8. Hukuk Dairesi 2023/4182 E. , 2025/3249 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/192 E., 2023/164 K. Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen tapu iptali ve tescil davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R Yörede 1963 yılında yapılan kadastro sırasında ... köyünde bulunan 183 parsel sayılı 43.600,00 m² yüzölçümündeki taşınmaz, Nisan 326 tarihli ve 3 sıra numaralı tapu kaydına dayanılarak tarla niteliğinde, dava dışı ... oğlu ölü .. mirasçıları adına tespit edilmiş, daha sonra icra yoluyla satış sonucu davalıya intikal etmiştir. Davacı ... İdaresi, taşınmazın kesinleşen orman kadastro sınırları içinde kaldığını ileri sürerek orman niteliğiyle Hazine adına tapuya tescili istemiyle dava açmıştır. Mahkemece, işin esasına girilmeksizin 10 yıllık hak düşürücü süreden sonra davanın açılmış olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, Orman İdaresi tarafından temyiz edilmesi üzerine hüküm, Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 15.05.2012 tarihli ve 2012/1383 Esas, 2012/7380 Karar sayılı kararıyla bozulmuştur. Hükmüne uyulan bozma kararında özetle; “mahkemece 3402 sayılı Kanun'un 12/3. maddesi gereğince davanın reddine karar verilmişse de 5841 sayılı Kanun'un 2. maddesi ile 3402 sayılı Kanun'un 12. maddesinin 3. fıkrasına eklenen hüküm ile 5841 sayılı Kanun'un 3. maddesi ile 3402 sayılı Kanun'a eklenen geçici 10. maddesinin Anayasa Mahkemesince iptal edilmiş olması nedeniyle işin esasına girilerek hüküm kurulması gereklidir." hükmüne yer verilmiştir. Mahkemece, bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonucunda; yerel bilirkişi anlatımlarına göre taşınmazın orman olmadığı, davalının taşınmazı izale-î şüyu davası sonucunda satın aldığı anlaşıldığından, orman bilirkişilerinin bu yerin orman olduğu yolundaki raporlarına itibar edilmemesi gerektiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm Orman İdaresi tarafından temyiz edilmekle aynı Dairenin 02.10.2014 tarihli ve 2014/4427 Esas, 2014/8208 Karar sayılı ilamı ile bozulmuştur. Yargıtay bozma ilamında özetle; “dosyada raporu bulunan uzman orman bilirkişi kurulu tarafından taşınmazın kesinleşen Ballık Devlet Ormanı sınırları içinde kaldığı bildirilmiş ise de; dosyanın incelenmesinde, dosyada yer alan orijinal orman kadastro haritası ile bilirkişiler tarafından kullanılan haritanın renklendirmesinin farklı olduğu, bilirkişilerce çizilen krokinin de geometrik şekil açısından pafta ile uyuşmadığının gözlemlendiği belirtilerek; Mahkemece, taşınmazın bulunduğu yörede yapılan orman tahdit tutanak ve haritaları getirtilip yeniden keşif yapılarak taşınmazın orman tahdidi içinde kalıp kalmadığının belirlenmesi” gereğine değinilmiştir. Mahkemece, bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne, Denizli ili ... ilçesi ... köyü ... mevki 183 parsel sayılı taşınmazın fen bilirkişisinin 21.12.2015 tarihli raporuna ekli krokide sürülü alan-1 21.522,05 metrekare, kızılçam dikili alan 9.961,60 metrekare ve sürülü alan-2 12.106,12 metrekare olmak üzere toplam 43.589,77 metrekare yüzölçümündeki taşınmazın tapu kaydının iptali ile bu bölümlerin orman vasfıyla Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş; hüküm, taraf vekillerince temyiz edilmekle bu sefer Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 20.11.2020 tarihli ve 2020/8616 Esas, 2020/5520 Karar sayılı ilamı ile bozulmuştur. Bozma ilamında özetle; "bozma ilamının gereklerinin yerine getirilmediği, dava konusu taşınmazın ... köyünde bulunmasına rağmen hükme esas alınan orman bilirkişi raporunda, dava konusu taşınmazın ... köyünde yapılan orman tahdit çalışmalarına göre orman tahdidi içinde kaldığının belirtildiği, ... ve ... köylerinde yapılan