Yargıtay Kararları › Yargıtay 8. Hukuk Dairesi › Eylül 2025 › 2025/1383 E., 2025/5668 K.

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/1383 E., 2025/5668 K. (16.09.2025) – Tapu

Mahkeme
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/1383
Karar No
2025/5668
Karar Tarihi
16.09.2025
Konu
Tapu

8. Hukuk Dairesi 2025/1383 E. , 2025/5668 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/943 E., 2024/2971 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : ... Anadolu 24. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/43 E., 2022/765 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA 1.7143 sayılı Vergi ve Diğer Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun'un (7143 sayılı Kanun) Geçici 1. maddesi uyarınca yapılan kullanım kadastrosu sonucunda, ... ili ... ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında bulunan 77 42... parsel sayılı 193,88 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, kadastro tutanağının beyanlar hanesine, 7143 sayılı Kanun'un Geçici 1. maddesi hükmüne tabi tutulduğu ve kullanıcısının tespit edilemediği şerhi yazılarak, arsa vasfıyla davalı ... Belediye Başkanlığı adına tespit ve tescil edilmiştir. 2.Davacı ... ve arkadaşları vekili dava dilekçesinde; çekişmeli taşınmazın öncesinde müvekkillerinin murisi ...'ın, ölümü üzerine ise müvekkillerinin fiili kullanımında bulunduğunu ileri sürerek, taşınmazın tapu kaydının beyanlar hanesine müvekkilleri lehine kullanıcı şerhi verilmesini istemiştir.

II. CEVAP Davalı ... Belediye Başkanlığı vekili cevap dilekçesinde; 7143 sayılı Kanun'un Geçici 1. maddesi gereğince çalışmaların Kadastro Müdürlüğü tarafından yürütüleceği açıkça belirtildiğinden idari ve hukuki sorumluluğun müvekkili Belediyeye ait olmadığını belirterek, davanın müvekkili idare yönünden husumet yokluğu nedeniyle, aksi durumda ise esastan reddine karar verilmesini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "dava konusu taşınmaza ilişkin vergi beyanının ve emlak vergisi ödemesinin bulunmadığı, taşınmazın boş arsa olduğu, üzerinde herhangi bir yapı veya muhdesatın olmadığı, zilyetlik veya fiili kullanım olgusunun davacı tarafça ispat edilemediği" gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "davacılar veya murislerinin, dava konusu taşınmazda ne tespit günü ne de öncesinde fiili kullanımlarının olmadığı, taşınmaza ilişkin emlak vergi kaydı bulunmadığı gibi Belediye nezdinde düzenlenmiş arazi tespit formunun da olmadığı, yapılan keşifte taşınmazın boş olduğu, tanık anlatımlarında, taşınmazın davacı tarafından kiraya verilerek kullanıldığına ilişkin soyut ifadeler dışında somut bilgiye yer verilmediği, keşifte beyanı alınan kişinin de tanık listesinde olmaması nedeniyle hükme esas alınmasının mümkün olmadığı, bu haliyle davanın ispatlanamadığı, ilk derece mahkemesi kararında bir isabetsizlik bulunmadığı" belirtilerek, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacılar vekili temyiz dilekçesinde; kararın usul ve kanuna aykırı olduğunu, dinlenen tanık beyanları doğrultusunda dava konusu taşınmazda tarım yapılarak fiilen kullanıldığı ve bunun müvekkilleri tarafından kiraya verilerek yaptırıldığı hususlarının ispatlandığını, bilirkişi raporunda da, taşınmazın tel örgü ile çevrili olduğu ve üzerinde tarım yapıldığı hususlarının tespit edildiğini, davanın yalnızca vergi beyannamelerine hasredilerek böyle bir belgenin bulunamadığı gerekçesiyle reddedilmesinin doğru olmadığını, kaldı ki beyanname verilip verilmediği hususunun da tam olarak araştırılmadığını, eksik inceleme ile karar verildiğini belirterek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, çekişmeli taşınmazın üzerinde davacıların kullanım hakkının bulunup bulunmadığı hususuna ilişkindir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve Kanuna uygun olup davacılar vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI.KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesi uyarınca ONANMASINA, Davacıdan alınan 615,40 TL peşin harcın onama harcına mahsubuna, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 16.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! a3170996e982b40f 234973f50b88e420

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi – Eylül 2025 kararlarının tamamı