8. Hukuk Dairesi 2024/6798 E. , 2025/2053 K. "İçtihat Metni" MahkemeSİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/3496 E., 2024/3907 K. KARAR : İstinaf başvurusunun esastan reddi İLK DERECE MahkemeSİ : Gaziosmanpaşa 5. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/450 E., 2023/431 K. Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen Vakfın sona erdiğinin tespiti ile sicilden terkini davası sonucunda verilen hükme davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekilince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R Vakıf kurucularından ... tarafından davalı Vakıf tüzel kişiliği aleyhine açılan davada; vakfın amaçlarını gerçekleştirmesinin imkansız hale geldiği iddiası ile vakfın sona erdiğinin tespiti ile Vakfın sicilden silinmesine karar verilmesi istenmiştir. İlk Derece Mahkemesince, davacının dava açmakta aktif husumet ehliyetleri bulunmadığı gerekçesi ile davanın usulden reddine karar verilmiştir. Davacı vekilinin istinaf başvurusu üzerine Bölge Adliye Mahkemesince; dosyadaki belgelere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklar ve gerekçe içeriğine göre, İlk Derece Mahkemesi kararında davanın esasıyla ilgili tarafların gösterdiği hükme etki edecek tüm delillerin toplandığı, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, somut olayda davacının aktif dava ehliyetinin bulunmadığı, kararın usul ve kanuna uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde bulunmayan istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Davacı vekili Bölge Adliye Mahkemesi kararına karşı verdiği temyiz dilekçesinde; dava ve istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebepleri tekrar ederek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir. 04.06.1958 tarihli ve 15/6 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı gereğince, maddi olayları açıklamak taraflara ve ileri sürülen olayları hukuken nitelemek ve uygulanacak Kanun hükümlerini tespit etmek ve uygulamak görevi hakime aittir. Nitekim 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 33. maddesinde hâkimin, Türk hukukunu resen uygulayacağı belirtilmiştir. Bu ilke gereği açılan davayı nitelemek ve açılmış bir dava hakkında doğru hukuk kurallarını bulup uygulamak hâkime düşen bir görevdir. Dava, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (4721 sayılı Kanun) 116. maddesi kapsamında vakfın sona erdiğinin tespiti ile Mahkeme sicilinden silinmesi istemine ilişkindir. 4721 sayılı Kanun'un 101. maddesinde, vakfın, gerçek veya tüzel kişilerin yeterli mal ve hakları belirli ve sürekli bir amaca özgülemeleriyle oluşan tüzel kişiliğe sahip mal topluluğu olduğu, aynı Kanun'un 102. maddesinde ise vakıf kurma iradesinin, resmi senetle veya ölüme bağlı tasarrufla a��ıklanacağı, vakfın, yerleşim yeri Mahkemesi nezdinde tutulan sicile tescil ile tüzel kişilik kazanacağı, 5737 sayılı ... Kanunu'nun (5737 sayılı Kanun) 3. maddesine göre yeni vakıf, Mülga 743 sayılı Türk Kanunu Medenisi ile 4721 sayılı Kanun hükümlerine göre kurulan ... olarak tanımlandıktan sonra, aynı Kanun'un 5. ve 67. maddelerinde ise yeni vakıfların Türk Medenî Kanunu hükümlerine göre kurulup ve faaliyet gösterecekleri, yönetim organının vakıf senedine göre oluşturulacağı hükme bağlanmıştır. Vakıflarla ilgili açılan davalarda yetkili Mahkeme belirlenirken 6100 sayılı Kanun'da iki ayrı düzenlemenin dikkate alınması gerekmektedir. Kesin yetki kuralının öngörüldüğü 6100 sayılı Kanun'un 14/2. maddesinde, özel hukuk tüzel kişilerinin, ortaklık veya üyelik ilişkileriyle sınırlı olmak kaydıyla, mevcut bir ortağına veya üyesine karşı veya bir ortağın yahut üyenin bu sıfatla diğerlerine karşı açacakları davalar için, ilgili tüzel kişinin merkezinin bulunduğu yer Mahkemesinin kesin yetkili olduğu bu özel ve sınırlı hal dışında kesin yetki kuralının mevcut olmadığı, maddede düzenlenen yetkinin, kesin nitelikte olup kamu düzenine ilişkin olduğundan Mahkemece yargılamanın her safhasında resen dikkate alınması gerekmektedir. Kesin yetki kuralı dışındaki genel yetkili Mahkeme ise, 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 9. maddesini karşılayan 6100 sayılı Kanun'un 6. maddesinde düzenlenmiş buna göre; yetkili Mahkeme davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri Mahkemesidir. Ayrıca aynı Kanun'un 19/4. maddesine göre de yetkinin kesin olmadığı davalarda, davalı süresi içinde ve usulüne uygun olarak yetki itirazında bulunmazsa, davanın açıldığı Mahkeme yetkili hale gelir. Hakim doğrudan (resen) yetkisizlik kararı veremez. 