Yargıtay Kararları › Yargıtay 8. Hukuk Dairesi › Haziran 2025 › 2023/5253 E., 2025/4697 K.

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2023/5253 E., 2025/4697 K. (18.06.2025) – Tapu

Mahkeme
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/5253
Karar No
2025/4697
Karar Tarihi
18.06.2025
Konu
Tapu, Miras

8. Hukuk Dairesi 2023/5253 E. , 2025/4697 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/277 E., 2023/145 K. KARAR : Davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen karar,e yapılan temyiz incelemesi sonunda Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince bozulmuştur. İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı, davalı Hazine vekili ve davalı ... İdaresi vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü; K A R A R Davacı ..., 06.07.2011 tarihli dava dilekçesinde; Ankara ili ... ilçesi ... köyü, ... mevkiinde bulunan ve dava dilekçesinde sınırları yazılı 97.186 m²'lik arazinin 1956 yılında yapılan tapulamada, tapulama harici bırakıldığını, taşınmazı imar ve ihya ederek 1981 yılından bu yana kullanmakta olduğunu, yararına zilyetlikle taşınmaz edinme koşullarının oluştuğunu belirterek adına tescilini istemiştir. İlk Derece Mahkemesince verilen, davanın kabulü ile Ankara ili ... ilçesi ... köyünde bulunan ve fen bilirkişisinin 07.03.2013 tarihli ek rapor ve krokisinde (B) harfiyle (B1, B2, B3 hafleriyle) gösterilen 86.246,92 m² yüzölçümündeki taşınmazın davacı ... adına tapuya kayıt ve tesciline dair ilk hüküm, davalılar Hazine vekili, Orman İdaresi vekili, ... vekili ve ... vekilleri tarafından tarafından temyiz edilmekle Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 17.03.2014 tarihli ve 2013/11019 Esas, 2014/3071 Karar sayılı ilamıyla; "... keşifte görev alan ziraat bilirkişisi raporuna göre, taşınmaz üzerinde davacı tarafından dikilen 15-20 ve 8-10 yaşlı bağ omcaları ve 3-4 yaşlı genç ceviz ağaçlarının bulunduğu, ağaçların yaşı itibarıyla 20 yıllık zilyetlik süresi dolmadığı gibi, davacı tarafından, ağaçlar dikilmeden önce taşınmazın zirai amaçla kullanılıp kullanılmadığının araştırılmadığı, mahallî bilirkişi ve tanıkların, bu konuda bir açıklama yapmadığı gibi, imar ve ihyadan sonra hemen ağaç dikilerek kullanılmaya başlandığını beyan ettikleri, ancak mahkemece bu durumun ayrıntılı açıklattırılmadığı, 1985-1990 yılları arasındaki hava fotoğrafları incelenmediği için kullanım olup olmadığının saptanmadığı, ziraat bilirkişisi tarafından toprak analizleri yapılmadığı için kaç yıllık tarım arazisi olduğu açıklığa kavuşturulmadan ve zilyetlikle taşınmaz edinme koşullarının davacı yararına oluşup oluşmadığı belirlenmeden karar verildiği, dosyadaki taşınmaz fotoğraflarının incelenmesinde de taşınmazların bitki örtüsünden ve toprağın çok taşlı olduğundan tarım arazisine benzemediğinin görüldüğü açıklanarak, dava konusu taşınmazın bulunduğu yere ait 1985-1990 tarihleri arasındaki hava fotoğrafları getirtilerek, önceki bilirkişiler dışında bir orman, bir fen ve bir ziraat bilirkişisi yardımıyla mahkemece yeniden yapılacak keşifte; orman bilirkişi tarafından hava fotoğrafları incelenerek, dava tarihinden geriye doğru 20 yıl önceki hava fotoğraflarında taşınmazın tarımsal amaçlı kullanılıp kullanılmadığı araştırılarak, hava fotoğrafları ile pafta çakıştırılarak taşınmazın gösterildiği denetime elverişli açıklamalı rapor düzenlenmesi, mahallî bilirkişi ve tanıklardan, ağaçların dikilmesinden önce, davacı tarafından tarım arazisi olarak kullanılıp kullanılmadığı sorularak, tam ve kesin olgulara dayalı beyanlar alınması, ziraat bilirkişisi tarafından taşınmazın toprak örnekleri alınarak, bilimsel analizleri yaptırılarak kaç yıldır tarımda kullanıldığı konusunda rapor alınması, adına tescil kararı verilecek kişi ya da kişiler ile diğer mirasçılar ve