Yargıtay Kararları › Yargıtay 8. Hukuk Dairesi › Mayıs 2025 › 2024/5491 E., 2025/3498 K.

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/5491 E., 2025/3498 K. (07.05.2025) – Tapu

Mahkeme
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/5491
Karar No
2025/3498
Karar Tarihi
07.05.2025
Konu
Tapu, Miras

8. Hukuk Dairesi 2024/5491 E. , 2025/3498 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1683 E., 2024/1403 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Denizli 8. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/113 E., 2022/125 K. Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından duruşma talepli olarak temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne, duruşma talebinin değerden reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R .......................... köyünde bulunan dava konusu 7148 ada 3 parsel sayılı taşınmaz, 15.800,58 metrekare yüzölçümü ile tarla niteliğinde 6292 sayılı Kanun uyarınca Hazine tarafından yapılan 26.09.2013 tarihli satış işlemi ile davalılar murisi ... adına tescil edilmiştir. Davacılar vekili, dava konusu 7148 ada 4 parsel sayılı 11.436,08 m² yüzölçümlü taşınmazın davacı ... tarafından (2/B) vasfında olması nedeniyle Hazineden satın alındığını ve tapuda adına tescil edildiğini, sonrasında ...............oğlu ...'nın taşınmazı 13.12.2016 tarihinde torunu davacı ...'ya sattığını, taşınmazın (2/B) uygulamalarından çok önceden beri zilyet edildiğini, içerisinde meyve ağaçları ve ev bulunduğunu, devralan ...'nın taşınmazı zilyet ve tasarruf ettiğini, içerisine ahır yaptığını ve kuyu açtığını, 1980 yılında ilk zilyet ..............ün zilyetlik ve devir sözleşmesine göre devralınan taşınmazın miktarının 20.000 m² olduğunu, (2/B) uygulaması esnasında ...'ya ait zilyet edilen 20. dönümlük arazinin sınırlarında ölçüm yapılırken hata yapıldığını, davacıya ait yerin yaklaşık 6 dönümünün davalıya ait olan 7148 ada 3 parsel sayılı taşınmaz içinde ölçüldüğünü, 3 dönüm civarındaki taşınmazın ise ölçü dışında kaldığını ileri sürerek, yaklaşık 6 dönümlük 2/B arazisinin bedelini davalı ................... 'e ödeyerek davalı üzerindeki tapunun kısmen iptali ile davacı adına tesciline, yine yanlış ölçü ve sınırlandırma sonucu Hazine adına tescil harici kalan 3 dönüm civarındaki 2/B arazisinin bedeli Hazineye ödeyerek, davacı adına tesciline karar verilmesini istemiştir. Davalı Hazine vekili, uyuşmazlık taşınmazın aynına ilişkin ise tapu iptali ve tescili talep edilen 7803 ada 1 parselin orman vasfıyla Hazine adına kayıtlı ve Orman Genel Müdürlüğüne tahsisli olduğunu, ilgili Orman idaresine husumet yöneltilmesi gerektiğini, sadece Hazine'ye husumet yönetilmesinin usul ve kanuna aykırı olduğunu, dava dilekçesinin davacı tarafa açıklattırılması gerektiğini, davanın hak düşürücü süreler içinde açılmadığını savunarak davanın reddini savunmuştur. Dahili davalılar vekili, dava konusu taşınmazın zilyetliğini davalı muristen eklemeli olarak aldıklarını, taşınmazda tarımsal faaliyetlerin murisin sağlığında yapıldığını, taşınmaz üzerinde davacıların herhangi bir zilyetlikleri olmadığını, taşınmazın bedeli karşılığında davacıya satılmasına müvekkillerin muvafakati olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, ''keşif neticesinde alınan bilirkişi raporunda 7148 ada 4 numaralı parselin 1980 yılından bu yana tarım arazisi olarak kullanıldığı, 7148 ada 3 numaralı parsel içerisinde kaldığı iddia edilen alanın tarım arazisi olarak kullanıldığı ve orman sayılmayan yerlerden olduğu,7803 ada 1 parselde kaldığı iddia olunan alanın ise orman sayılan yerlerden olduğu ancak tarım arazisi olarak kullanıldığının belirtildiği, ...'nın taşınmazı diğer davacı torunu ...'ya satması sebebiyle dava açmakta taraf sıfatının bulunmadığının tespit edildiği,dava devam ederken vefatı neticesinde taraf teşkilinin sağlanması yönünde davacı vekilince mirasçıları adına vekaletname sunduğu ve davaya muvafakat verdiklerinin bildirildiği, mirasçılarından birinin de diğer davacı ... olduğu, keşif neticesinde alınan bilirkişi raporunda davacı tarafça talep edilen alanların değerinin hesaplandığı, eksik harcı kısmen tamamladığı, bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen alan yönünden eksik harcı tamamlamaması sebebiyle bu alan yönünden dosyanın tefrik edilerek işlemden kaldırıldığı,davacı vekilince yalnızca