8. Hukuk Dairesi 2023/5260 E. , 2025/1931 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/234 E., 2023/140 K. Taraflar arasındaki kesinleşmiş orman tahdidine ve eylemli orman iddiasına dayalı tapu iptali ve tescil davası ve tazminat talebine ilişkin asıl ve karşı davaların yapılan yargılaması sonucunda İlk Derece Mahkemesince, asıl ve karşı davanın kabulüne karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı, davalılar-karşı davacılar vekili ve karşı davanın davalısı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R Antalya ili Manavgat ilçesi ... Mahallesinde 766 sayılı Kanuna göre 1967 yılında yapılan ve kesinleşen tapulama çalışmasında, eski 648 yeni 353 ada 2 parsel sayılı taşınmaz ... adına tespit ve tescil edilmiştir. Davacı-karşı davalı ... İdaresi dava dilekçesinde; Antalya ili Manavgat ilçesi ... Mahallesi eski 648 yeni 353 ada 2 parsel sayılı taşınmazın kesinleşmiş orman kadastrosunda orman sınırları içinde kaldığını, 2013 yılında 3402 sayılı Kanun'un 22/A maddesi kapsamında yapılan çalışmalarda da taşınmazın kesinleşmiş orman tahdidinde kaldığının belirlendiğini, taşınmazın eylemli olarak da orman olduğunu belirterek, tapu kaydının iptali ile taşınmazın orman vasfıyla Hazine adına tescilini talep ve dava etmiştir. Davalı-karşı davacı ... ve arkadaşları vekili karşı dava dilekçesinde; dava konusu taşınmazın davalıların mirasbırakanı adına tescil edildiğini, davalıların kadimden beri taşınmazda malik olduklarını, taşınmazın orman olmadığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini, asıl davanın kabulü halinde devletin kusursuz sorumluluğu kapsamında şimdilik 10.000 TL tazminatın davalı Hazine tarafından davalı- karşı davacılara ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir. İlk Derece (Manavgat 2. Asliye Hukuk) Mahkemesinin 15.09.2015 tarihli 2015/97 Esas, 2015/547 karar sayılı kararıyla verilen, dava konusu taşınmazın, 02.06.2015 tarihli orman bilirkişi ve 12.06.2015 tarihli teknik bilirkişilerin raporlarında ve eki krokisinde (A) harfi ile gösterilen 16.339,62 m2'lik bölümün orman sayılan yerlerden olduğu gerekçesiyle bu kısım yönünden davanın kabulüne, bu kısmın parselden ifrazı ile son parsel numarası verilerek Hazine adına tesciline, (B) harfi ile gösterilen 5.778,04 m2'lik yerin özel mülkiyete konu, orman sayılmayan yerlerden olduğu gerekçesiyle bu kısım yönünden davanın reddine, önceki vasfı ile malikleri adına aynı parsel numarası ile tesciline, karşı dava yönünden, Hazinenin tazminat ödemesini gerektirir sorumluluğunun bulunmadığı, orman olan bir yer tapuya bağlanmış olsa bile kayıt malikine mülkiyet hakkı sağlamayacağı, kadastro çalışmalarında orman olan yerin tarla vasfıyla gerçek kişi adına tescil edildikten sonra tapunun iptali ile hazine adına tescili halinde gerçek kişiye kazanılmış hak ve dolayısıyla tazminat hakkı sağlamayacağı gerekçesiyle karşı davanın reddine dair önceki karar, davacı-karşı davalı ... İdaresi ile davalı-karşı davacı gerçek kişiler tarafından temyiz edilmekle, Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 10.02.2020 tarihli ve 2019/3857 Esas, 2020/563 Karar sayılı ilamıyla; "... davacı-karşı davalı ... İdaresinin temyiz itirazları yönünden yapılan incelemede, dava konusu yerlerde yapılan tüm orman tahdit ve orman kadastro çalışmalarına (2/B madde uygulaması, aplikasyon, düzeltme çalışmaları dahil olmak üzere) dair işe başlama, çalışma, işi bitirme, sonuçlandırma, sonuçların askı ilanı ve orman kadastro haritaları, 2/B haritaları, aplikasyon haritalarının orijinal renkli örneklerinin, yörede 2013 yılında yapıldığı anlaşılan uygulama (yenileme) kadastrosuna dair pafta ve haritalar, en eski tarihli memleket haritası, eski hava fotoğrafları ve varsa amenajman planının getirtilerek önceki bilirkişiler dışında halen Tarım ve Orman Bakanlığı ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman orman yüksek mühendisleri arasından seçilecek üç mühendis ve bir harita mühendisinden oluşturulacak bilirkişi kurulu marifetiyle yeniden yapılacak keşifte uygulanması, değişik açı ve uzaklıklardaki en az 10-15 adet orman sınır noktası bulunup röperlenmesi, aynı esaslarla aplikasyon tutanak ve haritası uygulanması sonucu oluşacak sonuca göre bir hüküm kurulması, davalı-karşı davacı gerçek kişilerin temyiz itirazları yönünden yapılan incelemede; dava konusu taşınmazın 1967 yılında yapılan tapulama çalışmasında kişi adına tespit ve tescil edildiği, Orman İdaresince taşınmazın 1971 yılında yapılan orman kadastrosunda orman sınırları içine alındığının iddia edildiği, buna göre davacıların tazminat talebinde bulunma haklarının olduğu, davanın kısmen veya tamamen kabulü halinde davacıların talebi hakkında bir hüküm verilmesi ..." gereklerine değinilerek bozulmuştur. İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; "... dava konusu taşınmazın daha öncesinde yapılıp kesinleşen orman kadastro sınırları içerisinde kaldığından bahisle eldeki tapu iptal tescil davasının açılmış bulunduğu, keşif yapılarak uzman bilirkişiler tarafından kesinleşmiş tahdit haritası ve tapulama paftası, hava fotoğrafları, memleket ve amenejman haritaları ölçekleri denkleştirilerek sağlıklı bir biçimde zemine uygulanıp değişik açı ve uzaklıklarda olan orman tahdit sınır noktaları gösterilecek biçimde çekişmeli taşınmazın tahdit hattına göre konumu duraksamaya yer vermeyecek biçimde saptandığı, bilirkişilere tahdit hattı ile irtibatlı müşterek kroki düzenlettirildiği, dava konusu taşınmazın gerek orman tahdit haritasındaki gerekse hava fotoğrafları, memleket ve amenejman haritalarındaki konumları özel programında çakıştırılarak haritalar oluşturulmak suretiyle belirlenmiş olup buna göre davaya konu Antalya ili Manavgat ilçesi ... mahallesi 353 ada 2 parsel sayılı taşınmazın tamamının orman sınırları içerisinde kaldığı ve tahdide karşı yasal süresinde dava açılmadığı gibi dava tarihi itibariyle orman kadastrosuna karşı genel mahkemelerde açılabilecek dava yönüyle de hak düşürücü sürenin geçtiği, karşı dava yönünden, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 18/11/2009 tarihli ve 2009/4-383 E. - 2009/517 K. sayılı; 16/06/2010 tarihli 2010/4-349 E. - 2010/318 K. sayılı kararlarında vurgulandığı üzere, tapu işlemleri kadastro tespit işlemlerinden başlayarak birbirini takip eden işlemler olduğundan ve tapu kütüğünün oluşumu aşamasındaki kadastro işlemleriyle tapu işlemleri bir bütün oluşturduğundan, bu kayıtlarda yaplan hatalardan TMK'nın 1007. maddesi anlamında devletin sorumlu olduğu, bu madde kapsamında açılan tazminat davalarında husumetin Hazineye yöneltilmesi gerekli ve yeterli olduğu, TMK' nın 1007. maddesi uyarınca davacının gerçek zararının, bir başka deyişle zarar verici eylem gerçekleşmemiş olsaydı zarar görenin malvarlığı ne durumda olacak idiyse, aynı durumun tesis edilebileceği miktar olarak tazmini gerektiği, gerçek zararın tespitinin ise somut olay yönünden zararın doğduğu tarih olan uygulama kadastrosunun kesinleştiği tarih itibariyle taşınmazın arsa niteliğinde olduğunun belirlenmesi halinde emsal mukayese yöntemine, arazi olduğunun belirlenmesi halinde ise net gelir yöntemine göre uygulama kadastrosunun kesinleştiği tarihteki gerçek değerinin hesaplattırılması, bu şekilde tapu sahibinin gerçek zararının saptanması ve oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerektiği, taşınmazın arsa veya arazi vasfında olup olmadığının ise Yargıtay İçtihatları Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 17.04.1998 gün ve 1996/3-1998/1 sayılı kararı ve Bakanlar Kurulunun Yargıtayca da kısmen benimsenen 28/02/1983 gün ve 1983/6122 sayılı kararı uyarınca yapılacak araştırma ve 