8. Hukuk Dairesi 2025/2086 E. , 2025/4816 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/40 E., 2024/3011 K. KARAR : İstinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılarak esas hakkında hüküm kurulması İLK DERECE MAHKEMESİ : Düzce Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2021/8 E., 2022/38 K. Taraflar arasındaki uygulama kadastrosuna itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davalı ... yönünden pasif husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine, davalı ... yönünden davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı ... vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davalı ... yönünden pasif husumet yokluğundan, davalı ... yönünden kesin hüküm nedeniyle dava şartı yokluğundan davanın reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 22/2-a maddesi uyarınca yapılan uygulama kadastrosu sırasında, Düzce ili ... ilçesi ... köyü çalışma alanında ve tapuda davacıların murisi ... adına kayıtlı bulunan eski 607 parsel sayılı ve 2.650,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, 257 ada 52 parsel numarası ve 2.723,23 metrekare yüzölçümlü olarak; davalı ... adına tapuda kayıtlı bulunan eski 666 parsel sayılı ve 2.533,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz ise 257 ada 61 parsel numarası ve 2.739,04 metrekare yüzölçümlü olarak tespit edilmiştir. İtirazı kadastro komisyonunca reddedilen davacı ... vekili dava dilekçesinde; uygulama kadastrosu sırasında müvekkilinin murisine ait taşınmazın yüzölçümünün eksildiğini ve sınırının yanlış belirlendiğini ileri sürerek dava açmıştır. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davayı kabul anlamına gelmemekle birlikte, işbu davanın açılmasında müvekkili İdarenin herhangi bir kusurunun bulunmadığını, ölçümlerin hataya mahal vermeyecek düzeyde teknik cihazlarla yapıldığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. Davalı ... cevap dilekçesinde; davanın maddi gerçeklikten uzak, hukuki mesnetten yoksun ve derdest davaları uzatmak için açıldığını, davacı tarafından kendisine ait taşınmaz üzerine yapı yapıldığını, ancak söz konusu yapı ve eklentilerinin maliki olduğu taşınmazın sınırları içerisine girdiğini, bu nedenle Düzce 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2010/21 Esasına kayden men'i müdahale davası açtığını ve Mahkemenin 2014/407 Karar sayılı kararıyla davanın kabulüne karar verildiğini belirterek, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; "davacılara ait 257 ada 52 parsel sayılı taşınmaz ile davalıya ait 257 ada 61 parsel sayılı taşınmaz arasındaki sınırın dinlenen mahalli ve tespit bilirkişilerinin beyanından su arkının olduğu, bu hususun teknik bilirkişilerce inceleme yapılan 1966 tarihli hava fotoğrafı ile de sabit olduğu, düzenlenen teknik bilirkişisi raporunun yeterli ve hükme esas alınabilecek nitelikte olduğu, davalı ... Müdürlüğünün taraf sıfatının bulunmadığı" gerekçesiyle davalı ... yönünden pasif husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine, davalı ... yönünden davanın kabulüne, çekişmeli 257 ada 52 ve 61 parsel sayılı taşınmazların uygulama tespitlerinin iptali ile 08.12.2021 havale tarihli bilirkişi raporuna ekli 5 nolu krokide (A) harfi ile gösterilen 208,71 metrekarelik kısmın 257 ada 61 parsel sayılı taşınmazdan ifrazı ile 257 ada 52 parsel sayılı taşınmaza eklenmek suretiyle 257 ada 52 parsel sayılı taşınmazın 2.931,98 metrekare yüzölçümlü olarak; 257 ada 61 parsel sayılı taşınmazın ise 2.530,28 metrekare yüzölçümlü olarak tapuya kayıt ve tescillerine karar verilmiş; hükmün, davalı ... vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince; "dava konusu eski 607 ve eski 666 parsel sayılı taşınmazların sınırları arasında yer alan ve bu dosyada da dava konusu olan alana yönelik davacı ...'un taşınmazı satın aldığı Huriye Kurt tarafından meni müdahale davası açıldığı, yapılan yargılama sonucunda Düzce 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2010/21 Esas ve 2014/407 Karar sayılı ilamıyla davalı ... mirasçıları tarafından yapılan el atmanın önlenmesine karar verildiği ve bu kararın Yargıtay denetiminden geçerek kesinleştiği, hatta davacılardan ...'nun açtığı yargılamanın yenilenmesine ilişkin davanın Düzce 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2018/67 Esas ve 2018/147 Karar sayılı ilamıyla reddedildiği, Yargıtay 14. Hukuk Dairesinin 2018/3731 Esas ve 2021/3173 Karar sayılı ilamı ile kesinleştiğinin anlaşıldığı, yapılan incelemede eldeki dava dosyası ile Düzce 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2010/21 Esas ve 2014/407 Karar sayılı dava dosyasının taraflarının, dava sebebinin ve konusunun aynı olması yani davacıların eldeki dosyada dava konusu iki parsel arasında olması gereken sınır olarak gösterdiği yer ile davalıların aleyhine elatmanın önlenmesi kararı verilen yerin aynı olması nedeniyle kesin hüküm oluşturduğu, kesin hüküm davanın taraflarını, akdi ve ırsi ardıllarını bağlayacağı, Mahkemece HMK'nin 114/1-i fıkrası uyarınca davanın kesin hüküm yönünden reddine karar verilmesi gerekirken, uygulama kadastrosu çalışmaları sonucunda belirlenen sınırlarda yanlışlık olduğu kabul edilerek davanın kabulüne karar verilmesinin isabetsiz olduğu (emsal Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 2023/2203 Esas, 2023/4286 Karar)" belirtilerek, istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davalı ... yönünden pasif husumet yokluğundan, davalı ... yönünden kesin hüküm nedeniyle dava şartı yokluğundan davanın reddine, çekişmeli taşınmazların uygulama tespitleri gibi tapuya kayıt ve tescillerine karar verilmiş; Bölge Adliye Mahkemesi kararına karşı davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur. Uygulama kadastrosu yapılırken öncelikle zeminde bulunan ve tesis kadastrosu tarihinde mevcut olan sabit nokta ve sınırlardan, aynı döneme ya da yöreye ait farklı amaçlarla üretilmiş haritalar ile benzeri verilerden yararlanılarak yapılan teknik çalışmalarla, tesis kadastrosuna ait pafta haritaları ortofoto üzerine işlenmekte, haritanın zemine uygun olmaması halinde farklılıkların nerelerden ve hangi sebeplerden kaynaklandığı tespit edilip varsa hatalar yöntemine uygun şekilde giderilmekte, düzenlenen ada raporu ile yapılan teknik çalışmalar ve gerekçeleri açıklanmakta, bundan sonra yönetmelikte açıklanan ilkeler çerçevesinde taşınmazların bütün sınırları tek tek değerlendirmeye tabi tutularak ilk tesis kadastrosu sırasındaki gerçek fiili duruma ulaşılmaya çalışılarak, uygulama tutanağı düzenlenmekte ve uygulama kadastrosu haritaları üretilmektedir. İşte, uygulama kadastrosuna itiraz davaları, uygulama kadastrosu faaliyetinin yöntemine uygun yapılıp yapılmadığının denetlenmesine yönelik davalardır. Bu nedenle Mahkemelerce, uygulama faaliyetine eşdeğer ve amaca uygun bir araştırma yapılması zorunludur. Mahkemece, amacına ve yöntemine uygun bir araştırma yapılabilmesi için öncelikle, denetime veri teşkil etmek üzere, tesis kadastrosunun yapıldığı tarihe en yakın tarihli hava fotoğrafları, temin edilebilen en eski ve güncel ortofoto ve uydu fotoğrafları, tesis kadastrosuna ait pafta haritası, varsa bu haritada değişiklik yapan ifraz haritaları, mahkeme ilamları ve eki olan haritalar, varsa uygulama kadastrosu sırasında yararlanıldığı anlaşılan diğer haritalar, çekişmeli taşınmaza ilişkin tesis kadastrosu ve uygulama kadastrolarına ait ölçü çizelgesi, hesap cetveli ve ölçü krokileri gibi bilgi ve belgelerin toplanması gerekmektedir. Bundan sonra mahallinde, yerel bilirkişiler, taraf tanıkları, 3 kişilik fen bilirkişi kurulunun