Yargıtay Kararları › Yargıtay 8. Hukuk Dairesi › Mayıs 2025 › 2025/1499 E., 2025/3565 K.

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/1499 E., 2025/3565 K. (08.05.2025) – Tapu

Mahkeme
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/1499
Karar No
2025/3565
Karar Tarihi
08.05.2025
Konu
Tapu

8. Hukuk Dairesi 2025/1499 E. , 2025/3565 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/312 E., 2024/1941 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : ............Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2021/66 E., 2022/58 K. Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, davanın reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince; İlk Derece Mahkemesi kararının HMK 353/(1)-b.2 ve 355/1 maddeleri uyarınca kaldırılmasına, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) (HMK) 353/(1)-b.2 maddesi uyarınca uyuşmazlığın esasına ilişkin olarak yeniden, Hazinenin taraf sıfatı bulunmadığından hüküm kurulmasına yer olmadığına, davalılar ... aleyhine açılan davanın hukuki yarar yokluğu nedeniyle usulden reddine, dava konusu ... ili Manavgat ilçesi ... mevki 215 ada 10 parsel sayılı 3452,78 m² miktarlı ve 215 ada 11 parsel sayılı 517,40 m² miktarlı taşınmazların kadastro komisyon tespiti gibi tapuya tesciline karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R Davacı ... vekili dava dilekçesinde; 3402 sayılı Kanun'un Geçici 8. maddesine göre yapılan çalışmalar sonucunda ... ili Manavgat ilçesi ......................çalışma alanında bulunan 3.452 m² miktarlı 215 ada 10 parsel sayılı taşınmazın ... adına, 3.452 m² miktarlı 215 ada 11 parsel sayılı taşınmazın ...oğlu ... adına tespitinin yapıldığını, yapılan bu tespitin hatalı olduğunu, dava konusu parsellerin bu tespitten çok evvelinden bu yana müvekkili olan davacının annesi ...ın 31.02.1961 tarihli harici satış senedi ile haricen satın aldığını, taşınmazın kadastro tespitinde 443 parsel numarasını alarak davacıların murisi evveli ... adına tespit edildiğini, yapılan tespite davalıların babası ...'ın itiraz ettiğini, itirazının reddi üzerine Manavgat Tapulama Mahkemesinde dava açtığını, bu davada mahallinde yapılan keşif ve dinlenen mahalli bilirkişi ve tanık anlatımlarında taşınmaza uygulanan vergi kaydı ve harici alım satım senedi hudutları içerisinde kaldığının anlaşıldığını, mahkemece tayin edilen teknik bilirkişi harita yüksek mühendisi ...'in Mahkemeye sunduğu 20.05.1985 tarihindeki bilirkişi raporunun görüldüğü üzere davacının annesi ... adına Manavgat Kadastro Mahkemesinin 1994/307 Esas, 1994/176 Karar sayılı kararı ile davacıların davasının reddedildiğini, Yargıtay denetiminden sonra 07.02.1995 tarihinde kesinleşerek Muris ... adına tapuya tescil edildiğini, 443 parsel sayılı taşınmaz ve müştemilatından sayılan tespite konu kısımlardan davalıların babaları ...'ın elini çektiğini, o tarihten beri 23.12.2020 tarihine kadar davalıların babaları ve davalıların tespit yapılan taşınmaz parselleri ile hiçbir şekilde ilgi ve alakaları olmadığını, taşınmazın 3402 sayılı Kanun'un Geçici 8. maddesi gereğince tespit yapılacağının anlaşılması üzerine davalılardan ...'