Yargıtay Kararları › Yargıtay 8. Hukuk Dairesi › Temmuz 2025 › 2025/351 E., 2025/5133 K.

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/351 E., 2025/5133 K. (01.07.2025) – Tapu

Mahkeme
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/351
Karar No
2025/5133
Karar Tarihi
01.07.2025
Konu
Tapu

8. Hukuk Dairesi 2025/351 E. , 2025/5133 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/377 E., 2024/1546 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Milas Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2022/6 E., 2022/252 K. Taraflar arasındaki tapusuz taşınmaz tescili olarak açılıp kadastro tespitine itiraza dönüşen davadan dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından duruşma istemli olarak temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne; duruşma isteminin ise nitelikten reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R Dava konusu taşınmaz 1966 yılında yapılan ilk tesis kadastrosu çalışmaları sırasında paftasında çalılık olarak tespit harici bırakılmıştır. Daha sonra yörede yapılan 3402 sayılı Kadastro Kanunu (3402 sayılı Kanun) Geçici 8. maddesine göre yapılan arazi kadastrosu çalışmaları sırasında Muğla ili ... ilçesi ... Mahallesi ... ada ... parsel numarasıyla 28.283,63 metrekare yüzölçümüyle davalı olarak 01.09.2021 tarihinde tespit edilmiştir. Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Muğla ili ... ilçesi ... köyü sınırları içerisinde ... deresi mevkinde bulunan yaklaşık 28.28369 dekar büyüklüğündeki zeytinlik ... tarafından yaklaşık 30 yıldan beri malik sıfatıyla kullanıldığını, söz konusu zeytinliğin önce babası ve dedesi tarafından da kullanılmış olduğunu ve bu şekilde kullanımın devam ettiğini, söz konusu zeytinlik üzerinde gerek dedesi ve babası gerekse ... kendisinin zilyetliği hiçbir niza ve fasılaya uğramaksızın çok eskiden beridir devam ettiğini, olayda 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (4721 sayılı Kanun) 713'te belirtilen olağan üstü zamanaşımı yoluyla gayrimenkul iktisabının şartları gerçekleşmiş olduğundan Muğla ili, ... ilçesi, ... Mah/köyü sınırları içerisinde ... deresi mevkinde bulunan yaklaşık 28.28369 dekar büyüklüğündeki zeytinlik ... adına 4721 sayılı Kanun'un 713. maddesi gereğince tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Asliye Hukuk Mahkemesince; yargılama sırasında yörede kadastro çalışması yapıldığı ve bunun sonucunda davaya bakma görevinin kadastro mahkemesine ait olduğu gerekçesi ile görevsizlik kararı verilerek, dosya kadastro mahkemesine devredilmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda; dava konusu taşınmazın, 1965 yılında seri bazda (Ilbıra Serisi) yapılıp kesinleşen orman kadastrosuna göre, orman sayılmayan yerde kaldığı, ilk tesis kadastrosunun yapıldığı 1966 yılında çalılık tespit harici bırakıldığı, Milas 2. Asliye Hukuk Mahkemesinde dava konusu taşınmazın ... ada ... parseli kapsadığı, dava konusu taşınmazların üzerindeki zeytin ağaçlarının deliceye aşılanarak yetiştirildiği, 1953 ve 1964 tarihli hava fotoğraflarında tam kapalı makilik, 1974 ve 1992 tarihli hava fotoğraflarında ise büyük bir kısmının maki bitki örtüsünün temizlendiği, 2009-2012-2015-2018-2021 tarihli hava ve uydu fotoğraflarında zeytinlik olduğu, 1959-1977-1996 tarihli memleket haritasında çalılık rumuzlu yeşil alanda kaldığı, 2012 tarihli memleket haritasında sarı renkli alanda kaldığı, klizemetre ile yapılan ölçümde %40 meyille sahip olduğunun tespit edildiği, toprak muhafaza karakteri taşıdığı, orman vasfındaki makilik alanlardan olduğu, 3573 sayılı Kanun'un 2. ve devamı maddeleri gereğince tahsis edilip imar ve ıslah işlemleri tamamlanarak yetkili makamlarca yapılan temlik işlemine ya da tapuya dayanmadığından taşınmaz üzerinde bulunan ve orman ağacı niteliğindeki delice ağaçlarının aşılanması halinde orman sayılan yerlerde 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3042 sayılı Kanun) 17. maddesinin uygulanmayacağı, %12den fazla eğimli delicelerin muhafaza (koruma) makisi olduğu gerekçesiyle davanın reddine, dava konusu Muğla ili ... ilçesi ... Mahallesi ... ada ... parsel sayılı taşınmazın 28.283,69 metrekare yüzölçümü ve orman vasfı ile Hazine adına tespiti ile tapuya kayıt ve tesciline, birleşen 2021/491 Esas sayılı dosya yönünden; dosya talep edeni ... yönünden; davanın mahiyeti gereği kadastro tutanağı devredildiği anlaşıldığından karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemece verilen kararın usul ve kanuna aykırı olduğunu, hükme esas alınan bilirkişi raporunda dava konusu taşınmazın orman sayılmayan yerlerde kaldığının belirtildiğini, dava konusu taşınmazın eski tarihli hava fotoğrafları ve memleket haritalarında makilik alan olarak görüldüğünü, aynı bilirkişi raporunda dava konusu taşınmazın imar ihyasının tamamlanmış zeytinlik vasfında olduğunun belirtildiğini, bilirkişi raporunun kendi içinde açıkça çelişkiler içerdiğini ve mahkemece bilirkişi raporuna karşı itirazlarının kabul edilmeyerek eksik ve hatalı bilirkişi raporu ile hüküm kurulduğunu, Yargıtay uygulamalarında belirtilen incelemelerin yapılmadığını, Milas'da zeytinliklerin tümünün eğimli arazide bulunduğunu, belirsizlik doğduğunu ve davacının adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini belirterek, istinaf incelemesi sonunda mahkemece verilen kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Bölge Adliye Mahkemesince; alınan bilirkişi raporunda dava konusu taşınmazın 6831 sayılı Orman Kanunu'nun 1/j maddesine göre orman ve toprak muhafaza akarakteri taşıdığı ve orman sayılan yerlerden olduğunun bildirildiği, bir yerin orman kadastro sınırları dışında kalmış olmasının o yerin orman vasfını ortadan kaldırmayacağı da hep birlikte değerlendirildiğinde; çekişmeli taşınmazın anılan maddelere göre özel mülkiyete konu olamayacağı ve dolayısıyla gerçek kişi yararına 3402 sayılı Kanun'un 14 ve 17. maddelerinde düzenlenen imar ihya ve zilyetlik koşullarının bulunmadığı anlaşıldığından, Mahkemece, verilen kararda bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçeleriyle davacı vekilinin istinaf taleplerinin esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından istinaf gerekçeleriyle temyiz edilmiştir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekili temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, 427,60 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 187,80 TL'nin temyiz edenden alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,01.07.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi – Temmuz 2025 kararlarının tamamı