8. Hukuk Dairesi 2025/301 E. , 2025/5235 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/1546 E., 2024/1608 K. KARAR : Davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılarak esas hakkında hüküm kurulması İLK DERECE MAHKEMESİ : Fethiye Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2020/87 E., 2022/61 K. Taraflar arasındaki uygulama kadastrosuna itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili ve vekalet ücretine yönelik olarak davalı ... vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 22/2-a maddesi uyarınca yapılan uygulama kadastrosu sırasında, Muğla ili ... ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında ve tapuda davacı ... adına kayıtlı bulunan eski 2047 parsel sayılı ve 3.750,00 m² yüzölçümündeki taşınmaz, 174 ada 1 parsel numarasıyla ve 3.866,78 m² yüzölçümlü olarak, eski 1621 parsel sayılı ve 10.000,00 m² yüzölçümündeki taşınmaz, 183 ada 9 parsel numarasıyla ve 10.417,94 m² yüzölçümlü olarak, eski 1664 parsel sayılı ve 3.950,00 m² yüzölçümündeki taşınmaz, 199 ada 10 parsel numarasıyla ve 3.442,47 m² yüzölçümlü olarak, eski 1493 parsel sayılı ve 2.250,00 m² yüzölçümündeki taşınmaz, 199 ada 17 parsel numarasıyla ve 2.753,01 m² yüzölçümlü olarak, eski 1665 parsel sayılı ve 5.850,00 m² yüzölçümündeki taşınmaz, 200 ada 4 parsel numarasıyla ve 7.374,97 m² yüzölçümlü olarak; davalı ... adına tapuda kayıtlı bulunan eski 1500 parsel sayılı ve 4.500,00 m² yüzölçümündeki taşınmaz, 199 ada 13 parsel numarasıyla ve 4.947,31 m² yüzölçümlü olarak; davalı ... adına tapuda kayıtlı bulunan eski 1501 parsel sayılı ve 4.000,00 m² yüzölçümündeki taşınmaz 199 ada 14 parsel numarasıyla ve 4.196,63 m² yüzölçümlü olarak; davalı ... adına tapuda kayıtlı bulunan eski 1495 parsel sayılı ve 14.100,00 m² yüzölçümündeki taşınmaz ise 199 ada 16 parsel numarasıyla ve 14.169,44 m² yüzölçümlü olarak tespit edilmiştir. İtirazı kadastro komisyonunca reddedilen davacı ... dava dilekçesinde; uygulama kadastrosu sırasında adına kayıtlı taşınmazların sınırlarının hatalı belirlendiğini ve yüzölçümlerinin eksildiğini, 199 ada 10 ve 200 ada 4 parsel sayılı taşınmazlar arasındaki kadastro yolunun paftasına yanlış işlendiğini, 199 ada 17 parsel sayılı taşınmaza gelen yol ve arkın paftasında gösterilmediğini ileri sürerek dava açmıştır. Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde; uygulama kadastrosunun yerinde olduğunu belirterek, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. Davalı ... İdaresi vekili cevap dilekçesinde; davacının talebinin kesinleşmiş orman sınırları içinde kalan bir yere ilişkin olduğunu, aktif taraf ehliyetinin ve hukuki yararının bulunmadığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "dava konusu 174 ada 1 parsel sayılı taşınmazın orman iç parseli olduğu ve orman tahdidine göre sınır tespiti yapılmasında zorunluluk bulunduğu, uygulama kadastrosu ile kadastral paftadaki hataların giderildiği, davacının talep ettiği alanın orman tahdidi içerisinde kaldığı ve uygulama kadastrosu ile genişletilmesinin mümkün olmadığı; 183 ada 9 parsel sayılı taşınmazın sınırlarının sabit sınır niteliğinde olduğu, paftası ile uyumlu olduğu; 199 ada 10 ve 200 ada 4 parsel sayılı taşınmazlar arasında paftada yer alan yolun tesis kadastrosunda işlenmiş olduğu, uygulama kadastrosu ile yolun değiştirilmesinin mümkün olmadığı; 199 ada 13, 14 ve 16 parsel sayılı taşınmazlar ile 199 ada 17 parsel sayılı taşınmaz arasında eski taş duvar bulunduğu, her iki tarafça da duvarın sınır olarak kabul edildiği, uygulama kadastrosunda da sabit sınırın esas alındığının anlaşıldığı; davacının 174 ada 1, 183 ada 9 ve 200 ada 4 parsel sayılı taşınmazlara yönelik isteminin, uygulama kadastrosu sonucu ortaya çıkan nedenler ile sınırlandırdığı, taşınmazların sınırlarında uygulama kadastrosunda hataya rastlanmadığı, zemindeki sabit sınırlarla ve paftasıyla uyumlu olduğunun anlaşıldığı" gerekçesiyle davanın reddine, çekişmeli taşınmazların uygulama kadastrosu tespitleri gibi tapuya tescillerine karar verilmiş; hükmün, davacı vekili ve vekalet ücretine yönelik olarak davalı ... vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince; "dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye ve yöntemine uygun olarak yapılan