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunun 6754 sayılı Bilirkişilik Kanunun 39. Maddesiyle değişik 15. Maddesinde belirlenen yönteme göre oluşturulacak bilirkişi kurulu vasıtasıyla belirlenmesi gerektiği, dava konusu taşınmazın orman tahdit sınırları içinde kaldığından kaynaklı tapu kaydının iptaline ve orman niteliğiyle Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiş olduğu, Yargıtay bozma ilamında da belirtildiği üzere taşınmaz maliklerinin tazminat talebinde bulunma hakları olduğundan, karşı dava yönünden de taşınmazın vasfının tespiti ve dava tarihindeki değerinin tespiti için keşif yapıldığı ve bilirkişi heyetince taşınmazın vasfının arazi olduğunun tespit edilmiş olduğu, hükme esas alınan bilirkişi raporunda Yargıtay içtihatları gereği net gelir yönteminin uygulandığı ve taşınmazın tapusunun iptaline ilişkin karar henüz kesinleşmediğinden dava tarihi itibariyle belirlenen değerinin her bir davacının 1/8'er hissesine isabet eden miktarının davalı Hazineden alınarak davacılara verilmesine karar vermek gerektiği ..." gerekçesiyle, asıl davanın kabulüne ve Antalya ili Manavgat ilçesi ... Mahallesi 353 ada 2 parsel sayılı taşınmazın davalılar adına kayıtlı tapu kaydının iptali ile orman vasfıyla Hazine adına tapuya kayıt ve tescilne, karşı davanın kabulü ile davacı ... için 79.236,48 TL, davacı ... için 79.236,48 TL, davacı ... için 79.236,48 TL, davacı ... için 79.236,48 TL, davacı ... için 79.236,48 TL, davacı ... için 79.236,48 TL, davacı ... için 79.236,48 TL ve davacı ... için 79.236,49 TL'nin karşı dava tarihi olan 17/04/2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ... Hazinesinden alınarak davacılara ödenmesine karar verilmiş; hüküm, davacı-karşı davalı Hazine vekili tarafından, "davanın zamanaşımı geçtikten sonra açıldığı, dava konusu taşınmazın orman olarak tesciline karar verilmiş olmasına rağmen kesinleşmediği, mülkiyet hakkının ihlali şartının oluşmadığı, henüz tapusu iptal edilmiş bir taşınmaz bulunmadığı, uğranılmış gerçek zararın olmadığı, davacılar adına tescil edilmemesi gereken taşınmazın mahkeme kararıyla aslına rücu edilmesinin davalıların mülkiyet haklarının ihlali sayılmayacağı, tazminatın fahiş hesaplandığı ve ıslah edilen kısım yönünden ıslah tarihinden itibaren faiz işletilmesi gerekirken dava tarihinden itibaren faiz işletildiği" iddiasıyla; davalı - karşı davacılar vekili tarafından ise, "02.12.2022 tarihi ek raporun kök rapora atıfta bulunularak hazırlandığı, ancak kök raporda dava konusu taşınmazın (A) ve (B) harfi ile gösterilen kısmının orman dışında kaldığı belirtilmiş olmasına rağmen, ek raporda taşınmazın tamamının kesinleşmiş orman kadastro sınırları içinde kaldığının belirtildiği, Yargıtay bozma ilamına uyulmadığı, bozma ilamında belirtilen taşınmazın kesinleşen orman tahdidine mi yoksa aplikasyon sonucu düzenlenen haritaya göre mi düzenlendiğinin ek raporda yeterince araştırılıp incelenmediği" iddiasıyla temyiz edilmiştir. İlk Derece Mahkemesince, çekişmeli taşınmazın orman vasfında olduğu gerekçesiyle yazılı şekilde karar verilmiş ise de, bozmanın gereğinin yerine getirilmediği ve yapılan araştırma ve incelemenin de hüküm vermek için yeterli olmadığı anlaşılmaktadır. Şöyle ki; yörede 6831 sayılı Orman Kanununa göre yapılıp 1973 yılında kesinleşen orman kadastrosu, 1982 yılında yapılan 6831 sayılı Kanunun 1744 sayılı Kanunla değişik 2. madde uygulaması ve aplikasyon çalışması, 1984 yılında yapılan 6831 sayılı Kanunun 2896 sayılı Kanunla değişik 2/B maddesi uygulaması, 2002 yılında yapılan 6831 sayılı Kanunun 3302 ve 3373 sayılı kanunlarla değişik 2/B madde uygulama çalışması, 2015 yılında yapılıp kesinleşen 6831 sayılı Kanunun 4999 sayılı Kanunla değişik 9. maddesi gereği fenni hataların düzeltilmesi çalışması mevcut olup, her ne kadar, çekişmeli taşınmazın bu çalışmalardaki durumu hükme esas