8. Hukuk Dairesi 2023/5316 E. , 2025/5391 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/790 E., 2023/686 K. İLK DERECE MAHKEMESİ: ... Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2022/132 E., 2023/109 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ... ili ... ilçesi ... köyü sınırları içinde bulunan taşınmaz mallara ilişkin 3402 sayılı Kanun'un Ek 5. ve Geçici 8. maddesi gereğince tahdit ve tespit yapıldığını, 09.08.2022 tarihinde askıya çıkarıldığını, dava konusu 1 89... parsel sayılı taşınmazın davalı adına tespit gördüğünü, zikredilen kanun maddelerinde ve uygulama genelgesinde sadece "kadastro yapılır" hükmü bulunup, "orman kadastrosu kesinleşme tarihine bakılmaksızın şahıslar adına zilyetlik koşulları uygulanır" şeklinde hüküm bulunmadığını, 6831 sayılı Kanun'un 1. maddesi gereği taşınmazın orman olduğunun sabit olduğunu, tahdidin kesinleşme tarihine kadar orman niteliğini koruduğundan bu tarihe kadar olan zilyetliğe değer verilmemesi gerektiğini, kadastro tutanağının iptali ile taşınmazın Hazine adına tesciline, yargılama giderinin davalı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP Davalı davaya cevap vermemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Dava konusu taşınmazın, 2016 yılında yapılan kadastro çalışmaları sonucunda kesinleşen ormanlar ile idari sınır arasında kültür parseli olarak kaldığı, 3402 sayılı Kadastro Kanunu 14. ve 17. maddesindeki şartların varlığı halinde zilyet adına tespite konu olabileceği, kadastro komisyonun tarafından yapılan işlemde yöntem olarak usul ve kanuna aykırılık bulunmadığı, harita mühendisi ve orman mühendisi tarafından düzenlenen bilirkişi raporuna göre taşınmazın en eski tarihli hava fotoğrafına göre açık alanda kaldığı, üzerinde orman emvali ağaçların bulunmadığı, orman ve orman sayılan yerlerden olmadığı, ... mühendisi tarafından düzenlenen bilirkişi raporuna göre taşınmazın keşif tarihi itibari ile sürülü olduğu, üzerinde çeşitli yaş ve türlerde meyve ağaçlarının bulunduğu, aktif tarım arazisi olarak kullanıldığı, halihazırda meyve bahçesi olduğu, mahalli bilirkişiler ve tespit bilirkişisi beyanlarına göre taşınmazın öncesinin muris ...'e ait olduğu, ... tarafından 1974 yılında vefat edene kadar bu taşımazın kullanıldığı, taşınmazın mirasçılar arasında yapılan taksim sonucu davalı ...'in payına düştüğü, ...'in de yaklaşık 20 senedir bu taşınmazı meyve bahçesi olarak kullandığı, bilirkişi raporlarının, mahalli bilirkişi beyanları ve dosya kapsamı ile uyumlu olup hüküm kurmaya elverişli olduğu anlaşılmakla, davalı adına 3402 sayılı Kadastro Kanunu 14. ve 17. maddesindeki şartların oluştuğunun kabulü ile ispatlanamayan davanın reddine ve taşınmazın tespit gibi tesciline karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile özetle; "Hukuk Genel Kurulunun 24.10.2001 gün ve 8/964-751, 13.02.2002 gün ve 8/183-187, 21.01.2004 gün ve 8/15-7, 12.05.2004 gün ve 8/242-2 92... .03.2008 gün ve 20/214-241 sayılı kararları ile kadastro (tapulama) komisyonlarınca orman sayılarak tespit harici bırakılan yerler, orman kadastrosunun kesinleştiği güne kadar orman sayılacağından, kesinleşme tarihine kadar sürdürülen zilyetliğe değer verilemeyecektir. Ancak, bu tarihten sonra sürdürülen zilyetlik davalı yararına hak doğurabilecektir. Genel uygulama bu yönde olmakla birlikte, kadastro veya tapulama çalışmaları sırasında, paftasında orman belirtmesi yapılarak tespit dışı bırakılan yerlerin, resmî belge ve bilgilerden yararlanmak suretiyle yapılacak araştırma sonucu öncesi itibariyle orman sayılmayan yerlerden olduğunun belirlenmesi ve mevcut fiilî durum itibariyle de orman olmadığı ve çevre ziraat arazileri ile de bütünlük arzeden yerlerden olduğunun belirlenmesi halinde, yukarıda belirtilen kuralın uygulanması mümkün değildir. Bu nedenle, bu türden yerlerin 3402 sayılı Kanun'un 17. maddesi kapsamında imar ve ihya edilmesi ve olağanüstü kazandırıcı zamanaşımı süresinin tamamlanması ile de kazanılması mümkündür. Davacı dava dilekçesinde kanunda öngörülen zilyetlik süresinin davalı yararına oluşmadığı iddiasına dayanmıştır. Mahkemece yapılan orman araştırması neticesi taşınmazın öncesi itibariyle orman sayılan yerlerden olmadığı belirlemiş olduğundan (3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun Ek 5. maddesine göre yapılan orman kadastrosunda) orman sınırları dışında bırakıldığı tarihten (2016) önceki zilyetlik süresinin de dikkate alınması gerekmektedir. İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye, uzman orman ve fen bilirkişi tarafından eski tarihli hava fotoğrafları ve memleket haritasına dayalı olarak yapılan inceleme ve araştırmada çekişmeli taşınmazın istinafa konu bölümünün orman sayılmayan yerlerden olduğunun belirlenmesine, alınan bilirkişi raporları, dinlenilen yerel bilirkişi ve tanık beyanları ile fen ve orman bilirkişi tarafından sunulan bilirkişi raporlarında tespit tarihinden geriye doğru olacak şekilde yapılan hava fotoğrafları incelemesi sonucunda çekişmeli taşınmazın ekonomik amaca uygun şekilde kullanıldığının ve böylelikle adına tescil kararı verilen davalı yararına 3402 sayılı Kanun'un 14. maddesinde öngörülen kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile taşınmaz edinme koşullarının gerçekleştiğinin belirlenmesine göre" davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından; dava konusu taşınmazda davalının zilyetlik süresinin hesabında orman kadastrosunun kesinleştiği tarihten bugüne kadar geçen sürenin dikkate alınması gerektiği, bu durumda davalı lehine 20 yıllık zilyetlik sürenin dolmadığı, verilen kararın usul ve kanuna aykırı olduğu, bozulması gerektiği hususlarında temyiz edilmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık; kadastro tespitine itiraz istemine ilişkindir. Kadastro Kanunu'nun geçici 8. maddesi uyarınca yapılan kadastro çalışmalarında ... köyü 1 89... parsel sayılı taşınmaz davalı adına tespit edilmiştir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Harçtan muaf olduğundan davacı Hazineden harç alınmasına yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 09.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 59b33d30ecf4a463 6bab335ad02b5399