8. Hukuk Dairesi 2024/2974 E. , 2025/4374 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2014/119 E., 2015/186 K. KARAR : Davanın kabulüne Taraflar arasındaki tapusuz taşınmazın tescili davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, davanın kabulüne karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R Davacı ... vekili dava dilekçesinde; Antalya ili ... ilçesi ... köyünde bulunan doğusu 137 ada 13 parsel, kuzeyi yol ve 141 ada 30 ve 31 parseller, batısı yol ve 141 ada 32 parsel, güneyi 136 ada 1 ve 2 parseller ile çevrili taşınmazın müvekkili olan davacının kullanımında olduğunu, taşınmazın davacının atalarından kaldığını ve 20 yıldan fazla süredir davacının zilyetliğinde bulunduğunu belirterek, taşınmazın davacı adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "... dava konusu yerin önceleri ... isminde birine ait iken ondan başka bir kişiye satışının yapıldığı ve daha sonrada davacıya satıldığı, davacının bu yeri 137 ada 13 parsel sayılı taşınmazı ile birlikte eklemeli zilyetlikle yoluyla uzun yıllar bir bütün olarak kullandığı, bu yerin önceki malikleri ve davacı tarafından fidan dikmek ve sebze yetiştirmek suretiyle kullandığı ve davacının taşınmaza nizasız fasılasız şekilde zilyet olduğu, bu yerin kullanımı ile ilgili başka biriyle ihtilafının olmadığı, zirai bilirkişi raporlarındanda açıkça anlaşılacağı üzere dava konusu taşınmazın ekonomik olarak tarımsal faaliyet gerçekleştirilebilir vaziyette olduğu, uzun yıllar tarımsal faaliyet yapılmak suretiyle kulanılageldiği, ihyaya muhtaç yerlerden olmadığı ve yapısı itibariyle de özel mülkiyete konu edilebileceği, Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunması gereken yerlerden olmadığı, imar ve ihyasından sonra dava tarihine kadar 20 yılı aşkın süre ile tarımsal amaçlı olarak kullanılageldiği, esasen 13 parsel ile bir bütün olduğu, böylece davacılar yararına 3402 Sayılı Yasa'nın 17 ve TMK.nın 713 maddesindeki şartların gerçekleştiği ..." gerekçesiyle davanın kabulüne ve dava konusu Antalya ili ... ilçesi ... köyünde bulunan, 28.10.2014 tarihli bilirkişi raporu ekindeki krokide (A) harfi ile gösterilen pembe renk ile taralı 668,88 m²' lik taşınmazın aynı köy ve adanın son parsel numarası verilerek davacı adına tarla vasfında tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine vekili tarafından, "İlk Derece Mahkemesince verilen kararın hukuki dayanaktan yoksun olduğu, İlk Derece Mahkemesince mahallinde yapılan keşifte komşu parsel kayıtları ve dayanaklarının, tanık ve bilirkişiler marifetiyle tam olarak uygulanmadığı ve taşınmazın yönünü ne gösterdiğinin tam olarak belirlenmediği, davacı tarafın senetsizden iktisap ettiği taşınmazların kanunun öngördüğü miktarın üzerinde olmasına rağmen bu hususa dikkat edilmeden hüküm tesis edilmesinin usul ve kanuna aykırı olduğu" iddiasıyla temyiz edilmiştir. İlk Derece Mahkemesince, yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmiş ise de, verilen hüküm usul ve kanuna aykırı olduğu gibi, yapılan araştırmanın da karar vermek için yeterli olduğundan söz edilemez. Şöyle ki; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 713/3. maddesi uyarınca, tapusuz taşınmazın tescili istemli davalarda, husumetin yasal hasım konumunda bulunan Hazine ve ilgili kamu tüzel kişiliklerine birlikte yöneltilmesi zorunludur. Kanuni hasım konumundaki tüzel kişiler davaya dahil edilmeden yargılamaya devamla hüküm kurulması hukuken mümkün bulunmamaktadır. Eldeki davada, hüküm tarihinden önce 30.03.