8. Hukuk Dairesi 2023/6256 E. , 2025/2665 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/396 E., 2023/2531 K. KARAR : İstinaf başvurusunun esastan reddi İLK DERECE MAHKEMESİ : Beykoz 3. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2019/303 E., 2021/180 K. Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından duruşma istemli olarak temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, duruşma istemi değerden reddedilmiş olmakla temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R Çekişmeli taşınmazların bulunduğu yerde dava tarihinden önce ilk olarak 1939 yılında 3116 sayılı Orman Kanunu (3116 sayılı Kanun) hükümleri gereğince yapılan orman kadastrosu, 19.04.1990 tarihinde ilân edilerek kesinleşen 3302 sayılı 31.8.1956 tarihli ve 6831 Sayılı Orman Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun (3302 sayılı Kanun) ile değişik 2/B madde uygulaması ve 27.07.2010 tarihinde ilan edilen 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) Ek- 4. maddesine göre yapılan kullanım kadastrosu çalışmaları bulunmaktadır. Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; İstanbul ili Beykoz ilçesi ... 168 ada, 8 parselde bulunan 868,73 m² arazi ve ev niteliğindeki taşınmazın da içinde bulunduğu ve toplamı 1.500 metrekare olan tapusuz olan taşınmazı, 01.01.2001 tarihinde düzenlenen tapusuz taşınmaz zilyetliğinin devri senedi ile ... isimli kişiden satın aldığı, satın alma tarihinden bu zamana kadar da bu yerin malik sıfatı ile zilyedi durumunda olduğunu, ...'nin de bu yeri ... ..., ... ..., ... isimli kişikerden zilyetlik kati satış senedi ile satın aldığını, davacının emlak vergilerini ödediğini, 2/B başvuru bedelini yatırdığını, 6292 sayılı Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi ve Hazine Adına Orman Sınırları Dışına Çıkarılan Yerlerin Değerlendirilmesi ile Hazineye ait Tarım Arazilerinin Satışı Hakkında Kanun (6292 sayılı Kanun) sayılı kapsamında satın almak için doğrudan satiş başvurusunda bulunduğu, satın aldığı kişilerin malik sıfatı ile zilyedinde olan bu taşınmaz eklemeli zilyedlikle 20 yıldan fazla zamandır zilyet olduğunu, bu taşınmazın 868,73 metrekaresi 6831 sayılı Orman Kanunu'nun (6831 sayılı Kanun) 2/B maddesi uyarınca orman sınırları dışına çıkarıldığını, 23.08.2010 tarihinde tesis kadastrosu ile Hazinesi adına tescil edildiği ve gerek 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 713. maddesi gerekse de 6831 sayılı Kanun'un 2/B maddesi gereğince davacı adina tescil edilmesi gereken bu taşınmaz haksız ve hukuka aykırı bir şekilde Hazine adına tescil edildiğini, müvekkilinin mağdur olmaması için İstanbul ili Beykoz ilçesi ... 168 ada 8 parselde bulunan 868,73 m² arazi ve ev niteliğindeki taşınmazın Hazine üzerine olan tapusunun iptalini talep etmiştir. Davalı Hazine vekili ve dahili davalı ... İdaresi vekili cevap dilekçelerinde özetle; dava konusu taşınmazın 5831 sayılı Tapu Kanunu İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un (5831 sayılı Kanun) 8. maddesi ile 3402 sayılı Kanun'a eklenen Ek-4. maddeye göre yapılan kadastro tespiti sonucunda Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan taşınmazlardan olup eylemli orman alanında kaldığından Milli Emlak Dairesi Başkanlığı Makamının 06.02.2012 tarihli ve 218 sayılı oluru ile orman olarak kullanılmak üzere Orman ve Su İşleri Bakanlığına tahsisi yapıldığını, doğal servet ve kaynak niteliğindeki ormanlarda tapu tesisi, zilyetlik gibi işlemler geçersiz olduğunu, orman olan bir yerin kazandırıcı zamanaşımı ve zilyetlik yoluyla edinilmesi mümkün olmadığı gibi böyle bir yerin özel mülkiyet şeklinde tapuya tescil edilmesi de mümkün olamayacağını, ormanlar üzerinde sürdürülen zilyetliğin süresi nereye kadar ulaşırsa ulaşsın hukuken değer taşımadığını, imar ve ihya yoluyla da kazanılması mümkün bulunmadığını, Hazine adına tapulu yerlerin zilyetlikle iktisabı söz konusu olamayacağını, ayrıca davanın hak düşürücü sürenin geçmiş olması nedeniyle de reddine karar verilmesi gerektiğini belirterek davanın reddini savunmuşlardır. Dava, kullanım kadastrosuna itiraza ilişkindir. İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "Dava konusu taşınmaz, 5831 sayılı Kanun'un 8. maddesi ile 3402 sayılı Kanun'a eklenen Ek-4. maddeye göre yapılan kadastro tespiti sonucunda Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan taşınmazlardan olup eylemli orman alanında kaldığından Milli Emlak Dairesi Başkanlığı Makamının 06.02.2012 tarihli ve 218 sayılı oluru ile orman olarak kullanılmak üzere Orman ve Su İşleri Bakanlığına tahsisi yapılmıştır. 