8. Hukuk Dairesi 2024/5923 E. , 2025/3775 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/436 E., 2024/237 K. İlk Derece Mahkemesince verilen karar davalı Hazine vekili ve davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı dava dilekçesinde özetle; ...köyü 5 parsel sayılı taşınmazın doğu kısmında gözüken yaklaşık 32.000.00 m²'lik tapuda kaydı bulunmayan kısmın 15.09.1972 tarihinde köy ihtiyar kurulunun huzurunda ve onayı ile 2.520,00 TL bedel ile Köy Tüzel Kişiliği'nden satın alan ...ın 24.02.2000 tarihinde aynı gayrimenkulü tarafına 2.250,00 TL bedelle sattığını ve zilyetliğini devrettiğini, 1972 yılından bu yana davaya konu yerin nizasız ve fasılasız malik sıfatıyla tasarruf edildiğini, taşınmaz içerisinde 300 adet zeytin, 50 adet elma ve armut, 40 adet incir ve 20 adet ceviz ağaçları bulunduğunu açıklayarak, 30 yılı aşkın zamandır nizasız ve fasılasız tasarruf ettiği tapu kaydı olmayan gayrimenkulun adına tapuya tescilini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde özetle: dava konusu taşınmazın tespit harici bırakıldığını, Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan bir taşınmaz olduğunu beyan etmiş, davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince davanın kabulü ile 21.01.2014 tarihli fen bilirkişi raporunda (B) harfi ile gösterilen 8.767,27 m² ve (A) harfi ile gösterilen 23.658,22 m² yüzölçümündeki taşınmazların davacı adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmesi ile Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 30.03.2017 tarihli ve 2015/13541 Esas, 2017/2648 Karar sayılı ilamı ile 6360 sayılı On Dört İlde Büyükşehir Belediyesi ve Yirmi Yedi İlçe Kurulması ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun kapsamında Çine Belediyesi ve Aydın Büyükşehir Belediyesinin davaya dahil edilmesi suretiyle taraf teşkilinin sağlanılması ve ondan sonra davanın esası hakkında karar verilmesi gerektiği hususunda bozulmuştur. İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yeniden yapılan yargılamada davanın kabulü ile 20.01.2014 tarihli fen bilirkişi raporunda (B) harfi ile gösterilen 8.767,27 m² ve (A) harfi ile gösterilen 23.658,22 m² yüzölçümündeki taşınmazların davacı adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş; verilen karar davalı vekillerince temyiz edilmekle Dairemizin 04.04.2022 tarihli ve 2021/8600 Esas, 2022/3210 Karar sayılı ilamı ile "eksik araştırma ve inceleme ile karar verildiği, taşınmazın yöreye ait en eski tarihli ve tüm memleket haritası ve hava fotoğraflarının (1959, 1964, 1971, 1972, 1993 tarihli), önceki bilirkişiler dışında halen Tarım ve Orman Bakanlığı ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman orman mühendisleri arasından seçilecek bir orman mühendisi, bir ziraat mühendisi, bir fen elemanı ve bir jeodezi ve fotogrametri mühendisi aracılığıyla yeniden keşif yapılması ,toprak yapısını, niteliğini ve zilyetlikle mülk edinilebilecek yerlerden olup olmadığını, komşu taşınmazlarla karşılaştırmalı şekilde açıklayan, bilimsel esaslara ve somut verilere dayalı, ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınması..." hususlarında bozulmuştur. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen tarih ve numaralı kararında özetle; bozma ilamına uyulduğu; davacı veya miras bırakanları adına dava konusu taşınmazın bulunduğu çalışma alanında başkaca kayıtsız ve belgesizden tescil işlemine rastlanmadığı, mahallinde yeniden bilirkişi heyeti ile keşif yapıldığı, dinlenen mahalli bilirkişilerin ortak beyanları ile dava konusu yerin 20 yıldan uzun süredir davacının zilyetliğinde olduğu, başkaca zilyetlik iddiasında bulunanın olmadığı, taşınmazın bir kısmının sonradan dava dışı üçüncü kişiye devredildiği, davacının taşınmazı amcasından devraldığı, öncesinde