Yargıtay Kararları › Yargıtay 8. Hukuk Dairesi › Mart 2025 › 2023/6679 E., 2025/5199 K.

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2023/6679 E., 2025/5199 K. (07.03.2025) – 3402 sayılı Kanun

Mahkeme
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/6679
Karar No
2025/5199
Karar Tarihi
07.03.2025
Konu
3402 sayılı Kanun

8. Hukuk Dairesi 2023/6679 E. , 2025/5199 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/717 E., 2023/968 K. KARAR : İstinaf başvurularının kabulüne İLK DERECE MAHKEMESİ : Kayseri 4. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/292 E., 2023/97 K. Taraflar arasındaki uygulama kadastrosuna itiraz ve terditli tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davalı ...'ye karşı açılan davanın kabulüne, diğer davalılara karşı açılan davanın reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının davacı vekili ve davalı ... vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R Kayseri ili .... ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 22/2-a maddesi uyarınca yapılan uygulama kadastrosu sonucunda, tapuda davacı ... adına kayıtlı bulunan eski 1017 ada 18 parsel sayılı 3569 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, 10491 ada 25 parsel numarasıyla 2861,24 metrekare yüzölçümlü olarak tespit ve tescil edilmiş, 04.01.2012 tarihinde kamulaştırma nedeniyle ifraz edilerek 2249,53 metrekarelik kısmı 8056 ada 1 parsel numarasıyla, 256,09 metrekarelik kısmı 8057 ada 1 parsel numarasıyla davacı ... adına tescil edilmiş, 355,62 metrekarelik kısmı ise yola terk edilmiştir. Davacı ... vekili; uygulama kadastrosu sırasında müvekkili olan davacıya ait eski 1017 ada 18 (yeni 10491 ada 25) parsel sayılı taşınmazın yüzölçümünün azaldığını ileri sürerek, Kadastro Müdürlüğü aleyhine dava açmış ve yüzölçümündeki hatanın düzeltilmesini, mümkün olmadığı takdirde noksan kalan yüzölçümünün dava tarihi itibariyle değerinin tespiti ile dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte tazminata hükmedilmesini istemiştir. Yargılama sırasında, İlk Derece Mahkemesi'nin ara kararı üzerine komşu 10491 ada 24 parsel malikleri ... ve ..., 10491 ada 26 parsel maliki ..., 10491 ada 37 parsel maliki ... ve müşterekleri ile Hazine davaya dahil edilmiştir. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "...keşif sonrasında harita mühendisi tarafından taşınmazın yüzölçümündeki azalmanın hangi işlem sebebiyle olduğunun tespit edilmesi bağlamında uygulama kadastrosu sırasında dava konusu taşınmazın çapında bir değişiklik olmadığı, bunun belirlenebilmesi için eski ve yeni pafta ölçekleri eşitlenmek suretiyle bilgisayar ortamında çakıştırma yapılarak her bir paftadaki sınırın farklı renkli kalemlerle gösterilmek suretiyle bilirkişice rapor düzenlendiği, taşınmazın çapında bir değişiklik olmadığı, komşu parsellere de herhangi bir kayma olmadığının anlaşıldığı, taşınmazın çapında bir değişiklik olmamasına rağmen taşınmazın miktarında hesap hatası yada kullanılan yöntem farklılığı gibi sebeplerle bir azalma meydana geldiği, bu durumda davacının tazminat hakkının tapu sicilinin yanlış tutulmuş olması nedeniyle doğduğu..." gerekçesiyle davacının açtığı tapu iptali ve tescil ve terdiden tazminat davasının Kadastro Müdürlüğüne izafeten Hazine dışındaki diğer davalılar yönünden reddine, davalı ... Müdürlüğüne izafeten Hazine hakkında açılan davanın kabulü