8. Hukuk Dairesi 2025/3004 E. , 2025/5728 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/134 E., 2022/415 K. KARAR : Asıl davanın konusuz kalması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına, birleşen dosyada tapu iptali ve tescil davasının reddine, tazminat talebinin kabulüne, Taraflar arasındaki 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 41 inci maddesi gereğince düzeltme davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen karar, temyiz incelemesi sonunda, Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesince bozulmuştur. İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak tapu iptali ve tescil ve terditli tazminat davası birleştirilerek yeniden yapılan yargılama sonucunda; asıl davanın konusuz kalması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına, birleşen dosyada tapu iptali ve tescil davasının reddine, tazminat talebinin kabulüne karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı davalı ... ve Kadastro Müdürlüğünü temsilen Hazine vekili ve birleşen dosya davalısı ... Genel Müdürlüğü vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KA R A R Davacı ... ve arkadaşları vekili ana dosyada; müvekkili olan davacıların murisi ...’ün 1/2 hisse sahibi olduğu ... ili ... ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında bulunan 170 parsel sayılı taşınmazın gerçek yüzölçümünün tapuda kayıtlı yüzölçümünden fazla olduğu ve Kadastro Müdürlüğüne düzeltme yapılması için yaptıkları müracaatın reddedildiği iddiasına dayanarak, taşınmazın gerçek yüzölçümünün belirlenerek tapuya tescil edilmesi istemiyle Tapu Müdürlüğü ve Kadastro Müdürlüğünü temsilen Hazine aleyhine Sulh Hukuk Mahkemesinde dava açmıştır. Davacı ... ve arkadaşları vekili birleşen dosyada; ... ili ... ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında bulunan ve ana dosyada dava konusu olan 170 parsel sayılı taşınmazın kamulaştırma nedeniyle ... adına tescil edildiğini ve gerçek yüzölçümünün altında bir hesaplama ile müvekkilleri adına eksik kamulaştırma bedeline hükmedildiğini belirterek, taşınmazın hatalı yüzölçümünün tespit edilmek suretiyle düzeltilmesi, tapu kaydına göre fazla olarak tespit edilen bu kısmın müvekkilleri adına tescili, taşınmazın tescilinin mümkün olmaması halinde taşınmazın rayiç değeri üzerinden belirlenecek taşınmaz değerinin müvekkillerine ödenmesi istemiyle ... Genel Müdürlüğü aleyhine Asliye Hukuk Mahkemesinde dava açmıştır. Dava dosyaları birleştirilmeden önce, ... Sulh Hukuk Mahkemesinin 03.05.2016 tarihli ve 2016/41 Esas, 2016/264 Karar sayılı kararı ile davanın konusuz kalması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına dair karar, Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesi'nin 01.10.2019 tarihli ve 2019/4095 Esas, 2019/5935 Karar sayılı ilamıyla bozulmuş olup, bozma ilamında özetle; "3402 sayılı Kanun'un 41. maddesine dayanılarak, düzeltme kararı infaz edildikten sonra açılacak davalar ile düzeltme isteminin Kadastro Müdürlüğünce reddi halinde açılacak davalarda görevli mahkemenin; bu konuda Kadastro Kanununda hüküm yer almadığından, 6100 sayılı HMK'nın 2. maddesi uyarınca Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu, somut olayda, dosya içerisinde bulunan 04.09.2014 tarihli Kadastro Müdürlüğü yazısı içeriğinden, 12.08.2014 tarihli başvuru üzerine çekişmeli taşınmaza komşu parsellerin tespitlerinin hükmen kesinleşmesi nedeniyle çekişmeli 170 parsel sayılı taşınmazın yüzölçümünün düzeltilmesi işleminin mahkeme tarafından yapılması gerektiği bildirilerek düzeltme isteminin reddedildiği, dava, Kadastro Müdürlüğünce düzeltme isteminin reddi üzerine açıldığına göre, mahkemece işin esasına girilmeksizin görevsizlik kararı verilerek dosyanın görevli Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi" gereğine değinilmiştir. Sulh Hukuk Mahkemesince bozma ilamına uyularak Asliye Hukuk Mahkemesine görevsizlik kararı verilmiş ve Asliye Hukuk Mahkemesinde dava dosyaları birleştirilerek yapılan yargılama sonunda; "...dava konusu taşınmazda 22/a kadastro çalışmalarının yapıldığı ve kesinleştiği, dava konusu 170 parselin 5 10... parsele ayrılmış olduğu ve 510 parselin 122,42 metrekare alanlı 1 14... parsel olarak, 509 parselin, 29.865,94 metrekare alanlı 1 14... parsel olarak tescil edildiği, kadastro çalışmaları sonrasında davaya konu taşınmazın toplam alanın 29.988,36 metrekare olduğunun tespit edildiği, yenileme çalışması sonrasındaki alan ile aradaki farkın 988,36 metrekare olduğu, düzeltim talepleri bakımından davanın konusuz kaldığı, birleştirilen dosyada her ne kadar yine düzeltim talep edilmiş ise de davalı ...'nin pasif husumet ehliyeti bulunmadığı gibi bu hususta esas dosyanın da derdest durumda olduğundan düzeltim talebinin reddi gerektiği, ancak terditli tazminat talebi yönünden, bilirkişi heyeti raporu ile muris ...'