8. Hukuk Dairesi 2024/2208 E. , 2025/3644 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1240 E., 2024/118 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : ...1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/235 E., 2022/149 K. Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R Çekişmeli taşınmazların bulunduğu yerde dava tarihinden önce ilk olarak 1949 yılında 3116 sayılı Orman Kanunu'nun (3116 sayılı Kanun) hükümleri gereğince yapılan orman kadastrosu, sonrasında yine 1979 yılında ilan edilerek kesinleşen 6831 sayılı Kanun kapsamında aplikasyon ve 1744 sayılı Kanun'la Değişik 2. madde uygulaması bulunduğu, arazi kadastrosu çalışmalarının ise 2001 yılında yapıldığı anlaşılmıştır. Davacı ... İdaresi vekili dava dilekçesinde özetle; taşınmazın 3116 sayılı Kanun kapsamında 1949 yılında kesinleşen tahdit sınırları içinde bulunduğunu, buna rağmen şahıslar adına tapulandığını, orman nitelikli taşınmazların, zilyetliğe dayalı kazandırıcı zamanaşımı yolu mülkiyet edinmeye yasal olanağın olmadığını, tapu ve zilyetlikle ormandan toprak kazanılamayacağından, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yok edilmiş olsa dahi, salt orman toprağının hukuken orman sayıldığı için orman sayılan veya orman rejimine giren yerlerin özel mülkiyete konu olamayacağını öne sürerek çekişmeli... köyü 130 ada 5 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının iptal edilerek orman niteliğiyle Hazine adına tapuya tesciline, taşınmazın tapu kaydı üzerinde üçüncü kişiler yada kurumlar lehine şerh bulunması halinde bu şerhlerin tamamen terkinine karar verilmesi istemiyle dava açmıştır. Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın kesin hüküm nedeniyle dava şartı yokluğundan reddedilmesi gerektiğini, Karamürsel Kadastro Mahkemesi'nin 25.07.2006 tarihli ve 2005/156 Esas, 2006/48 Karar sayılı ilamıyla dava konusu öncesinde Hazine adına tespit gören taşınmazın tapulama tespit tutanağının iptali ile ...mirasçıları adına miras payları oranında tapuya kayıt ve tesciline karar verildiğini, anılan kararda taşınmazın tarla olarak kullanıldığının ve orman sayılmayan yerlerden olduğunun belirlendiğini, taşınmazın öncesi itibarıyla tapulu mülk olup öteden beri tarım arazisi olarak kullanıldığını, yine miras bırakanlarının taşınmazı satın aldığında taşınmazın orman sınırları içinde kaldığına dair bir şerhte olmadığını öne sürerek davanın reddini istemiştir. İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonunda; kesinleşmiş tahdit sınırları içinde kaldığından dava konusu ............. ilçesi... köyü 130 ada 5 parsel sayılı taşınmazın 04.01.2022 havale tarihli bilirkişi raporunda (B) harfiyle işaretli 10.029,25 m²'lik kısmının tapu kaydının ifrazen iptali ile orman vasfıyla Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş, hüküm, davalılar vekili tarafından istinaf edilmekle Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusu esastan reddedilmiş, bu karar da davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava, kesinleşmiş orman tahdidine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkin olup İlk Derece Mahkemesince, dava konusu taşınmazın kısmen orman tahdidi içinde kaldığı ve orman sayılan yerlerden olduğu gerekçesiyle yazılı şekilde karar verilmiş ise de; yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmak için yeterli bulunmamaktadır. Şöyle ki; dosya içerisinde bulunan 16.11.1976 tarihli dış sınır aplikasyon tutanağı başlıklı 16 sahife no.lu tutanağında "3520 nolu noktadan itibaren dış sınıra bitişik 27 nolu iç parselin aplikesine geçildi. Halihazırda 27 nolu iç parsel ...tarafından kullanılmaktadır. 3520 nolu noktadan güneydoğu yönde düz hatla gidilerek tarla patika sınırında 90 nolu nokta aplike edildi. Hattın solu devlet ormanı, sağı ...meyve bahçesidir." ifadesinin bulunduğu, ...'