8. Hukuk Dairesi 2024/3940 E. , 2025/5424 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2022/9 E., 2024/19 K. Taraflar arasındaki uygulama kadastrosu tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda verilen karar yapılan temyiz incelemesi sonunda Dairece bozulmuştur. İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı davacı Hazine vekili, asli müdahil Orman İdaresi vekili, davalılar ... vekili ve ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü; K A R A R Uygulama kadastrosu sırasında, ... ilçesi ... köyü çalışma alanında bulunan ve orman vasfıyla Hazine adına tapuda kayıtlı olan 1 25... parsel sayılı 14.247,22 m² yüzölçümündeki taşınmaz, aynı parsel numarasıyla ve 11.636,31 m² yüzölçümlü olarak tespit edilmiştir. Davacı Hazine vekili, orman vasfıyla Hazine adına kayıtlı bulunan 1 25... parsel sayılı taşınmazın yüzölçümünün uygulama kadastrosu sırasında eksildiğini ve bu eksikliğin komşu parsellerden kaynaklandığını ileri sürerek, dava açmıştır. İlk Derece Mahkemesince; davanın reddine ve dava konusu taşınmazın uygulama tutanağının olağan yoldan kesinleştirilerek tapu kütüğüne aktarılmak üzere Kadastro Müdürlüğüne iadesine karar verilmiş, hüküm davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle Dairenin 10.11.2021 tarihli ve 2021/9567 Esas, 2021/11127 Karar sayılı kararıyla bozulmasına karar verilmiştir. Dairenin 10.11.2021 tarihli ve 2021/9567 Esas, 2021/11127 Karar sayılı bozma kararında özetle; "taşınmazın yüzölçümündeki değişikliğin neden kaynaklandığı belirlenmeden, denetime elverişli olmayan bilirkişi raporuna dayanılarak hüküm kurulduğu belirtilerek; yeniden yapılacak keşifle uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli rapor alınması, yapılacak inceleme sonucunda dava konusu taşınmazın yüzölçümündeki eksilmenin komşu parsellerden kaynaklandığının belirlenmesi halinde ilgili parsel malikleri yöntemine uygun şekilde davaya dahil edilerek taraf teşkilinin sağlanması, tarafların iddia ve savunmalarına ilişkin varsa bildirecekleri tüm delillerinin toplanması, bundan sonra da toplanmış ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi" gereğine değinilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozma kararına uyulmasının ardından yapılan yargılama sırasında, asli müdahil Orman İdaresi vekili, uygulama kadastro çalışmaları esnasında orman güzergah ve alanında daraltma yapıldığını, ormanlık alanın bölünerek dere alanı bırakıldığını öne sürerek, hatalı yapılan tespitin iptali, ... OS ile belirtilen orman alanların dava konusu parsele eklenmesi suretiyle dava konusu taşınmazın orman vasfı ile Hazine adına tespit ve tesciline karar verilmesini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonunda; " hükme esas alınan bilirkişi raporları ve tanık beyanları uyarınca dava konusu taşınmazın kuzey sınırında 1 25... parsel sayılı taşınmaz ile olan ara sınırının geçerli sınır niteliğinde olduğu, uygulama kadastrosu ile belirlenen sınırın doğru şekilde ilk tesis kadastrosu sınırları esas alınarak yapıldığı, buna karşılık dava konusu taşınmazın güney ve doğu sınırında keşfen zeminde mevcut olan yolun tesis kadastrosuna en yakın 1990 tarihli hava fotoğrafında mevcut olduğu, ancak ilk tesis kadastrosu ve uygulama kadastrosu esnasında sabit sınır olmasına rağmen dikkate alınmayarak sınırlandırma ve ölçü hatası yapıldığı, yapılan hata nedeniyle dava konusu taşınmazın bilirkişi raporu ekindeki krokide (B) harfi ile gösterilen 122,69 m²'lik kısmının tescil harici yol alanı içerisinde gösterildiği, yine dava konusu taşınmazın kuzey batı sınırının paftada dere olarak gösterildiği ve bu sınırda zeminde sabit sınır türünden ayırıcı bir unsurun bulunmadığı, ancak ilk tesis kadastro çalışmalarında oluşturulan takeometrik ölçü değerlerinin uygulama kadastro çalışmalarında yanlış hesaplanarak bu sınırda hesap ve tersimat hatasının yapıldığı, buna göre bilirkişi raporu ekindeki krokide (A) harfi ile gösterilen 2.074,65 m²'lik kısmın tescil harici dere alanından alınarak dava konusu taşınmaz alanına eklenmesi gerektiği, ilk tesis kadastrosu ile uygulama kadastrosu arasındaki diğer alan farkının (413,77 m²) ise; ilk tesis kadastro çalışmasındaki sınırlandırma, ölçü, tersimat ve yüzölçümü hesaplarının klasik yöntemler ve planimetre alan hesabı teknikleriyle yapılması, uygulama kadastro çalışmalarında ise ölçü, tersimat ve yüzölçümü hesaplarının ise güncel teknoloji ve teknikler kullanılarak koordinat sistemine dayalı sayısal verilerle yapılmasından kaynaklanmakta olduğu" gerekçesi ile, davanın kısmen kabul, kısmen reddine, dava konusu taşınmazın 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 22/2-a maddesi uyarınca yapılan tespitinin iptaline, 20.11.2023 havale tarihli bilirkişi kurulu raporu eki krokide; (A) harfi ile gösterilen 2.074,65 m²'lik ve (B) harfi ile gösterilen 122,69 m²'lik tescil harici alanın 1 25... parsel sayılı taşınmaz alanına eklenerek, 1 25... parsel sayılı taşınmazın 13.833,45 m² yüzölçümü ve bilirkişi kurulu raporu eki krokideki geometrik şekliyle tapu kütüğüne aktarılmasına, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiş; hüküm, davacı Hazine vekili, asli müdahil Orman İdaresi vekili, davalılar ... vekili ve ... vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava, uygulama kadastrosu tespitine itiraza ilişkindir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Kanun’un Geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428. maddesi ile 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı Hazine vekili, asli müdahil Orman İdaresi vekili, davalılar ... vekili ve ... vekilinin temyiz dilekçelerinde ileri sürdükleri nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. SONUÇ:Yukarıda açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 09.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 9c008aaccaf58b16 88a5ec12a8eabb15
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/3940 E., 2025/5424 K. (09.09.2025) – Tapu
- Mahkeme
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/3940
- Karar No
- 2025/5424
- Karar Tarihi
- 09.09.2025
- Konu
- Tapu
Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.
SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.
Emsal karar araAynı daireden yakın tarihli kararlar
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/4082 E., 2025/5420 K. 09.09.2025
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/4078 E., 2025/5421 K. 09.09.2025
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/3885 E., 2025/5422 K. 09.09.2025
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/1024 E., 2025/5425 K. 09.09.2025
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2023/5200 E., 2025/5427 K. 09.09.2025
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2023/6499 E., 2025/5428 K. 09.09.2025