onların miras bırakanları ve satın alınan kişiler yönünden aynı çalışma alanı içinde belgesizden zilyetliğe dayalı olarak tesbit ve tescil edilen taşınmaz olup olmadığı, varsa cinsi, parsel numaraları ve miktarı, tapu ve ilgili kadastro müdürlüklerinden ve yine, aynı kişiler tarafından açılan tescil davası olup olmadığı hukuk mahkemesi yazı işleri müdürlüklerinden ayrı ayrı sorularak gerektiğinde tesbit tutanak örnekleri ve tapu kayıtları ya da tescil dava dosyalarının getirtilip incelenmesi, dava konusu taşınmazın sulu ya da kuru tarım arazisi olup olmadığı konusunda ziraat mühendisinden kanunun amacına uygun rapor alınması, bundan sonra toplanan delillerin tümü birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi ..." gereğine değinilerek bozulmuştur. İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamı doğrultusunda yapılan yargılama sonunda verilen, davanın kabulüne ve ... ilçesi .../... Mahallesinde bulunan ve fen bilirkişisi Kıyasettin Yol ile harita ve kadastro mühendisi ... tarafından birlikte hazırlanan 24.11.2015 tarihli rapor ve krokisinde (B1) harfiyle (B 97.186,00 m2 – C 10.940,00 m2 = B1 86.246,00 m2 harfleriyle) gösterilen 86.246.00 m2 yüzölçümlü taşınmazın davacı ... adına tapuya kayıt ve tesciline dair ikinci hükmün, davalılar Hazine vekili, Orman İdaresi vekili, ... vekili ve ... vekilleri tarafından tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 10.02.2020 tarihli ve 2017/7585 Esas, 2020/574 Karar sayılı ilamıyla; "... mahkemece yapılan inceleme ve araştırmanın yetersiz olup, bozma ilamının gereklerinin yerine getirilmediği, bozma ilamında ziraat bilirkişisi tarafından toprak analizleri yapılmadığı için kaç yıllık tarım arazisi olduğu açıklığa kavuşturulmadan karar verilmiş olması nedeniyle ziraat bilirkişisi tarafından taşınmazın toprak örnekleri alınarak, bilimsel analizleri yaptırılarak kaç yıldır tarımda kullanıldığı ayrıca dava konusu taşınmazın sulu ya da kuru tarım arazisi olup olmadığı konularında rapor istenilmişse de mahkemece ziraat bilirkişinden alınan raporda bu hususun araştırılmadığı, ayrıca dava konusu taşınmazın imar ve ihyasının ne zaman tamamlandığı konusunda tereddüt hasıl olduğu ve dava konusu taşınmazın neden tapulama harici bırakıldığının da açıklanmadığı açıklanarak, yeniden yapılacak keşif ile usulüne uygun orman araştırması yapılması, açıklanan yöntemle yapılacak araştırma sonucu, taşınmazların orman sayılan yerlerden olmadığı belirlendiği takdirde, bu kez, zilyetlik yolu ile kazanma koşulları araştırılarak bundan sonra toplanan delillerin tümü birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi ..." gereğine değinilerek, bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; "... hükme esas alınan bilirkişi raporları ve tanık beyanları uyarınca, harita mühendisi bilirkişi İsa Gökcül tarafından tanzim edilen rapor ve ekindeki krokide (Al) ve (B1) harfleri ile gösterilen taşınmaz bölümlerinde 1988 yılı itibariyle tarımsal amaçla imar ihyanın başladığı ve dava tarihi itibariyle tamamlandığı, ancak (A2), (B2) ve (C) harfleri ile gösterilen taşınmaz bölümlerinde 1988 yılı itibariyle imar ihyanın başlamadığı ve dava tarihi itibariyle tamamlanmadığı ..." gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine; bilirkişi kurulunun 03.03.2023 tarihli rapor eki krokide (A1) ile gösterilen 37.597,89-m² ile (B1) ile gösterilen 29.862,99 m² yüzölçümlü, toplam 67.460,88 m² olan taşınmazların ölü davacı ... mirasçıları adına miras payları oranında tapuya kayıt ve tesciline, aynı raporda (A2), (B2) ve (C) ile gösterilen alanlara ilişkin davanın ve fazlaya ilişkin bu taleplerin ise reddine karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine vekili ve davalı ... İdaresi vekili tarafından tarafından temyiz edilmiştir. Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, tapusuz olan taşınmazın tescili istemine ilişkindir. Dava konusu taşınmazın bulunduğu yerde dava tarihinden önce 24.03.2005 tarihinde ilân edilerek kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır. Genel arazi kadastrosu ise, 1956 yılında yapılmış ve sonuçları 15.08.1956 tarihinde kesinleşmiştir. İlk Derece Mahkemesince, hükme esas alınan bilirkişi raporuna ekli krokide (A1) ve (B1) rumuzları ile gösterilen kısımlar yönünden, davacı lehine kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla iktisap koşullarının gerçekleştiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de, bu karar usul ve yasaya uygun bulunmamaktadır. Şöyle ki; bilindiği üzere, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) "İhya Edilen Taşınmaz Mallar" başlıklı 17 nci maddesinin 2 nci fırkasında, "İl, ilçe ve kasabaların imar planının kapsadığı alanlarda kalan taşınmaz mallarda bu hüküm uygulanmaz" hükmüne yer verilmiş olup buna göre, imar planına alınan bir taşınmazın imar - ihya ve kazanmayı sağlayan zilyetlik hukuksal sebeplerine dayalı olarak ... edinilebilmesi için tüm koşulların, imar planının onay tarihine kadar oluşmuş olması gerekir. 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 8/B maddesinin "İmar Planları, Nazım İmar Planı ve Uygulama İmar Planından meydana gelir" yönündeki düzenlemesi karşısında, 3402 sayılı Kanun'un 17/2. maddesinde bahsedilen imar planının, nazım ve uygulama imar planı olduğu anlaşılmaktadır. Dosya kapsamından, dava konusu edilen yerlerin, Ankara Büyükşehir Belediye Meclisinin 16.02.2007 tarihli ve 525 sayılı kararı ile onaylanan 1/25000 ölçekli "2023 Başkent Ankara Nazım İmar Planı" kapsamında kaldığı anlaşılmakta olup, buna göre, dava konusu taşınmazlar yönünden, imar - ihya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayalı kazanım koşullarının oluşup oluşmadığının bu tarih esas alınmak suretiyle belirlenmesi gerekmektedir. Ne var ki; İlk Derece Mahkemesince, bu yönde yapılan araştırmanın hüküm kurmak için yeterli olduğunu söyleyebilme imkanı bulunmamaktadır. Zira; davacı vekili 05.07.2011 tarihli dava dilekçesinde, tescil istemine konu yerlerin 1956 yılında tescil harici bırakılan yerler olduğunu, müvekkili olan davacının 1981 yılı başlarında imar - ihyayı tamamladığını belirtmiş olup, bozma öncesinde mahallinde yapılan keşifte dinlenen mahalli bilirkişi beyanlarında, davacının dava konusu taşınmazdan 1980' lerde taşları temizlediği ve taşınmaza ağaç dikerek kullandığı belirtilmiş ise de, bu beyanlardan imar - ihyanın ne zaman tamamlandığı anlaşılamamaktadır. Yine, jeodezi bilirkişi raporunda, 1975 ve 1978 yılı hava fotoğraflarında taşınmazda tarımsal faaliyet yapıldığı, açıklanmış ise de rapordaki bu açıklama, davacı vekilinin dava dilekçesindeki, taşınmazın imar- ihyasının 1981 yılında tamamladığı yönündeki beyanı ve mahalli bilirkişilerin, davacının taşınmazdaki taşları 1980' lerde temizlediği ve üzerine ağaç diktiği yönündeki ifadeleriyle ve ayrıca bilirkişi raporlarındaki taşınmaz üzerinde bulunan ağaçların yaşlarına ilişkin tespitleriyle de çelişki arz etmektedir. Ayrıca hükme esas alınan bilirkişi raporlarında taşınmaz bölümlerinin imar - ihyasının hangi tarihte tamamlandığı hususunda kesin bir belirleme yapılmamış ve varsayımsal değerlendirmelerle, taşınmazın içinde bulunduğu imar planının onaylandığı tarih değil, dava tarihi esas alınarak kanaat belirtilmesi cihetine gidilmiştir. Tüm bunların yanı sıra her iki bozma ilamında açıkça belirtilmesine rağmen, taşınmazın toprak örnekleri alınarak, bilimsel analizleri yaptırılarak taşınmazın kaç yıllık tarım arazisi olduğu açıklığa kavuşturulmadan karar verilmiş olması, yine bozma ilamlarında değinilmemesine rağmen taşınmazın orta kısmından dere geçmesine rağmen taşınmazın dere