ın köy muhtarı olması sebebiyle adlarına tespit yaptırabilmek için müvekkili olan davacıya ait taşınmazın tapu kapsamında kalan ve kapsamı dışında bulunan eski satış senedine ve vergi kaydı kapsamında kalan taşınmazlara girerek davacıya zor ve şiddet uyguladıklarını, taşınmaz üzerindeki bitki örtüsünü kaldırdıklarını, taşınmazın başında yapılacak keşifte tayin edilecek teknik bilirkişi marifetiyle tespite konu taşınmazın henüz yeni açıldığını, hiç tarım yapılmayan ham toprak olduğunun bilirkişi marifetiyle tespit edileceğini, hava fotoğraflarından ve Google Earth'ten görüleceği üzere çalılık olduğunu, dava konusu taşınmazların şekil ve mesaha itibari ile tarım yapılacak büyüklükte yerler olmadığını, davacıya ait tapulu eski 443 parsel yeni 215 ada 3 parsel ile birlikte kullanıldığı takdirde tarım yapılabileceğinden arazi toplulaştırma kanununda göz önünde alınarak davacıya ait vergi kaydı, satış senedi, harici satış senedi, bilirkişi raporu ve mahkeme kararı ile davacıya ait bulunan taşınmazın davalılar adına yapılan tespitinin hatalı olduğunu ileri sürerek, kadastro tespitinin iptali ile taşınmazın davacı adına tespitine karar verilmesini istemiştir. Davalı Mehmet Ali Göktaş cevap dilekçesinde; davacı tarafın, dava dilekçesinde şahsı ve ... aleyhine 215 Ada 10 parsel ve 215 ada 11 parsel için dava açtığını, dava konusu taşınmazların birbirinden farklı olmasına rağmen davacı tarafın tek davada iki farklı davalı aleyhine dava açmasının usule aykırı olduğunu, dava konusu taşınmazın davacı tarafla herhangi bir ilgisinin bulunmadığını, davacı tarafın dava dilekçesinde bahsettiği eski 443 parsel yeni 215 ada 3 parsel sayılı taşınmaz ile işbu dava konusu taşınmazın birbirinden farklı olduğunu, dava konusu taşınmazı yıllardır kendisinin kullandığını, 3402 sayılı Kanun'un Geçici 8. maddesine göre yapılan tahdit ve tespitlerin doğru olduğunu belinterek, davacı tarafın haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davasının reddine karar verilmesini istemiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davacı tarafın, dava dilekçesinde şahsı ve ... aleyhine 215 ada 10 parsel ve 215 ada 11 parsel için dava açtığını, dava konusu taşınmazların birbirinden farklı olmasına rağmen davacı tarafın tek davada iki farklı davalı aleyhine dava açmasının usule aykırı olduğunu, dava konusu taşınmazın davacı tarafla herhangi bir ilgisinin bulunmadığını, davacı tarafın dava dilekçesinde bahsettiği eski 443 parsel yeni 215 ada 3 parsel sayılı taşınmaz ile işbu dava konusu taşınmazın birbirinden farklı olduğunu, dava konusu taşınmazı yıllardır kendisinin kullandığını, 3402 sayılı Kanun'un Geçici 8. maddesine göre yapılan tahdit ve tespitlerin doğru olduğunu belirterek, davacı tarafın haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davasının reddine karar verilmesini istemiştir. İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "... 1937 tarih ve 420 tahrir nolu vergi kaydının ve 31.08.1961 tarihli 4 dönüm miktarlı sözleşmenin 1994/307 Esas sayılı dosya kapsamından da anlaşılacağı üzere dava dışı parsellere uygulanıp revizyon gördüğünün tespit edildiği, vergi kaydının dikkate alınabilmesi için zilyetlikle birleşmesi gerektiği, dava konusu 215 ada 11 numaralı parselin her ne kadar bir kısım tanık ve mahalli bilirkişilerce davacının murisinin kullandığı ve de onun nam ve hesabına kullanıldığı belirtilmiş ise de davacı ...'