ile, 10.000,00 TL tazminatın işbu davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin hakların saklı tutulmasına, dahili davalılar ..., ... ve ... lehine vekalet ücreti takdirine karar verilmiş; hükme karşı, davacı ... vekili ve davalı ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "... Harita mühendisi bilirkişi tarafından verilen raporda; sabit sınırlarda değişiklik olmadığı, ilk tesis kadastrosunda A-B ve C-D harfleri ile gösterilen hatlarda sınırlandırma/ölçü hatası yapıldığı ve yüzölçümleri arasındaki farkın sınırlandırma/ölçü hatasından kaynaklandığı, 22/a uygulamasının doğru yapıldığının belirtildiği, TMK 1007 maddesi uyarınca dava açılabilmesi için kadastro işlemleri ile tapu işlemlerinden kaynaklanan hatalardan dolayı davacının zararının bulunması gerekmekte olup taşınmazın çapa bağlı olarak sabit sınırla kullanıldığı, sınırlarında herhangi bir değişiklik olmadığı, tesis kadastrosundaki hatanın ölçü hatasından kaynaklandığı, bunun da uygulama kadastrosu ile giderildiği, taşınmazın intikallerle davacı miras bırakanı ... adına intikalle tescil edildiği onun ölümüyle de davacının da içinde mirasçıları adına tescil edildiği, davacının uygulama kadastrosundan sonra pay temlikiyle taşınmaza tam hisse ile malik olduğu, anlaşıldığı üzere davacı ... miras bırakanının taşınmazı satın alma yoluyla edinmediği ve çapa bağlı olarak taşınmazın kullanıldığı, bu nedenle davacının tapu sicilinin tutulmasından kaynaklanan zararı bulunmadığından mahkemece davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması, yine davanın Tapu Sicil Müdürlüğü ve Hazineye karşı açılmasının yeterli olduğu, davacı tarafından aleyhine dava açılmayan, Mahkeme talebi üzerine davaya dahil edilen davanın gerçek tarafı olmayan ve esas itibariyle hakkında verilmiş bir hükümde bulunmayan davalılara taraf sıfatı kazandırmayacağından lehlerine vekalet ücreti takdir edilmemesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulmasının doğru olmadığı..." gerekçesiyle davacı vekili ve davalı ... vekilinin istinaf başvurularının kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmiş ve işbu karar, davacı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir. Uygulama kadastrosu yapılırken öncelikle zeminde bulunan ve tesis kadastrosu tarihinde mevcut olan sabit nokta ve sınırlardan, aynı döneme ya da yöreye ait farklı amaçlarla üretilmiş haritalar ile benzeri verilerden yararlanılarak yapılan teknik çalışmalarla, tesis kadastrosuna ait pafta haritaları ortofoto üzerine işlenmekte; haritanın zemine uygun olmaması halinde farklılıkların nerelerden ve hangi sebeplerden kaynaklandığı tespit edilip varsa hatalar yöntemine uygun şekilde giderilmekte, düzenlenen ada raporu ile yapılan teknik çalışmalar ve gerekçeleri açıklanmakta; bundan sonra yönetmelikte açıklanan ilkeler çerçevesinde taşınmazların bütün sınırları tek tek değerlendirmeye tabi tutularak ilk tesis kadastrosu sırasındaki gerçek fiili duruma ulaşılmaya çalışılarak, uygulama tutanağı düzenlenmekte ve uygulama kadastrosu haritaları üretilmektedir. İşte, uygulama kadastrosuna itiraz davaları, uygulama kadastrosu faaliyetinin yöntemine uygun yapılıp yapılmadığının denetlenmesine yönelik davalardır. Bu nedenle Mahkemelerce, uygulama faaliyetine eşdeğer ve amaca uygun bir araştırma yapılması zorunludur. Mahkemece, amacına ve yöntemine uygun bir