4721 sayılı Kanun'un 51. maddesinde; tüzel kişinin yerleşim yerinin, kuruluş belgesinde başka bir hüküm bulunmadıkça işlerinin yönetildiği yer olduğu hükme bağlanmıştır. Burada üzerinde durulması gereken diğer bir husus ise, 4721 sayılı Kanun'un 104. maddesinin birinci ve ikinci fıkraları gereği tescil kararının, başka bir Mahkemece verilmesi halinde, ilgili belgelerle birlikte tescil için vakfın yerleşim yeri Mahkemesine gönderileceği ve vakfın yerleşim yeri Mahkemesi nezdinde tutulan sicile tescil edileceği ayrıca ... Genel Müdürlüğünde tutulan merkezî sicile kaydolunacağı düzenlemesinden yeni vakıfların tescili için açılacak davalarda yetkili Mahkeme konusunda bir sınırlandırma getirilmediği ancak 4721 sayılı Kanun'un 102 ve 104. maddelerindeki düzenlemeler gereği Mahkemenin tescil kararının kesinleşmesi üzerine vakfın yerleşim yeri Mahkemesi nezdinde tutulan özel sicile tescil edilmesi ile vakfın tüzel kişilik kazanacağı, tescil kararını veren Mahkeme vakfın yerleşim yeri Mahkemesi değilse, tescil için dosyayı vakfın yerleşim yeri Mahkemesine göndereceği, yerleşim yeri Mahkemesinin yapacağı bildirim üzerine ... Genel Müdürlüğünce merkezî sicile kaydolunan vakfın Resmî Gazete ile ilân olunacağı şeklindeki düzenlemelerden, yeni vakıfların tescil kararından sonra vakıf senedinde belirtilen yerleşim yeri Mahkemesinde özel sicile tescili esası getirtilerek vakfın iş ve işlemlerinin yerleşim yeri Mahkemesi esas alınarak yürütülmesi kabul edilmiştir. Bu noktada, genel itibarıyla vakıf tarafından veya vakfa karşı açılacak davalarda vakıf senedinde yazılı vakfın yerleşim yeri Mahkemesi kesin yetkili olacaktır. Nitekim, ... Yönetmeliğinin 15. maddesi gereği vakıfların, senet değişikliğini gerektirmeyen aynı yerleşim yeri içerisinde adres değişikliği yapabilecekleri, yerleşim yerinin vakıf senedinde yazılı olan ve Mahkemenin yetki alanı dışında bir yer olarak değiştirilmek istenmesi halinde ise bunun ancak vakıf senedinde yapılacak değişiklik ve bu değişikliğin Mahkemece tesciline karar verilmesinden sonra mümkün olacaktır. Dolayısıyla vakfın sona erdiğinin tespiti ve sicilden terkini davasında sicile kaydı yapan yerleşim yeri Mahkemesi kesin yetkili Mahkemedir. Buna göre davalı vakıf, 5737 sayılı ... Kanun'un "tanımlar" başlıklı 3 üncü maddesi gereği mülga 743 sayılı Türk Kanunu Medenisinin yürürlük tarihinden sonra kurulmuş "yeni vakıf"tır. 4721 sayılı Kanun'un 106. maddesi gereği vakıf senedinde vakfın yerleşim yerinin gösterilmesinin zorunlu olduğu, dosyada bulunan vakıf senedinin 2. maddesine göre vakfın merkezinin Beşiktaş/İstanbul (İstanbul Adliyesi yargı çevresinde) olduğu anlaşılmaktadır. Bir Mahkemenin verdiği yetkisizlik kararı kanun yoluna gidilmeksizin kesinleşmiş ise, bu yetkisizlik kararı, dosyanın gönderildiği Mahkemeyi bağlamaz. Bu Mahkeme de kendisinin yetkili olmadığına ve ilk Mahkemenin yetkili olduğuna karar verebilir. 6100 sayılı Kanun’un 114. maddesi gereği yetkinin kesin olduğu hâllerde, Mahkemenin yetkili bulunması dava şartı olup, dava şartlarının 115. madde gereği yargılamanın her aşamasında resen dikkate alınması gerekir. Yine aynı Kanun'un 19. maddesi gereği yetkinin kesin olduğu davalarda, Mahkeme yetkili olup olmadığını, davanın sonuna kadar kendiliğinden araştırmak zorunda olduğu hükme bağlanmıştır. Dava şartları incelenirken ilk önce Mahkemeye yönelik olan görev ve yetkinin daha sonra taraflara ilişkin dava şartlarının incelenmesi gerekir. Bu durumda İlk Derece Mahkemesince, vakfın merkezi olan İstanbul Asliye Hukuk Mahkemesinin açılan davada kesin yetkili olması sebebi ile yetkisizlik kararı verilmesi gerekirken, Mahkemeye ilişkin dava şartları incelenmeksizin davacının açılan davada aktif husumet ehliyetlerinin bulunmadığı gerekçesi ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmediğinden Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılarak İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar vermek gerekmiştir. SONUÇ: Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, Peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 12.03.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! e7a987106eeca397 79f483b9e7867fa2
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/6798 E., 2025/2053 K. (12.03.2025)
- Mahkeme
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/6798
- Karar No
- 2025/2053
- Karar Tarihi
- 12.03.2025
Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.
SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.
Emsal karar araAynı daireden yakın tarihli kararlar
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/6471 E., 2025/2075 K. 12.03.2025
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/677 E., 2025/2051 K. 12.03.2025
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2023/5628 E., 2025/2052 K. 12.03.2025
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/2185 E., 2025/2055 K. 12.03.2025
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2023/5943 E., 2025/2091 K. 12.03.2025
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/359 E., 2025/742 K. 12.03.2025