ın davalıların murisi olduğu, dava konusu taşınmazın krokisinde (B) harfi ile gösterilen kısmının kapsadığı 28 no.lu iç parsele ilişkin 1949 tarihli orman tahdit tutanakları ile 1979 yılında yapılan aplikasyon ve 2. madde çalışmasına ilişkin tutanakların İlk Derece Mahkemesince eksiksiz olarak getirtilmediği, 15.11.2019 ve 19.12.2021 tarihli bilirkişi raporlarında tahdit ve aplikasyon haritaları çakıştırılarak taşınmaza uygulanmışsa da bu hususun tutanaklarla denetlenmediği ve 28 no.lu iç parsele ilişkin aplikasyon çalışmasının neden hatalı olduğunun bilirkişilere açıklattırılmadığı anlaşılmıştır. Öte yandan, Karamürsel Kadastro Mahkemesi'nin 25.07.2006 tarihli ve 2005/156 Esas, 2006/48 Karar sayılı kararı, Yargıtay 7. Hukuk Dairesi'nin 07.11.2006 tarihli ve 2006/3571 Esas, 2006/3590 Karar sayılı ilamıyla da onanıp 08.02.2007 tarihinde kesinleştiği, kararın gerekçesinden ve bu karara esas teknik bilirkişi raporlarından; dava konusu taşınmazın evvelinde Yunus Yıldız'a ait iken ...'a satıldığı ve onun ölümüyle de mirasçıları tarafından tarla olarak kullanıldığı, memleket haritası, orman tahdit ve aplikasyon haritalarında orman hattının dışında orman sayılmayan alanda kaldığı gerekçesiyle mirasçılar lehine tescil hükmü kurulduğu görülmekle, ilamın eldeki davada davacıyı bağlayan kesin hüküm niteliğinde değilse de taşınmazın orman tahdit sınırları dışında kaldığının hükmen belirlenmiş olması nedeniyle güçlü delil niteliğinde olduğu ve güçlü delilin aksinin daha güçlü bir delille davacı tarafça ispatı gerektiği dikkate alınmadan eksik ve yetersiz bilirkişi raporlarıyla hüküm kurulması doğru olmamıştır. Hal böyle olunca; doğru bir sonuca varılabilmesi için İlk Derece Mahkemesince öncelikle, dava konusu taşınmazın bulunduğu yörede 1949 yılında yapıldığı anlaşılan orman tahdidine ve 1979 yılında yapılan aplikasyon ve 2. madde çalışmasına ilişkin işe başlama, çalışma, işi bitirme ve sonuçlarının askı ilan tutanakları ile dava konusu taşınmazların bulunduğu yerleri orman tahdit sınır noktalarıyla birlikte gösterir onaylı orman tahdit harita örnekleri dosya içine alındıktan sonra, taşınmazlara ait en eski ve yeni tarihli ortofoto ve uydu fotoğrafları ile Harita Genel Müdürlüğü web sitesinin hava fotoğrafı sorgulama sayfasına girilerek taşınmazların bulunduğu köyü/mahalleyi kapsayacak şekilde hangi yıllara ait hava fotoğrafı bulunduğu araştırılıp belirlenmek ve (denetimin sağlanması bakımından) ilgili sayfanın çıktısı dosya içerisine konulmak suretiyle, buradan elde edilen verilere göre, tapu kaydının oluştuğu tarihten 15-20-25 yıl öncesine (bulunmadığı takdirde bu tarihlere en yakın tarihlere) ait farklı dönemlerde çekilmiş en az üç adet stereoskopik hava fotoğrafı tarihleri açıkça yazılmak suretiyle Harita Genel Müdürlüğü'nden getirtilerek dosya arasına konulmalı, önceki bilirkişiler dışında halen Orman ve Su İşleri Bakanlığı ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman orman mühendisleri arasından seçilecek üç orman mühendisi, bir jeodezi ve fotogrametri mühendisi, fen elemanı ve ziraat mühendisinden oluşturulacak bilirkişi kurulunun katılımıyla yeniden keşif yapılmalı, 05.03.2007 tarihinde yürürlüğe giren Orman Kadastro Teknik İzahnamesi'nin 36. maddesinde yazılı "Orman sınır nokta ve hatlarının arza uygulanmasında; tutanaklardan, orman kadastro haritalarından, hava fotoğraflarından, varsa ölçü karnelerinden, nirengi, poligon ve röper nokta ve krokilerinden yararlanılır… sınırlama tutanakları, ölçü değerleri ve orman kadastro haritaları ile zemindeki durum arasında çelişki olduğunda, tutanaktaki kararlar ile orman sınır noktası ve hatlarının yazılı tarifleri esas alınmak suretiyle ölçü, harita ve zemin kontrolü yapılarak gerçek duruma uygun olanı uygulanır" hükmü ile 20.11.2012 tarihli Resmî Gazetede yayımlanan Orman Kadastrosu ve 2/B Uygulama Yönetmeliğinin “Teknik İşler” başlıklı