Yargıtay Kararları › Yargıtay 8. Hukuk Dairesi › Mayıs 2025 › 2024/1016 E., 2025/3553 K.

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/1016 E., 2025/3553 K. (08.05.2025) – Tapu

Mahkeme
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/1016
Karar No
2025/3553
Karar Tarihi
08.05.2025
Konu
Tapu, Miras

8. Hukuk Dairesi 2024/1016 E. , 2025/3553 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : ...........Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/695 E., 2023/1201 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : ..................3. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/6 E., 2023/76 K. Taraflar arasındaki tapusuz taşınmazın tescili davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının, davacı vekili ile davalı Hazine vekili, davalı ... vekili, davalı ... vekili ve ihbar olunan Orman İdaresi vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili ile davalı Hazine vekili, davalı ... vekili, davalı ... vekili ve ihbar olunan Orman İdaresi vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R Davacı ... vekili dava dilekçesinde; müvekkili olan davacının ...Mahallesinde bulunan takribi 23 dönümlük taşınmazın 20 yılı aşkın süredir malik sıfatıyla zilyedi olduğunu, davacıya ait hane numarası 61 olan konut, ahır, kümes vasıflı yapılar, kümes hayvanları ve ahır hayvanları ve meyvelik, tarım arazisi bulunduğunu, ilk tesis kadastro çalışmalarında taşınmazın tarım arazisi olarak tespit harici bırakıldığını, 17.12.2013 tarihinde kesinleşen orman kadastro çalışmasında tarım arazisi olarak belirlenen sarı renk ile ifade edilen sahada bırakıldığını ve taşınmazın tarım arazisi vasfında olduğunu, davacı tarafından taşınmaz üzerinde tarımsal faaliyet yürütüldüğünü, taşınmaz üzerinde davacıya ait meyve ağaçları bulunduğunu, 20 yılı aşkın zamandır davacı tarafından nizasız fasılasız zilyet ve tasarruf edildiğini ileri sürerek, taşınmazın davacı adına tapuya tescil edilmesini istemiştir. Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde özetle; davayı kabul etmediklerini, dava konusu taşınmazın Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki taşınmazlardan olduğunu, taşınmazın evveliyatının orman olduğunu, orman kadastrosunun kesinleştiği tarih ile dava tarihi arasında 20 yıllık sürenin dolmadığını, davacının ileri sürdüğü şekilde ve sürede zilyetliğinin olmadığını, zilyetliğin kesintiye uğradığını belirterek, davanın reddini istemiştir. Davalı ... Belediyesi vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı İdare aleyhine açılan davanın husumet yönünden reddinin gerektiğini, davacı tarafın iddiasını ispat etmekle yükümlü olduğunu belirterek, davanın reddini istemiştir. İhbar Olunan Orman İdaresi vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu alanın tescil harici alanda kalmakta olduğunu, orman tahdit sınırları dışında olduğunu, orman kadastrosunun kesinleşme tarihi ile dava tarihi arasında 20 yıllık sürenin dolmamış olduğunu, bu yönü ile zilyetlikle iktisap koşullarının oluşmadığını belirterek davanın reddini istemiştir. İlk Derece Mahkemesince verilen davanın kısmen kabulüne dair ilk kararın, davacı vekili ile davalı Hazine vekili, davalı ... vekili ve ihbar olunan Orman İdaresi vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 18.10.2019 tarih, 2019/893 Esas ve 2019/1787 Karar sayılı kararıyla; dava şartlarında görülen eksiklik nedeniyle istinaf başvurularının ayrı ayrı kabulüne ve İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince, Bölge Adliye Mahkemesinin ilk iade kararı sonrası yapılan yargılama sonunda verilen davanın kısmen kabulüne dair ikinci karar, davacı vekili ile davalı Hazine vekili, davalı ... vekili ve ihbar olunan Orman İdaresi vekili tarafından istinaf edilmekle, Bölge Adliye Mahkemesinin 16.12.2021 tarih, 2021/877 Esas ve 2021/1424 Karar sayılı kararıyla; istinaf başvurularının 6100 sayılı Kanun'un 353/1-a.6. maddesi gereğince ayrı ayrı kabulü ile, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın yeniden yargılama yapılmak üzere kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince, Bölge Adliye Mahkemesinin ikinci gönderme kararı sonra yapılan yargılama sonunda; "... kaldırma kararı öncesi alınan orman bilirkişisi raporunda taşınmazın (A1) ve (A2) ile işaretli kısımlarının öncesinin, hava fotoğrafında orman vasfındaki yerlerden olduğunu, taşınmazın bu kısımlarının hukuken orman olduğunu belirttiğinden bu alanların orman kadastrosunun kesinleştiği 17.12.2013 tarihine kadar orman olduğunun kabulünün yerleşik Yargıtay içtihatları doğrultusunda zorunlu olduğu, bu tarihe kadar davacının sürdürdüğü zilyetliğin herhangi bir hukuki