8. Hukuk Dairesi 2024/3949 E. , 2025/4372 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/597 E., 2023/1318 K. KARAR : İstinaf başvurusunun esastan reddi İLK DERECE MAHKEMESİ : Elazığ Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2019/140 E., 2020/74 K. Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, davanın reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının davacı Hazine vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R Elazığ ili ... ilçesi ... köyü çalışma alanında, 3402 sayılı Kanun'un Geçici 8 inci maddesi kapsamında yapılan kadastro çalışması sonucunda, 110 ada 2 parsel sayılı 676,29 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle senetsizden davalı ... adına tarla vasfıyla tespit edildikten sonra, tespit maliki ... ve arkadaşları ile Hazinenin itirazı üzerine Kadastro Komisyonunun 01.07.2019 tarihli kararı ile Hazinenin itirazının reddine, diğer itirazların kabulü ile taşınmaza ilişkin tespit ve sınırlandırmanın iptaline, krokide (A) harfi ile gösterilen 8.525,04 m²'lik kısmın 110 ada 3 parsel sayılı taşınmazdan ifraz edilerek 110 ada 2 parsele eklenmesine, bu şekli ile taşınmazın 9.201,32 m² yüzölçümlü olarak tarla vasfı ile davalılar adına tespitine karar verilmiş; 112 ada 8 parsel sayılı taşınmaz ise, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle senetsizden, dava dışı üçüncü şahıslar adına tespit edildikten sonra, Hazine ve davalılar tarafından itirazda bulunulması üzerine Kadastro Komisyonunun 01.07.2019 tarihli kararı ile Hazinenin itirazının reddine, diğer itirazların kabulü ile taşınmaza ilişkin tespitin iptaline ve (A) harfi ile gösterilen 1.609,13 m²'lik kısmın 112 ada 8 parselden ifraz edilerek 112 ada 7 parsel sayılı taşınmazın miktarına eklenmesine ve 112 ada 8 parsel sayılı taşınmazın miktarı 2.850,85 m² yüzölçümlü olarak tarla vasfı ile davalılar adına tespitine karar verilmiştir. Davacı Hazine vekili dava dilekçesinde; Elazığ ili ... ilçesi ... köyünde bulunan 110 ada 2 ve 112 ada 8 parsel sayılı taşınmazların davalılar adına tespit edildiğini, yapılan bu tespitin hatalı ve hukuka aykırı olduğunu, taşınmaz üzerinde kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği sebebine dayalı taşınmaz edinim şartlarının davalılar lehine oluşmadığını ileri sürerek, kadastro tespitinin iptali ile taşınmazların Hazine adına tapuya kayıt ve tescilini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "... dava konusu taşınmazların evveliyatından beri davalı veya miras bırakanları tarafından kullanıldığı, imar ve ihyasının yapıldığı, en az 50 - 60 yıl önceden başlayan tarımsal amaçlı zilyetliğin bulunduğu, orman sayılan yerlerden olmadığı, hava fotoğraflarından imar - ihyanın gerçekleşmiş olduğunun, ekili - dikili alanlara rastlanıldığının, parsel sınırlarının oluştuğunun, uzun yıllardır tarımsal amaçlı kullanılan bir yer olduğunun anlaşıldığı, davalılar lehine Kadastro Kanunu'nun 14 üncü maddesi uyarınca öngörülen zilyetlikle kazanma koşullarının oluştuğu ..." gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; hükmün, davacı Hazine vekili tarafından, "dava konusu taşınmazın Devletin hüküm ve tasarrufu altında olan yerlerden olduğu, üzerinde sürekli bir kullanım veya herhangi bir faaliyetin olmadığı, taşınmazın terk edildiği, zilyetlik koşulları oluşmadığı" iddiasıyla istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince; "... çekişmeli taşınmazların 1986 yılında kesinleşen tesis kadastrosu sırasında bayır ve taşlık olarak tescil harici bırakılan yerlerden olduğu, öncesinin orman vasfında olmadığı, köylünün ortak kullandığı alanlardan olmadığı gibi mera, orman gibi yerlerle de ilgisinin bulunmadığı, uzman jeodezi ve fotogrametri bilirkişisinin raporuna göre 1950, 1976, 1984 ve 2002 tarihli hava fotoğrafında taşınmazlarda imar - ihyanın olduğunun, ekili - dikili alanlara rastlanıldığının bildirildiği, ziraat mühendisi ve jeoloji bilirkişi kurulu raporuna göre kadastro tespitinden geriye doğru en az 50 yıl öncesinde imar ihyanın başlayıp tamamlandığının ve bu sürede fasılasız olarak tarımsal amaçlı kullanıldığının tespit edildiği, zamanaşımı zilyetliğiyle edinmeye engel bir durumun olmadığı, davalılar lehine kazandırıcı zamanaşımı yoluyla taşınmaz iktisabına ilişkin yasal şartların gerçekleştiği, İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden kanuna aykırılık bulunmadığı ..." gerekçesiyle davacı Hazine vekilinin yerinde olmayan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353/(1)-b.1 inci maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiş ve iş bu karar, davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir. Davacı Hazine vekili temyiz dilekçesinde; taşınmazların üzerinde uzunca bir süre herhangi bir faaliyetin olmadığını, devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olduğunu, davayı çözecek esaslı delillerin toplanmadığını ileri sürerek, hükmün bozulmasını talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesince, yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiş ise de, yapılan araştırma ve incelemenin karar vermek için yeterli olmadığı anlaşılmaktadır. Şöyle ki; dosya içerisinde bulunan 17.03.2020 tarihli orman ve jeodezi bilirkişi raporunda dava konusu taşınmazlarda hava fotoğraflarında ekili dikili alanlara rastlandığı belirtildiği halde, söz konusu kısmi kullanım sınırlarının belirlenmediği, bilirkişi