araştırma yapılabilmesi için öncelikle, denetime veri teşkil etmek üzere, tesis kadastrosunun yapıldığı tarihe en yakın tarihli hava fotoğrafları, temin edilebilen en eski ve güncel ortofoto ve uydu fotoğrafları, tesis kadastrosuna ait pafta haritası, varsa bu haritada değişiklik yapan ifraz haritaları, Mahkeme ilamları ve eki olan haritalar, varsa uygulama kadastrosu sırasında yararlanıldığı anlaşılan diğer haritalar, çekişmeli taşınmaza ilişkin tesis kadastrosu ve uygulama kadastrolarına ait ölçü çizelgesi, hesap cetveli ve ölçü krokileri gibi bilgi ve belgelerin toplanması gerekmektedir. Bundan sonra mahallinde, yerel bilirkişiler, taraf tanıkları, harita ya da jeodezi mühendisi fen bilirkişisinin katılımı ile keşif yapılmalıdır. Keşif sırasında çekişmeli taşınmaz ve çevresinin toprak yapısı, bitki örtüsü, zeminde mevcut ağaçların yaşı gibi hususlar ile zeminin jeolojik yapısının değerlendirilmesine ihtiyaç duyulan hallerde uzman ziraat bilirkişisi ile jeoloji mühendisi bilirkişi de keşif heyetine dahil edilmelidir. Yapılacak keşif sırasında yerel bilirkişi ve tanıklardan tesis kadastrosu sırasında da zeminde mevcut olan sabit sınır ya da yapılar bulunup bulunmadığı sorularak varsa yerleri fen bilirkişisine işaretlettirilmeli, fotoğrafları çekilmeli, taraflar keşif sırasında hazır bulunmakta ise zeminde ortak sınır üzerinde uzlaşıp uzlaşmadıkları tespit edilip gerektiğinde imzaları ile beyanları tevsik edilmeli, uzlaşılan sınırlar ile iddia edilen sınırlar fen bilirkişisi tarafından haritasında işaretlenmeli, keşif sırasında hazır edilmeleri halinde ziraat bilirkişisi ile jeoloji mühendisi bilirkişisinden, taşınmazlar arasında değişmeyen doğal ya da yapay sınırlar bulunup bulunmadığı, sınırlarda mevcut ağaçların yaşları gibi hususlarda bilgi alınmalı, fen bilirkişisinden denetime veri teşkil etmek üzere dosya içine getirtilen bilgi ve belgeler ile bilirkişi ve tanık anlatımlarından yararlanarak uygulama kadastrosunu denetlemesi istenmelidir. Fen bilirkişisinden, tesis kadastrosunun, paftaların üretim yılı, üretim tekniği, altlığı ve ölçeği gibi hususları da açıklar tarzda hangi yöntem ve tekniklerle yapıldığı, uygulanan yöntemlerin hata paylarının ne olduğu, üretilen haritaların zeminle uyumsuz bulunması halinde farklılığın nereden ve hangi sebeplerden kaynaklandığı, sırasıyla tersimat hatası, hesap hatası, ölçü hatası ve sınırlandırma hatası bulunup bulunmadığı, uygulama kadastrosu sonucu tespit edilen yeni sınırların niteliğinin ne olduğu ve yönetmelik hükümlerine uygun olarak belirlenip belirlenmediği, uygulama kadastrosunda hata yapılmış ise doğru sınır ve haritanın nasıl olması gerektiği gibi hususlarda ve "ada raporu" ile "uygulama tutanağı ve haritasını" irdeler şekilde, teknik ve bilimsel verilere dayalı, gerekçelendirilmiş, denetlenebilir ve ayrıntılı rapor ve haritalar alınmalıdır. Raporun denetime elverişli olması için fen bilirkişisinden, düzenleyeceği haritalardan iki tanesinde hava fotoğrafı üzerinde, iki tanesinde ise ortofoto (yoksa uydu fotoğrafı) üzerinde ilk tesis kadastrosu paftası ve uygulama kadastrosu paftasını çakıştırması istenmeli; çakıştırmaların birer tanesinin ada bazında değerlendirme yapmaya elverişli geniş ölçekli olması, diğerinin ise çekişmeli taşınmaz ve çevresini gösterir şekilde daha dar ölçekli olması istenmelidir. Fen bilirkişi haritasında, uygulama