Yargıtay Kararları › Yargıtay 8. Hukuk Dairesi › Nisan 2025 › 2024/1410 E., 2025/3027 K.

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/1410 E., 2025/3027 K. (16.04.2025)

Mahkeme
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/1410
Karar No
2025/3027
Karar Tarihi
16.04.2025

8. Hukuk Dairesi 2024/1410 E. , 2025/3027 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/2421 E., 2023/2631 K. DAVA TÜRÜ : Vakıf yöneticilerinin görevden alınması KARAR : Bozma sonrası davanın reddi İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2017/517 E., 2018/469 K. Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen vakıf yöneticilerinin görevden alınması davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekilince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R Davacı ... (VGM) vekili dava dilekçesinde; davalıların Milli Güvenliğe tehdit oluşturduğu tespit edilen ... Terör Örgütüne (...) aidiyeti, iltisakı veya irtibatı dolayısıyla yöneticisi oldukları ...Veli Kültür ve Eğitim Sağlık ve Araştırma Vakfının kapatılmasına sebep oldukları ileri sürülerek 5737 sayılı Vakıflar Kanunu'nun (5737 sayılı Kanun) 10. maddesi gereği davalı vakıf yöneticilerinin görevlerinden azillerine karar verilmesini istemiştir. Bir kısım davalılar ayrı ayrı verdikleri cevap dilekçesi ile bir kısım davalılar ise katıldıkları ön inceleme duruşmasında dava dilekçesindeki iddiaları kabul etmeyerek davanın reddini savunmuşlardır. İlk Derece Mahkemesince; davalıların yöneticisi oldukları vakfın, terör örgütü ile irtibatı olduğu gerekçesiyle kararname ile kapatılmasına rağmen davalılar hakkında uzun zaman geçmiş olmasına rağmen vakfın kapatılma gerekçesi olarak ileri sürülen hususlarda herhangi bir soruşturma ve kovuşturma yapılmadığı, adı geçenlere terör örgütü ile iltisak ve irtibatları bulunduğuna ilişkin herhangi bir suçlama yöneltilmediği, öte yandan vakıf yöneticilerinin hangi fiil ve işlemlerinin vakfın kapatılmasına neden olduğuna dair bir isnatta da bulunulmadığı gibi dava dilekçesinde davalıların yöneticilik görevinden alınmalarını gerektirecek nitelikte 5737 sayılı Kanun'un 10. maddede sayılan fiillerden herhangi birini işlediklerine ilişkin bir iddia ve kanıt da sunulmadığı, davalılar açısından vakıf yöneticiliğinden alınmalarını gerektirecek koşulların gerçekleşmediği gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir. Davacı VGM vekilinin istinaf başvurusu üzerine Bölge Adliye Mahkemesince; davalıların görev aldıkları ...Veli Kültür Eğitim Sağlık ve Araştırma Vakfının, ... terör örgütü kapsamında faaliyette bulunduğu saptanarak 667 sayılı KHK'nın 2. maddesi gereğince kapatıldığı, somut olayda davacı kurum tarafından, 5737 sayılı Kanun'un 10. maddesinin 4. fıkrası uyarınca vakıf yöneticilerinin görevden azillerine ve beş yıl süre ile aynı ve başka bir vakfın yönetim ve denetim organında görev alamayacaklarına ilişkin bir karar verilmesinin istenilmesinde hukuka aykırı bir durum bulunmadığı gerekçesi ile davacı ... vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353/(1)-b.2 maddesi gereğince İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak esas hakkında; davalıların Vakfın yöneticilik görevinden alınmalarına ve 5737 sayılı Kanun'un 10. maddesinin 4. fıkrası uyarınca 5 yıl süre ile aynı ve başka bir vakfın yönetim ve denetim organında görev alamayacaklarına karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesinin davanın kabulüne dair kararın davalı ... vekili ile davalılar .. ve .. tarafından ayrı ayrı temyiz edilmesi üzerine; Dairemizin 26.01.2023 tarihli ve 2021/1994 Esas, 2023/336 Karar sayılı ilamı ile görevden alma talebi yönünden; hukuki yarar yokluğundan bu istem yönünden davanın usulden reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmiş olması; Görevden almanın kanuni sonuçları yönünden ise; dava dilekçesinde genel bir ifade kullanılarak davalıların, Vakıflar Kanunu'nun 10. maddesi gereğince görevden alınmaları istenmiş olup, öncelikle davacı yana talebi açıklattırılarak; somut olarak davalıların eylemlerinin 10. maddenin birinci ve ikinci fıkranın alt bentlerindeki hangi sebebe dayandırdıkları açıklattırılarak, bu açıklama doğrultusunda iddia edilen eylemin somut uyuşmazlıkta sabit olup olmadığı, sözü edilen maddedeki müeyyidenin uygulanması gerekip gerekmediği hususunda gerekirse vakıf kayıtları üzerinde vakıf hukukunda uzman bir bilirkişi ve mali müşavirinde içinde bulunduğu bilirkişi kurulu oluşturularak rapor alınması, davalılar hakkında vakıftaki görevleri ile ilgili fiilleri dolayısı ile ceza yargılamasına konu dosyaları bulunup bulunmadığının araştırılarak oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken eksik araştırma ve inceleme sonucu yazılı olarak karar verilmesi de doğru görülmeyerek Bölge Adliye Mahkemesi kararı bozulmuştur. Bölge Adliye Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucu; davacının vakıf yöneticilerinin görevden alınmalarına ilişkin talebi yönünden yapılan değerlendirmede, dava tarihinden önce kapatılan vakfın yöneticilerinin