alınan 15.06.2021 tarihli orman bilirkişi raporunda açıklanmış ise de, söz konusu bilirkişi raporunda OS noktalarının belirgin olarak gösterilmediği ve bu nedenle anılan raporun denetlemeye elverişli olmadığı anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca; doğru sonuca ulaşılabilmesi için İlk Derece Mahkemesince öncelikle, çekişmeli taşınmazın bulunduğu yörede 6831 sayılı Kanuna göre yapıldığı anlaşılan ilk orman tahdidi ile 1744, 2896, 3302 ve 3373 sayılı Kanunlara göre yapılan aplikasyon, orman kadastrosu ve 6831 sayılı Kanun'un 2/B madde uygulamalarına ilişkin taşınmazın bulunduğu yeri orman tahdit sınır noktalarıyla birlikte gösteren ilk orman tahdit harita örneğinin ve aplikasyon ve 6831 sayılı Kanun'un 2/B madde uygulama harita örneklerinin orijinallerinden çekilmiş onaylı ve renkli fotokopi örnekleri ilgili yerlerden getirtilip dosya ikmal edildikten sonra mahallinde, halen Tarım ve Orman Bakanlığı ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman orman yüksek mühendisleri arasından seçilecek üç orman mühendisi bilirkişisi ve bir fen elemanının katılımıyla yapılacak inceleme ve keşifte, tüm orman kadastro, aplikasyon ve 6831 sayılı Kanun' un 2/B maddesi uygulama haritalarının ölçekleri, kadastro paftası ölçeğine bilgisayar ortamında (Net-Cad veya benzeri programlar kullanılarak) çevrildikten sonra, komşu ve yakın komşu parseller ve değişik açı ve uzaklıkta en az 10 - 15 OS noktası görülecek şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle, çekişmeli taşınmazın orman kadastrosu, aplikasyon ve 6831 sayılı Kanun' un 2/B madde uygulamasına ilişkin haritalara göre konumu genel kadastro paftası üzerinde, ayrı renkli kalemlerle çizilip gösterilecek şekilde bilirkişilere müşterek kroki düzenlettirilmeli, tutanaklardaki anlatımlar değerlendirilmeli, tutanaklarla tahdit haritası arasında çelişki bulunması halinde çekişmeli taşınmaz yönünden, tahdit tutanakları ile haritalar arasındaki çelişki tahdit tutanaklarına değer verilmek suretiyle giderilecek şekilde müşterek imzalı, tereddüte mahal bırakmayacak ve yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan, bilimsel verileri dayanan, denetime elverişli krokili rapor alınmalı ve bundan sonra toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir. İlk Derece Mahkemesince, bu hususlar gözetilmeksizin, eksik araştırma ve incelemeye dayanılarak yazılı biçimde karar verilmesi usul ve yasaya uygun bulunmadığından hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Davacı - karşı davalı Hazine vekili ile davalı - karşı davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK'nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, Bozma nedenine göre, davacı - karşı davalı Hazine vekilinin tazminata ilişkin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, Taraflarca HUMK'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 10.03.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2023/5260 E., 2025/1931 K. (10.03.2025) – Tazminat
- Mahkeme
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/5260
- Karar No
- 2025/1931
- Karar Tarihi
- 10.03.2025
- Konu
- Tazminat, Tapu, Miras
Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.
SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.
Emsal karar araAynı daireden yakın tarihli kararlar
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/1188 E., 2025/1893 K. 10.03.2025
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/3566 E., 2025/1906 K. 10.03.2025
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2022/7887 E., 2025/1942 K. 10.03.2025
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2022/2743 E., 2025/1943 K. 10.03.2025
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/549 E., 2025/1938 K. 10.03.2025
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2023/6679 E., 2025/5199 K. 07.03.2025