sonuç doğurmayacağı, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (4721 sayılı Kanun) 713. maddesinde belirtilen 20 yıllık zamanaşımı koşulunun bu aşamada gerçekleşmemiş olduğu hususlarında Bölge Adliye Mahkemesinin 2. kararında herhangi bir değerlendirme yapılmadığından bu hususta yeniden araştırma yapılmadığı, dinlenen tanık anlatımlarından (B) harfi ile gösterilen taşınmazın zilyetliğinin, davacıya murisi olan babasından intikal ettiği, davacının müstakil olarak kendi kullanımının 1970'li yıllarda başladığı ve bugüne kadar devam ettiği, davacının babasının ise zilyetliğinin 1960 yıllarda da mevcut olduğu, davacının kök murisinin mirasçıları arasında miras taksimi yaptığı ve davaya konu edilen yerlerin davacıya düşen kısımlar olduğu, davacının ve babasının da kullanımının tarımsal işleyişe ilişkin olduğu ve kullanımlarının nizasız ve fasılasız olduğunu beyan ettikleri, kaldırma kararı sonrasında toplanan delillerden de taşınmazın davasız ve aralıksız 20 yıl boyunca malik olma sıfatıyla kullanıldığı, maddede aranan diğer şartlarında gerçekleşmiş olduğu ..." gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne ve 14.11.2022 havale tarihli harita mühendisi bilirkişi raporunda (B) harfi ile gösterilen 801,06 metrekarelik kısmın davacı adına tapuya kayıt ve tesciline, fazlaya ilişkin istemin reddine, Hazinenin tescil isteminin 4721 sayılı Kanun'un 713/6. maddesi uyarınca kabulü ile 14.11.2022 havale tarihli harita mühendisi bilirkişisinin raporunda (B) ile işaretli kısım haricinde kalan 21.521,38 metrekarelik kısmın orman olarak Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş; hükme karşı, davacı vekili ile davalı Hazine vekili, davalı ... vekili, davalı ... vekili ve ihbar olunan Orman İdaresi vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince; "... mahallinde yapılan keşif sırasında dinlenilen yerel bilirkişi ve tanıkların hükme esas alınan fen bilirkişi raporunda (B) harfi ile gösterilen 801,06 metrekarelik bölümdeki davacının zilyetliğini doğruladıkları, uzman orman bilirkişi tarafından eski tarihli hava fotoğrafları ve memleket haritasına dayalı olarak yapılan inceleme ve araştırmada bahse konu çekişmeli taşınmaz bölümünün orman sayılan yerlerden olmadığının belirlendiği, uzman jeodezi ve fotogrametri bilirkişi raporuna göre çekişmeli ve istinafa konu taşınmaz bölümlerinin 1965, 1972, 1990 ve 2012 ve 2019 tarihli hava fotoğraflarında tarım arazisi olarak kullanıldıkları, 1972 yılından evvel imar-ihyasının tamamlandığı, zilyetlik faaliyetlerinin devam ettiği ve etrafındaki tarım arazileri ile benzer özellik gösterdiği, incelenen 1965 tarihli hava fotoğrafı ile dava tarihi arasında 20 yıldan fazla bir sürenin geçtiği, ziraat bilirkişi raporuna göre (B) harfi ile gösterilen çekişmeli taşınmaz bölümünün tarım arazisi olduğu, 20 yıldan daha uzun bir süre ekilip biçildiği, yapılan senetsiz araştırması sonucunda da norm kısıtlamasının aşılmadığı, çekişmeli (B) harfi ile gösterilen taşınmaz üzerinde adına tescil kararı verilen davacı yararına 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14. ve 4721 sayılı Kanun'un 713. maddesinde öngörülen kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile taşınmaz edinme koşullarının gerçekleştiği, bu bölüm yönünden davacının tescil talebinin kabulünde bir isabetsizlik bulunmadığı, hükme esas alınan fen bilirkişi raporunda (B) harfi ile gösterilen bölüm dışında kalan 21.521,38 metrekarelik bölümünün uzman orman bilirkişi tarafından eski tarihli hava fotoğrafları ve memleket haritasına dayalı olarak yapılan inceleme ve araştırmada çekişmeli taşınmaz bölümünün orman sayılan yerlerden olduğu, orman sayılan yerlerin zilyetlikle kazanılmasının hukuken mümkün bulunmadığı, davacının tescil talebinin reddi ile bu bölümün orman olarak tesciline karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı, davanın kısmen reddedildiğine göre de reddedilen taşınmazın değeri üzerinden davanın niteliğine göre nispi olarak davacı aleyhine vekalet ücretine hükmedilmesinin yerinde olduğu ..." gerekçesiyle istinaf başvurularının 6100 sayılı Kanun'un 353/1-b.1. maddesi uyarınca ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiş ve iş bu karar, davacı vekili ile davalı Hazine vekili, davalı ... vekili, davalı ... vekili ve ihbar olunan Orman İdaresi vekili tarafından temyiz yoluna başvurulmuştur. Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; mahkemece reddedilen kısımların orman sayılmayan yerlerden olduğunun sabit olmasına rağmen bu kısımlarla ilgili tescil taleplerinin reddine karar verilip orman olarak Hazine adına tescil edilmesinin usul ve kanuna aykırı olduğunu, dosyadaki bilgi ve belgelerden anlaşılacağı üzere dava konusu taşınmazın 4721 sayılı Kanun'un madde 713 de belirtilen zamanaşımı yoluyla edinilmesine yönelik tüm koşulların gerçekleştiğini, vekalet ücreti yönünden de hükmün hatalı ve belirsiz olduğunu belirterek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılması suretiyle İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazın evveliyatının orman olduğunu ve ormandan açılarak tarım yapıldığını, taşınmaz orman vasfında olduğundan zilyetlikle iktisap edilmesinin mümkün olmadığını, orman kadastrosunun kesinleşme tarihi ile dava tarihi arasında 20 yıllık sürenin dolmadığını, zilyetlik şartları oluşmadığından dolayı davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, dava konusu taşınmazın olağanüstü zamanaşımı ile iktisaba elverişli taşınmazlardan olmadığını, dava zilyetlik veya imar-ihya yolu ile iktisap koşullarının gerçekleşmediğini belirterek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılması suretiyle İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. Davalı ... temyiz dilekçesinde özetle; kararın usul ve kanuna aykırı olup bozulması gerektiğini, bilirkişi raporunun hatalı ve eksik olduğunu, dava konusu taşınmazın orman arazisi olduğunu, kadastro komisyonu tarafından hatalı olarak taşınmazın tahdit sınırları dışında bırakıldığını, tanık ifadelerinin soyut ve gerçeklikten uzak olduğunu belirterek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılması suretiyle İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazın orman ve orman sayılan yerlerden olduğunu, taşınmazın Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olduğunu ve imar ihya yoluyla iktisaba elverişli olmadığını, orman kadastrosunun 2019 yılında yapıldığını, orman kadastrosu kesinleşme tarihi ile dava tarihi arasında 20 yıllık sürenin dolmadığ belirterek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılması suretiyle İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. İhbar olunan ... temyiz dilekçesinde özetle; davada orman kadastrosunun kesinleşme tarihi ile dava tarihi arasında 20 yıllık sürenin dolmadığını, bu yönü ile zilyetlikle iktisap koşullarının oluşmadığını, dosyada yapılan keşifte ve düzenlenen bilirkişi raporlarında Yargıtay içtihatlarında bahsi geçen hususları içeren türden inceleme yapılmadığını, karar başlığında ihbar olunan olarak taraf gösterilmiş olduklarından lehlerine vekalet ücreti hükmedilip edilmediğinin anlaşılamadığını, Orman İdaresi işbu davada yasal hasım olduğundan karar başlığının davalı olarak düzeltilmesi ve vekalet ücreti yönünden hükümde oluşan tereddüttün ortadan kaldırılması gerektiğini, davacı adına tescil kararı verilen kısmın tapuya hangi nitelikte tescil edileceğinin belirtilemediğini ileri sürerek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılması suretiyle İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. 1. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, davacı vekili ile davalı Hazine vekili, davalı ... vekili, davalı ... vekili ve ihbar olunan Orman İdaresi vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. Ancak; İlk Derece Mahkemesince, 14.11.2022 havale tarihli harita mühendisi bilirkişi raporunda (B) harfi ile gösterilen ve davacı ... adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilen kısmın niteliği / vasfı belirtilmek suretiyle tescil hükmü kurulması gerekirken, bu husus gözden kaçırılarak nitelik / vasıf belirtilmeksizin hüküm tesis edilmiş olası usul ve kanuna aykırı olup bozmayı gerektirmekte ise de bu eksikliğin giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, bozma nedeni yapılmamış ve hükmün düzeltilerek onanmasına karar verilmiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekili ile davalı Hazine vekili, davalı ... vekili, davalı ... vekili ve İhbar olunan Orman İdaresi vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, Davacı vekili ile davalı Hazine vekili, davalı ... vekili, davalı ... vekili ve İhbar olunan Orman İdaresi vekilinin sair temyiz itirazlarının yukarıda (2) no.lu bentte açıklanan nedenlerle ve kamu düzeni gereğince kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA ve İlk Derece Mahkemesi kararının, hüküm fıkrasının 1. bendinde yer alan "davacı ... adına" ibaresinden sonra gelmek üzere, "tarla vasfıyla" ifadesinin yazılmasına ve hükmün bu şekli ile DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Peşin alınan harcın talep halinde temyiz eden davacıya ve ... ile Samsun Büyükşehir Belediye Başkanlığına iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 08.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi – Mayıs 2025 kararlarının tamamı