sekizinci bölümünde yazılı esaslar gözönünde bulundurularak uygulama yapılmalı, yerel bilirkişi beyanlarına başvurularak yerinde bulunmayan orman sınır noktaları, bulunanlardan hareketle tutanak ve haritalarda yazılı mevki, yer, kişi isimleri ile açı ve mesafelere göre, orman kadastrosu tutanak ve haritalarının düzenlenmesinde kullanılan hava fotoğrafları ve memleket haritalarından yararlanılarak, değişik açı ve uzaklıklardaki en az 6-7 adet orman sınır noktası bulunup röperlenmeli, anlatılan yöntemle bulunan orman kadastrosu ile ilgili sınır noktaları aynı ölçeğe çevrilerek, çekişmeli taşınmazların orman kadastrosu haritalarına göre konumu genel kadastro paftası üzerinde, ayrı renkli kalemlerle gösterilip keşfi izleme olanağı sağlanmalı, aynı ya da yakın orman sınır hatlarında, dava konusu edilen parseller varsa, bunların tümü birleşik harita üzerinde gösterilerek bilirkişilerden müşterek imzalı rapor ve kroki alınmalı, bu şekilde yapılacak uygulama ile taşınmazların orman sınırları içinde kalan kısımları tespit edilmeli, orman sınırları içinde kalan kısımların daha sonra yapılan çalışma ile Hazine adına orman sınırları dışına çıkartılan yerlerden olup olmadığı tereddütsüz bir şekilde belirlenmeli, orman sınırları dışında kalan ve eylemli orman özelliği göstermeyen taşınmazlar yönünden ise; ziraat mühendisi bilirkişiden, nizalı taşınmazın toprak yapısını ve niteliğini, zirai durumunu, üzerinde sürdürülen zilyetliğin şeklini ve süresini, taşınmaz üzerindeki bitki örtüsünü, değerlendirme tarihi açıkça yazılmak suretiyle üzerinde bulunan ağaç türü ve yaşlarını belirten, imar-ihya gerektiren yerlerden olması halinde imar-ihyasının hangi tarihte tamamlandığını ve üzerindeki zilyetliğin hangi tasarruflarla sürdürüldüğünü komşu taşınmazlarla karşılaştırmalı şekilde açıklayan somut verilere ve bilimsel esaslara dayanan, önceki tarihli ziraatçi bilirkişi raporunu da irdeler şekilde ayrıntılı ve gerekçeli, taşınmazın değişik yönlerden çekilmiş fotoğrafları ile desteklenmiş rapor alınmalı, fen bilirkişisinden ise, keşfi takibe ve denetlemeye olanak verir rapor ve kroki düzenlemesi istenilmeli; jeodezi ve fotogrametri uzmanı bilirkişiye yukarıda belirtilen tarihlerde çekilmiş stereoskopik çift hava fotoğraflarının stereoskop aletiyle incelemesi yaptırılarak dava konusu taşınmazın önceki ve şimdiki niteliğinin ne olduğu hususunda ayrıntılı rapor aldırılmalıdır. İlk Derece Mahkemesince, belirtilen hususlar gözardı edilerek, eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak karar verilmesi isabetsiz olduğundan, Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılması suretiyle İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar vermek gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan, istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 12.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! fd18d88d81c925ee 407c599c104af3c6
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/2208 E., 2025/3644 K. (12.05.2025) – Tapu
- Mahkeme
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/2208
- Karar No
- 2025/3644
- Karar Tarihi
- 12.05.2025
- Konu
- Tapu, Miras
Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.
SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.
Emsal karar araAynı daireden yakın tarihli kararlar
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/875 E., 2025/3638 K. 12.05.2025
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/1130 E., 2025/3639 K. 12.05.2025
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/2179 E., 2025/3640 K. 12.05.2025
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/716 E., 2025/3645 K. 12.05.2025
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/1717 E., 2025/3646 K. 12.05.2025
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2023/2528 E., 2025/3659 K. 12.05.2025