8. Hukuk Dairesi 2024/1394 E. , 2025/3023 K. "İçtihat Metni" MahkemeSİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1990 E., 2024/17 K. KARAR : İstinaf başvurusunun esastan reddi İLK DERECE MahkemeSİ : İstanbul 13. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/681 E., 2022/187 K. Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen vakfın sona erdiğinin tespiti davası sonucunda verilen hükme karşı davalı Vakıf yöneticilerinden ... vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalı Vakıf yöneticilerinden ... vekilince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R Dava dilekçesinde; davalı Vakfın yöneticileri hakkında suç işlemek amacıyla örgüt kurma ve muhtelif suçlamalardan kamu davası açıldığı, denetim raporunda 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 116. maddesinde yer alan "... yasak amaç güttüğü veya yasak faaliyetlerde bulunduğu sonradan anlaşılan veya amacı sonradan yasaklanan vakfın amacının değiştirilmesine olanak bulunmazsa; vakıf; denetim makamının ya da Cumhuriyet savcısının başvurusu üzerine duruşma yapılarak dağıtılır." hükümleri kapsamında işlem yapılması gerektiğinin rapor edildiği, bu nedenle; faaliyet göstermediği ve amacını gerçekleştirecek geliri de bulunmadığı tespit olunan vakfın mal varlığının tespiti ile dağılmasına karar verilmesi istenmiş; davacı vekili aşmalarda verdiği açıklama dilekçeleri ile davalarının "vakfın dağıtılması" istemli olduğunu açıklamıştır. İlk Derece Mahkemesince; dava, vakfın amacını gerçekleştirmesinin olanaksız olduğu iddiasıyla dağıtılması istemi olarak nitelenip vakfın sona ermesi başlığı altında düzenlenen 4721 sayılı Kanun'un 116. maddesinde; "Amacın gerçekleşmesi olanaksız hale geldiği ve değiştirilmesine de olanak bulunmadığı takdirde vakıf kendiliğinden sona erer ve Mahkeme kararı ile sicilden silinir" hükmüne yer verildiği, 5737 sayılı Vakıflar Kanunu'nun 27. maddesinde "Sona eren yeni vakıfların borçlarının tasfiyesinden arta kalan mal ve haklar, vakıf senedinde yazılı hükümlere göre senetlerinde özel bir hüküm bulunmayanlarda ise Genel Müdürlüğün ve devredilecek vakfın görüşü alınarak Mahkeme kararı ile benzer amaçlı bir vakfa intikal eder" hükümlerinin düzenlendiği, Vakıflar Yönetmeliği'nin 19. maddesinde ise; "Amacın gerçekleşmesi imkansız hale gelen ve değiştirilmesinde de olanak bulunmadığı takdirde vakıf kendiliğinden sona erer. Vakfın yönetim organı veya genel müdürlük vakfın amacının gerçekleşmesinin imkansız hale geldiği kanısına varırsa dilekçe ile Mahkemeye başvurarak durumun Mahkeme siciline tescilini ister. Mahkeme gereğine göre genel müdürlüğün veya vakfın yönetim organının yazılı düşüncesini alarak vakfın dağılması ve tasfiye kurulu oluşumu istemini karara bağlar ve Mahkeme dağılma kararını sicile tescil eder. Sona eren vakfın kişiliği, ehliyeti tasfiye amacıyla sınırlı olmak üzere tasfiye sırasında da devam eder." hükümlerinin yer aldığı; bu anlatımlardan sonra somut olayda, davaya konu davalı vakfın organlarında görev alan yöneticileri hakkında İstanbul 30. Ağır Ceza Mahkemesinin 2019/313 Esas sayılı dosyasında suç işlemek amacıyla örgüt kurma ve muhtelif suçlamalardan kamu davasının görüldüğü, her ne kadar söz konusu ceza dosyası henüz kesinleşmemişse de dosyaya sunulan bilirkişi raporu ve dava dilekçesi ekinde sunulan 31.03.2020 tarihli Başmüfettiş İsmail Tepe'ye ait inceleme raporu hep birlikte değerlendirildiğinde, davalı vakfın amacının gerçekleşmesi olanaksız hale geldiği gerekçesi ile davanın kabulüne ve "Davalı ...'nın TMK'nın 116/2. maddesi uyarınca sona erdiğinin tespitine, durumun sicile tesciline," karar verilmiştir. Davalı Vakıf yöneticilerinden ... vekilinin istinaf başvurusu üzerine Bölge Adliye Mahkemesince; davanın; davalı Vakfın 4721 sayılı Kanun'un 116. maddesine göre dağıtılması istemine ilişkin olduğu, dava dilekçesinin 3. maddesinin son paragrafında davalı Vakfın "...Bu nedenle; adı geçen vakıf hakkında mal varlığının tespiti ve dağıtılma talepli işbu davayı açıyoruz..." beyanı ve dilekçe içeriği konu bütünlüğü olarak değerlendirildiğinde Vakfın yasak amaç gütmesi nedeniyle dağıtılması yönlü istemin bulunduğu anlaşıldığından davalının bu husustaki istinaf sebebinin yerinde olmadığı, 4721 sayılı Kanun'un "Vakfın sona ermesi" başlıklı 116. maddesinde; "Amacın gerçekleşmesi olanaksız hâle geldiği ve değiştirilmesine de olanak bulunmadığı takdirde, vakıf kendiliğinden sona erer ve Mahkeme kararıyla sicilden silinir. Yasak amaç güttüğü veya yasak faaliyetlerde bulunduğu sonradan anlaşılan veya amacı sonradan yasaklanan vakfın amacının değiştirilmesine olanak bulunmazsa; vakıf, denetim makamının ya da Cumhuriyet savcısının başvurusu üzerine duruşma yapılarak dağıtılır." hükmünü içerdiği, somut uyuşmazlıkta; İstanbul 36. Ağır Ceza Mahkemesinin 2019/313 Esas sayılı dosyası ile İstanbul 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2019/285 Esas sayılı dosyasının dava konusu vakfın dağıtılmasına ilişkin yasak faaliyetlerle ilişkili olmasına, İlk Derece