı cetvellerini düzenyeceği; bu cetvelleri ve pafta örneklerini, müdüriyette ve ayrıca muhtarın çalışma yerinde 30 gün süre ile ilan ettireceği, ... Bu Kanun gereğince yapılan ilanlar, ilgili gerçek kişilere, kamu ve özel hukuk tüzelkişilerine şahsen tebliğ edilmiş sayılacağı", devamında 12 nci maddede ise "30 günlük ilan süresi geçtikten sonra, dava açılmayan kadastro tutanaklarına ait sınırlandırma ve tespitler kesinleşeceği, ... Bu tutanaklarda belirtilen haklara, sınırlandırma ve tespitlere ait tutanakların kesinleştiği tarihten itibaren on yıl geçtikten sonra, kadastrodan önceki hukuki sebeplere dayanarak itiraz olunamayacağı ve dava açılamayacağı" düzenlendiği, hal böyle olunca; dava konusu edilen taşınmazlar hakkında 1998-1999 yılları arasında 1996/4 sayılı Genelge uyarınca yapılan ve davalılar adına kullanıcı şerhlerinin verildiği çalışmanın 3402 sayılı Kanun'un 11 inci maddesinde öngörülen şekilde yapılmış bir askı ilanının bulunmamadığı, bu nedenle 3402 sayılı Kanun'un 12/3 üncü maddesinde öngörülen hak düşürücü sürenin aynı maddenin 1 inci fıkrası gereği başlaması mümkün olamayacağından işin esasına girilerek iddia ve savunmalar doğrultusunda davacının davası hakkında bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulmasında isabet bulunmadığı" gereğine değinilmiştir. Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; "1996 yılında yapılan kullanım kadastrosu zamanında taşınmazlar üzerinde her hangi bir kullanım bulunmadığı, kullanıcı tespiti yapılan davalıların taşınmazda hiçbir zaman fiilen zilyet olmadıkları ve bölgedeki kimse tarafından tanınmadıkları, 2006 yılından itibaren taşınmazların fiili kullanıcısının davacı olduğu, kullanım kadastrosu yapıldığı tarihte fiili kullanıcı kim ise kullanıcı tespitinin o kişi adına yapılması gerektiği" gerekçesiyle davanın kabulüne, dava konusu 126 ada 63 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının beyanlar hanesindeki ".......... oğlu ... zilyetliği vardır" kullanıcı şerhinin iptaline, beyanlar hanesine "... kullanımında olduğu" şerhinin yazılmasına, dava konusu 126 ada 66 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının beyanlar hanesindeki "............................zilyetliği vardır" kullanıcı şerhinin iptaline beyanlar hanesine "... kullanımında olduğu” şerhinin yazılmasına karar verilmiş; hüküm, davalı ... vekili ve davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava konusu taşınmazlar hakkında 1953 yılında tesis kadastrosu yapılarak 11 parsel numarasıyla Hazine adına tespit ve tescil edildiği, 1998 yılında yapılan 2924 sayılı Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi Hakkında Kanuna göre yapılan kullanım kadastrosu sonucunda 126 ada 2 parsel numarasını aldığı, aynı yıl bir kısmının 126 ada 57 ila 76 parseller ile 232 ada 1 parsele ifraz gördüğü ve 1996/4 sayılı genelge uyarınca kullanım kadastrosunun yapılarak ifraz gören bu parsellerden 126 ada 63 parselin davalı ...’in kullanımında olduğunun, 126 ada 66 parselin ise davalı ...'un zilyetliğinde olduğunun beyanlar hanesine yazılmak suretiyle ve her iki taşınmazın 6831 sayılı Kanun uyarınca Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan yerlerden olduğu belirtilerek davalı Hazine adına tescillerinin yapıldığı ve 2010 yılında yapılan güncelleme ile de bu şerhlerin korunduğu anlaşılmaktadır. 