Yargıtay Kararları › Yargıtay 8. Hukuk Dairesi › Haziran 2025 › 2023/5343 E., 2025/5046 K.

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2023/5343 E., 2025/5046 K. (30.06.2025) – Tapu

Mahkeme
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/5343
Karar No
2025/5046
Karar Tarihi
30.06.2025
Konu
Tapu

8. Hukuk Dairesi 2023/5343 E. , 2025/5046 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/892 E., 2023/920 K. BİRLEŞEN 2019/176 ESAS SAYILI DOSYA KARAR : İstinaf başvurusunun esastan reddine İLK DERECE MAHKEMESİ : ... Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2020/78 Esas, 2022/39 Karar Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Muğla Kadastro Mahkemesinin davanın reddine, asli müdahil Orman İdaresinin davasının kabulüne, 124 ada 63 parsel sayılı taşınmazın orman vasfı ile Hazine adına tesciline ilişkin kararına karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuş, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş olup, bu kez davacı vekilinin Bölge Adliye Mahkemesi kararını temyizi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü: K A R A R Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 2019 yılında 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) Geçici 8. maddesi gereğince yapılan arazi kadastrosu çalışmaları sırasında, dava konusu taşınmazın 3.431,11 metrekare yüzölçümlü "iki katlı betonarme bina ve tarla" vasıflı, 124 ada 63 parsel sayılı taşınmaz olarak ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2017/1110 Esas sayılı dosyasında tescil davasına konu olduğu gerekçesiyle malik hanesi açık bırakılmak suretiyle tespit edildiği ve dosyanın Kadastro Mahkemesine aktarılması nedeniyle tespitin kesinleşmediği anlaşılmıştır. Davacı vekili (... 1. Asliye Hukuk Mahkemesine sunduğu) dava dilekçesinde, Muğla ili ... ilçesi ... köyünde bulunan ve dava dilekçesi ekindeki krokide (A) harfi ile gösterilen doğusu ve batısı tescil harici, kuzeyi 321 numaralı parsel ve güneyi 327 numaralı parsel ile çevrili, 3754,12 metrekare yüzölçümlü taşınmazın tescil harici kalmış bir taşınmaz olduğunu, evvelden büyüklerinin zilyetliğinde iken kendisine intikal ettiğini, dava konusu taşınmazı 30 yıldan fazla süredir malik sıfatıyla nizasız, fasılasız kullandığını, taşınmaz içerisinde 40-50-60 yaşlarında zeytin ağaçları bulunduğunu belirterek, dava konusu taşınmazın adına tescilini istemiş, asli müdahil Orman İdaresi vekili, taşınmazın orman vasfı ile Hazine adına tescilini istemiş, davalı Hazine davanın reddini savunmuştur. ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 24.01.2017 tarihli ve 2014/113 Esas, 2017/83 Karar sayılı kararıyla; davanın kabulüne karar verilmiş, kararın davalılar Hazine ve ... Belediyesinin istinaf etmesi sonrasında İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 16.Hukuk Dairesinin 15.06.2017 tarihli ve 2017/152 Esas, 2017/177 Karar sayılı kararıyla İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmiş, yargılamaya devam edilen ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 11.04.2019 tarihli ve 2017/1110 Esas, 2019/886 Karar sayılı kararıyla davanın kabulüne karar verilmiş, kararın davalılar Hazine, Orman İdaresi ve ... Belediyesinin istinaf etmesi sonrasında İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesinin 29.11.2019 tarihli ve 2019/714 Esas, 2019/1223 Karar sayılı kararıyla İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmiş, Mahkemenin 2019/1147 Esasına kaydedilen dosya üzerinden yargılamaya devam edilmekte iken, yörede 2019 yılında kadastro çalışmalarının başlaması ve dava konusu taşınmaz hakkında 124 ada 63 parsel sayılı kadastro tutanağının düzenlenmesi üzerine, ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 29.09.2020 tarihli ve 2019/1147 Esas, 2020/310 Karar sayılı kararıyla ... Kadastro Mahkemesine görevsizlik kararı verilmiş, kararın kesinleşmesi üzerine dosyanın ... Kadastro Mahkemesinin 2020/78 Esasına kaydı yapılmış, diğer taraftan anılan taşınmazın genel mahkemede davalı olması nedeniyle kadastro tutanaklarının malik haneleri açık olarak düzenlenerek, 3402 sayılı Kanun'un 5. maddesi uyarınca Kadastro Mahkemesine aktarılması ile tutanak ... Kadastro Mahkemesinin 2019/176 Esasına kaydedilmiş, ... Kadastro Mahkemesinin birleştirme kararı ile her iki dava, ... Kadastro Mahkemesinin 2020/78 Esas sayılı dosyasında birleştirilmiş, yargılamaya bu dosya üzerinden devam edilmiştir. Dava, 3402 sayılı Kanun'un Geçici 8. maddesi uyarınca yapılan kadastro tespitine itiraz istemine ilişkindir. İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; dava konusu 124 ada 63 parsel sayılı taşınmazın ... 1 Asliye Hukuk Mahkemesi'nde yargılama konusu edilen (A) harfi ile gösterilen kısma isabet ettiği, 1963 yılında yapılan tesis kadastrosu sırasında çalılık niteliğinde tespit dışı bırakılan ve eğimi %26 olan taşınmazın orman ve toprak muhafaza niteliği taşıdığı, bu nedenle zilyetlikle iktisap edilemeyeceği anlaşıldığından davacının davasının reddine, asli müdahil yönünden davanın kabulüne, birleşen dosya yönünden dava konusu taşınmazın malik hanesi asıl dosya kapsamında doldurulduğundan karar verilmesine yer olmadığına, dava konusu taşınmazın orman vasfında olduğu anlaşıldığından taşınmazın beyanlar hanesine muhtesat şerhi yazılamayacağı bu nedenle bu hususta hüküm kurulmamasına karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle, asıl davanın, davacı ... yönünden reddine, asli müdahil Orman İdaresi yönünden davanın kabulüne, Muğla ili ... ilçesi ... Mahallesi 124 ada 63 parsel sayılı taşınmazın 3431,11 metrekare yüzölçümü ve orman vasfı ile Hazine adına tespiti ile tapuya kayıt ve tesciline, birleşen 2019/176 Esas sayılı dosya yönünden; davanın mahiyeti gereği kadastro tutanağı devredildiği anlaşıldığından karar verilmesine yer olmadığına, dava konusu Muğla ili ... ilçesi ... Mahallesi, 124 ada 63 parsel sayılı taşınmaz yönünden 2020/78 Esas sayılı asıl dosyada hüküm kurulduğundan yeniden hüküm kurulmasına yer olmadığına karar verilmiş, kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince; davacı tarafından tapusuz taşınmaz tescili davası olarak açılan davanın yargılaması sırasında dava konusu taşınmazın bulunduğu yörede 3402 sayılı Kanun'un Geçici 8. maddesi gereğince yapılan kadastro tespitinde taşınmazın davalı olması nedeniyle devredilmesi ve davaların birleştirilerek Kadastro Mahkemesinde görülmesi neticesinde mahkemece yapılan inceleme ve araştırma, keşif ve bilirkişi raporları kapsamında tapusuz taşınmaz tescili davasına konu ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesi dosyasındaki bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen taşınmaz ile kadastro çalışmalarında 124 ada 63 parsel olarak kadastro tutanağı düzenlenen taşınmazın aynı taşınmazlar olduğu, Dairenin 29.11.2019 tarihli ve 2019/714 Esas, 1223 Karar sayılı kaldırma, iade kararının gereklerinin yerine getirildiği, dava konusu taşınmazın 1967 ve 1971 tarihli hava fotoğraflarında makilik olduğu, güneyindeki orman alanı ile aynı bitki örtüsüne sahip olması ve eğiminin % 26 olması nedeniyle orman ve toprak muhafaza karakteri taşıdığı, toprağının kırmızı kahverengi akdeniz orman toprağı olduğu, taşınmazın bu nedenlerle orman vasfında olduğu, davacı lehine zilyetlikten taşınmaz edinme şartlarının gerçekleşmediği, hakimin reddi için gerekli şartların oluşmadığı anlaşıldığından, asli