tüm çalışma evrakları ve tahdit haritalarının eksiksiz olarak getirilmediği, ... Köyünde yapılan orman kadastrosu çalışmalarının çekişmeli taşınmazın bulunduğu ... Köyünde ilân edilip edilmediği ve ... köyü ile ... köylerinin birleşik köy olup olmadığı, birbirlerinden ayrılıp ayrılmadığı, ayrılmış ise hangi tarihte ayrıldığına ilişkin bilgi ve belgeler getirilmediği için hükme esas raporun içeriğinin denetlenemediği bu sebeple mahkemece öncelikle, çekişmeli taşınmazın bulunduğu, ... ile komşu ... köyünde yapıldığı anlaşılan orman tahdidi aplikasyon ve 2/B madde uygulamasına ilişkin işe başlama, çalışma, işi bitirme ve sonuçlarının askı ilân tutanakları ile taşınmazın bulunduğu yeri orman tahdit sınır noktalarıyla birlikte gösterir onaylı orman tahdit harita örnekleri ve yörede yapılan ilk orman tahdidinde kullanılan hava fotoğraflarının orijinal renkli onaylı örneklerinin getirtilerek dosya içerisine konulması, ... köyünde yapılan orman kadastro çalışmalarının ... köyünde ilân edilip edilmediği hususunun açık ve net olarak belirlenmesi, her iki köyde birlikte yapılmış ise ... köyünde 6831 sayılı Kanunun 10. maddesine uygun olarak ayrıca ilan edilip edilmediği ilgili Orman İşletme Müdürlüklerinden sorulması ve ilân tutanaklarının getirtilmesi, her iki köyün birleşik köy olup olmadığı, birbirlerinden ayrılıp ayrılmadığı, ayrılmış ise hangi tarihte ayrıldığının sorulması gelen bu belgelere göre dava konusu taşınmazın bulunduğu ... köyünde usulünce yapılmış bir orman tahdidi var ise dava kesinleşen orman tahdidine göre çözülmesi ancak ... köyünde yapılan çalışma ... köyünde ilan edilmedi ya da ... Köyü'nde bir çalışma yapılmadı ve bu iki köy hep ayrı köyler ise çekişmeli taşınmaz için kesinleşmiş tahditten bahsedilemeyeceği için en eski tarihli memleket haritası, hava fotoğrafları getirtilip keşif yapılması,bundan başka mahkemece hükme esas alınan fen bilirkişi raporunda davacının kullandığı alan gösterilmiş ve hüküm kurulurken bu rapora atıf yapılmışsa da; kadastro müdürlüğünce gönderilen 14.02.2017 tarihli teknik raporda taşınmazın zemindeki kullanım durumu ile paftadaki durumu arasında farklılık bulunduğu bildirildiğine ve dava, 183 parsele yönelik açılmış olduğuna göre davacının kullandığı alan değil taşınmazın paftadaki durumu dikkate alınarak hüküm kurulmamış olmasının da doğru olmadığı" gereğine değinilmiştir. Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucu davanın kabulüne, Denizli ili, ... ilçesi, ... Mahallesi, 183 parselde kayıtlı taşınmazın davalı adına olan tapu kaydının iptali ile iptal edilen bu kısmın Hazine adına orman vasfı ile tapu kütüğüne kayıt ve tesciline karar verilmiş, hüküm, davalı vekili, tarafından temyiz edilmiştir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmişse de; delillerin değerlendirilmesinde hataya düşülmüştür. Şöyle ki; Orman İdaresi dava açarken dava konusu taşınmazın kesinleşen orman sınırı içinde olduğu iddiası ile dava açmış olup, çekişmeli taşınmazın bulunduğu ... köyünde 6831 sayılı Kanun uyarınca yapılıp kesinleşmiş orman kadastrosu bulunduğundan, uyuşmazlığın eski tarihli memleket haritası ve hava fotoğraflarına göre değil kesinleşen orman kadastro haritasındaki konumu belirlenerek çözülmesi gerekecektir. Hükme esas alınan raporlara göre, dava konusu taşınmazın ... köyünde yapılan orman sınırları içinde kaldığı belirlenmiş ise de; dosya içerisine gönderilen belgelerden ... köyünde yapılan orman kadastro çalışmasına başlanacağına dair ilanın hem ... hem de ... köyünde ilan edildiği ancak çalışma sonuçlarının ve askı ilanının ... köyünde yapıldığına dair belgenin dosyaya gelmediği, bu durumda ... köyünde yapılan orman kadastro çalışmasının dava konusu taşınmaz açısından hüküm ifade