Yargıtay Kararları › Yargıtay 8. Hukuk Dairesi › Nisan 2025 › 2024/763 E., 2025/2758 K.

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/763 E., 2025/2758 K. (08.04.2025) – Tapu

Mahkeme
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/763
Karar No
2025/2758
Karar Tarihi
08.04.2025
Konu
Tapu, Miras

8. Hukuk Dairesi 2024/763 E. , 2025/2758 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/937 E., 2023/1453 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/475 E., 2023/184 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Kadastro Kanunu'nun geçici 8. maddesi uyarınca yapılan kadastro çalışmalarında ili ilçesi Mahallesi 119 ada 48 parsel sayılı taşınmaz ham toprak niteliğiyle davalı Hazine adına tespit edilmiş, tespit 22.01.2016 tarihinde kesinleşmiş, tapu kaydı oluşmuştur. Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin babasına ait iken onun vefatı ile kendisi ve diğer mirasçılar ile birlikte kullandığı ili ilçesi Mahallesi 119 ada 22 parsel sayılı taşınmaza bitişik ve fiziki olarak birlikte kullanılan 2.954,62 m² yüzölçümlü 119 ada 48 parselde kayden davalı Hazine adına kayıtlı taşınmazın 30 yılı aşkın süredir malik sıfatıyla zilyetliğinde olduğunu, bu zilyetliğin babasından miras taksimi yoluyla geçtiğini, 2015'te yapılan kadastro çalışmalarında Hazine adına 119 ada 48 parsel numarası ile tespit gördüğünü ancak müvekkilin dava konusu taşınmazı kendi taşınmazı ile birlikte kullandığını ve tarım arazisi olarak kullanmaya başladığını, zilyetliği davacıya geçene kadar nizasız ve fasılasız olarak davacıya devredilene kadar babası tarafından kullanıldığı, etrafına taş duvar ördüğü, 1980'li yıllarda araziye bağ diktiği ve 1980'li yılların sonunda çocuklar arasında taksim yapılıp dava konusu yer davacıya bırakılmış, ve o tarihten sonra davacı 30 yılı aşkın süredir burayı tarım arazisi olarak nizasız ve fasılasız olarak malik sıfatıyla zilyet olarak kullandığı, orman ile irtibatı olmadığı, çevresindeki taşınmazların büyük çoğunluğunun özel mülkiyete konu tarla vasfında olduğu, 2015 yılında yapılan kadastro çalışmalarında yanlışlıkla davalı Hazine adına tescil edildiği taşınmazın tapusunun iptali ile müvekkili adına tesciline karar verilmesini arz ve talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesi özetle; davacının dilekçesinde yer alan beyanları kabul etmediklerini, dava konusu taşınmazın zilyetlikle kazanmaya elverişli olmadığı, devletin hüküm ve tasarrufu altında olan yerlerden olup orman vasfında olduğu, 1965 yılında yapılan kadastro tespitinde ekilip dikilmeyen yer olduğu, eğer davacı taşınmazı kullanıyor olsaydı önceki kadastro tespitine itirazda bulunacağı, 766 sayılı Kadastro Kanununda devlete ait taşınmazların, ormanların tespit harici bırakıldığı, hak iddia eden vatandaşların kullanma itirazları varsa itiraz etmeleri gerektiği, davacı zilyet olsa bile bu zilyetlik malik sıfatıyla olmayıp ecrimisil ödemek ve satın almak için dilekçe verdiğinden davalıya karşı açılmış bulunan işbu davanın reddini, mahkeme masraflarının davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesinin kararı kaldırması üzerine yeniden yapılan yargılama sonucunda İlk Derece Mahkemesi yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne, dava konusu ... ili ... ilçesi ... köyü 119 ada 48 parsel sayılı taşınmazın davalı adına olan tapu kaydının iptali ile davacı adına tapuya kayıt ve tesciline karar vermiştir.

IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye, uzman orman ve fen bilirkişi tarafından eski tarihli hava fotoğrafları ve memleket haritasına dayalı olarak yapılan inceleme ve araştırmada çekişmeli taşınmazın orman sayılmayan yerlerden olduğunun belirlenmesine, alınan bilirkişi raporları, özellikle teknik bilirkişi raporlarıyla uyumlu olduğu, bu nedenle itibar edilen ilk keşifteki yerel bilirkişi ve tanık beyanları ile fen ve orman bilirkişi tarafından sunulan bilirkişi raporlarında tespit tarihinden geriye doğru olacak şekilde yapılan hava fotoğrafları incelemesi sonucunda çekişmeli taşınmazın ekonomik amaca uygun şekilde kullanıldığının ve böylelikle davacı yararına 3402 sayılı Kanun'un 14. maddesinde öngörülen kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile taşınmaz edinme koşullarının gerçekleştiğinin belirlenmesine göre davanın kabulünde bir isabetsizlik bulunmadığından davalı Hazine vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun esastan reddine, davacı vekilinin istinafı açısından ise; davalı hazinenin eldeki davada kanuni hasım durumunda değil, taşınmazın maliki olması nedeniyle taraf durumunda olduğundan, davacı lehine yargılama giderleri ve Asgari Avukatlık Ücret Tarifesi göre vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, yazılı gerekçeyle yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmemesi isabetsiz olduğundan, İlk Derece Mahkemesinin kararı kaldırılarak yeniden hüküm kurulmuştur.

V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde; verilen kararın usul ve kanuna aykırı olduğu gerekçesiyle bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, 3402 sayılı Kanun'un geçici 8. maddesi uyarınca yapılan kadastro çalışmaların usul ve kanun hükümlerine uygun olarak yapılıp yapılmadığına, tapu iptal ve tescil talebine ilişkindir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere, 6100 sayılı Kanunun 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri bulunmadığına göre, Bölge Adliye Mahkemesi kararındaki gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalı Hazine vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 08.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi – Nisan 2025 kararlarının tamamı