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6360 sayılı Ondört ilde Büyükşehir Belediyesi ve Yirmiyedi ilçe Kurulması ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun (6360 sayılı Kanun) gereğince, çekişmeli taşınmazın bulunduğu Antalya ilinin Büyükşehir Belediyesinin sınırlarının il mülki sınırları olarak belirlendiği, Büyükşehir Belediyesi olan illere bağlı ilçelerin mülki sınırları içerisinde yer alan köy ve belde belediyelerinin tüzel kişiliğinin kaldırıldığı, köylerin mahalle olarak, belediyelerin ise belde ismiyle tek mahalle olarak bağlı bulundukları ilçenin belediyesine katıldığı ve böylelikle bu Kanun' un yürürlük tarihinden sonra Büyükşehir Belediyesi statüsünde olan illerin sınırları içindeki tescil harici taşınmazlar için açılacak tescil davalarında ilçe belediyeleri ile birlikte Büyükşehir Belediyelerinin de kanuni hasım sıfatını kazandıkları, bu durum karşısında ilgili kamu tüzel kişiliği sıfatıyla Antalya Büyükşehir Belediye Başkanlığı'nın da davada taraf olarak yer alması gerektiği halde, İlk Derece Mahkemesince bu husus gözden kaçırılarak yöntemince sağlanmadan karar verilmesi cihetine gidildiği anlaşılmaktadır. Oysa ki, bir davada taraf teşkilinin sağlanması, yargılamanın her aşamasında mahkemelerce re'sen gözetilmesi gereken dava şartlarından olup, bu koşul yerine getirilmeden davanın esasına girilmesi hukuken bulunmamaktadır. Öte yandan, davanın esasına ilişkin olarak, dava konusu taşınmazın bulunduğu yörede yapılan orman kadastrosu tutanaklarının, orman tahdit haritalarının ve diğer bilgi ve belgelerin tamamının dosya arasına alınmadığı, bu kapsamda 1992 yılında yapılan aplikasyon ve 6831 syılı Kanun' un 2/B maddesi uygulama tutanaklarına göre 6831 sayılı Kanun'a göre 1970 yılında yapıldığı anlaşılan orman kadastro belgelerinin dosya arasında bulunmadığı, yine dava konusu taşınmaza ilişkin tüm hava fotoğraflarının dosya arasına alınmadan inceleme yapıldığı, taşınmazın imar planı kapsamında kalıp kalmadığı, imar planı kapsamında ise, imar planının hangi tarihte onaylanıp kesinleştiği hususunun ilgili İlçe ve Büyükşehir Belediye Başkanlığından sorulup buna ilişkin belgelerin dosya arasına getirtilmediği ve ayrıca zilyetlik yoluyla belgesizden kazanılan taşınmaz bulunup bulunmadığı ve mevcut ise miktarının ne kadar olduğu davacı yönünden araştırılmış ise de davacının murisi yönünden bu hususta araştırma yapılmadığı anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca; doğru sonuca ulaşılabilmesi için İlk Derece Mahkemesince öncelikle, dava konusu taşınmazın bulunduğu yöreye ait tüm orman kadastrosu, 6831 sayılı Kanun' un 2/B maddesi ve aplikasyon çalışmalarına ilişkin tutanaklar, orman tahdit haritaları ile diğer bilgi ve belgeler, dava konusu taşınmaza komşu parsellerin tutanak ve varsa dayanağı belgeler ile dava konusu olmaları halinde ise ilgili dava dosyaları, komşu taşınmazların tespitlerine esas alınan tapu ve vergi kayıtlarının ilk oluşturulduğu günden itibaren tüm tedavüllerinin onaylı suretleri ilgili yerlerden getirtilmeli, ayrıca çekişmeli taşınmaza ait tüm hava fotoğrafları, ortofoto ve uydu fotoğrafları temin edilmeli, taşınmazın imar planı kapsamında kalıp kalmadığı, imar planı kapsamında kalmakta ise bu imar planının hangi tarihte kesinleştiği ilçe ve büyükşehir belediye başkanlıklarından sorulup buna ilişkin kayıt ve belgeler dosya arasına celp edilmeli, bu şekilde dosyanın ikmal edilmesinden sonra mahallinde, daha önceki keşiflerde görev yapmamış bir fen bilirkişisi, bir jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişisi, üç orman mühendisi bilirkişisi ve üç ziraat mühendisi bilirkişisinin katılımıyla yeniden keşif yapılmalıdır. Yapılacak bu keşifte, taşınmazın bulunduğu mevkide yapılıp kesinleşen orman kadastrosu mevcut ise, orman sınır noktaları tutanak ve haritalarda yazılı mevki, yer, kişi isimleri ile açı ve mesafelere göre, orman kadastrosu tutanak ve haritalarının düzenlenmesinde kullanılan hava fotoğrafları ve memleket haritalarından yararlanılarak, değişik açı ve uzaklıklardaki en az 6-7 adet orman sınır noktası bulunup röperlenmeli, orman kadastrosu ile ilgili sınır noktaları aynı ölçeğe çevrilerek, çekişmeli taşınmazın orman