raporlarında taşınmazın tarım arazisi niteliğinde olduğu ifade edilmiş olmasına rağmen, dosya içerisindeki taşınmazlara ilişkin fotoğraflardan taşınmazların ham toprak vasfında olduğu gözlemlenmiş olup, bu haliyle söz konusu fotoğraflarla bilirkişi raporlarının çeliştiği, bilirkişi raporlarında imar - ihyanın hangi şekilde oluştuğu hususunda detaylı açıklamaya yer verilmediği, taşınmazların orijinal - renkli (renkli fotokopi) hava fotoğrafları ve memleket haritası ölçeğinin kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeğinin de hava fotoğrafları ve memleket haritası ölçeğine (Net-Cad veya benzeri programlar kullanılarak) denetime elverişli olacak şekilde çevrilmek suretiyle komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle gösterilmediği ve bu haliyle bilirkişi raporlarının denetlenemediği anlaşılmakta olup, bu şekilde eksik araştırma ve incelemeye davayı olarak karar verilmesi usul ve yasaya uygun bulunmamaktadır. Hal böyle olunca; doğru sonuca ulaşılabilmesi için İlk Derece Mahkemesince, bir fen bilirkişisi, üç jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişisi ve üç ziraat mühendisi bilirkişinin katılımıyla mahallinde yeniden yapılacak keşif ve incelemede, jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişi heyetinden, stereoskopik hava fotoğrafları tarihleri açıkça yazılarak, orijinal - renkli (renkli fotokopi) hava fotoğrafları ve memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de hava fotoğrafları ve memleket haritası ölçeğine (Net-Cad veya benzeri programlar kullanılarak) denetime elverişli olacak şekilde çevrildikten sonra komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle, çekişmeli taşınmazların çevre parsellerle birlikte memleket haritası ve hava fotoğrafları üzerinde gösterilmesi ve ayrıca taşınmazların sınırlarını ve niteliğini, evveliyatı itibari ile imar - ihyaya muhtaç yerlerden olup olmadığını, imar - ihyaya muhtaç yerlerden olmaları halinde hangi tarihte imar - ihyaya başlandığını ve tamamlandığını, taşınmazların ekonomik amacına uygun olarak hangi tarihten beri hangi tasarruflarla zilyet edildiğini, üzerinde sürdürülen zilyetliğin başlangıcını, şeklini ve süresini belirtir rapor düzenlemeleri ve bu raporda, 17.03.2020 tarihli orman ve jeodezi bilirkişi raporunda 1950, 1976, 1984 ve 2002 tarihli hava fotoğrafında taşınmazlarda ekili - dikili alanlara rastlanıldığı belirtilmek suretiyle kısmi kullanımdan söz edildiği dikkate alınarak, anılan hava fotoğraflarına göre taşınmazların tamamen mi yoksa kısmen mi kullanıldığı ve tamamen kullanılmakta ise söz konusu orman ve jeodezi bilirkişi raporunda hangi nedenle bu yönde -kısmi kullanıma ilişkin- tespite yer verildiği hususlarının tereddüte yer vermeyecek şekilde açıklanması ve kısmi kullanım söz konusu ise kısmi kullanım sınırları belirlenerek hava fotoğrafları ve kadastro paftası üzerinde gösterilmesi istenilmeli; ziraat mühendisi bilirkişi heyetinden, taşınmazların toprak yapısını ve niteliğini, zirai durumunu, üzerilerinde sürdürülen zilyetliğin şeklini ve süresini, bitki örtüsünü, varsa ağaçların cinsini, sayısını, kapalılık oranını, taşınmaz üzerindeki dağılımlarını, taşınmazların evveliyatları itibari ile imar - ihyaya muhtaç yerlerden olmaları halinde imar - ihyaya konu olmaya başladıkları ve imar - ihyanın tamamlandığı tarihi bildirir, komşu parsellerle karşılaştırmalı değerlendirmeyi ve taşınmazın değişik yönlerden çekilmiş yakın plan ve panoramik fotoğraflarını içerir, önceki ziraatçi bilirkişi raporları ile taşınmazların fotoğraflarını irdeler ve bilirkişi raporları ile taşınmazlara ilişkin fotoğraflar arasındaki yukarıda açıklanan çelişkileri giderir mahiyette, ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı ve ayrıca, taşınmazların halen kullanılıp kullanılmadığının, kısmi kullanım söz konusu ise şekli ve sınırlarının belirlenmesi ve kullanılan ve kullanılmayan kısımlara ayrı değerlendirme yapılması istenilmeli; fen bilirkişisine ise, keşfi takibe ve denetlemeye elverişli, özellikle kısmi kullanım söz konusu ise kullanım sınırlarının gösterildiği rapor ve kroki düzenlettirilmeli ve bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilmek suretiyle ulaşılacak sonuca göre bir hüküm kurulmalıdır. İlk Derece Mahkemesince, bu hususlar gözetilmeksizin yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olduğundan hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 02.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/3949 E., 2025/4372 K. (06.02.2025) – Tapu
- Mahkeme
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/3949
- Karar No
- 2025/4372
- Karar Tarihi
- 06.02.2025
- Konu
- Tapu, Miras
Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.
SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.
Emsal karar araAynı daireden yakın tarihli kararlar
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2023/4485 E., 2025/4369 K. 06.02.2025
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/1959 E., 2025/4370 K. 06.02.2025
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/5303 E., 2025/4371 K. 06.02.2025
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/2974 E., 2025/4374 K. 06.02.2025
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/3047 E., 2025/4377 K. 06.02.2025
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/343 E., 2025/4387 K. 06.02.2025