ın duruşma tutanağına yansıyan 'Avukatımın beyanlarına katılıyorum, 1994 yılında dava bitti, bittik yere bu adam yine karışıyor, babası öldü, oğlanları bizimle uğraşıyor, babaları öldü, kepçemi kovdular, beni tehdit ettiler, demirlerle biri sağımdan biri solumdan geldi, 11 numaralı parsel hiç kullanılmadı, biz de kullanmadık, onlarda kullanmadı, doğru neyse o hakim bey, yukarıda belirttiğim gibi 11 numaralı parsel içerisinde tek buynuz ağacı vardır, buynuz ağacı ve çevresi kullanılmadı, hiç açılmadı, ben babadan üç günlük kaldım, üç günlükken babam vefat etti' şeklindeki beyanları karşısında aksi yöndeki tanık ve mahalli bilirkişi beyanlarına itibar edilemeyeceği, dava konusu 215 ada 10 nolu parselin ise, içerisinde 2 adet 60 - 70 yaş grubunda kızılçam ağacı ve öbekler halinde 20 - 25 adet keçiboynuzu (harnup) türünden ağaççıklar ile güney tarafında 5 - 6 adet zeytin ağaççıklarının yayılış gösterdiği, memleket haritasındaki eş yükselti eğrilerine göre müdahale edilmemiş meylinin yüksekliği 1986 yılı hava fotoğrafında top ağaç ve maki türünden orman diri bitki örtüsüyle kaplı olduğunun anlaşıldığı, 6831 sayılı Kanun'un 1/j maddesine göre orman ve toprak muhafaza karakteri taşıdığından mülga 3116 sayılı Orman Kanunu ve 6831 sayılı Orman Kanunu hükümlerine göre orman sayılan yerlerden olduğu, dava konusu 215 ada 11 numaralı parsel yönünden davacı yararına 3402 sayılı Kanun'un 14 ve 17. maddelerindeki koşulların oluşmadığı, bunun yanı sıra dava konusu 215 ada 10 parsel yönünden ise evveliyatı orman olan bir yerin zilyetlik yolu ile kazanılamayacağı ve eldeki davanın 3402 sayılı Kanun'un 30/2 maddesi kapsamında re'sen araştırmaya tabi olmadığı ..." gerekçesiyle, açılan davanın reddi ile dava konusu ... ili Manavgat ilçesi ... mevki 215 ada 10 parsel sayılı 3452,78 m² miktarlı ve 215 ada 11 parsel sayılı 517,40 m² miktarlı taşınmazın tespit gibi tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş; hükme karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince; "... kadastro davalarında husumetin lehine tespit yapılan kişi / kişilere yöneltilmesi gerektiği, davacı tarafça husumetin kadastro tespit tutanaklarının edinme kısmında taşınmazı kullandığı belirtilen ...ve ...'a yöneltilerek dava açıldığı, İlk Derece Mahkemesince re'sen 01.10.2021 tarihli ön inceleme tensip zaptı ile husumetin Hazineye yöneltilmesi için önel verildiği ve davacı tarafça husumetin Hazineye yaygınlaştırıldığı, dahili dava suretiyle husumet yaygınlaştırılmasının ancak zorunlu dava arkadaşlığı durumunda söz konusu olduğu, eldeki davada davalı olarak husumet yöneltilen gerçek kişiler lehine tespit yapılmadığı gibi tutanağın beyanlar hanesinde de her hangi bir şerh verilmediği, askı ilanına çıkan komisyon tutanağının da Hazine adına yapıldığı ve ilan edildiği, davacı tarafın Hazineye husumet yöneltmeden dava açmasında HMK’nin 124/3 maddesi uyarınca davacı tarafın taraf değişikliğine ilişkin bir beyanı da bulunmadığına göre Mahkemece Hazinenin re'sen davaya dahil ettirilmesinin Hazineye taraf sıfatını kazandırmayacağı, 3402 sayılı Kanun'un Geçici 8. maddesi uyarınca yapılan kadastro çalışmalarının mülkiyete ilişkin olup bu tür çalışmalarda ancak taşınmaz üzerinde muhdesat bulunması halinde 3402 sayılı Kanun'un 19. maddesi uyarınca bunun beyanlar hanesinde gösterilmesinin mümkün olduğu, özel mülkiyete konu taşınmazların beyanlar hanesine kullanıcı şerhi verilmesi için yasalarla özel düzenleme yapılması gerektiği, çekişmeli taşınmaz hakkında 3402 sayılı Kanun'a 5831 sayılı Kanun ile eklenen Ek-4. madde veya 6292 sayılı Kanun'a 6745 sayılı Kanun'la eklenen Geçici 5. madde uyarınca yapılan kullanım kadastrosu bulunmadığından kadastro tespit tutanağının beyanlar hanesine zilyetlik şerhi verilmesinin mümkün olmadığı, kadastro tutanağının edinme nedeni sütunundaki bilgilerin, açıklama niteliğinde olup adına tespit yapılan kişiler haricindeki şahıslar bakımından bir