bilirkişi raporunda (B) harfi ile gösterilen alan yönünden eksik harcın ikmal edildiği, dosyanın esas yönünden harcı yatırılmayan kısım yönünden değerlendirme yapılmadığı, davaya konu 7148 ada 3 parsel sayılı taşınmazın tapuda davalı ... adına kayıtlı olduğu, taşınmazın edinim sebebinin satış işlemine dayalı olduğu, davacı ile davalının taşınmazları edinim sebebinin aynı olduğu, iki tarafın da bedelini ödeyerek taşınmazı satın aldığı, nitekim Orman Kadastro tespit tutanağında da taşınmazların zilyetleri adına satışının yapıldığı ve tescil edildiği,sunulan zilyetlik devir belgesinde taşınmazın bilgilerinin belirli olmadığı, belgenin dava konusu taşınmaza ait olup olmadığının belirli olmadığı, kaldı ki belirli olsa bile (2/B) niteliğindeki tapulu taşınmazın zilyetlikle ediniminin mümkün olmadığı, ölçüm ve tescil yönünden hata bulunmadığı, her iki tarafın da taşınmazın bedelini ödeyerek satın aldığı'' gerekçeleri ile davanın reddine karar verilmiş, hükmün davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, ''İlk Derece Mahkemesince toplanan deliller ile tüm dosya kapsamına göre; dava konusu olup raporlarda (B) harfiyle gösterilen 3.570,44 m² yerin 7143 ada 3 nolu parsel içerisinde kaldığı; 7143 ada 3 parsel sayılı taşınmazın geldi kaydı olan 598 ada 3 parselin ise kullanım kadastrosu tutanak örneğine göre 3402 sayılı Kanun'un Ek-4. maddesi uyarınca yapılan kullanım kadastrosu çalışmaları sonucunda 03.08.2012 tarihinde ve beyanlar hanesine "6831 sayılı Yasanın 2/B maddesi uyarınca hazine adına orman sınırları dışına çıkarılmıştır. 1981 yılından beri Süleyman kızı ...'ün kullanımındadır" şerhleri konularak Hazine adına tespit edildiği, 15.08.2012-13.09.2012 tarihleri arasında yapılan askı ilan süresi içerisinde Kadastro Mahkemesinde dava açılmadığından tespitin 14.09.2012 tarihinde kesinleştiği; 26.09.2013 tarihinde kullanıcı ..................e 6292 sayılı Kanun gereğince satılarak adına tapuya tescil edildiği; davacı tarafça taşınmazın kullanıcısının kadastro tespit tarihinden öncesinden beri kendileri olduğu iddiasıyla adı geçene yapılan satışın yolsuz tescil niteliğinde bulunduğu iddiasıyla tapu kaydının iptali ve davacı adına tescili istenilmekteyse de çekişmeli taşınmaz davadan önce 6292 sayılı Kanun kapsamında satılarak Hazine mülkiyetinden çıkmış olup, yerleşmiş Yargıtay içtihatlarında da belirtildiği üzere bu tür davaların Hazine tarafından satış gerçekleşmeden önceki tarihte ve Hazine hasım gösterilerek açılabileceği, kullanım kadastrosu kesinleşerek tapuya tescil edilen taşınmaz/ taşınmazların Hazine'nin mülkiyetinden çıkıp 3. şahıs/şahıslar adına tescil edilmelerine esas olan hukuki işlem 6292 sayılı Kanun uyarınca Hazinenin satışına dayanan idari işlem olduğundan, Hazinenin satış işlemi ortadan kaldırılmadıkça, başka bir ifadeyle idari işlem niteliğindeki Hazinenin satışı idarece geri alınmadıkça ya da idari yargıda iptal edilmedikçe 3. kişi adına oluşan tapu kaydının yolsuz tescil olarak nitelendirilmesinin mümkün olmadığı, dolayısıyla kullanım kadastrosu kesinleşerek tapuya tescil edilen taşınmaz/taşınmazların 6292 sayılı Kanun gereği satış işlemiyle Hazine'nin mülkiyetinden çıkıp 3. şahıs/şahıslar adına tescilinden sonra tapu iptali ve tescil isteğine yönelik davanın dinlenme olanağı bulunmadığından, İlk Derece Mahkemesince davanın bu gerekçeyle reddi gerekirken "2/B niteliğindeki tapulu taşınmazın zilyetlikle edinimin mümkün olmadığı, ölçüm ve tescil yönünden hata bulunmadığı, her iki tarafın da taşınmazın bedelini ödeyerek satın aldığı görülmekle" gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de gerekçede "taşınmazın edinim sebebinin satış işlemine dayalı olduğu," ifadesine de yer verilmiş olup, bu haliyle kararın sonuç itibariyle doğru olduğu'' gerekçeleri ile istinaf talebi reddedilmiş; hüküm davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri bulunmadığına göre, Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacılar vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. SONUÇ : Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesi uyarınca ONANMASINA, 427,60 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 187,80 TL'nin temyiz eden davacılardan alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 07.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi – Mayıs 2025 kararlarının tamamı