Yargıtay Kararları › Yargıtay 8. Hukuk Dairesi › Haziran 2025 › 2023/4790 E., 2025/4422 K.

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2023/4790 E., 2025/4422 K. (03.06.2025) – Tazminat

Mahkeme
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/4790
Karar No
2025/4422
Karar Tarihi
03.06.2025
Konu
Tazminat, Tapu

8. Hukuk Dairesi 2023/4790 E. , 2025/4422 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/941 E., 2023/1194 K. KARAR : İstinaf başvurusunun esastan reddine İLK DERECE MAHKEMESİ : Karaman 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/442 E., 2023/78 K. Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, asıl ve birleşen davaların reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının, davacı ... vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R Karaman ili ... ilçesi ... köyü çalışma alanında, 3402 sayılı Kadastro Kanunu' nun Geçici 8 inci madde kapsamında yapılan kadastro çalışması sonucunda, 147 ada 381 parsel sayılı 6.818,25 m² yüzölçümündeki taşınmaz, 147 ada 373 parsel sayılı 5.837,71 m² yüzölçümündeki taşınmaz ve 147 ada 388 parsel sayılı 5.456,27 m² yüzölçümündeki taşınmaz, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle senetsizden, davalı ... ... adına tespit edilmiştir. Asıl davada davacı ... vekili 12.11.2019 havale tarihli dava dilekçesinde; Karaman ili ... ilçesi ... köyü sınırları içinde bulunan bazı taşınmazların 1965 yılında tescil harici bırakıldığını, dava konusu taşınmazın da bu taşınmazlardan olduğunu, 3402 sayılı Kanun'un geçici 8 inci maddesine göre yapılan kadastro çalışmaları sonucunda söz konusu taşınmazın "20 yılı aşkın zamandan beri nizasız fasılasız ve malik sıfatıyla zilyedi olduğu" gerekçesiyle davalı ... oğlu ... adına 6.818,25 m² yüzölçümü üzerinden 28.04.2016 tarihinde 147 ada 381 parsel numarası ile tescil edildiğini, tescil işleminin 30.06.2016 tarihinde kesinleştiğini, söz konusu taşınmazın bulunduğu alanda 12.09.2015 tarihinde yapılan tespitte dava dışı ... oğlu ... adına 13.09.2010-12.09.2015 dönemi için dava konusu taşınmazı da kapsayacak şekilde 7.413,00 m²'lik yer için ecrimisil tahakkuk ettirildiğini, 17.03.2016 tarihli ecrimisil ihbarnamesinin 30.03.2016 tarihinde tebliğ edildiğini ve tebliğ edilen ihbarnamedeki bedelin itiraz edilmeksizin %35 indirimli ödendiğini, dava dışı ...’ın adına tahakkuk eden ecrimisil bedelini ödeyerek Hazinenin taşınmaza malik olduğunu kabullendiğini, ecrimisil tahakkuk ettirilmekle zilyetlik şartlarının ortadan kalktığını, kaldı ki davalı adına tahakkuk eden ecrimisil dahi bulunmadığından zilyetliğinden de söz edilmeyeceğini beyan ederek Karaman ili ... ilçesi ... köyü 147 ada 381 parsel sayılı taşınmazın davalı adına olan tapusunun iptali ile Hazine adına tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Asıl davada davalı ... cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmaz için müvekkili yönünden 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 713, Kadastro Kanunu'nun 14 üncü ve 17 nci maddeleri uyarınca mülkiyet kazanma şartlarının oluştuğunu, idarenin geçmişe yönelik ecrimisil bedeli tahakkuk ettirmesinin bu durumu değiştirmeyeceğini, Yargıtay uygulamalarının da bu yönde olduğunu, yine aynı bölgede müvekkili adına tescili yapılan başka taşınmazlarla ilgili olarak Hazine tarafından açılan davaların bulunduğunu belirterek, davaların hepsinin dayanağının ve taraflarının aynı olması nedeniyle ilk açılan dosya ile birleştirilmelerini ve yargılama neticesinde davaların reddine karar verilmesini talep etmiştir. Birleşen 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2019/262 Esas sayılı dava dosyasında davacı ... vekili 14.11.2019 havale tarihli dava dilekçesinde; Karaman ili ... ilçesi ... köyü sınırları içerisinde bulunan taşınmaz malların kadastro çalışmaları sonucunda zilyeti ... oğlu ... adına 5.456,27 m² üzerinden 147 ada 388 parsel numarasında tescil edildiğini ve 30.06.2016 tarihinde tescil işleminin kesinleştiği, konu ile ilgili olarak Milli Emlak Müdürlüğü kayıtları üzerinde yapılan incelemede söz konusu taşınmazın bulunduğu alanda 12.09.2015 tarihinde yapılan tespitte ... oğlu ... adına 13.09.2010-12.09.20115 dönemi için davalı adına tescil edilen alanı da kapsayacak şekilde 5.581,00 m² yer için ecrimisil tahakkuk ettirildiğini, ecrimisil ihbarının tebliğ edildiği ve tebliğ edilen ihbarname sonucunda taşınmazı kullanmadığına ilişkin