taşınmazda çalıların olduğunun beyan edildiği görüldüğü, davacı asilin keşifte alınan beyanından, taşınmazın bir bölümünü dava dışı üçüncü kişiye devrettiği, buna göre fen bilirkişisi marifetiyle davacının kullanım iddiasının bulunduğu alanın tespit edildiği, bilirkişi raporunun incelenmesinde; taşınmazın kesinleşmiş orman kadastrosunun sınırları dışında bulunduğu, taşınmazın orman tanımına uymadığı ve 1996 yılından sonra imar ihyasının tamamlandığının bildirildiği, 1992 yılı hava fotoğrafında taşınmazın büyük bölümünün ağaçlandırılmış olduğu, bilirkişi raporlarında her ne kadar toprağın orman toprağı özelliği taşıdığı belirtilmiş ise de; orman toprağının, iklim, bitki örtüsü ve yerli kaya etkisi ile oluştuğu, orman altında oluştuğu için organik madde (humus) bakımından zengin ve genellikle rengi koyu bir toprak olduğu, yerin mahsuldar meyve ağaçları ekilerek kullanıldığı, ormana uzak bir bölgede olmadığı ve rüzgar gibi yerel faktörlerin etkisi de dikkate alınarak, bilirkişinin diğer değerlendirmeleri itibariyle raporun hüküm kurmaya elverişli olduğu ve dava konusu yerin, iktisabı mümkün olmayan yerlerden olmadığı kanaati hasıl olduğu, tescili istenen alanın, 3402 sayılı Kadastro Kanunu madde 14 kapsamında edinilebilecek toplam yüz ölçümü sınırını aşar miktarda olmadığı da sabit hale geldiğinden, edinme koşullarının oluştuğu anlaşılmakla, davanın kabulüne, fen bilirkişisinin 12.02.2024 tarihli bilirkişi raporunun ekli krokisinde (T1) ile taralı alanda gösterilen 17.291,82 m² ve (T2) ile taralı alanda gösterilen 4.677,28 m² yüzölçümündeki alanların davacı adına tapuya kayıt ve tesciline, krokinin kararın ekinden sayılmasına karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri İlk Derece Mahkemesi kararı davalı hazine vekili tarafından verilen kararın usul ve kanuna aykırı olduğundan bozulması talebiyle temyiz edilmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyulmasına rağmen, bozma gerekleri yerine tam olarak getirilmemiştir. Tescil talep edilen dava konusu taşınmazın orman vasfında olup olmadığı, değilse davacının satın aldığını beyan ettiği 2000 yılından önce taşınmazın kullanılıp kullanılmadığı açıklığa kuvuşturlmamıştır. Şöyle ki; dosya kapsamında mevcut 08.06.2023 tarihli ziraat bilirkişi raporunda elma, erik, dut ve çam ağaçlarının yaşlarından bahsedilmişken, bozma ilamı öncesi alınan 03.02.2011 tarihli ziraat bilirkişi raporunda bahsedilen 300 adet gemlik zeytin ağacından bahsedilmediği, sadece 8-10 yaşlı zeytin ağaçları şeklinde belirtildiği, zeytin ağaçlarının yaşı ve aşılı olup olmadıklarının, aşı yaşlarının araştırılmadığı görülmüştür. Ayrıca 25.05.2023 tarihli orman bilirkişi raporunda dava konusu taşınmazın krokide (A) harfi ile gösterilen kısmın %20-30 doğal arazi eğimine sahip ve toprak muhafaza karakteri taşıyan yerlerden olduğu, toprağın orman toprağı özelliği taşıdığı ifade edildiği, 12.09.2023 tarihli ek bilirkişi heyet raporunda ise dava konusu taşınmazın krokilerde (A) ve (B) harfleri ile gösterilen alanların orman niteliği taşımadığının ifade edildiği görülmüştür. Orman bilirkişi raporunda imar ihyanın 1996 yılından sonra gerçekleşmiş olduğu, ek bilirkişi heyet raporunda ise dava tarihinden en az 20 yıl önce imar ihyanın tamamlandığının ifade edildiği görülmüştür. Raporlar arasındaki çelişki giderilmeden karar verilmesi doğru olmamıştır. 