müdahil Orman İdaresinin davasının kabulüne, davacının davasının reddine, taşınmazın orman vasfı ile Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesi isabetli olduğundan davacı vekilinin istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. İlk Derece Mahkemesince, yazılı gerekçeyle davanın reddine, Orman İdaresinin tescil talebinin kabulüne karar verilmiş ise de, yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmak için yeterli bulunmamaktadır. Şöyle ki; 6831 sayılı Orman Kanunu'nun (6831 sayılı Kanun) orman sayılan yerleri düzenleyen 1. maddesinin j bendinin karşıt anlamından (mefhum-u muhalifinden), orman ve toprak muhafaza karakteri taşıyan funda veya makilerle örtülü yerlerin orman sayılacağı sonucuna ulaşılmaktadır. Orman Kadastrosu ve 2/B Uygulama Yönetmeliğinin 14/o maddesinde, orman ve toprak muhafaza karakteri; üzerindeki bitki formasyonu ile taşkınları, şiddetli yağış sonrası oluşan zararlı akışları, toprak erozyonunu, toprağın strüktür ve tekstürünün bozulmasını önleyici, su verimini artırıcı etkisi bulunan ve eğimi %12 den fazla olan yerler olarak tanımlanmıştır. 6831 sayılı Kanun'un 23. maddesinde de, ziraat vekaletince, arazi kayması ve yağmurlarla yıkanması tehlikesine maruz olan yerlerdeki ormanlarla, meskün mahallerin havasını, şose ve demiryollarını, toz ve kum fırtınalarına karşı muhafaza eden ve nehir yataklarının dolmasının önüne geçen veya memleket müdafası için muhafazası zaruri görülen Devlet ormanları veya maki veya fundalarla örtülü yerlerin daimi olarak muhafaza ormanı olarak ayrılabileceği düzenlenmiştir. Tüm bu düzenlemelere göre makilik, fundalık, çalılık, pırnallık, meşelik vb. türünden bitki örtüsü ile kaplı yerlerin, eğiminin % 12 den fazla olmasının tek başına o yerin orman ve toprak muhafaza karakteri taşıdığı anlamına gelmeyeceği ve dolayısıyla orman sayılan yerlerden sayılması için yeterli bulunmayacağı anlaşılmaktadır. Bu tür yerlerin orman ve toprak muhafaza karakteri taşıması için eğime ilave olarak yukarıda belirtilen diğer unsurlarında bir ya da birkaçının birlikte bulunması gerekmektedir. Uzman bilirkişilerce yukarıda belirtilen bitki örtüleri ile kaplı % 12 den fazla eğime sahip yerlerin orman ve toprak muhafaza karakteri taşıyıp taşımadığına ilişkin rapor hazırlarken; bölgenin ve arazinin genel yapısı, iklim ve mevsim özelliği, toprağın cinsi, su ve rüzgar erozyonuna göre durumu, eğimin şiddeti, bitki örtüsünün türü, kök ve gövdesinin niteliği, toprağa tutunma özelliği, gerekirse laboratuarda yapılacak toprak analizi ile elde edilecek bilimsel veriler ve maddi bulgulara aykırı düşmeyen hüküm kurmaya yeterli, Yargıtayın, İlk Derece Mahkemesinin ve tarafların denetime elverişli olmasına özen gösterilmelidir. Dava dosyasının somut özelliği ile irtibatlandırılmamış, kanun ve yönetmelikteki tabirlerin tekrarı şeklindeki genel ve soyut açıklamalarla yüksek eğimli yerlerin orman ve toprak muhafaza karakterini doğrudan taşıdığı yönündeki raporlar hüküm kurmaya yeterli görülmemelidir. Bu açıklamalar doğrultusunda somut olayın değerlendirilmesine gelince; dava konusu taşınmazın bulunduğu yerde 13.10.2021 tarihinde yapılan keşif sonrasında alınan bilirkişi kurul raporunda, dava konusu taşınmazın kesinleşmiş orman kadastrosu sınırları dışında orman sayılmayan yerlerden olduğu, dava konusu taşınmazın en eski tarihli 1959 ve 1977 tarihli memleket haritalarında özel işaret ve rumuzu bulunmayan yeşile boyalı alan olarak gösterildiği, 1996 tarihli memleket haritasında zeytin ağacı rumuzu bulunan yeşil renkli alanda kaldığı, 1964, 1971, 1974 yılı hava fotoğraflarında ağaç/bitki formları ile kaplı (maki) koyu renkli, 1992, 2009, 2012 ve 2015 yılı hava