4999 sayılı Kanun'un 6. maddesi ile değişik 6831 sayılı Kanun'un 11/5. maddesinde, “6831 sayılı Kanun'un 1744 sayılı Kanun'la değişik 2. maddesi ile 2896 ve 3302 sayılı Kanunlarla değişik 2/B madde uygulamaları ile orman sınırları dışına çıkarılan, ancak, fiilen orman olduğu Orman Genel Müdürlüğünce tesbit edilen yerler, talep üzerine Maliye Bakanlığınca, Orman Genel Müdürlüğüne tahsis edilir. Tahsisi yapılan bu yerler Hazine adına tapuya orman vasfıyla tescil edilir.” hükmü mevcuttur. Yine, 6292 sayılı Kanun'un 6/12. maddesinde “… hak sahiplerine doğrudan satılması gereken taşınmazlardan ağaçlandırılmak üzere Orman İdaresine tahsis edilen, …. hak sahiplerine satılmaz…” hükmü mevcuttur yani hak sahipliği mevcut olsa dahi, Orman İdaresine tahsis edilen 2/B madde kapsamındaki taşınmazlar 6292 sayılı Kanun gereğince satışı da mümkün değildir. Bu tür taşınmazlar eylemli orman olması nedeniyle veya eylemli orman olmamakla birlikte ağaçlandırılmak üzere Orman İdaresine tahsis edilen yerler özel mülkiyete konu olamayacağı gibi, bu tür taşınmazların tapu kaydının beyanlar hanesine kullanıcı şerhi verilmesine yada gerçek kişiler tarafından taşınmaz hakkında kendi lehlerine olacak şekilde bir hak doğuracak dava açmak olanağı yoktur." gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; hükmün, davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, "Dava konusu taşınmaz, tapuda devlet ormanı olarak tescilli iken 3302 sayılı Kanun ile değişik 2/B maddesi uygulaması ile orman sınırları dışarısına çıkartıldığı, Ek Madde 10'a göre bu nitelikteki taşınmazların kazandırıcı zamanaşımı yolu ile iktisap edilmesinin mümkün olmadığı gibi dava tarihinden önce Defterdarlık Anadolu Yakası Milli Emlak Dairesi Başkanlığının 06.02.2012 tarihli ve 218 sayılı oluru ile Orman İdaresine tahsis edilmiştir. Bu tür yani eylemli orman olması nedeniyle veya eylemli orman olmamakla birlikte ağaçlandırılmak üzere Orman İdaresine tahsis edilen yerler özel mülkiyete konu olamayacağı gibi, bu tür taşınmazların tapu kaydının beyanlar hanesine kullanıcı şerhi verilmesine, yada gerçek kişiler tarafından taşınmaz hakkında kendi lehlerine olacak şekilde bir hak doğuracak dava açmak olanağı yoktur. İdarî yargıda idarî tahsis kararı iptal edilmedikçe veya idarece tahsis kararı kaldırılmadıkça tahsis işlemi geçerliliğini sürdüreceğinden, bu tür bir yere kullanıcı şerhi verilmesi istemiyle açılan böyle bir davanın dinlenilme olanağı yoktur. Yukarıda açıklanan nedenlerle, dava konusu taşınmazın orman olarak kullanılmak üzere Orman İdaresine tahsis edildiği, ayrıca zilyetlikle kazanımının mümkün olmadığı anlaşılmakla, İlk Derece Mahkemesi kararının dayandığı gerekçeye göre vakıa ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir durum bulunmadığı" gerekçesiyle istinaf başvurusu esastan reddedilmiş, Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin 1. fıkrası uyarınca ONANMASINA, 269,85 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 345,55 TL nin temyiz edenden alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 07.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 200eab4ca9e89aea a2a537246f9bebb8
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2023/6256 E., 2025/2665 K. (07.04.2025) – Tapu
- Mahkeme
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/6256
- Karar No
- 2025/2665
- Karar Tarihi
- 07.04.2025
- Konu
- Tapu
Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.
SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.
Emsal karar araAynı daireden yakın tarihli kararlar
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2023/5435 E., 2025/2656 K. 07.04.2025
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/202 E., 2025/2657 K. 07.04.2025
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2023/6175 E., 2025/2663 K. 07.04.2025
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2023/6330 E., 2025/2667 K. 07.04.2025
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2023/1663 E., 2025/2670 K. 07.04.2025
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2022/4900 E., 2025/2685 K. 07.04.2025