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun Ek-4. maddesi Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan yerlerin fiili kullanıcıları ve muhdesat sahipleri adına şerh verilmesi hususunu düzenlemektedir. Ek-4. maddenin 1. fıkrası gereği bu gibi yerlerde kullanım kadastrosu yapılacak ve tutanağın beyanlar hanesine fiili kullanım sahibi adına şerh verilecektir. Aynı maddenin 4. fıkrasında ise bu alanların daha öncesi tescil edilip edilmemesine bakılmaksızın "fiili kullanım durumlarına göre ifraz ve tevhit" yapılabileceği hükmünü amirdir. Uygulamada güncelleme adını alan bu çalışmalar Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünce çıkarılan 2009/15, 2011/2 ve 2012/5 sayılı genelgeler çerçevesinde yapılmaktadır. Güncelleme işlemleri sırasında, fiili kullanım şerhi sahipleri hakkında değişiklik yapılabilmesi için; daha önce yapılan tesis kadastrosu, 2924 sayılı Kanun uyarınca yapılan kadastro ya da 3402 sayılı Kanun'un Ek-4. maddesi uyarınca yapılan kadastro çalışmaları sırasında 6831 sayılı Kanun'un (2/B) maddesi uyarınca Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığı için Hazine adına tespit edilen taşınmazların beyanlar hanesinde ya da en azından kadastro tutanağının edinme sebebi bölümünde fiili kullanıcı ya da muhdesat sahibi tespitinin yapılmış olması zorunludur. Daha önce yapılan kadastro tespitleri sırasında fiili kullanıcı tespiti yapılan taşınmazlarda, güncelleme çalışmaları sırasında değişiklik yapılabilmesi için, sonraki zilyetlerin, bu zilyetliklerini tapu kaydında yazılı fiili kullanıcıdan yasal bir yolla (akdi ya da irsi) devraldıklarını kanıtlamaları zorunludur. Bu bilgiler ışığında somut olay değerlendirildiğinde; davacı, 04.03.2006 tarihinden beri taşınmazların zilyetliğinde olduğunu, taşınmazları dava dışı... isimli kişiden satın aldığını ileri sürerek dava açmıştır. Mahallinde yapılan keşifte dinlenen yerel bilirkişi ve davacı tanıkları ile duruşmada dinlenen..., dava konusu taşınmazın 2006 tarihinden itibaren davacı tarafından kullanılmaya başladığını beyan etmişlerdir. 2924 sayılı Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi Hakkında Kanuna göre yapılan kullanım kadastrosu sırasında davacının bayii............... adına kullanıcı şerhi verilmediğine, 2010 yılında yapılan kullanıcı güncelleme çalışmasına itirazda ancak güncelleme ile lehine şerh verilen kişiden satın alma veya başka bir nedenle devralma iddiasıyla açılacak davaların dinlenilme olanağı olduğuna, davacı tarafın, şerh sahipleri ... ve ...'den zilyetliği devraldığı yönünde bir iddiada da bulunmadığına göre davanın reddine karar verilmesi gerekirken, dosya kapsamına uygun olmayan gerekçeyle yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz olup, temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde bulunduğundan kabulüyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; İlk Derece Mahkemesi kararının kabulü ile 6100 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı Kanun'un 428. maddesi uyarınca bu parsel yönünden BOZULMASINA, İstek halinde peşin harcın iadesine, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,22.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/439 E., 2025/3940 K. (22.05.2025) – Tapu
- Mahkeme
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/439
- Karar No
- 2025/3940
- Karar Tarihi
- 22.05.2025
- Konu
- Tapu
Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.
SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.
Emsal karar araAynı daireden yakın tarihli kararlar
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/6354 E., 2025/3945 K. 22.05.2025
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/6417 E., 2025/3943 K. 22.05.2025
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/6379 E., 2025/3941 K. 22.05.2025
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2021/13711 E., 2025/3937 K. 22.05.2025
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2023/6118 E., 2025/3936 K. 22.05.2025
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2023/6117 E., 2025/3935 K. 22.05.2025