kadastrosunda yanlışlık varsa, infazı kabil bir hükme esas olmak üzere doğru sınırların nasıl olması gerektiği de gösterilmelidir. Açıklanan yönteme uygun inceleme ve araştırma yapıldıktan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmeli; değerlendirme yapılırken uygulama kadastrosunun amacının mülkiyet ihtilaflarını çözmek olmadığı ve mülkiyet uyuşmazlıklarının uygulama kadastrosuna ilişkin davalarda tartışma konusu yapılamayacağı göz önünde bulundurulmalıdır. Somut olayda; İlk Derece Mahkemesince, dava konusu taşınmaza ilişkin uygulama kadastrosu ölçü ve sınırlandırma krokisi, ada raporu, tesis ve uygulama kadastrosuna ait ölçü çizelgesi ve hesap cetveli getirtilmemiş, mahallinde yapılan keşifte yerel bilirkişi ve tanık dinlenmemiş, taşınmazın sınırlarında tesis kadastrosu sırasında da zeminde mevcut olan sabit sınır ya da yapılar bulunup bulunmadığı sorulmamış, teknik bilirkişi raporunda da bu hususa değinilmemiş, teknik bilirkişiden yukarıda açıklandığı şekilde rapor alınmamış, komşuları gösterilmeksizin sadece davacıya ait taşınmaz bazında, tesis ve uygulama kadastrosunu çakıştıran kroki ile yetinilmiş, ayrıca ortofoto ve hava fotoğrafı üzerinde de çakıştırma yapılmamıştır. Teknik bilirkişi raporu ekinde yer alan tesis kadastrosu ve uygulama kadastrosunu çakıştıran kroki ile dosyada yer alan ve davacıya ait taşınmazı komşuları ile birlikte gösteren krokiler birlikte değerlendirildiğinde, teknik bilirkişi raporundaki çakıştırmaya göre, tesis kadastrosu sınırları ile uygulama kadastro sınırlarının birbirine uymadığı ve davacıya ait 10491 ada 25 parsel sayılı taşınmazda, malikleri davalı olarak davaya dahil edilen 10491 ada 24 ve 26 parsel sayılı taşınmazlar lehine azalma olduğu görülmektedir. Hal böyle olunca; İlk Derece Mahkemesince öncelikle, davaya dahil edilen davalı 10491 ada 24 ve 26 parsel sayılı taşınmazların uygulama kadastro tutanağı ile dosyada eksik olduğu anlaşılan dava konusu 10491 ada 25 parsel ile 10491 ada 24 ve 26 parsel sayılı taşınmazlara ilişkin uygulama kadastrosu ölçü ve sınırlandırma krokisi, ada raporu, tesis ve uygulama kadastrosuna ait ölçü çizelgesi ve hesap cetvelinin onaylı örnekleri ilgili kurumlardan getirtilerek dosya içerisine alınmalı, bundan sonra çekişmeli taşınmazlar başında yapılacak keşifte, yerel bilirkişi ve tanıklardan dava konusu taşınmazlar arasında tesis kadastrosu sırasında da zeminde mevcut olan sabit sınır ya da yapılar bulunup bulunmadığı sorularak, bu konuda somut beyanları alınmalı, harita mühendisi sıfatına sahip önceki bilirkişi dışında üç kişilik uzman bilirkişi kurulu eliyle yukarıda belirtilen şekilde inceleme ve araştırma yapılmalı, bundan sonra toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir. Belirtilen şekilde inceleme ve araştırma yapılmaksızın davacının terditli tazminat talebinden evvel değerlendirilmesi gereken uygulama kadastrosuna itiraza ilişkin davasının reddine karar verilmiş olması isabetsiz olduğundan, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar vermek gerekmiştir. SONUÇ: Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, İstek halinde peşin harcın iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,03.07.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 657a3fae0b63d07d 605c6c49b897fb1e

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi – Mart 2025 kararlarının tamamı