Yargıtay Kararları › Yargıtay 8. Hukuk Dairesi › Mayıs 2025 › 2024/6379 E., 2025/3941 K.

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/6379 E., 2025/3941 K. (22.05.2025) – Tapu

Mahkeme
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/6379
Karar No
2025/3941
Karar Tarihi
22.05.2025
Konu
Tapu, Miras

8. Hukuk Dairesi 2024/6379 E. , 2025/3941 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2022/25 E., 2022/19 K. Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonunda Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davacı Hazine'nin davasının reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R Kadastro sırasında .................. Mahallesi çalışma alanında bulunan 677 ada 5 parsel sayılı, 156 m² yüzölçümündeki taşınmaz satın alma ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle ... Yapı Kooperatifi adına tespit edilmiştir. ... Yapı Kooperatifi Başkanlığının itirazı Kadastro Komisyonunca kabul edilerek, 04.08.1980 tarihli ve 38 sayılı kooperatif üyelerine ait isim listesine göre dava konusu taşınmaz ... adına tespit edilmiştir. ... Yapı Kooperatifi Başkanlığı'nın kadastro tespit tarihinden önce davalılar Hazine ve Kars Belediye Başkanlığı aleyhine Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan elatmanın önlenmesi ve tescil davası, davaya konu olan parseller hakkında tutanak düzenlenmiş olması nedeniyle Kadastro Mahkemesine aktarılmıştır. Davacı Hazine vekili, dava konusu 154 ada 5,7,8,9,299; 675, 677 ila 686 adaların 1 ila 6 parsel sayılı taşınmazlar ile 687 ila 693 adaların 1 ila 10 parsel sayılı taşınmazların Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunduğu ve askeri yasak bölge kapsamındaki yerlerden olduğu iddiasına dayanarak, kadastro tespitlerinin iptali ile Hazine adına tescili istemiyle dava açmıştır. İlk Derece Mahkemesince dosyalar birleştirilerek yapılan yargılama sırasında ................, satın almaya dayanarak davaya müdahil olmuştur. Mahkemenin verdiği karar Yargıtay tarafından bozulmuş olup, uyulan bozma ilamında özetle; "... Yapı Kooperatifi tarafından Asliye Hukuk Mahkemesine açılan tescil davasının taşınmazlarla ilgili olarak tutanak düzenlenmiş bulunması nedeniyle Kadastro Mahkemesine aktarıldığı, Hukuk Mahkemelerinden aktarılan davalarda, dava kapsamının belirlenmesi gerektiği halde Mahkemece bu yönde bir araştırma yapılmadığı, karar başlığının Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 388. Maddesine göre düzenlenmemesinin usule aykırı olduğu, ayrıca yapılan araştırma ve incelemenin eksik ve yetersiz olduğu, dava konusu taşınmazların bulunduğu bölgenin Askeri yasak mıntıka olup olmadığının kesin olarak saptanmaması ve kamulaştırma iddialarının da değerlendirilmemesinin hatalı olduğu açıklanarak, doğru sonuca ulaşılabilmesi için, taraflardan iddia ve savunmaları ile delilleri sorulup celbedilmesi, varsa kamulaştırma haritası ve ilgili tüm belgelerin getirtilmesi ve taşınmazların bulunduğu bölgenin Askeri yasak mıntıka olup olmadığı kesin olarak saptandıktan sonra mahallinde uzman bilirkişiler ve mahalli bilirkişiler huzurunda keşif yapılması, keşif sırasında kamulaştırma belgeleri ile haritası, tarafların tapu kayıtları, Asliye Hukuk Mahkemesine verilen dava dilekçesi ayrı ayrı okunup mahalline uygulanması ve kapsamının belirlenmesi, yerel bilirkişi ve taraf tanıklarından taşınmazların niteliği, intikali ve tasarrufu hususunda ayrıntılı ve gerekçeli bilgi alınması, teknik bilirkişiye keşfi takibe imkan verir kroki düzenlettirilmesi ve sonucuna göre karar verilmesi" gereğine değinilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sırasında, 08.03.2022 tarihli duruşmada tefrik edilerek dava konusu 677 ada 5 parsel yönünden; "...nin iddiasını ispat ettiğini, davacı Hazine'nin dava konusu taşınmazların bulunduğu alanın askeri atış alanında bulunduğuna dair iddiasını ispat edemediği" gerekçesiyle, davacı Hazine'nin davasının reddine, ...nin davasının kabulüne tespit maliki ... adına olan tespitin iptali ile ... mirasçıları adlarına hüküm yerinde gösterilen payları oranında 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 30/2 maddesi gereği kadastro tespitindeki yüzölçümüne göre tesciline karar verilmiş, hüküm; davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir. Mahkemeler, adil yargılama yapmak zorundadır. Adil yargılanma hakkının garantileri arasında "aleni yargılama ilkesi" ve "hukuki dinlenilme hakkı" da yer almaktadır. Anılan prensiplerin amacı, yargılama sürecini ve kararın verilişini kamu denetimine açık tutmak suretiyle adaletin yerine getiriliş biçimini görünür kılmak, kamu eliyle karar verme sürecini denetleyerek kişinin adil yargılanma hakkını güvence altına almak ve adalete güveni korumaktır. Anılan prensipler, Mahkemelerce duruşmada tefhim edilen hüküm sonucu ile gerekçeli kararın uyumlu olmasını zorunlu kılmaktadır. Nitekim, 10.04.1992 tarih 1991/7 Esas, 1992/4 Karar sayılı Yargıtay İçtihadı Bileştirme Kararı ile 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 388 ve 389. maddeleri ve 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 298. maddesi hükümleri de gerekçeli kararın, tefhim edilen kısa karara uygun bulunmasını gerektirmektedir. Ne var ki, İlk Derece Mahkemesince, kısa kararda ... mirasçıları arasında "3 payın ...a verilmesine hükmedildikten sonra, gerekçeli kararda ...nin ... isimli mirasçısının olmadığı gerekçesiyle bu kişiye ait pay hüküm yerinden çıkartılmış, böylece kısa karar ile gerekçeli karar arasında çelişkiye neden olunmuştur. İlk Derece Mahkemesince, gerekçeli karar ile kısa karar arasında çelişki yaratılması, adalete güven ilkesini zedelediği gibi, yukarıda açıklanan ve Anayasa ile teminat altına alınan yargılamanın açıklığı prensibine, kanun hükümlerine ve Yargıtay içtihatlarına aykırı olup bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Davacı Hazine vekilinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile usul ve kanuna aykırı bulunan hükmün 6100 sayılı Kanun'un Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı Kanun'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bozma sebebine göre sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 22.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! eba8483e0a375638 0ad31896d5c4ef0d

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi – Mayıs 2025 kararlarının tamamı