Yargıtay Kararları › Yargıtay 8. Hukuk Dairesi › Eylül 2025 › 2024/4878 E., 2025/5703 K.

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/4878 E., 2025/5703 K. (17.09.2025) – Miras

Mahkeme
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/4878
Karar No
2025/5703
Karar Tarihi
17.09.2025
Konu
Miras

8. Hukuk Dairesi 2024/4878 E. , 2025/5703 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ: ... Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/613 E., 2024/933 K. Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen galle fazlasına müstahak vakıf evladı olduğunun tespiti davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairemizce Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R Dava dilekçesinde; davacı ...'nun, ...'de kurulu ve tescilli bulunan ... Vakfı Vakfının galle fazlasına müstehak vakıf evladı olduğunun tespiti istenmiştir. İlk Derece Mahkemesince, toplanan delillerden davacının davalı ...Vakfının vakfedeninin torunlarından olduğunu ispat ettiği gerekçesi ile davanın kabulüne, davacı ...'nun ...Vakfının galleye müstahak vakıf evladı olduğunun tespitine karar verilmiştir. Davalı ... vekilinin istinaf başvurusu üzerine Bölge Adliye Mahkemesince; somut olayda, ...Vakfının mazbut vakıf olduğu, vakfiyede batın tertibine göre evlada galle öngörüldüğü sabit olup, davacının babası ...’nun 17.06.2001 tarihinde öldüğü, davacının babası ile aynı batında yer alan kız kardeşleri ... ile ...’nun sağ oldukları, bu durumda davacının ön batında sağ mirasçılar olmakla vakfiye koşullarının gerçekleşmediği, öyleyse dosya kapsamı, toplanan deliller, davalı vakfa ait vakfiye kapsamı ile davacının galleye müstehik vakıf evladı olduğunun tespiti isteğine yönelik davanın vakfiye koşulları gerçekleşmediğinden bu yönde karar verilemeyeceği açık olup davacının vakfın mütevellisine soy bağının ulaştırmakla çoğun içinde az da vardır kuralı gereği davacının vakıf evladı olduğunun tespitine karar verilmekle yetinilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı olduğu üzere galleye müstehik vakıf evladı olduğunun tespitine karar verilmiş olması doğru görülmeyerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak esas hakkında yeniden hüküm kurularak; davacının ...Vakfının galleye müstehik vakıf evladı olduğunun tespitine yönelik davanın reddine, davacı ...'nun ...Vakfının vakıf evladı olduğunun tespitine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesinin davanın kısmen kabulüne dair kararının davacı vekili ile davalı ... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; Dairemizin 18.01.2024 tarihli ve 2022/21029 Esas, 2024/244 Karar sayılı ilamıyla; davacı vekilinin temyiz itirazları reddedilmiş, davalı ... vekilinin temyiz itirazları yönünden ise; "...Dosya içerisindeki bilgi ve belgelerden; galle fazlası için Vakfiyede öngörülen şartların incelenmesinden önce davacı ile vakfeden ... arasında kan bağına dayalı olarak soybağı kurulmasının üzerinde durulması gerektiği, şahsiyet kayıt örneğine göre dava konusu vakıfta son olarak Vakıfın vefatından sonra, evlad-ı vakıftan... ... (05 Cemaziyelevvel 1222 H/11 Temmuz 1807 M) evlad-ı vakıftan... ...'ın vefatıyla, kızı ...'un (... M) mütevelli olarak görev yaptığı, vakfın 08.12.1947 yılında mazbutaya alındığı, davacının vakıf kurucusu ile kan bağını gösterir herhangi bir belge veya mahkeme kararının dosyaya ibraz edilmediği, hükme esas alınan bilirkişi raporunda son mütevelli ... kızı ile ... üzerinden soybağı tesis edildiği belirtilmiş ise de, nüfus kayıtlarına göre davacının üst soyunun ... ve ... oğlu 1846 doğumlu ...'e kadar gittiği, yani nüfus kayıtlarına göre son mütevelli ... kızı ...'nin davacının üst soyu olduğuna dair bir veri olmadığından nüfus kayıtları üzerinden bağ kurulamadığı, bilirkişinin vakfeden ile davacı arasındaki soybağını davacı vekilinin fotokopi olarak sunduğu 19... tarihli ... oğlu ... oğlu ...'nın veraset ilamına göre ...'nın eşi ... kızı ..., çocukları ise ... ve ...olduğu ve yine başka bir şer'i ilamdaki ( 14... tarihli) şahit olan kişi... oğlu ... ismi üzerinden yorum yapılarak kurulmaya çalışıldığı, mütevellik yapan ... kızı ... ile veraset ilamında ismi geçen ...'nın eşi ... kızı ...'nin aynı kişi olduğuna dair ... adı dışında başka bir ayırt edici unsurun olmadığı, yine davacının üst soyunda yer alan ...'in babası ...'in veraset ilamındaki ... olduğuna dair bir kaydın olmadığı, şer'i ilamda tanık olarak ismi yer alan ... 