adı geçen tarafından itiraz edildiğini, bu itiraz üzerine ... oğlu ... adına aynı dönem ve miktar için 13.04.2016 tarihli ecrimisil ihbarnamesinin tebliğ edildiği ve tebliğ edilen ihbarnamedeki bedelin itiraz edilmeksizin %35 indirimli ödendiğini, davalının bu taşınmaz ile ilgilisinin bulunmadığını, ilk olarak ecrimisil bedelinin dava dışı ... ... adına düzenlendiğini, itirazının değerlendirilmesi üzerine bu kez yine dava dışı ... adına tahakkuk ettirilen ecrimisil bedelini ödediğini ve Hazinenin taşınmaza malik olduğunu kabullendiğini, herhangi bir itirazda bulunmadığını, davalının dava konusu taşınmazda hiçbir şekilde zilyetliğinin bulunmaması nedeniyle nizasız ve fasılasız zilyetlik şartı oluşmadığını belirterek dava konusu taşınmazın davalı adına olan tapusunun iptal ile Hazine adına kayıt ve tesciline karar verilmesini talep etmiştir. Birleşen 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2019/262 Esas sayılı dava dosyasında davalı ... vekili cevap dilekçesinde; taşınmazla ilgili olarak davacı idarenin 2015 yılında geçmişe yönelik olarak yapmış olduğu işgal tazminatı tahakkukunun ve tahsilin taşınmazın 4721 sayılı Kanun'un ve Kadastro Kanunu'nun ilgili maddeleri gereğince taşınmaz mal kazanımına ilişkin koşulları lehine gerçekleşen kişinin bu hakkının ortadan kalkamayacağını, idarenin ecrimisil tahakkuku işleminin keyfi bir işlem olduğunu, dava konusu taşınmazın başlangıcı tam olarak bilinemeyecek kadar eski tarihlerden bu yana davalı ... murisi evvelleri tarafından kullandığını, 20 yıllık kazandırıcı zilyetlik süresinin çok önceden dolduğunu, davacı İdarenin davasında hukuki temel olarak gösterdiği kanun maddelerinin iş bu davada uygulanmasına imkan bulunmadığını, öte yandan davalının dava konusu taşınmaz ile birlikte tescil edilen diğer taşınmazlara ilişkin yine Hazine tarafından Karaman 1. Asliye Hukuk Mahkemesine 2019/467 Esas ve 2019/477 Esas sayılı dosyaları üzerinden de ayrı ayrı davalar açıldığını, dosyaların tarafları ve dayanağı aynı olduğunu, bu nedenle işbu davaların birleştirilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Birleşen 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2019/477 Esas sayılı dava dosyasında davacı ... vekili 12.11.2019 havale tarihli dava dilekçesinde; Karaman ili ... ilçesi ... köyü sınırları içinde bulunan bazı taşınmazların 1965 yılında tescil harici bırakıldığını, dava konusu taşınmazın da bu taşınmazlardan olduğunu, 3402 sayılı Kanun'un geçici 8 inci maddesine göre yapılan kadastro çalışmaları sonucunda söz konusu taşınmazın "20 yılı aşkın zamandan beri nizasız fasılasız ve malik sıfatıyla zilyedi olduğu" gerekçesiyle davalı ... oğlu ... adına 5.837,71 m² yüzölçüm üzerinden 28.04.2016 tarihinde 147 ada, 373 parsel numarası ile tescil edildiğini, tescil işleminin 30.06.2016 tarihinde kesinleştiğini, davalının dava konusu taşınmaz ile hiçbir ilgisinin bulunmadığını, taşınmazın bölgede orman kadastrosu yapılmamasından dolayı tescil harici bırakıldığını, 3402 sayılı Kanun'un 16 ve 18 inci maddelerine göre taşınmaz üzerinde özel mülkiyet kurulamayacağını, Hazine tarafından 13.09.2010-12.09.2015 dönemi için söz konusu taşınmazı da kapsayacak şekildi ecrimisil bedeli tahakkuk ettirildiğini, ecrimisil bedelinin itiraz edilmeksizin ödendiğini, bu haliyle hazinenin mülkiyet hakkının davalı tarafından da kabul edilmiş olduğunu, kanunun aradığı zilyetlik şartının gerçekleşmediğini beyan ederek, dava konusu Karaman ili ... ilçesi ... köyü 147 ada, 373 parsel sayılı taşınmazın davalı adına olan tapusunun iptali ile Hazine adına tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Birleşen 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2019/477 Esas sayılı dava dosyasında davalı ... vekili cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmaz için müvekkili yönünden 4721 sayılı Kanun'un 713, Kadastro Kanunu'nun 14 üncü ve 17 nci maddeleri uyarınca mülkiyet kazanma şartlarının oluştuğunu, İdarenin geçmişe yönelik ecrimisil bedeli tahakkuk ettirmesinin bu durumu değiştirmeyeceğini, Yargıtay uygulamalarının da bu yönde olduğunu, yine aynı bölgede müvekkili adına tescili yapılan başka taşınmazlarla ilgili olarak Hazine tarafından açılan davaların bulunduğunu, davaların hepsinin dayanağının ve taraflarının aynı olması nedeniyle ilk açılan dosya ile birleştirilmelerini ve yargılama neticesinde davaların reddine karar