görevlerinin kapatma ile sona erdiği, dava tarihi itibari ile davalıların vakıftaki görevleri sona ermiş olduğundan davacının, davalıların görevden alınmalarını istemekte hukuki yararının bulunmadığı anlaşılmakla görevden alma talebi yönünden açılan davanın hukuki yarar yokluğundan usulden reddine, davalıların 5737 sayılı Kanun'un 10. maddesi uyarınca 5 yıl süre ile aynı ve başka bir vakfın yönetim ve denetim organında görev almamalarına ilişkin olarak yapılan değerlendirmeye gelince, Vakıflar Kanunu'nun 10/3-c bendinde, "Ağır ihmal ve kasıtlı fiilleri ile vakfı zarara uğratan" hükmünün yer aldığı, davacının davasını dayandırdığı bu bent kapsamında davalıların, dava konusu Vakfı ağır ihmal ve kasıtlı fiilleri ile zarara uğrattıklarının kanıtlanamadığı gerekçesi ile bu talep yönünden de açılan davanın reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararına karşı davacı vekili verdiği temyiz dilekçesinde; bilirkişi raporu alınmaksızın bozma ilamının gerekleri yerine getirilmeyerek dosya üzerinden karar verildiğini, davalıların halen Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesinde yargılamalarının devam etmesine rağmen bu hususunda araştırılmadığını, vakfın tüzel kişiliğin sona ermesi, davalıların sorumluluklarının da sona erdiği anlamına gelmediğini, çünkü davalıların ihmal ve kasıtlı filleri nedeni ile (10/c fıkrası) tüzel kişiliğin sona ermesine ve mal varlığına el konulmasına sebebiyet verdiklerini, bu ihmal ve kasıtlı filler dolayısıyla kanunda öngörülen yaptırımların uygulanmasının kaçınılmaz olduğunu ileri sürülerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir. Dava, Vakıf yöneticilerinin 5737 sayılı Vakıflar Kanunu 10. maddesi kapsamında görevden alınmaları istemine ilişkindir. 1. Öncelikle Dairemizin bozma ilamına konu davanın kabulüne dair kararı davalılardan .. vekili ile davalılar .. ve .. temyiz ettiği, diğer davalılar ... ve ...'nın bir temyizleri olmadığı, Bölge Adliye Mahkemesince bozma ilamına uyulduktan sonra bu defa bütün davalılar yönünden davanın reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesince, 07.11.2023 tarihli yargılama oturumunda bozma ilamına uyulmasına karar verildiğine göre, kabul kararı yönünden hükmü temyiz etmeyen davalılar aleyhine, davacı lehine usulü kazanılmış hak doğuracağı kuşkusuzdur. Aksine uygulama aleyhe bozma yasağı ile karşılaşır. Usuli kazanılmış hak, hukukumuzda bir kurum olarak düzenlenmemiş ise de usul hukukunun dayandığı ana ilkelerden biridir. 09.05.1960 tarihli ve 21/9 sayılı Yargıtay İçtihatı Birleştirme Kararlarıyla usuli kazanılmış hakkın varlığı uygulamada kabul edilmiştir. Usuli kazanılmış hak kamu düzeniyle ilgili olup mahkemece kendiliğinden göz önünde tutulur. Bölge Adliye Mahkemesince önceki hükmün davalılar ... ve ... tarafından temyiz edilmediği dikkate alınarak bozma sonrası verilecek karar ile bozma öncesindeki gibi karar verilmesi gerekirken usuli kazanılmış hakka aykırı olarak yazılı şekilde iş bu davalılar yönünden davanın reddine karar verilmesi, 2. Bölge Adliye Mahkemesince bozma ilamına uyulmuş ise de gereği yerine getirilmemiştir. Yargıtayın bozma kararlarına karşı direnme hakkı yasalarımıza göre mahkemeye verilmiş olup, Mahkemece bozmaya uyulduktan sonra gereklerinin yerine getirilmesi ve bozma ilamında yazılı hususları karşılayacak şekilde araştırma ve inceleme yapılması zorunludur. Bölge Adliye Mahkemesince uyulan Dairemizin 26.01.2023 tarihli ve 2021/1994 Esas, 2023/336 Karar sayılı ilamı bozma ilamında, davacı tarafa somut olarak davalıların eylemlerinin 5737 sayılı Kanun'un 10. maddenin birinci ve ikinci fıkranın alt bentlerindeki hangi sebebe dayandırdıkları açıklattırılarak, bu açıklama doğrultusunda iddia edilen eylemin somut uyuşmazlıkta sabit olup olmadığı, sözü edilen maddedeki müeyyidenin uygulanması gerekip gerekmediği hususunda gerekirse vakıf kayıtları üzerinde vakıf hukukunda uzman bir bilirkişi ve mali müşavirinde içinde bulunduğu bilirkişi kurulu oluşturularak rapor alınması, davalılar hakkında vakıftaki görevleri ile ilgili fiilleri dolayısı ile ceza yargılamasına konu dosyaları bulunup bulunmadığının araştırılarak oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gereğine değinilmesine rağmen Bölge Adliye Mahkemesince uyulan bozma ilamı doğrultusunda herhangi bir delil toplanmadan ve bilirkişi raporu alınmadan eksik inceleme ve hatalı değerlendirme sonunu yazılı şekilde karar verilmesi, Doğru görülmediğinden davacı vekilinin temyiz itirazları yerinde görülerek temyiz edilen Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesi gereğince bozulmasına karar vermek gerekmiştir. SONUÇ: Açıklanan sebeplerle;Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesi uyarınca BOZULMASINA, Peşin harcın istek halinde temyiz eden davacıya iadesine, Dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,16.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! aecabc9a617e87d2 6bd79e0ca0e89ea4

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi – Nisan 2025 kararlarının tamamı