8. Hukuk Dairesi 2023/6313 E. , 2025/5392 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/764 E., 2023/702 K. İLK DERECE MAHKEMESİ: ... Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2022/123 E., 2023/100 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ... ili ... ilçesi ... köyü sınırları içinde bulunan taşınmaz mallara ilişkin 3402 sayılı Kanun'un Ek 5. ve Geçici 8. maddesi gereğince tahdit ve tespit yapıldığını, 09.08.2022 tarihinde askıya çıkarıldığını, dava konusu 1 88... parsel sayılı taşınmazın davalı adına tespit gördüğünü, zikredilen kanun maddelerinde ve uygulama genelgesinde sadece "kadastro yapılır" hükmü bulunup, "orman kadastrosu kesinleşme tarihine bakılmaksızın şahıslar adına zilyetlik koşulları uygulanır" şeklinde hüküm bulunmadığını, 6831 sayılı Kanun'un 1. maddesi gereği taşınmazın orman olduğunun sabit olduğunu, tahdidin kesinleşme tarihine kadar orman niteliğini koruduğundan bu tarihe kadar olan zilyetliğe değer verilmemesi gerektiğini, kadastro tutanağının iptali ile taşınmazın Hazine adına tesciline, yargılama giderinin davalı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP Davalı davaya cevap vermemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile özetle; harita ... ve ... mühendisi tarafından düzenlene bilirkişi raporu incelendiğinde taşımazın en eski tarihli hava fotoğraflarında açık alanda kaldığı, üzerinde orman emvali bulunmadığı, orman ve orman sayılan yerlerden olmadığı, 1972 yılında beri toprağın işlenerek aktif tarım yapıldığı, ziraat mühendisi tarafından düzenlenen bilirkişi raporu incelendiğinde, taşınmazın aktif meyve bahçesi olarak kullanıldığı, üzerinde davalı tarafından dikilen çeşitli tür ve yaşlarda meyve ağaçlarının bulunduğu, mahalli bilirkişiler ve tespit bilirkişisi beyanlarından taşınmazın evveliyatında ...'a ait olduğu, sağlığında onun tarafından ekilip biçilmek sureti ile kullanıldığı, ...'in vefatı ile mirasçılar arasında yapılan taksim ve intikaller sonucu taşımazın neticeten ...'in payına isabet ettiği, ...'in yaklaşık 5-6 sene öncesinde İstanbul'a taşındığı, köyde ikamet ettiği süre içerisinde kendisi tarafından kullanıldığı, sonrasında ise amcası ...'ın, ... adına taşınmazı ekip biçtiği, zilyetliğin bu şekilde hiç terk edilmediği kabulü ile teknik bilirkişi raporlarının, mahalli bilirkişi beyanlarıyla ve dosya kapsamıyla uyumlu olup hüküm kurmaya elverişli olduğu, davalı adına 3402 sayılı Kadastro Kanunu 14. ve 17. maddesindeki şartların varlığı gözönüne alındığında davanın ispatlanamadığı gerekçesi ile davanın reddi ile taşınmazın tespit gibi tesciline karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile özetle; "Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 24.10.2001 gün ve 8/964-751, 13.02.2002 gün ve 8/183-187, 21.01.2004 gün ve 8/15-7, 12.05.2004 gün ve 8/242-2 92... .03.2008 gün ve 20/214-241 sayılı kararları ile kadastro (tapulama) komisyonlarınca orman sayılarak tespit harici bırakılan yerler, Orman Kadastrosunun kesinleştiği güne kadar orman sayılacağından, kesinleşme tarihine kadar sürdürülen zilyetliğe değer verilemeyecektir. Ancak, bu tarihten sonra sürdürülen zilyetlik davalı yararına hak doğurabilecektir. Genel uygulama bu yönde olmakla birlikte, kadastro veya tapulama çalışmaları sırasında, paftasında orman belirtmesi yapılarak tespit dışı bırakılan yerlerin, resmî belge ve bilgilerden yararlanmak suretiyle yapılacak araştırma sonucu öncesi itibarıyla orman sayılmayan yerlerden olduğunun belirlenmesi ve mevcut fiilî durum itibarıyla de orman olmadığı ve çevre ziraat arazileri ile de bütünlük arzeden yerlerden olduğunun belirlenmesi halinde, yukarıda belirtilen kuralın uygulanması mümkün değildir. Bu nedenle, bu türden yerlerin 3402 sayılı Kanun'un 17. maddesi kapsamında imar ve ihya edilmesi ve olağanüstü kazandırıcı zamanaşımı süresinin tamamlanması ile de kazanılması mümkündür. Davacı dava dilekçesinde kanunda öngörülen zilyetlik süresinin davalı yararına oluşmadığı iddiasına dayanmıştır. Mahkemece yapılan orman araştırması neticesi taşınmazın öncesi itibarıyla orman sayılan yerlerden olmadığı belirlemiş olduğundan (3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun Ek 5. maddesine göre yapılan Orman Kadastrosunda) orman sınırları dışında bırakıldığı tarihten (2016) önceki zilyetlik süresinin de dikkate alınması gerekmektedir. İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye, uzman orman ve fen bilirkişi tarafından eski tarihli hava fotoğrafları ve memleket haritasına dayalı olarak yapılan inceleme ve araştırmada çekişmeli taşınmazın istinafa konu bölümünün orman sayılmayan yerlerden olduğunun belirlenmesine, alınan bilirkişi raporları, dinlenilen yerel bilirkişi ve tanık beyanları ile fen ve orman bilirkişi tarafından sunulan bilirkişi raporlarında tespit tarihinden geriye doğru olacak şekilde yapılan hava fotoğrafları incelemesi sonucunda çekişmeli taşınmazın ekonomik amaca uygun şekilde kullanıldığının ve böylelikle adına tescil kararı verilen davalı yararına 3402 sayılı Kanun'un 14. maddesinde öngörülen kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile taşınmaz edinme koşullarının gerçekleştiğinin belirlenmesine göre" davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından; dava konusu taşınmazda davalının zilyetlik süresinin hesabında Orman Kadastrosunun kesinleştiği tarihten bugüne kadar geçen sürenin dikkate alınması gerektiği, bu durumda davalı lehine 20 yıllık zilyetlik sürenin dolmadığı, verilen kararın usul ve kanuna aykırı olduğu, bozulması gerektiği hususlarında temyiz edilmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık; kadastro tespitine itiraz istemine ilişkindir. Kadastro Kanunu'nun Geçici 8. maddesi uyarınca yapılan kadastro çalışmalarında ... Köyü 1 88... parsel sayılı taşınmaz davalı adına tespit edilmiştir. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Harçtan muaf olduğundan davacı Hazineden harç alınmasına yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 09.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 11bbd0ac37d2f90a 3c41861af32eb27a