ün hissesine düşen miktarın 55.372,87 TL olarak belirlendiği..." gerekçesiyle ana davanın konusuz kalması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına, birleşen dosyada tapu kaydının düzeltimi ile tapu iptali ve tesciline ilişkin talebin reddine, asıl talep reddedildiğinden terditli olarak talep edilen tazminat talebinin kabulü ile, 55.372,87 TL'nin ... mirasçılarına miras hisseleri oranında, davalı ...'den alınarak, davacılara verilmesine karar verilmiş; hüküm, davalı ... ve Kadastro Müdürlüğünü temsilen Hazine vekili ve birleşen dosya davalısı ... Genel Müdürlüğü vekili tarafından temyiz edilmiştir. İlk Derece Mahkemesince işin esasına girilerek yazılı şekilde karar verilmiş ise de, verilen karar usul ve kanuna uygun düşmemektedir. Dava, 3402 sayılı Kanun'un 41.maddesi gereğince teknik hataların düzeltilmesi istemiyle açılmıştır. Dava konusu 170 parsel sayılı taşınmaz, yargılama sırasında 12.07.2017 tarihinde kamulaştırma nedeniyle ifraz edilmiş, 5 09... parsel sayılı taşınmazlar oluşmuştur. Yine yargılama sırasında 10.06.2020 tarihinde 5 09... parsel sayılı taşınmazlar hakkında 3402 sayılı Kanun'un 22/2-a maddesi gereğince uygulama kadastro tutanağı düzenlendiği ve taşınmazların sırasıyla 1 14... ve 164 parsel numaralarını aldığı anlaşılmaktadır. Her ne kadar taşınmazlara ait uygulama kadastro tutanakları kesinleştirilmiş ise de, uygulama tutanaklarının düzenlendiği tarihte eldeki taşınmazlara ilişkin yüzölçüm ihtilafına ilişkin davanın derdest olduğu kuşkusuzdur. Kadastro Güncelleme Yönetmeliği'nin 9. maddesine göre; "uygulama alanında işe başlamadan önce bu alan içinde kalan taşınmazlar hakkında mahalli Hukuk Mahkemelerinde, sınır veya yüzölçümüne yönelik devam eden davalarla hükme bağlanmış olup da henüz kesinleşmeyen davaların listesi Kadastro Müdürü tarafından yazıyla istenerek temin edilir. Yine aynı yönetmeliğin 28. maddesine göre; uygulama öncesi davalı olup da davaları devam eden taşınmazlardan mahalli Hukuk Mahkemelerinde davalı olan taşınmazlardaki uyuşmazlık konusu, sınıra ve yüzölçümüne yönelikse bu davalara konu sınırlar paftasında itirazlı mülkiyet sınırı olarak teknik yönetmelikteki özel işareti ile gösterilir ve yüzölçümü kesinleştirilmez. İlk Derece Mahkemelerinde görülmekte olan dava dosyalarının ilgili Kadastro Mahkemesine devri hususunda mahalli Hukuk Mahkemesine bilgi verilir. Uygulama öncesi davalı olup da davaları devam eden bu taşınmazların tutanakları davalı olarak düzenlenir ve tutanaklarda Mahkemenin adı ve dosya numarası belirtilir. Kadastro Müdürünce davalı taşınmazlara ait tutanaklar ve eklerinin tasdikli birer örneği müdürlükte bırakılmak suretiyle asılları ile pafta örnekleri en geç 7 gün içinde ilgili kadastro mahkemesine gönderilir." Bu düzenlemeler ile görev hususunun kamu düzenine ilişkin olup, yargılamanın her aşamasında re'sen göz önünde bulundurulmasının gerekli olduğu dikkate alındığında, uygulama kadastro tutanaklarının kesinleştirilmiş olmasının hukuken sonuç doğurmayacağı açıktır. Hal böyle olunca; Asliye Hukuk Mahkemesince, mahkemenin görevsizliğine, ana ve birleşen dosyanın, davanın uygulama kadastro tespiti yönünden aktarılması gereken dava niteliğinde olması nedeniyle Kadastro Mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekirken, bu yönün göz ardı edilmesi isabetsiz olup, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir. SONUÇ: Açıklanan nedenlerle; Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının, 6100 sayılı Kanun'un Geçici 3 üncü maddesi yollaması ile 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 17.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/3004 E., 2025/5728 K. (17.09.2025) – Tazminat
- Mahkeme
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/3004
- Karar No
- 2025/5728
- Karar Tarihi
- 17.09.2025
- Konu
- Tazminat, Tapu, Miras
Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.
SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.
Emsal karar araAynı daireden yakın tarihli kararlar
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2023/5635 E., 2025/5725 K. 17.09.2025
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/1344 E., 2025/5726 K. 17.09.2025
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/3335 E., 2025/5727 K. 17.09.2025
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/1343 E., 2025/5730 K. 17.09.2025
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/403 E., 2025/5731 K. 17.09.2025
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/1496 E., 2025/5732 K. 17.09.2025