22.05.2023 tarihli fen bilirkişi rapor krokisinde dava konusu taşınmazın sınırında dere olduğu görüldüğü halde, Jeoloji bilirkişisinden taşınmazın önceki ve şimdiki niteliğinin ne olduğu, dere yatağı niteliğinde olup olmadığı, dere yatağından kazanılıp kazanılmadığı, halen dere yatağında kalıp kalmadığı, dere yatağında kalmıyorsa derenin etkisi altında kalan yerlerden olup olmadığı hususlarında rapor alınmadığı görülmüştür. Bilirkişi raporlarında dava konusu taşınmazın eğiminin nasıl hesaplandığı, klizimetre aletiyle ölçülüp ölçülmediği belirtilmemiştir. Ayrıca; keşif zaptında dava konusu taşınmaza ilişkin mahkeme hakiminin gözlemine yer verilmemiştir. Hâl böyle olunca doğru sonuca ulaşılabilmesi için, yöreye ait en eski tarihli ve tüm memleket haritası ve hava fotoğraflarının (dosyada olmayan 1952'den ve 2000 yılına yakın tarihli) önceki bilirkişiler dışında halen Tarım ve Orman Bakanlığı ile bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman orman mühendisleri arasından seçilecek üç orman mühendisi, bir ziraat mühendisi, bir jeodezi ve fotogrametri mühendisi ve jeoloji mühendisi aracılığıyla yeniden keşif yapılmalıdır. Keşifte getirtilen belgeler çekişmeli taşınmaz ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116, 4785 ve 5658 sayılı Kanunlar karşısındaki durumu saptanmalı; zilyedlikle veya hukuki değeri kalmamış olan tapu kayıtlarıyla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yokedilmiş olsa dahi salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; keşifte, hakim gözetiminde, taşınmazın dört yönden renkli fotoğrafları çektirilip, onaylanarak dosyaya eklenmeli; yukarıda değinilen diğer belgeler fen, jeodezi ve fotogrametri ile uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulattırılıp; orijinal-renkli (renkli fotokopi) hava fotoğrafları ve memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de hava fotoğrafları ve memleket haritası ölçeğine (Net-Cad veya benzeri programlar kullanılarak) denetime elverişli olacak şekilde çevrildikten sonra komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle çekişmeli taşınmaz, çevre parsellerle birlikte memleket haritası ve hava fotoğrafları üzerinde gösterilmeli; taşınmazın gerçek eğimi klizimetre aletiyle ölçülerek memleket haritalarındaki münhanilerden (yükseklik eğrilerinden) de faydalanılmak suretiyle belirlenmeli; stereoskopik hava fotoğraflarının stereoskop vasıtasıyla üç boyutlu incelemesi yapılarak, temyize konu taşınmazın niteliği ve kullanım durumu ile tasarruf sınırlarını belirgin olarak görünüp görünmediği belirlenmeli, taşınmazın üzerindeki bitki örtüsünün cinsi, yaşı, dağılımı, kapalılık oranı ile taşınmazın imar-ihyaya konu olup olmadığını, olmuş ise imar-ihyaya en erken ne zaman başlanıldığını ve imar-ihyanın hangi tarihte tamamlandığını, taşınmazın ekonomik amacına uygun olarak tarım arazisi niteliğiyle zilyetliğine ne zaman başlanıldığını tereddüte mahal bırakmayacak şekilde, yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli ve dosyadaki belgeler ile karşılaştırıldığında denetime elverişli rapor alınmalıdır, ilaveten ziraat bilirkişisinden taşınmazın evveliyatını, toprak yapısını, niteliğini ve zilyetlikle mülk edinilebilecek yerlerden olup olmadığını, komşu taşınmazlarla karşılaştırmalı şekilde açıklayan, bilimsel esaslara ve somut verilere dayalı, ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı; fen bilirkişisinden ise, keşfi takibe ve denetlemeye olanak verir rapor ve kroki alınmalı, toplanacak tüm kanıtlar birlikte değerlendirilip, ulaşılacak sonuca göre bir hüküm kurulmalıdır. İlk Derece Mahkemesince, belirtilen hususlar gözardı edilerek, eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak karar verilmesi isabetsiz olduğundan hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
V. KARAR: Yukarıda açıklanan sebeplerle; davalı ... ve davalı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun Geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, Peşin harcın istek halinde temyiz eden davalı ... Başkanlığına iadesine, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 14.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.