katılımı ile keşif yapılmalıdır. Yapılacak keşif sırasında yerel bilirkişi ve tanıklardan tesis kadastrosu sırasında da zeminde mevcut olan sabit sınır ya da yapılar bulunup bulunmadığı sorularak varsa yerleri fen bilirkişilerine işaretlettirilmeli, fotoğrafları çekilmeli, taraflar keşif sırasında hazır bulunmakta ise zeminde ortak sınır üzerinde uzlaşıp uzlaşmadıkları tespit edilip gerektiğinde imzaları ile beyanları tevsik edilmeli, uzlaşılan sınırlar ile iddia edilen sınırlar fen bilirkişileri tarafından haritasında işaretlenmeli, keşif sırasında hazır edilmeleri halinde ziraat bilirkişisi ile jeoloji mühendisi bilirkişisinden, taşınmazlar arasında değişmeyen doğal ya da yapay sınırlar bulunup bulunmadığı gibi hususlarda bilgi alınmalı, fen bilirkişilerinden denetime veri teşkil etmek üzere dosya içine getirtilen bilgi ve belgeler ile bilirkişi ve tanık anlatımlarından yararlanarak uygulama kadastrosunu denetlemesi istenmelidir. Fen bilirkişilerinden, tesis kadastrosunun, paftaların üretim yılı, üretim tekniği, altlığı ve ölçeği gibi hususları da açıklar tarzda hangi yöntem ve tekniklerle yapıldığı, uygulanan yöntemlerin hata paylarının ne olduğu, üretilen haritaların zeminle uyumsuz bulunması halinde farklılığın nereden ve hangi sebeplerden kaynaklandığı, sırasıyla tersimat hatası, hesap hatası, ölçü hatası ve sınırlandırma hatası bulunup bulunmadığı, uygulama kadastrosu sonucu tespit edilen yeni sınırların niteliğinin ne olduğu ve yönetmelik hükümlerine uygun olarak belirlenip belirlenmediği, uygulama kadastrosunda hata yapılmış ise doğru sınır ve haritanın nasıl olması gerektiği gibi hususlarda ve "ada raporu" ile "uygulama tutanağı ve haritasını" irdeler şekilde, teknik ve bilimsel verilere dayalı, gerekçelendirilmiş, denetlenebilir ve ayrıntılı rapor ve haritalar alınmalıdır. Raporun denetime elverişli olması için fen bilirkişisinden, düzenleyeceği haritalardan iki tanesinde hava fotoğrafı üzerinde, iki tanesinde ise ortofoto (yoksa uydu fotoğrafı) üzerinde ilk tesis kadastrosu paftası ve uygulama kadastrosu paftasını çakıştırması istenmeli; çakıştırmaların birer tanesinin ada bazında değerlendirme yapmaya elverişli geniş ölçekli olması, diğerinin ise çekişmeli taşınmaz ve çevresini gösterir şekilde daha dar ölçekli olması istenmelidir. Fen bilirkişilerinin haritasında, uygulama kadastrosunda yanlışlık varsa, infazı kabil bir hükme esas olmak üzere doğru sınırların nasıl olması gerektiği de gösterilmelidir. Açıklanan yönteme uygun inceleme ve araştırma yapıldıktan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmeli; değerlendirme yapılırken uygulama kadastrosunun amacının mülkiyet ihtilaflarını çözmek olmadığı ve mülkiyet uyuşmazlıklarının uygulama kadastrosuna ilişkin davalarda tartışma konusu yapılamayacağı gözönünde bulundurulmalıdır. Somut olayda; Bölge Adliye Mahkemesince, dava konusu eski 607 ve 666 parsel sayılı taşınmazların sınırları arasında yer alan ve bu dosyada da dava konusu olan alana yönelik davacı ...'un taşınmazı satın aldığı Huriye Kurt tarafından meni müdahale davası açıldığı, yapılan yargılama sonucunda Düzce 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2010/21 Esas ve 2014/407 Karar sayılı kararıyla elatmanın önlenmesine karar verildiği, eldeki dava dosyası ile Düzce 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2010/21 Esas ve 2014/407 Karar sayılı dava dosyasının taraflarının, dava sebebinin ve konusunun aynı olması nedeniyle kesin hüküm oluştuğu gerekçesiyle yazılı şekilde karar verilmiş ise de, kesin hüküm olduğu belirtilen dava, çapa dayalı meni müdahale davası olduğundan dolayı eldeki dava yönünden kesin hüküm oluşturmayacağı gibi, Bölge Adliye Mahkemesinin kararında emsal gösterilen Dairemizin ilamına konu dava dosyası, tesis kadastrosu