kadastro haritasına göre konumu genel kadastro paftası üzerinde ve aynı ya da yakın orman sınır hatlarında dava konusu edilen parseller varsa, bunların tümü birleşik harita üzerinde gösterilmeli; tutanaklardaki anlatımlar değerlendirilmek suretiyle tutanaklarla tahdit haritası arasında çelişki bulunup bulunmadığı belirlenmeli; çelişki bulunmakta ise çekişmeli parsel yönünden tahdit tutanakları ile haritalar arasındaki çelişki tahdit tutanaklarına değer verilmek suretiyle giderilecek şekilde müşterek imzalı, tereddüte mahal bırakmayacak, açıklamalı, krokili rapor alınmalı; bilirkişi heyetinden hava fotoğraflarının tarihleri açıkça yazılmak suretiyle orijinal-renkli (renkli fotokopi) hava fotoğrafları ve memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de hava fotoğrafları ve memleket haritası ölçeğine (Net-Cad veya benzeri programlar kullanılarak) denetime elverişli olacak şekilde çevrildikten sonra komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle, çekişmeli taşınmaz çevre parsellerle birlikte memleket haritası ve hava fotoğrafları üzerinde gösterilmesi ve taşınmazın orman kadastro belgelerine göre durumunun belirlenmesi ve ayrıca tüm orman kadastro haritaları ve 6831 sayılı Orman Kanunu'nun (6831 sayılı Kanun) 2/B madde uygulama haritalarının ölçekleri, kadastro paftası ölçeğine bilgisayar ortamında (Net-Cad veya benzeri programlar kullanılarak) çevrildikten sonra, komşu ve yakın komşu parseller ve değişik açı ve uzaklıkta OS noktaları görülecek şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle, çekişmeli taşınmazın orman kadastrosu ve 6831 sayılı Kanun'un 2/B madde uygulamasına ilişkin haritalara göre konumu genel kadastro paftası üzerinde, ayrı renkli kalemlerle çizilip gösterilecek şekilde kroki düzenlemeleri istenilmeli; dava konusu taşınmazın bulunduğu alanda orman tahdidi yapılmamış ise, dosya arasına getirtilen yöreye ait en eski tarihli memleket haritası ve hava fotoğrafları ile amenajman planı ve komşu parsellere ait kadastro tutanakları, tutanaklar kesinleşmiş ise tapu kayıt örnekleri ve tapu kayıtları hükmen oluşmuş ise mahkeme karar örnekleri ve varsa ilgili Yargıtay ilamlarının örnekleri, çekişmeli taşınmaz ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle, taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116, 4785 ve 5658 sayılı Yasalar karşısındaki durumu saptanmalı; zilyetlikle veya hukuki değeri kalmamış olan tapu kayıtlarıyla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yokedilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; hakim gözetiminde, taşınmazın dört yönden renkli fotoğrafları çektirilip, onaylanarak dosyaya eklenmeli; yukarıda değinilen diğer belgeler fen, jeodezi ve fotogrametri uzmanı bilirkişileri ile orman bilirkişi eliyle yerine uygulattırılıp orijinal-renkli (renkli fotokopi) hava fotoğrafları ve memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de hava fotoğrafları ve memleket haritası ölçeğine (Net-Cad veya benzeri programlar kullanılarak) denetime elverişli olacak şekilde çevrildikten sonra komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle, çekişmeli taşınmaz çevre parsellerle birlikte memleket haritası ve hava fotoğrafları üzerinde gösterilmeli; taşınmazın gerçek eğimi, klizimetre aletiyle ölçülerek, memleket haritalarındaki münhanilerden (yükseklik eğrilerinden) de faydalanılmak suretiyle belirlenmeli; hava fotoğraflarının stereoskop alekiyle üç boyutlu incelemesi yapılarak, çekişmeli taşınmazın niteliği, üzerindeki bitki örtüsünün cinsi, yaşı, dağılımı, kapalılık oranı gibi hususların açıklandığı ve dava konusu taşınmazın 6831 sayılı Orman Kanunu'nun 17/2. maddesinde açıklanan orman içi açıklık vasfında olup olmadığını belirten, müşterek imzalı şekilde, yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli ve dosyadaki belgeler ile karşılaştırıldığında