8. Hukuk Dairesi 2024/1455 E. , 2025/5588 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2021/8 E., 2024/1 K. KARAR : Davanın kabulüne Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonunda Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı davalılar tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R ... ili ... ilçesi ... köyü çalışma alanında 3402 sayılı Kadastro Kanunu (3402 sayılı Kanun) uyarınca yapılan kadastro neticesinde 1 04... parsel sayılı ve 10.143,63 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle 1/2'şer hisselerle davalılar ... ve ... adına kadastro komisyonu kararı ile tespit edilmiştir. Davacı Hazine dava dilekçesinde, 1 04... parsel sayılı taşınmazın devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğunu, üzerinde zilyetlik bulunmadığını belirterek taşınmazın ham toprak vasfıyla Hazine adına tescilini istemiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonunda, davanın reddine, çekişmeli 1 04... parsel sayılı taşınmazın kadastro komisyon tutanağındaki tespit gibi tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı Hazine temsilcisi tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 20. Hukuk Dairesi'nin 24.12.2020 tarihli ve 2020/3839 Esas, 2020/6313 Karar sayılı kararıyla; "...Mahkemece, çekişmeli taşınmazın tarım arazisi niteliğinde olduğu ve davalı gerçek kişiler yararına zilyetlikle mülk edinme koşullarının gerçekleştiği kabul edilmek suretiyle davanın reddine karar verilmişse de yapılan araştırma, inceleme ve uygulama hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır. Şöyle ki; çekişmeli taşınmazın bulunduğu yörede orman kadastrosu 3402 sayılı Kadastro Kanunu hükümlerine göre yapılmış olup, taşınmazın hemen sınırında bulunan 1 04... sayılı parsel orman olarak tespit ve tescil edildiği halde, mahkemece mahallinde yapılan keşfe ormancı bilirkişi götürülmemiş ve çekişmeli taşınmazın orman sayılan yerlerden olup olmadığı araştırılmamıştır. Bundan ayrı, mahkemece çekişmeli taşınmazın 1993 yılından kadastro tespitinin yapıldığı 2012 tarihine kadar terör olayları nedeniyle kullanılmamasının zilyetliğin iradi terki olarak nitelendirilemeyeceği kabul edilmişse de terör olayları nedeniyle köyün boşaltılması ile ilgili idari bir karar olup olmadığı, köylülerin köye geri ne zaman döndükleri idari makamlardan sorulmadığı, doğru sonuca ulaşılabilmesi için mahkemece öncelikle, yöreye ait en eski tarihli ve kadastro tespitinden 15-20-25 yıl öncesine ait memleket haritaları ve hava fotoğrafları ve varsa amenajman planı, taşınmazın bulunduğu yeri gösteren kadastro paftası ile taşınmaza komşu bulunan parsellerin kayıtları ve mevcut ise dayanakları ilgili yerlerden getirtilmeli, dava konusu taşınmazın bulunduğu köyün terör nedeni ile boşaltılıp boşaltılmadığı, boşaltılmış ise köye dönüşlerin hangi tarihte başladığı, resmi makamlardan sorularak, alınacak yazı cevabı dosyaya konulmalı; bundan sonra mahallinde, yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen ve davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişiler ve taraf tanıkları ile önceki bilirkişiler dışında halen Tarım ve Orman Bakanlığı ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman orman mühendisleri arasından seçilecek bir orman mühendisi, bir ziraat mühendisi, bir fen elemanı ve bir jeodezi ve fotogrametri mühendisinden oluşturulacak bilirkişi heyetinin katılımıyla yeniden yapılacak inceleme ve keşifte, söz konusu kayıt ve belgeler çekişmeli taşınmaz ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle, taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; taşınmazın 3116, 47 85... sayılı Yasalar karşısındaki durumu saptanması gerektiği..." gerekçesiyle bozulmuş, bozma sonrası Mahkemece yapılan yargılama neticesinde; "...dava konusu taşınmazda kadastro tespit tarihinden önce çekişmesiz ve aralıksız en az 20 yıl sürdürülmesi gereken malik sıfatıyla zilyetliğin sürdürülmediği, kadastro tespit tarihi itibariyle davalılar lehine zilyetlikle kazanma koşullarının gerçekleşmediği ve yapılan kadastro tespitinin hatalı olduğu..." gerekçesiyle davanın kabulüne, 1 04... parsel sayılı taşınmazın kadastro tespitinin iptaline, taşınmazın ham toprak vasfıyla davacı Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş; hüküm davalılar tarafından temyiz edilmiştir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Kanun’un Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup aşağıdaki kamu düzeni ile ilgili husus dışında davalıların temyiz dilekçelerinde ileri sürdükleri nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. İlk Derece Mahkemesi kararında hüküm fıkrasının ikinci bendinde her ne kadar "kadastro tespitinin iptaline" karar verilmiş ise de davanın kadastro komisyon tespitine karşı açıldığı, bu ibare hüküm yerinden çıkarılarak yerine "kadastro komisyon tespitinin iptaline" ibaresinin eklenmesi gerekmekte olup, bu husus hükmün bozulmasını gerektirmekte ise de, bu yanlışlığın düzeltilmesinin yeniden yargılama yapılmasını zorunlu kılmadığı anlaşıldığından, hükmün aşağıdaki şekilde düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir. S O N U Ç : Yukarıda açıklanan nedenlerle; İlk Derece Mahkemesi kararının, hüküm fıkrasının ikinci bendinde yer alan "kadastro tespitinin iptaline" ibaresi hüküm yerinden çıkarılarak yerine "kadastro komisyon tespitinin iptaline" ibaresi eklenmek suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 15.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! c15976fe519c6c0c ae3d91699f17e062
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/1455 E., 2025/5588 K. (15.09.2025) – Tapu
- Mahkeme
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/1455
- Karar No
- 2025/5588
- Karar Tarihi
- 15.09.2025
- Konu
- Tapu
Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.
SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.
Emsal karar araAynı daireden yakın tarihli kararlar
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/2227 E., 2025/5583 K. 15.09.2025
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2023/5348 E., 2025/5586 K. 15.09.2025
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2023/767 E., 2025/5587 K. 15.09.2025
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/4236 E., 2025/5589 K. 15.09.2025
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2023/3339 E., 2025/5590 K. 15.09.2025
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2023/5389 E., 2025/5591 K. 15.09.2025