verilmesini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesince verilen asıl ve birleşen davaların reddine dair önceki hükme karşı davacı ... vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 06.06.2022 tarihli ve 2022/916 Esas, 2022/1129 Karar sayılı ilamıyla, davacı vekilinin istinaf isteminin kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın davanın yeniden görülmesi için Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince, Bölge Adliye Mahkemesinin iade kararı sonrası yapılan yargılama sonunda; "... dava konusu taşınmazın orman olduğu gerekçesiyle tespit harici bırakıldığı, sonrasında yapılan orman kadastrosu sonucunda orman sınırları dışına çıkarıldığı, 3402 sayılı Kanun'a 5831 sayılı Kanun'un geçici 9 uncu maddesi ile eklenen 8 inci maddesi uyarınca bölgede yapılan kadastroda 'taşınmazın, tapu ve vergi kayıt defterinde kaydına rastlanılmadığı, zilyedi adına kazandırıcı zamanaşımı koşullarının oluştuğu' gerekçesiyle davalı adına tespitinin yapıldığı, tutanakların 30.05.2016 tarihinde askı ilanının yapıldığı ve 30.06.2016 tarihinde kesinleştiği, orman ve ziraatçı bilirkişileri raporlarına göre tescile konu taşınmazın orman sayılan yer veya orman içi açıklık olmadığı, yine zilyetlikle tescile konu olabilecek arazilerden olduğu, mahalli bilirkişi beyanlarına göre davalının eklemeli zilyetlik süresinin 60 yılı bulduğu, harita ve jeodezi mühendisi bilirkişi tarafından hazırlanan rapora göre 1953, 1959, 1969, 1987 tarihli hava fotoğraflarında, 1963 ve 1989 memleket haritalarında ve 2021 yılı Google Earth görüntülerine göre taşınmazın tarla vasfında olduğu, taşınmazın 20 yılı aşkın süredir davalı tarafından fiilen kullanıldığı, bu halde 4721 sayılı Kanun'un 713 üncü maddesinde belirtilen kazandırıcı zamanaşımı nedeniyle iktisap koşullarının davalı lehine oluştuğu, Hazine tarafından ecrimisil ihbarnamesi düzenlenmesinin ve bu bedelin ödenmesinin Hazinenin üstün hak iddiasının tanındığı anlamına gelmeyeceği gibi zamanaşımını da kesmeyeceği gerekçesiyle, asıl ve birleşen davaların reddine karar verilmiş, hükme karşı davacı ... vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen ilamı ile asıl ve birleşen davaların reddine karar verilmesinde hukuka aykırı yön görülmediği ..." gerekçesiyle davacı ... vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353/(1)-b.1 inci maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiş ve iş bu karar, davacı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir. Davacı ... vekili temyiz başvuru dilekçesinde özetle; İlk Derece Mahkemesince dosyada mevcut delillerin takdirinde hataya düşüldüğünü, yetersiz ve hüküm kurmaya elverişsiz bilirkişi raporları ile taraflı, yanlı mahalli bilirkişi ve tanık anlatımlarına dayalı hüküm kurulduğunu, dava konusu taşınmazların zilyetlikle, kazandırıcı zamanaşımı ile kazanılamayacak, devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğunu, davalı tarafın taşınmazları kullanması karşılığında müvekkili İdarece kendisine tahakkuk ettirilen ecrimisil bedeline itiraz etmeyip ödeyerek Hazinenin üstün hakkı bulunduğunu kabul ettiğini, orman mühendisi bilirkişi tarafından uzun yıllardır tarımsal amaçlı kullanıldığı şeklinde değerlendirmelerde bulunulduğunu, ziraat bilirkişi heyeti tarafından ibraz olunan raporda dava konusu taşınmazların ne kadar zamandan bu yana tarım arazisi olarak kullanıldığı konusunda kesin bir belirleme yapılamadığının ifade edildiğini, raporlar arasında çelişki bulunduğunu, taşınmazların kullanım durumu, taşınmazlara zilyet olma durumunun ne zaman başlanıldığı, imar-ihya var ise en erken ne zaman başlandığı, ne zaman tamamlandığı hususlarının tereddüte yer bırakmayacak şekilde belirlenemediğini, davalının söz konusu taşınmazlara 20 yıldan fazla süredir nizasız ve fasılasız malik sıfatıyla zilyet olduğu hususunun ispatlanamadığını, hükme esas alınan tanık/mahalli bilirkişi beyanlarının objektif olmadığını, davalı tarafla aralarında menfaat birlikteliği bulunan mahalli bilirkişi beyanlarına itibar edilmesinin de hukuka aykırı olduğunu belirterek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılması suretiyle İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı ... vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesi uyarınca ONANMASINA, Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 03.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi – Haziran 2025 kararlarının tamamı