etmeyeceği sonucundan hareketle; taşınmazın bulunduğu ... köyünde 28.03.1996 tarihinde 30 nolu komisyon tarafından yapılarak kesinleşen orman kadastrosu esas alınarak, taşınmazın orman sınırları içinde kalıp kalmadığı belirlenmelidir. Ne var ki dosya içerisinde ... köyünde yapıldığı anlaşılan orman kadastrosuna ait harita ve çalışma tutanakları getirtilmemiş bilirkişilerce dava konusu taşınmazın ... köyündeki orman kadastro haritasındaki konumu bildirilmemiştir. O halde doğru sonuca varılabilmesi için; Mahkemece çekişmeli taşınmazın bulunduğu ... köyünde 28.03.1996 tarihinde ilan edilip kesinleştiği ifade edilen orman tahdidine ilişkin işe başlama, çalışma, işi bitirme ve sonuçlarının askı ilan tutanakları ile taşınmazın bulunduğu yeri orman tahdit sınır noktalarıyla birlikte gösterir onaylı orman tahdit harita örneği dosyaya getirtilip; önceki bilirkişiler dışında halen Tarım ve Orman Bakanlığı ile bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman orman mühendisleri arasından seçilecek üç orman mühendisi bilirkişi ve bir fen elemanı aracılığıyla yeniden keşif yapılmalıdır. Keşifte orman sınır noktaları tutanak ve haritalarda yazılı mevki, yer, kişi isimleri ile açı ve mesafelere göre, orman kadastrosu tutanak ve haritalarının düzenlenmesinde kullanılan hava fotoğrafları ve memleket haritalarından yararlanılarak, değişik açı ve uzaklıklardaki en az 6-7 adet orman sınır noktası bulunup röperlenmeli, orman kadastrosu ile ilgili sınır noktaları aynı ölçeğe çevrilerek, çekişmeli taşınmazın orman kadastro haritasına göre konumu genel kadastro paftası üzerinde ve aynı ya da yakın orman sınır hatlarında dava konusu edilen parseller varsa, bunların tümü birleşik harita üzerinde gösterilmeli; tutanaklardaki anlatımlar değerlendirilmeli; tutanaklarla tahdit haritası arasında çelişki bulunup bulunmadığı belirlenmeli; çelişki bulunmakta ise çekişmeli parsel yönünden tahdit tutanakları ile haritalar arasındaki çelişki tahdit tutanaklarına değer verilmek suretiyle giderilecek şekilde müşterek imzalı, tereddüte mahal bırakmayacak, açıklamalı, krokili rapor alınmalı, çekişmeli taşınmazın ... köyünde yapılıp kesinleştiği anlaşılan orman kadastro sınırları dışında kaldığı ve ... köyünde yapılan orman kadastro çalışmalarının sonuçlarının ... köyünde ilan edilmediği hususunda da bir değişiklik olmadığı takdirde davanın reddine karar verilmelidir. Açıklanan hususlar gözetilmeksizin, eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak yazılı biçimde hüküm kurulması usul ve kanuna aykırıdır. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, İstek halinde peşin harcın iadesine, 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 22.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! e61f7e67d76aa0fd 2dfd4ea914802a69
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2023/4182 E., 2025/3249 K. (22.04.2025) – Tapu
- Mahkeme
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/4182
- Karar No
- 2025/3249
- Karar Tarihi
- 22.04.2025
- Konu
- Tapu, Miras
Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.
SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.
Emsal karar araAynı daireden yakın tarihli kararlar
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2022/7569 E., 2025/3245 K. 22.04.2025
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2022/3402 E., 2025/3247 K. 22.04.2025
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2023/4264 E., 2025/3248 K. 22.04.2025
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/5216 E., 2025/3250 K. 22.04.2025
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/3436 E., 2025/3252 K. 22.04.2025
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/5146 E., 2025/3254 K. 22.04.2025