hak doğurması söz konusu olmadığından eldeki davada yalnızca tutanakların edinme kısmında geçen gerçek kişilere husumet yöneltilerek dava açılmasında davacının hukuki yararı bulunmadığından davanın usulden reddine karar verilmesi gerekirken İlk Derece Mahkemesince yazılı gerekçe ile hüküm kurulmak suretiyle esastan reddine karar verilmesinde usul ve kanuna uygunluk bulunmadığı, bu nedenle davacının istinaf başvurusunun kabulü ile hükmün kaldırılması gerektiği, ancak bu durumun yeniden yargılamayı gerektirmediği ..." gerekçesiyle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının HMK 353/(1)-b.2 ve 355/1 maddeleri uyarınca kaldırılmasına, HMK’nin 353/(1)-b.2 maddesi uyarınca uyuşmazlığın esasına ilişkin olarak yeniden, Hazinenin taraf sıfatı bulunmadığından hüküm kurulmasına yer olmadığına, davalılar ... aleyhine açılan davanın hukuki yarar yokluğu nedeniyle usulden reddine, dava konusu ... ili Manavgat ilçesi ... mevki 215 ada 10 parsel sayılı 3.452,78 m² miktarlı ve 215 ada 11 parsel sayılı 517,40 m² miktarlı taşınmazların kadastro komisyon tespiti gibi tapuya tesciline karar verilmiş ve iş bu karar davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; dosya kapsamında Hazinenin davalı taraf olarak mevcut bulunduğunu ve bu haliyle İlk Derece Mahkemesince gerçekleştirilen yargılama kapsamında da taraf olarak bulunduğunun sabit olduğunu, usul ekonomisi ve hak arama hürriyeti kapsamında Hazinenin dosya kapsamına eklenmesinin taraf değişikliği olarak kabul edilmemesinin usul, kanun ve hakkaniyete aykırı olduğunu, İlk Derece Mahkemesi tarafından dosyaya konu ihtilafa yönelik olarak keşif ve bilirkişi incelemesi gerçekleştirildiğini, dosya kapsamına kazandırılan 01.03.2022 tarihli fen bilirkişi raporu uyarınca dava konusu ...Mahallesi 2015 ada 10 ve 11 numaralı parsellerin; 1937 tarih 420 tahrir numaralı vergi kaydı, 31.08.1961 tarihli indirmelik tabir edilen sözleşme kapsamında müvekkil davacının annesi muris ... adına tapulanan eski 443 yeni 2015 ada 3 parsel sayılı taşınmaza ait bir bütünün parçası halinde bulundukları ve nitekim 29.03.2022 tarihli ziraat bilirkişi raporu uyarınca 2015 ada 11 parsel adına davalılar adına zilyetlik şartlarının oluşmadığı ile 2015 ada 10 parselin ise müvekkil davacının annesi ... adına tapulanan eski 443 yeni 2015 ada 3 parselden ayrı düşünülemeyeceği gibi ancak bu parsele ait özel mülkiyete konu olabilecek bir yer olduğunun açıkça tespit edildiğini, davalıların kötü niyetli tutumla gerçeğe aykırı beyan ve işlemler neticesinde esasen hakları bulunmaması rağmen dava konusu taşınmazları hukuka ve hakkaniyete aykırı şekilde kendi nam ve hesaplarına tapuya intikal ettirmeye çalıştıklarını, işbu nedenle hatalı tespitin iptali ile dava konusu taşınmazların müvekkil davacı adına tespitinin sağlanması gerektiğini, usul ve kanuna aykırı olarak eksik ve hatalı inceleme sonucu kurulan kararının bir bütün halinde bozulması gerektiğini belirterek, hükmün bozulmasını talep etmiştir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, Bölge Adliye Mahkemesi kararındaki gerekçeye, 6100 sayılı Kanun’un 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesi uyarınca ONANMASINA, Davacı tarafça yatırılan 615,40 TL peşin harcın onama harcına mahsubuna, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 08.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 2db73c3398438486 6fb9ba67d1482a1d

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi – Mayıs 2025 kararlarının tamamı