öncesi açılan men'i müdahale davasından dolayı kesin hüküm olarak kabul edilmiş olması nedeniyle, eldeki dava yönünden emsal oluşturmayacağı kuşkusuzdur. Davanın esası yönünden ise Bölge Adliye Mahkemesince yukarıda açıklanan ilke ve esaslar çerçevesinde inceleme ve araştırma yapılmamış, dava konusu taşınmazlara ait tesis kadastro tutanaklarının onaylı örnekleri getirtilmemiş ve 3 kişilik harita mühendisi bilirkişi kurulundan tesis kadastrosu sonucu oluşturulan paftadaki sınır yerleri ile uygulama kadastrosu sonucunda oluşturulan paftadaki sınır yerlerinin yapılan çakıştırması sonucunda, birbirleriyle ve zeminle uyumlu olup olmadığını belirleyen yukarıda açıklanan şekilde rapor alınmamış; bilirkişi raporunda, çekişmeli taşınmazlar arasında bulunduğu belirtilen su arkının sabit sınır olarak kabul edilmesine rağmen, sözü edilen arkın tesis kadastrosu sırasında zeminde mevcut olup olmadığı irdelenmemiş, tesis kadastro paftası ile uygulama kadastro paftasının çakıştırılmaması nedeniyle karar vermeye elverişli olmayan bilirkişi raporu hükme esas alınmıştır. Bu şekilde eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak karar verilemez. Hal böyle olunca; doğru sonuca ulaşılabilmesi için Bölge Adliye Mahkemesince öncelikle, yukarıda belirtilen eksik belgelerin dosya arasına getirilmesi sağlanmalı, daha sonra mahallinde yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen ve davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişiler ve taraf tanıkları ile harita mühendisi sıfatına sahip üç kişilik bilirkişi kurulunun katılımıyla yeniden keşif yapılmalı ve yapılacak bu keşifte yerel bilirkişi ve tanıklardan, çekişmeli taşınmazların doğal ya da yapay sınırlarının bulunup bulunmadığını, taşınmazların tesis kadastrosundaki sınırlarının neresi olduğunu, bu sınırlarda zaman içerisinde herhangi bir değişiklik olup olmadığı hususlarında maddi olaylara dayalı ayrıntılı bilgi alınmalı, göstermeleri halinde söz konusu sınırlar teknik bilirkişilere harita üzerinde işaretlettirilmeli, harita mühendisi bilirkişi kuruluna yukarıda belirtilen şekilde inceleme ve araştırma yaptırılarak denetime ve hüküm kurmaya elverişli rapor düzenlettirilmelidir. Bölge Adliye Mahkemesince bu hususlar gözardı edilerek yanılgılı değerlendirme ile kesin hüküm olduğundan bahisle dava şartı yokluğundan davanın reddine karar verilmesi isabetsiz olup, hükmün açıklanan nedenlerle bozulması gerekmiştir. S O N U Ç : Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulüne, temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesi uyarınca BOZULMASINA, Peşin harcın istek halinde temyiz edenlere iadesine, Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine, kararın bir örneğinin İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 23.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/2086 E., 2025/4816 K. (23.06.2025) – Tapu
- Mahkeme
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/2086
- Karar No
- 2025/4816
- Karar Tarihi
- 23.06.2025
- Konu
- Tapu, Miras
Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.
SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.
Emsal karar araAynı daireden yakın tarihli kararlar
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2023/4444 E., 2025/4813 K. 23.06.2025
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/2411 E., 2025/4814 K. 23.06.2025
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/2098 E., 2025/4815 K. 23.06.2025
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/993 E., 2025/4817 K. 23.06.2025
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/967 E., 2025/4818 K. 23.06.2025
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/930 E., 2025/4819 K. 23.06.2025
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi – Haziran 2025 kararlarının tamamı