'nın davacının üst soyunda yer alan kişi olduğuna dair baba adı, kardeş adı, çocukları gibi isimler yer almadığından herhangi bir şekilde bağ kurulamadığı, bilirkişinin somut verilerden ayrılarak yorum yolu ile soğbağı kurma yoluna gittiği, kaldı ki soybağı kurulmaya çalışılan şer'i ilamlar fotokopi olup asılları dahi getirtilip denetlenmeden sonuca gidildiği anlaşılmaktadır. Özetle; davacının, vakfeden ile yöntemine uygun olarak bağ kurulması iddiasını ispat edemediği, her ne kadar bilirkişi ...'ın rapor ve ek raporu, davacının vakıf evladı olduğunun kabulüne dair hükme esas alınmış ise de, raporda davacı ile vakıf arasındaki soybağının, nüfus kaydı veya eşdeğer bir belge ile değil, dayanağı olmayan kişisel yorum içeren faraziyelere dayandığı, dolayısı ile mevcut delil durumuna göre Vakıf ile davacı arasında kan bağı yolu ile kurulmuş soybağının yöntemince kurulamadığı anlaşılmakla, davanın tümden reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde kısmen kabulü doğru görülmemiş,..." gerekçesi ile Bölge Adliye Mahkemesi kararı bozulmuştur. Bölge Adliye Mahkemesince, Dairemizin bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; davacı ile vakfeden arasında yöntemince soybağı kurulamadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. Davacı vekili Bölge Adliye Mahkemesi kararına karşı verdiği temyiz dilekçesinde; nüfus kayıtları ve şahsiyet kayıt örnekleri doğrultusunda davacı ile vakfeden arasında soybağı kurulduğunu ileri sürerek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir. Dava, Vakfın gelir fazlasından faydalanmaya yönelik galle fazlasına müstahak vakıf evladı olduğunun tespiti istemine ilişkindir. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, yapılan yargılama ve uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirmesine, uyulan bozma ilamı doğrultusunda hüküm verildiğine ve 6100 sayılı Kanun’un 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, uyulan bozma ilamı ile Bölge Adliye Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. SONUÇ: Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesi uyarınca ONANMASINA, 427,60 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 187,80 TL'nin temyiz edenden alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 17.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 6026a7588880145f 1550dd6a959d441b This XML file does not appear to have any style information associated with it. The document tree is shown below. 8. Hukuk Dairesi 2024/4878 E. , 2025/5703 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ: ... Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/613 E., 2024/933 K. Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen galle fazlasına müstahak vakıf evladı olduğunun tespiti davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairemizce Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R Dava dilekçesinde; davacı ...'nun, ...'de kurulu ve tescilli bulunan ... Vakfı Vakfının galle fazlasına müstehak vakıf evladı olduğunun tespiti istenmiştir. İlk Derece Mahkemesince, toplanan delillerden davacının davalı ...Vakfının vakfedeninin torunlarından olduğunu ispat ettiği gerekçesi ile davanın kabulüne, davacı ...'nun ...Vakfının galleye müstahak vakıf evladı olduğunun tespitine karar verilmiştir. Davalı ... vekilinin istinaf başvurusu üzerine Bölge Adliye Mahkemesince; somut olayda, ...Vakfının mazbut vakıf olduğu, vakfiyede batın tertibine göre evlada galle öngörüldüğü sabit olup, davacının babası ...’nun 17.06.2001 tarihinde öldüğü, davacının babası ile aynı batında yer alan kız kardeşleri ... ile ...’nun sağ oldukları, bu durumda davacının ön batında sağ mirasçılar olmakla vakfiye koşullarının gerçekleşmediği, öyleyse dosya kapsamı, toplanan deliller, davalı vakfa ait vakfiye kapsamı ile davacının galleye müstehik vakıf evladı olduğunun tespiti isteğine yönelik davanın vakfiye koşulları gerçekleşmediğinden bu yönde karar verilemeyeceği açık olup davacının vakfın mütevellisine soy bağının ulaştırmakla çoğun içinde az da vardır kuralı gereği davacının vakıf evladı olduğunun tespitine karar verilmekle yetinilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı olduğu üzere galleye müstehik vakıf evladı olduğunun tespitine karar verilmiş olması doğru görülmeyerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak esas hakkında yeniden hüküm kurularak; davacının ...Vakfının galleye müstehik vakıf evladı olduğunun tespitine yönelik davanın reddine, davacı ...'nun ...Vakfının vakıf evladı olduğunun tespitine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesinin davanın kısmen kabulüne dair kararının davacı vekili ile davalı ... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; Dairemizin 18.01.2024 tarihli ve 2022/21029 Esas, 2024/244 Karar sayılı ilamıyla; davacı vekilinin temyiz itirazları reddedilmiş, davalı ... vekilinin temyiz itirazları yönünden ise; "...Dosya içerisindeki bilgi ve belgelerden; galle fazlası için Vakfiyede öngörülen şartların incelenmesinden önce davacı ile vakfeden ... arasında kan bağına dayalı olarak soybağı kurulmasının üzerinde durulması gerektiği, şahsiyet kayıt örneğine göre dava konusu vakıfta son olarak Vakıfın vefatından sonra, evlad-ı vakıftan... ... (05 Cemaziyelevvel 1222 H/11 Temmuz 1807 M) evlad-ı vakıftan... ...'ın vefatıyla, kızı ...'un (... M) mütevelli olarak görev yaptığı, vakfın 08.12.1947 yılında mazbutaya alındığı, davacının vakıf kurucusu ile kan bağını gösterir herhangi bir belge veya mahkeme kararının dosyaya ibraz edilmediği, hükme esas alınan bilirkişi raporunda son mütevelli ... kızı ile ... üzerinden soybağı tesis edildiği belirtilmiş ise de, nüfus kayıtlarına göre davacının üst soyunun ... ve ... oğlu 1846 doğumlu ...'e kadar gittiği, yani nüfus kayıtlarına göre son mütevelli ... kızı ...'nin davacının üst soyu olduğuna dair bir veri olmadığından nüfus kayıtları üzerinden bağ kurulamadığı, bilirkişinin vakfeden ile davacı arasındaki soybağını davacı vekilinin fotokopi olarak sunduğu 19... tarihli ... oğlu ... oğlu ...'nın veraset ilamına göre ...'nın eşi ... kızı ..., çocukları ise ... ve ...olduğu ve yine başka bir şer'i ilamdaki ( 14... tarihli) şahit olan kişi... oğlu ... ismi üzerinden yorum yapılarak kurulmaya çalışıldığı, mütevellik yapan ... kızı ... ile veraset ilamında ismi geçen ...'nın eşi ... kızı ...'nin aynı kişi olduğuna dair ... adı dışında başka bir ayırt edici unsurun olmadığı, yine davacının üst soyunda yer alan ...'in babası ...'in veraset ilamındaki ... olduğuna dair bir kaydın olmadığı, şer'i ilamda tanık olarak ismi yer alan ... 'nın davacının üst soyunda yer alan kişi olduğuna dair baba adı, kardeş adı, çocukları gibi isimler yer almadığından herhangi bir şekilde bağ kurulamadığı, bilirkişinin somut verilerden ayrılarak yorum yolu ile soğbağı kurma yoluna gittiği, kaldı ki soybağı kurulmaya çalışılan şer'i ilamlar fotokopi olup asılları dahi getirtilip denetlenmeden sonuca gidildiği anlaşılmaktadır. Özetle; davacının, vakfeden ile yöntemine uygun olarak bağ kurulması iddiasını ispat edemediği, her ne kadar bilirkişi ...'ın rapor ve ek raporu, davacının vakıf evladı olduğunun kabulüne dair hükme esas alınmış ise de, raporda davacı ile vakıf arasındaki soybağının, nüfus kaydı veya eşdeğer bir belge ile değil, dayanağı olmayan kişisel yorum içeren faraziyelere dayandığı, dolayısı ile mevcut delil durumuna göre Vakıf ile davacı arasında kan bağı yolu ile kurulmuş soybağının yöntemince kurulamadığı anlaşılmakla, davanın tümden reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde kısmen kabulü doğru görülmemiş,..." gerekçesi ile Bölge Adliye Mahkemesi kararı bozulmuştur. Bölge Adliye Mahkemesince, Dairemizin bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; davacı ile vakfeden arasında yöntemince soybağı kurulamadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. Davacı vekili Bölge Adliye Mahkemesi kararına karşı verdiği temyiz dilekçesinde; nüfus kayıtları ve şahsiyet kayıt örnekleri doğrultusunda davacı ile vakfeden arasında soybağı kurulduğunu ileri sürerek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir. Dava, Vakfın gelir fazlasından faydalanmaya yönelik galle fazlasına müstahak vakıf evladı olduğunun tespiti istemine ilişkindir. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, yapılan yargılama ve uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirmesine, uyulan bozma ilamı doğrultusunda hüküm verildiğine ve 6100 sayılı Kanun’un 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, uyulan bozma ilamı ile Bölge Adliye Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. SONUÇ: Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesi uyarınca ONANMASINA, 427,60 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 187,80 TL'nin temyiz edenden alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 17.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 6026a7588880145f 1550dd6a959d441b ... ...

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi – Eylül 2025 kararlarının tamamı