Yargıtay Kararları › Yargıtay 8. Hukuk Dairesi › Haziran 2025 › 2024/2441 E., 2025/4376 K.

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/2441 E., 2025/4376 K. (02.06.2025) – Tapu

Mahkeme
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/2441
Karar No
2025/4376
Karar Tarihi
02.06.2025
Konu
Tapu, Miras

8. Hukuk Dairesi 2024/2441 E. , 2025/4376 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2015/74 E., 2020/115 K. BİRLEŞEN 1993/293 ESAS BİRLEŞEN 1993/294 ESAS BİRLEŞEN 1993/295 ESAS KARAR : Asıl davanın kabulüne, birleşen davalar ve asli müdahil talepleri yönünden yeniden hüküm kurulmasına yer olmadığına, Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, asıl davanın kabulüne, birleşen davalar ve asli müdahil talepleri yönünden yeniden hüküm kurulmasına yer olmadığına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararın, bir kısım davalılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R Mersin ili ... ilçesi ... beldesi çalışma alanında 1993 yılında yapılan tesis kadastrosu çalışmasında, 102 ada 3 parsel sayılı taşınmaz, tarla vasfıyla davalı ... ... ve müşterekleri adına tespit edilmiştir. Davacı ... vekili 1993/292 Esas sayılı asıl dava dosyasına sunduğu dava dilekçesinde; Mersin ili ... ilçesi ... beldesi sınırları içerisinde bulunan 102 ada 3 parsel sayılı taşınmazın kadastro çalışmaları sırasında davalılar adına tespit gördüğünü, taşınmazın önceki kadastro çalışmalarında taşlık, kayalık ve şahıs mülkiyetine konu olması mümkün olmayan yerlerden olması nedeniyle tespit dışı bırakıldığını, taşınmazın kadastro tutanakları ve dosyadaki ziraatçı bilirkişi raporları incelendiğinde de tamamen taşlık, kayalık, delicelik ve yer yer harnup ağaçlarının olduğunu, taşınmazın Devletin hüküm ve tasarrufu altında olan ve zilyetlik ya da imar-ihya ile kazanılması mümkün olmayan yerlerden olduğunu belirterek, kadastro tespitinin iptali ile Hazine adına kayıt ve tescilini talep etmiştir. Birleşen 1993/293-294-295 Esas sayılı dosyalarda davacılar ve asli müdahiller vekili dava dilekçelerinde; Mersin ili ... ilçesi ... beldesi 102 ada 3 parsel sayılı taşınmazın haksız ve yersiz olarak davalılar adına tespit gördüğünü, murisleri ve eklemeli olarak kendi zilyetliklerinin bulunduğunu, 1993/294 ve 1993/295 Esas sayılı dosya davacılarının tapu kayıtlarının bulunduğunu belirterek, kadastro tespitinin iptali ile taşınmazın hisseleri oranında adlarına tapuya tesciline talep ve dava etmişlerdir. İlk Derece Mahkemesince verilen, davacı Hazinenin davasının kısmen kabulü ve kısmen reddi ile fen bilirkişisinin rapor ve krokisinde (B) harfi ile gösterilen 53.680,64 metrekarelik taşınmaz bölümünün taşlık, çalılık ve kayalık olduğu gerekçesiyle davalı ... adına tapuya tesciline, aynı krokide (A) harfi ile gösterilen 20.962,08 metrekarelik taşınmazın kadimden beri tarım arazisi vasfında olduğu gerekçesiyle aynı parsel numarası ile tespit maliklerinin ölü olanlarının mirasçıları adına iştirak halinde m��lkiyet şeklinde tapuya tesciline dair önceki hüküm, davacı ... tarafından temyiz edilmekle Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 23.06.2011 tarihli ve 2010/5543 Esas, 2011/4289 Karar sayılı ilamıyla; "davalılar yararına tespitten önce 3402 sayılı Kanun'un 14. maddesi hükmünde öngörülen şekilde taşınmaz üzerinde kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile taşınmaz edinme koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediğinin ve taşınmazın zilyetlikle iktisabının mümkün bulunup bulunmadığının araştırılmadığı, mahalli ve tutanak bilirkişilerinin dinlenmediği, fen bilirkişisi krokisinde (A) harfi ile gösterilen taşınmaz bölümü hakkında miras payları belirlenerek karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulmasının isabetsiz olduğu, adına tescile karar verilen zilyet davalı ... ... ve arkadaşları ile bayisi ...'in onaylı nüfus kayıt örneklerinin getirtilerek kimliklerinin belirlenmesi gerektiği, aynı çalışma alanı içerisinde adlarına belgesizdan taşınmaz tescil edilip edilmediğinin araştırılması gerektiği ..." gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda 17.12.2020 tarihli ve 2015/74 Esas, 2020/115 Karar sayılı kararıyla; "... dava konusu taşınmaz ile ilgili tapu ve vergi kaydına rastlanmadığı, taşınmazın ...'in ceddinden intikalen gelen yer olduğu, birleşen dosyaların davacıları ve asli müdahiller tarafından aleyhlerine verilen kararın temyiz edilmemesi nedeniyle taraflar yönünden kararın kesinleşmiş olduğu, davacıların dayanak tapu ve vergi kayıtlarının yeniden değerlendirilmediği, keşifte dinlenen mahalli ve tespit bilirkişilerin ortak beyanlarında, dava konusu taşınmazın ... ailesi tarafından kullanıldığının belirttildiği, taşınmazın kesinleşmiş orman kadastro haritasına göre orman sayılmayan yerlerden olduğu, öncesinin de orman olmadığı, tamamının kayalık ve makilik şeklinde olduğu ve bir bütün halinde aynı özellikleri taşıdığı, imar-ihya işlemi ile ilgili herhangi bir çalışmanın yapılmadığı, mahkemenin 29.01.2002 tarihli ve 1993/292 Esas, 2002/7 Karar sayılı kararının birleşen dosyadaki davacılar ve asli müdahiller tarafından temyiz edilmediği ve taraflar yönünden kesinleşmiş olduğu, davacı ... talebi yönünden, taşınmazın makilik-kayalık şeklinde olduğu, taşınmazda imar ihyanın yapılmadığı, bu bağlamda dava konusu taşınmazda 3402 sayılı Kanun'un 14 ve 17. maddesindeki zilyetlik ve imar-ihya koşuluyla edinim şartlarının tespit malikleri lehine oluşmadığı ..." gerekçesiyle, davacı Hazinenin davasının kabulüne, birleşen dosyalar ve asli müdahil taleplerine ilişkin yeniden hüküm kurulmasına yer olmadığına karar verilmiş; hüküm, bir kısım davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, hükmüne uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozma ilamına uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Kanun’un Geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428. maddesi ile 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup bir kısım davalılar vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. SONUÇ: Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA, 80,70 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 534,70 TL'nin temyiz eden bir kısım davalılardan alınmasına, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 02.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! cf22bafcbbf95baf 851ece605198508e

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi – Haziran 2025 kararlarının tamamı