yatağından kazanılıp kazanılmadığı, dere yatağının etkisi altında olup olmadığı hususlarında jeolog bilirkişisine inceleme yaptırılmamış olması da doğru görülmemiştir. Bu haliyle, hakkında davanın kabulü yönünde hüküm tesis edilen ve temyize konu olan taşınmaz bölümlerinin imar-ihyalarının hangi tarihte tamamlandığının ve buna bağlı olarak, taşınmaz bölümlerinin içerisinde bulundukları imar planının onaylandığı tarih olan 16.07.2007 tarihi itibariyle, taşınmaz bölümleri üzerinde imar - ihya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla iktisap koşullarının tereddütsüz olarak belirlendiğinden söz edilemez. Bu şekilde eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak karar verilmesi usul ve yasaya uygun bulunmamaktadır. Hal böyle olunca; doğru sonuca ulaşılabilmesi için İlk Derece Mahkemesince, 3402 sayılı Kanun'un 17/2. maddesi ile 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 8/B maddesi hükümleri uyarınca, temyize konu taşınmaz bölümleri yönünden, imar - ihya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla ... edinme koşullarının oluşup oluşmadığının, taşınmaz bölümlerinin içeresinde bulundukları imar planının onaylandığı tarih olan 16.07.2007 tarihi esas alınmak suretiyle belirlenmesi gerektiği gözetilerek, bu tarihten (imar planının onaylandığı tarihten) 20 - 25 yıl öncesine ilişkin farklı dönemlere ait hava fotoğraflarının en az üç tanesi ile bozma öncesi alınan jeodezi bilirkişi raporunda 1970, 1975 ve 1978 yıllarına ait hava fotoğraflarının dosya arasına getirtilmesinden sonra, mahalli bilirkişi ve taraf tanıkları ile daha önce dosyaya rapor sunan bilirkişilerin dışında, 3 ziraat mühendisi, 3 jeodezi fotogrametri mühendisi, bir jeoloji mühendisi ve 1 fen bilirkişisinin katılımıyla mahallinde yeniden keşif yapılmak suretiyle bilirkişi heyetinden, temyize konu taşınmaz bölümlerinin imar - ihyalarının hangi tarihte tamamlandığının tereddütsüz olarak belirlenmesi yönünde, önceki bilirkişi raporlarındaki yukarıda açıklanan çelişkilerin giderildiği ve taşınmaz bölümlerinin hava fotoğraflarında gösterimlerinin yapıldığı, taşınmazın toprak örnekleri alınarak, bilimsel analizleri yaptırılarak kaç yıldır tarımda kullanıldığı ayrıca dava konusu taşınmazın sulu ya da kuru tarım arazisi olup olmadığı, taşınmazların önceki ve şimdiki nitelikleri, dere yatağı niteliğinde olup olmadıkları, evveliyatlarının çay veya dere yatağı niteliğinde olup olmadığı, dere yatağından kazanılıp kazanılmadığı, halen aktif dere yatağında kalıp kalmadığı, aktif dere yatağında kalmıyor ise derenin etkisi altında kalan yerlerden olup olmadığı (hava fotoğrafları ve memleket haritalarından da yararlanılmak sureti ile) hususlarında denetlemeye elverişli, somut verilere ve bilimsel esaslara dayanan, ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı ve bundan sonra taşınmaz bölümlerinin imar - ihyalarının tamamlandığı tarihten imar planının onaylandığı tarihe kadar imar - ihya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla ... edinme koşullarının davacı taraf lehine gerçekleşip gerçeklemediği değerlendirilmek suretiyle oluşacak sonuca bir karar verilmelidir. İlk Derece Mahkemesince, bu hususlar gözden kaçırılarak, eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya uygun bulunmadığından hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir. SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle; Davalı ... İdaresi vekilinin ve davalı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanunun Geçici 3 üncü maddesi yollaması ile 1086 sayılı Kanunun 428 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 18.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! fe64e1575215afab 11f8afc5b96ad69d

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi – Haziran 2025 kararlarının tamamı