Mahkemesince alınan bilirkişi raporunda Vakfın yasak faaliyetler sebebiyle amacının değiştirilmesinin olanaksız olduğunun tespit edilmesine ve hükme esas alınmasında bir usulsüzlük bulunmadığı gerekçesi ile davalı vekilinin istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir. Davalı Vakıf yöneticilerinden ... vekili Bölge Adliye Mahkemesi kararına karşı verdiği temyiz dilekçesinde; istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebepleri tekrar ederek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir. Dava, dava dilekçesi ve açıklama dilekçelerindeki anlatıma göre; 4721 sayılı Kanun'un 116. maddesinin ikinci fıkrası kapsamında yasak amaç güttüğü veya yasak faaliyetlerde bulunduğu sonradan anlaşılan veya amacı sonradan yasaklanan Vakfın dağıtılması istemine ilişkindir. Vakıflar, ya kendiliğinden (dağılma) ya da Mahkeme kararı (dağıtılma) ile sona ererler. Bu durum 4721 sayılı Kanun'un "Vakfın sona ermesi" başlıklı 116. maddesinde vakfın iki farklı şekilde sona ermesi hali düzenlenmiş olup maddenin birince fıkrasında; vakfın amacının gerçekleşmesi olanaksız hâle geldiği ve değiştirilmesine de olanak bulunmadığı takdirde, vakfın kendiliğinden sona ermesi (dağılma) hali düzenlenmiş iken; maddenin ikinci fıkrasında ise yasak amaç güttüğü veya yasak faaliyetlerde bulunduğu sonradan anlaşılan veya amacı sonradan yasaklanan vakfın dağıtılmasına Mahkemece duruşma yapılarak karar verileceği düzenlenmiştir. İşbu düzenlemede vakfın sona ermesi iki farklı şekilde düzenlenmiş olup kendiliğinden sona erme (dağılma) ve mahkeme kararıyla sona erme (dağıtılma) sebepleri ve sonuçlarının birbirinden farklı hükümlere tabi olduğu açıktır. Anayasa'nın 141. maddesi uyarınca, Mahkeme kararlarının gerekçeli olarak yazılması gerekir. Bu husus 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 297. maddesinde de hüküm altına alınmıştır. Sözü edilen anayasal ve kanuni düzenlemeler gereğince, hakimin, tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılarak değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri kararda göstermesi zorunludur. Maddi olgularla hüküm fıkrası arasındaki hukuki bağlantı da ancak bu şekilde kurulabilecek, ayrıca yasal unsurları taşıyan bu gerekçe sayesinde, kararların doğruluğunun denetlenebilmesi mümkün olacaktır. Kararın gerekçesi ile hüküm fıkrasının birbirine aykırı olmaması gerekir.Nitekim Yargıtay İçtihatları Birleştirme Genel Kurulunun 10.04.1992 tarihli ve 7/4 sayılı kararında da, kısa kararla gerekçeli kararın çelişkili bulunmasının bozma nedeni sayılacağı belirtilmiştir. Somut olayda; dava dilekçesi ve açıklama dilekçelerindeki anlatıma göre dava; 4721 sayılı Kanun'un 116. maddesinin ikinci fıkrası kapsamında yasak amaç güttüğü veya yasak faaliyetlerde bulunduğu sonradan anlaşılan veya amacı sonradan yasaklanan Vakfın dağıtılması istemine ilişkin olduğu; İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçe kısmında dava; 4721 sayılı Kanun'un 116. maddesinin birinci fıkrası kapsamında vakfın amacını gerçekleştirmesinin olanaksız olduğu iddiasıyla dağıtılması istemi olarak nitelenip, hüküm fıkrasında ise 116. maddenin ikinci fıkrası kapsamında Vakfın sona erdiğinin tespitine karar verilerek gerekçe ile hüküm fıkrası arasında çelişki meydana getirilmiştir Böyle bir durumun bozma nedeni oluşturacağına ve bozmadan sonra Mahkemenin önceki kısa kararla bağlı olmaksızın çelişkiyi giderme koşuluyla vicdani kanaatine göre karar verebileceğine yönelik Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulunca 10.04.1992 tarihli ve 7/4 sayıyla karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince hüküm ile gerekçe arasında çelişki oluşturacak şekilde karar verildiği anlaşıldığından 6100 sayılı Kanun'un 298/2. maddesine aykırı kararın bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA,Bozma nedenine göre şimdilik diğer temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına,İstek halinde peşin harcın temyiz edene iadesine,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 16.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 8ba052176ac31fd8 0c1a1625e4fab763
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/1394 E., 2025/3023 K. (16.04.2025)
- Mahkeme
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/1394
- Karar No
- 2025/3023
- Karar Tarihi
- 16.04.2025
Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.
SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.
Emsal karar araAynı daireden yakın tarihli kararlar
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/4703 E., 2025/3020 K. 16.04.2025
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/4702 E., 2025/3021 K. 16.04.2025
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/5173 E., 2025/3022 K. 16.04.2025
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/1343 E., 2025/3024 K. 16.04.2025
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2023/5583 E., 2025/3025 K. 16.04.2025
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/1410 E., 2025/3027 K. 16.04.2025