8. Hukuk Dairesi 2025/3917 E. , 2025/5747 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/773 E., 2025/1155 K. İLK DERECE MAHKEMESİ: ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2024/112 E., 2024/110 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA 1. ... ili ... ilçesi ... köyü çalışma alanında yapılan kadastro çalışmaları sonucunda, 3 02... parsel sayılı 5.697.639,38 m² yüzölçümündeki taşınmaz yaylak olarak tespit edildikten sonra, ... Kadastro Mahkemesinin 07.04.2011 tarihinde kesinleşen kararıyla hükmen orman vasfıyla Hazine adına tapuya tescil edilmiştir. 2. Davacı ... vekili dava dilekçesinde; miras yoluyla intikal ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği hukuki sebeplerine dayanarak, 3 02... parsel sayılı taşınmazın 1.1 00... ' lik bölümünün tapu kaydının iptali ile davacı adına tescilini, olmadığı takdirde söz konusu alanın 2/B vasfıyla orman dışına çıkarılarak davacının zilyetliğinin ve muhdesatların davacıya ait olduğunun tapunun beyanlar hanesine tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalılar cevaplarında; davanın reddini savunmuşlardır.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "... 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 12/3. maddesi uyarınca kadastro tespitinin kesinleştiği tarihten itibaren on yıl geçtikten sonra, kadastrodan önceki hukuki sebeplere dayanarak itiraz olunamayacağı ve dava açılamayacağı, hak düşürücü sürelerin mahkemece re'sen gözetilmesi gerektiği ..." gerekçesiyle davanın hak düşürücü süre nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesi kararına karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen tarih ve sayılı kararıyla; "... kadastro tespitinin kesinleştiği tarih ile dava tarihi arasında 3402 sayılı Kanun'un 12/3.maddeki uyarınca 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği anlaşıldığından davacının asıl davasının reddine karar verilmesinde hukuka aykırı yön bulunmadığı ancak davacının ikincil talebi yönünden de, 2/B çalışması ve 3402 sayılı Kanun'un Ek 4. maddesi uyarınca kullanım kadastrosu yapılmadığı anlaşılan çekişmeli taşınmazın orman sınırları dışına çıkartılması için Orman İdaresini zorlayıcı nitelikteki davanın dinlenme olanağının bulunmadığı, davanın aktif husumet yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmesi gerekirken olumlu yada olumsuz hüküm kurulmamasının doğru olmadığı ..." gerekçesiyle 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353/(1)-b.2 maddesi gereğince İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve yeniden hüküm kurulmak suretiyle davacının asıl davasının hak düşürücü süre nedeniyle, davacının ikincil talebi yönünden davanın aktif husumet yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiş ve iş bu karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; usul ve yasaya aykırı Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe 1. Dava, orman vasfındaki taşınmazın bir bölümüne ilişkin olarak açılan tapu iptali ve tescil, bunun mümkün olmaması halinde taşınmaz bölümünün orman sınırları dışına çıkarılması ve taşınmazın davacının kullanımında bulunduğunun tapu kaydına şerh verilmesi istemine ilişkin olup, taraflar arasındaki uyuşmazlık, davaya konu edilen taşınmaz bölümünün orman vasfında olup olmadığı ve bu bölümün davacının kullanımında bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır. 2. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, Bölge Adliye Mahkemesi kararındaki gerekçeye, 6100 sayılı Kanun’un 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesi uyarınca ONANMASINA, Davacının yatırmış olduğu 615,40 TL peşin harcın onama harcına mahsubuna, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 17.09.2025 tarihinde oy birliğiyle kesin olmak üzere karar verildi.