fotoğraflarında ise taşınmazın üzerinin temizlenmiş ve düzenli zeytin ağaçları olduğu, 1992, 2009, 2012 ve 2015 hava fotoğraflarında maki örtüsünün seyreltilerek mevcut delicelerin zeytinlik halinde olduğu, 1974 yılından sonra 1992 yılından önce delicelerin aşılanıp diğer maki türlerinin kaldırıldığı ve sonraki yıllarda zeytinlik haline getirildiği, keşif tarihinde taşınmaz üzerinde delice üzerine aşılama ile elde edilen aşı yaşları 40 - 45 civarında olan 54 adet zeytin ağaçlarının bulunduğu, taşınmaz üzerinde 1996 tarihli memleket haritasında gözüken bir adet yapı bulunduğu, başkaca orman ağacı ve bitki örtüsünün bulunmadığı, zeminin büyük oranda temizlenemez şekilde, ortadan büyüğe doğru ilerleyen ebatlarda kaya parçaları bulunan yapıya sahip olduğu, taşınmazın eğiminin % 26 olduğu, toprak muhafaza karakteri taşıdığı, taşınmazın imar ihyası tamamlanmış zeytinlik vasfında tarım arazisi olduğu belirtilmiştir. Hal böyle olunca; dava konusu taşınmaz kesinleşen orman kadastro sınırları dışında olup, taşınmazın salt eğiminin % 26 olmasının taşınmazın orman olduğu anlamına gelmeyeceği, aynı zamanda 6831 sayılı Kanun'un ve Dairemizin de aradığı anlamda az yukarıda açıklandığı üzere toprak muhafaza karakteri taşıması da gerektiği, ancak orman bilirkişi raporunda eğimin %12'den fazla olduğu gerekçesiyle toprak muhafaza karakteri taşıdığının belirtildiği, %12'nin üzerinde eğim olan yerlerde taşınmazın toprak muhafaza karakteri taşıyacağının kabulü ile taşınmazların orman vasfıyla Hazine adına tesciline karar verilmesinin doğru görülmediği, zira % 12'den fazla eğime sahip yerlerin orman ve toprak muhafaza karakteri taşıyıp taşımadığına ilişkin rapor hazırlarken; bölgenin ve arazinin genel yapısı, iklim ve mevsim özelliği, toprağın cinsi, su ve rüzgar erozyonuna göre durumu, eğimin şiddeti, bitki örtüsünün türü, kök ve gövdesinin niteliği, toprağa tutunma özelliği, gerekirse laboratuarda yapılacak toprak analizi ile elde edilecek bilimsel veriler ve maddi bulgulara aykırı düşmeyen hüküm kurmaya yeterli, Yargıtayın, yerel mahkemenin ve tarafların denetimine elverişli olmasına özen gösterilmesi ve taşınmazın orman niteliğinde olup olmadığı hususunun tereddüte mahal bırakmayacak şekilde belirlenmesi gerektiği, bu yönden gerekli araştırma ve inceleme yapılarak bu hususları ihtiva eden bilirkişi raporu alınması; taşınmazın orman niteliğinde olmadığının belirlenmesi halinde, davacının ekonomik amaca uygun kullanımının söz konusu olup olmadığının dolayısıyla davacı lehine, dava konusu taşınmazlar üzerinde kanunun aradığı anlamda imar ihya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla kazanma koşullarını sağlanıp sağlanmadığı hususunun tereddütsüz olarak belirlenmesi gerekirken, taşınmazların salt eğimleri gözetilerek, %12'nin üzerinde eğim olan yerlerde taşınmazın toprak muhafaza karakteri taşıyacağının kabulü ile taşınmazın orman vasfıyla Hazine adına tesciline karar verilmesi doğru görülmemiştir. İlk Derece Mahkemesince bu hususlar gözetilmeksizin yazılı şekilde karar verilmesi, Bölge Adliye Mahkemesince de istinaf isteminin esastan reddine karar verilmesi isabetsiz olup, temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurularının esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ortadan kaldırılmasını ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozmasını gerektirmiştir. S O N U Ç : Yukarıda açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurularının esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 30.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 353532fe6f33232f e363886cb937369f

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi – Haziran 2025 kararlarının tamamı