denetime elverişli rapor alınmalı ve çekişmeli taşınmazın orman sayılan yerlerden olup olmadığı tereddüte mahal bırakmayacak şekilde tespit edilmeli; ayrıca jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişisinden, hava fotoğraflarının stereoskopik olarak incelenmesi suretiyle, taşınmazın sınırlarını ve niteliğini, evveliyatı itibarıyla imar-ihyaya muhtaç yerlerden olup olmadığını, imar-ihyaya muhtaç yerlerden olması halinde hangi tarihte imar-ihyaya başlandığı ve tamamlandığını, taşınmazın ekonomik amacına uygun olarak hangi tarihten beri hangi tasarruflarla zilyet edildiğini, üzerinde sürdürülen zilyetliğin başlangıcını, şeklini ve süresini belirtir rapor düzenlettirilmeli; ziraat mühendisi bilirkişi kurulundan, taşınmazın toprak yapısını ve niteliğini, zirai durumunu, üzerinde sürdürülen zilyetliğin şeklini ve süresini, taşınmaz bölümleri üzerindeki bitki örtüsü, varsa ağaçların cinsi, sayısı, yaşı, kapalılık oranı, taşınmaz üzerindeki dağılımlarını, taşınmaz bölümlerinin evveliyatı itibarıyla imar-ihyaya muhtaç yerlerden olması halinde imar-ihyaya konu olmaya başladığı ve imar-ihyanın tamamlandığı tarihi bildirir, komşu parsellerle karşılaştırmalı değerlendirmeyi ve taşınmazın değişik yönlerden çekilmiş yakın plan ve panoramik fotoğraflarını içerir, önceki ziraat bilirkişi raporlarını irdeler mahiyette ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı; fen bilirkişisinden ise, varsa taşınmaz üzerindeki ağaçların cinslerine göre dağılımın gösterir şekilde, keşfi takibe ve denetime elverişli, ayrıntılı harita ve rapor düzenlettirilmeli; 3402 sayılı Kanun'un 14. maddesi uyarınca, davacı adına ve miras bırakanları adına aynı çalışma alanı içerisinde belgesizden başkaca taşınmaz mal tespit ya da tescil edilip edilmediği ve tescil edilmiş ise miktarı ilgili tapu müdürlüğü ve kadastro müdürlüğü ile hukuk mahkemeleri yazı işleri müdürlüğünden sorulup, aynı Kanun'un 03.07.2005 tarihli ve 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu ile değiştirilen 14/2. maddesi hükmü gözetilerek sulu ve susuz olarak kazanılmış toprak miktarı belirlenip, Kanun'un getirdiği sınırlamanın aşılıp aşılmadığı saptanmalı ve bundan sonra iddia ve savunma çerçevesinde toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilerek, çekişmeli taşınmaz imar planı kapsamında ise imar planının kesinleşme tarihine kadar, aksi halde dava tarihine kadar davacı lehine zilyetlikle iktisap koşullarının oluşup oluşmadığı belirlenerek sonucuna göre bir karar verilmelidir. İlk Derece Mahkemesince, anılan hususlar gözden kaçırılarak, yöntemince taraf teşkili sağlanmaksızın, eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya uygun bulunmadığından hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir. S O N U Ç : Yukarıda açıklanan nedenlerle; Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının, 6100 sayılı Kanun'un Geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 02.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/2974 E., 2025/4374 K. (06.02.2025) – Tapu
- Mahkeme
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/2974
- Karar No
- 2025/4374
- Karar Tarihi
- 06.02.2025
- Konu
- Tapu, Miras
Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.
SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.
Emsal karar araAynı daireden yakın tarihli kararlar
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/1959 E., 2025/4370 K. 06.02.2025
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/5303 E., 2025/4371 K. 06.02.2025
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/3949 E., 2025/4372 K. 06.02.2025
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/3047 E., 2025/4377 K. 06.02.2025
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/343 E., 2025/4387 K. 06.02.2025
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/319 E., 2025/4400 K. 06.02.2025