inceleme ve araştırma sonucunda, harita ve jeodezi mühendisi bilirkişiler tarafından denetime elverişli olarak hazırlanan 05.06.2018 tarihli bilirkişi raporunda; tesis kadastrosundaki sınırlandırmada 1664 ve 1665 no.lu parsellerin arasında yol olarak bırakılan yerin fotogrametrik pafta sınırlandırma krokisi olarak hazırlanan ozalit paftasında yol veya dereye benzer boşluk olarak görüldüğü, 1983 tarihli ham paftasında daha net bir şekilde iki parsel arasında boşluğun var olduğunun görüldüğü, yol olarak sınırlandırılan bu yerin 1953 ve 1992 yılına ait hava fotoğraflarında tam yol olarak görünmediği, ancak su arkı dere yatağı olarak göründüğü, paftasına da yol alarak belirtilen boşluğun içine hiçbir şey yazılmadığının tespit edildiği, 1664 ve 1665 no.lu parseller arasında tesis kadastrosunda bırakılan yerin, 22/2-a çalışmalarında 1664 ve 1665 no.lu parsellerden birisine yazılmasının kanun gereği mümkün olmadığı, bu nedenle yapılan 22/2-a çalışmalarında zeminde yol veya dere yatağı veya ark gibi hiçbir şey olmadığından ilk tesis kadastro paftası alınarak askıya çıkartıldığı, tesis kadastrosunda 1493, 1495, 1496, 1500 ve 1501 no.lu parseller arasındaki sınırın zeminde sabit sınırlar olan en az 40-50 yıllık taş duvar ve batı kısımda 1495 ve 1501 no.lu parseller arasında beton olan sınırların zeminde olduğu, yapılan ölçümler neticesinde 22/2-a da yapılan ölçümlerin birebir aynı olduğunun tespit edildiği, bu nedenle parseller arasındaki sınırda çekişme olmadığından bu parseller arasındaki 22/2-a da yapılan ölçümlerde herhangi bir hata olmadığı, dava konusu 200 ada 4 no.lu parselin doğusunda tescil talebinde bulunulan yerin orman sınırları dışında kalan tapulama harici bırakılan yer olduğu, 199 ada 10 ve 200 ada 4 no.lu parseller arasındaki yol alarak sınırlandırılan yer, tesis kadastrosunda ayrıldığından 22/2-a çalışmalarında kanun gereği her hangi bir parsele ilave etmenin mümkün olmadığı, yapılan 22/2-a çalışmalarının doğru olduğu, 199 ada 13, 14, 16 ve 17 no.lu parseller arasında ortalama 1,50 metrelik kot farkının olduğu ve parseller arasındaki taş duvarlı sınırlar, davalı ve davacılar arasında kabul edilen sınır olduğundan, tesis kadastrosunda sınırlandırma hatasının yapılmış olduğu ve yapılan bu hatanın 22/2-a çalışmalarında giderildiğinin belirlendiği anlaşıldığından, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmesinde usul ve kanuna aykırılık bulunmadığı ancak; davada, dahili davalı ... yönünden davanın reddi sonucunda, Kadastro Kanunu'nun 31/3. maddesi uyarınca, kendisini vekil ile temsil ettiren, dahili davalı yararına vekalet ücreti takdir edilmesi gerekirken, vekalet ücreti takdir edilmemesinin doğru olmadığı" belirtilerek, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine, çekişmeli taşınmazların uygulama kadastrosu tespiti gibi tapuya tescillerine şeklinde hüküm kurulmuş, bu hüküm de davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve Kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle; Temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesi uyarınca ONANMASINA, 427,60 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 187,80 TL nin temyiz edenden alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,08.07.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 9a190668e8416bed f9a514e93916091e
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/301 E., 2025/5235 K. (08.07.2025) – Tapu
- Mahkeme
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/301
- Karar No
- 2025/5235
- Karar Tarihi
- 08.07.2025
- Konu
- Tapu
Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.
SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.
Emsal karar araAynı daireden yakın tarihli kararlar
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/228 E., 2025/5297 K. 09.07.2025
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2022/8203 E., 2025/5280 K. 09.07.2025
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/988 E., 2025/5230 K. 08.07.2025
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/78 E., 2025/5236 K. 08.07.2025
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2023/6213 E., 2025/5229 K. 08.07.2025
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/1349 E., 2025/5232 K. 08.07.2025