Yargıtay Kararları › Yargıtay 8. Hukuk Dairesi › Mayıs 2025 › 2024/1250 E., 2025/3777 K.

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/1250 E., 2025/3777 K. (14.05.2025) – Tapu

Mahkeme
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/1250
Karar No
2025/3777
Karar Tarihi
14.05.2025
Konu
Tapu

8. Hukuk Dairesi 2024/1250 E. , 2025/3777 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/135 E., 2023/2701 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 10. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2018/542 E., 2021/367 K. Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz talepli açılan davada yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiş, davacı vekilinin kararı istinaf etmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusu esastan reddedilmiştir. Verilen karar davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin ................ Devlet Ormanından 2/B parselinin 1986 yılından beri işgalcisi ................'dan 16.07.1988 tarihinde bedeli karşılığında zilyedliğini devraldığını, müvekkilinin taşınmazı 1988 yılından beri zilyedi ve hak sahibi olduğunu, 2008 yılında ................. ilçesinde davalı ... tarafından 115 nolu Orman Kadastro Komisyonu 2/B alanlarında aplikasyon ölçü, çizim ve hesaplamalardan kaynaklanan hataları düzeltme işlemi yapmak üzere görevlendirildiğini, 2289 no.lu orman sınır noktası ve devamındaki orman sınırı kuzey-batı yönünde kaydırıldığını, davalının yaptığı haksız ve hatalı uygulamaları olduğunu, uygulama ile yaklaşık 16 dönüm miktarındaki 2/B alanının vasıf değeşikliği yapılmak suretiyle müvekkilinin 5831 sayılı Kanun uygulamasıyla hak sahibi olması bedelini ödeyerek taşınmazı Hazineden satın alabilmesi engellenerek mağduriyetine sebep olduğunu ileri sürerek dava açmıştır. Yapılan yargılama sonucunda Mahkemece; tüm dosya kapsamı toplanan deliller ve aldırılan bilirkişi raporlarına göre dava konusu taşınmazın 3116 ve 1744 sayılı Kanun uygulamaları sonucu Şalgamlı Devlet Ormanı sınırları içinde olduğu, 2896 sayılı Kanun uygulaması ile 2/B kapsamında orman sınırları dışına çıkartıldığı, 2010 yılında 5831 sayılı Kanun ile değişik 3402 sayılı Kanuna eklenen ek-4 madde gereğince kadastro çalışmasına tabi tutulduğu ve 115 no.lu orman kadastro komisyonu kararı ile 4999 sayılı Kanun kapsamındaki düzeltme sınırı dışında orman sınırları içinde kaldığından tespit harici bırakılmış olduğu ve tapulama tutanağının düzenlenmemiş olduğu, taşınmazın Şalgamlı Devlet Ormanı sınırları içerisinde bulunduğu, orman olması nedeniyle özel mülkiyete konu olamayacağı ve bu nedenle davacının dava konusu taşınmazda hak sahipliği iddiasının yerinde olmadığı anlaşıldığından davacı tarafça açılan davanın reddine karar verilmiştir. Karar davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesince; dosyada bulunan orman tahdidine ilişkin bilgi ve belgeler ile mahkemece yapılan keşif sonucu aldırılan bilirkişi raporlarından; 115 no.lu orman kadastro komisyonunun 4999 sayılı Kanuna göre dayanarak düzenlediği hat ile 2896 sayılı Kanuna göre hatası giderilen hattın, batı yönde açı, mesafelerini değiştirmeden kaydırılarak fotoğraf üzerinde tersim edildiği, buna göre her iki hattın çakıştığının anlaşıldığı, bilirkişi heyetince yapılan çalışmalarda, 151 no.lu komisyonun 4999 sayılı Kanuna göre yaptığı düzeltme çalışmasının doğru olduğu ve dosyasında bulunan ölçü değerlerinin kabul edilmesi gerektiği; 24 no.lu orman kadastro komisyonunun davalı yerde uygulandığı, 2896 uygulamasına ait sınıra ait koordinat değerlerinin hatalı olduğu, XVI no.lu 2/B parsel'e ait kararın 2896 sayılı Kanuna göre verilmiş, aynı yerde 3302 2/B uygula cetvelinden de XVI nolu 2/B parselinin 2896 sayılı Kanunla yapıldığının anlaşıldığı, ancak 3302 sayılı Kanun uygulaması yapılırken davalı yere isabet eden 2/B hattın düzeltildiği ve ilan edilen orman kadastro paftasında gösterildiği, davalı yerdeki sınırın belirlenmesinde dayanılacak verilerin, 2896 sayılı uygulamaya ait tutanak ifadeleri ve ölçü değerleri olduğu, 2896 sayılı Kanuna göre yapılan çalışmada davalı yere ait hattın hatalı olduğu tespit edilerek, tutanak ifadelerine ölçü değerlerini değiştirmeden batı yönde hat kaydırdığında, 4999 uygulamasındaki düzeltme hattı ile çakıştığı tespit edildiği ve 3302 sınırı olarak gösterilen sınır ile ilgisi bulunmadığı, buna göre davalı taşınmazın bulunduğu yerin, Şalgamlı Devleti Ormanı içinde kaldığı tespit edildiği, 3302 sınırı olarak gösterilen sınırın, 2896 sınırı ile çakışmadığının anlaşıldığı, Paftaların birbirleriyle çakıştırılmasından da bu durumun ortaya çıktığı, 4999 sayılı Kanuna göre davalı yerde 115 no.lu orman kadastro komisyonu tarafından yapılan düzeltme çalışmasının uygun olduğu, İlk Derece mahkemesi kararının dayandığı gerekçeye göre vakıa ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir durum bulunmadığından 6292 sayılı Kanun'un 11. maddesine göre yapılan orman kadastro haritalarındaki teknik hataların düzeltilmesi işlemine yapılan başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından; verilen kararın usul ve Kanuna aykırı olduğu, taşınmazın hatalı işlemlerle orman sınırları içine alındığı, fen bilirkişi raporu ile çelişen orman bilirkişi raporunun mahkemece esas alındığı, orman mühendislerinin çelişik raporlarına göre davanın reddine karar verildiği, bu durumda yeniden keşif yapılarak rapor alınması gerektiği, aksi halde adil yargılanma haklarının ihlal edildiği hususlarında temyiz edilmiştir. Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 3116 sayılı Kanuna göre 1942 yılında yapılıp kesinleşen orman tahdidi bulunmaktadır. Daha sonra 1744 Kanun uygulaması ve aplikasyon çalışması, daha sonra 2896 sayılı Kanuna göre yapılıp 1985 yılında tarihleri arasında ilân edilerek kesinleşen evvelce sınırlaması yapılmamış yerlerde orman kadastrosu ve 2/B madde uygulaması ile 6831 sayılı Kanun'un 9. maddesine 4999 sayılı Kanun'un 4. maddesi ile eklenen son fıkra gereğince yapılıp 02.05.2008 – 02.06.2008 tarihleri arasında ilân edilerek kesinleşen vasıf ve mülkiyet değişikliği dışında aplikasyon, ölçü, çizim ve hesaplamalardan kaynaklanan yüzölçümü ve fenni hataların düzeltilmesi çalışması yapılmıştır. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. SONUÇ : Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesi uyarınca ONANMASINA, 269,85 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 345,55 TL'nin temyiz eden davacıdan alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 14.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi – Mayıs 2025 kararlarının tamamı